2022-12-08 - 15:51
TBMM Genel Kurulunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2023 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Kapadokya Alan Başkanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu bütçeleri de ele alınacak.
Genel Kurulda, Kültür ve Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarının 2023 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlanmadan önce söz isteyen CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, bir vakıf yöneticisinin yine bir vakıf görevlisiyle kızını 6 yaşında evlendirdiği haberlerinin kamuoyuna yansıdığını, konunun toplumda büyük rahatsızlığa neden olduğunu söyledi.
Büyük bir infialle karşı karşıya olunduğunu belirten Özel, söz konusu vakıfla ilgili Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un Genel Kurula bir izahatta bulunmasını talep ettiklerini söyledi. Özel, "Hepimizi rahatsız eden bir durum var. Büyük bir toplumsal infialle karşı karşıyayız. Kamuoyu bir çocuğun yıllar süren bir cinsel istismarından yine o çocuğun belli bir yaşa gelip boşanma davası açmasıyla haberdar oldu. Bu konuda Türkiye'ye sarsılıyor." dedi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, olaya ilişkin hiçbir yetkilinin Genel Kurul'a bir açıklamada bulunmadığını söyledi.
Türkiye'nin gündeminde bu konudan daha önemli başka hiçbir şeyin olmadığını belirten Beştaş, "Dehşet verici bir olay. 'İnsanım' diyen herkesin bunun karşısında mutlaka insanlıktan yana tutum alması gerekiyor. Bu cemaatlerle ilgili ne yapılıyor? Şu ana kadar bir işlem yapıldı mı? Açığa çıkan bir çocuk istismarı var ve bu yıllarca devam etmiş. Bu konuda iktidar sözcülerinin bilgilendirmelerini talep ediyoruz." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, konuyu memleket meselesi olarak gördüğünü, herkes gibi kendilerinin de bu konudan büyük rahatsızlık duyduklarını söyledi.
Türkiye'nin önemsediği bütün davaları, özellikle kadın milletvekilleri olarak yakından takip ettiklerini ifade eden Zengin, "Aile Bakanımız bakanlık olarak zaten davaya müdahil olduklarını açıkladılar. Bu uzun soluklu meseleyi takip edeceğiz. Bu sadece fikir beyan edilecek, sadece ne kadar üzüldüğümüzü söyleyeceğimiz bir konu değil. Gerekirse bu konuyla alakalı hep birlikte bir araştırma komisyonu kuralım. TBMM daha geniş anlamda hangi sorumlulukları alabilir beraber değerlendirelim." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, "Hangi sınıfa, zümreye, hangi cemaate yönelik olursa olsun, kim olursa olsun en ağır ceza verilsin. Vicdanları yaralayan, topluma kan ağlatan çok acı şeyler bunlar. Bunları duyduğumuz zaman tüylerimiz ürperiyor. Büyük bir üzüntü yaşıyoruz. Dolayısıyla hukuken gereğinin eksiksiz bir şekilde yapılması öncelikli dileğimizdir." diye konuştu.
Bülbül, bu tür meselelerin bir daha yaşanmaması veya önüne geçilmesiyle ilgili alınacak ne tür tedbir varsa MHP olarak bu süreçlerin içerisinde olacaklarını, özellikle çocuklara karşı bu suçu işleyen kim varsa bunların tamamını şiddetle lanetlediğini sözlerine ekledi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, bu konuda herkesin müşterek bir hassasiyet göstermesi kanaatini taşıdığını söyledi. İnsanlıkla bağdaşmayan bir davranışın meşrulaştırılmasına yönelik birtakım söylem ve eylemlerin dile getirilmiş olmasının hüznü artırdığını belirten Dervişoğlu, "Geride bıraktığımız asırlar içerisinde benzer tartışmalar yaşanmış, faturasını maalesef bütün inananlar ödemiştir. TBMM bu noktada yapması icap eden ne varsa ona katkı sağlamaya hazır olduğumuzu ifade ediyorum." ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş da konunun ciddi olduğunu, belli bir noktaya uluşmadan bakanlardan emrivaki şekilde izahat beklemenin doğru olmayacağını söyledi. İlgililerin mutlaka bir açıklamasının olacağına inandığını vurgulayan Erdoğmuş, Genel Kurul çalışmaların devam ettiği süreçte bu açıklamaların yapılabileceğini dile getirdi.
Erdoğmuş, açıklamaları sonrası konuya ilişkin tartışmanın devam etmesi üzerine birleşime ara verdi.
Aranın ardından grup başkanvekilleri, yerlerinden yeniden söz aldı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, "Biz İYİ Parti Grubu olarak bu sürecin doğru yürütülebilmesi, suçluların ifşası ve cezalandırılması noktasında, doğru adımlar atılması için kararlığımızı devam ettireceğiz. TBMM'de her türlü katkıyı vereceğimizi de taahhüt ediyoruz." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül ise bu meselelerde hassasiyetle hareket edilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Bülbül, "Bu lanet olası iş konuşulurken, bizim inanç ve değerlerimizle alakalı bir değerlendirme yapıldığı zaman biz mecburen bir karşı tavır içine girince sanki biz bunları koyuyor gibi bir görüntü çıkıyor. Bu asla kabul edilebilecek bir durum değil. Meseleye odaklanıp, lanet olası işin ne olduğunu ortaya koyalım, tedbirlerini alalım ama kimsenin inanç ve değerlerine karşı saldırı durumuna götürecek, provokatif bir zemine çekilmemesi de son derece önemli. Ne yapılması gerekiyorsa hep beraber alamaya biz de hazırız."
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise karşı karşıya kalınan durumun münferit bir mesele olmadığını öne sürdü. Beştaş, "Bundan önce de çok sayıda vakıfta, cemaatte bu tip çocuklara yönelik istismar vakaları gündeme geldi. Karalılıkla üzerine gidilmediği için bugünlere kadar geldik." diye konuştu. İstismara yönelik çok sayıda soru önergelerinin bulunduğunu belirten Beştaş, soru önergelerine yanıt verilmediğini savundu.
Meclis'te bir an önce ortak araştırma komisyonun kurulması gerektiğini vurgulayan Beştaş, meselenin bütün boyutlarıyla araştırılmasını, önlem konusunda irade ve kararlıkla birlikle adım atılması gerektiğini söyledi. Beştaş, "Bu anlayışı amasız fakatsız mahkum etmemiz lazım. Çocukların yerine faillerin korunmasına hayır diyoruz." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise ilgili söz konusu vakfın 2014 yılında soruşturulup bırakıldığı yönünde çok fazla bilgi olduğunu söyledi. Özel, "Devletin iki yönden harekete geçmesi lazım. Bir ceza davası, şüphesi, o konuda savcılar üzerinde düşeni yapacaklar, bunu dikkatli takip edeceğiz." dedi.
İdari yönden vakıf hakkında da inceleme yapılması gerektiğini vurgulayan Özel, "Bir irade çıkıyor bütün gruplarda, bir araştırma komisyonu kurulmasını önemli görüyorlar. Kendi önergemizi verdik. Ama şunu bilelim ki Ensar Vakfında yaşananlardan sonra 3 Kasım 2016'da başta cinsel istismar olmak üzere, çocuklara yönelik her türlü istismarın araştırılmasına yönelik bir komisyon kuruldu. Rapor 20 Şubat 2018'de parlamento gündemine geldi ama görünüyor ki yürütme parlamentonun kendisine verdiği ödevi yerine getirmiyor." diye konuştu.
Özel, bu tip olayların siyasetin konusu değilse hiçbir konunun siyasetin konusu olamayacağını anlatarak siyasetin böyle olayların bir daha yaşanmaması için yapıldığını vurguladı.
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise konun siyasetin malzemesi olamayacak kadar yaralayıcı önemli bir konu olduğunu, konunun siyaset üstü bir mesele olduğunu vurguladı. Zengin, "Bu konunun çözüme ilişkin Meclis'e düşen ne varsa ben kendi grup başkanımızla ve parti Genel Başkanımızla, Cumhurbaşkanı'mızla da konuşarak araştırma komisyonunu derhal kuralım. Bu konuyla alakalı bize düşen ne varsa fazlasıyla yapalım. Bu davayı Adalet Bakanlığımız üzerinden zaten takip edeceğiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız müdahil oldu.
Bu mesele AK Parti'ye, hükümetlerimize bizlere saldırı yapılabilecek bir mevzu değil. Bu konu bizim şiddetle reddettiğimiz, sonuna kadar hukuken yapılması gereken neyse yapacağımız bir konudur. Bu konu inançlı insanlara saldırı yapılacak bir konu asla değil. Buradan yola çıkarak dindar insanlara saldırmayı da kötü niyetli görüyorum. İddia şu oluyor: 'Biz sizden daha fazla çocukları koruyoruz.' diyorsunuz. Bunu reddediyoruz. Bu çocukların hepsi bize emanet. Asıl amacın çocukların hukukunu korumak olması lazım. Çocuklar üzerinden siyaset yapmak da tam da böyle oluyor."
Konuyla ilgili söz alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ise TBMM'de tüm partilerin konu üzerinde gösterdiği hassasiyetten dolayın mutlu olduğunu söyledi. Bilgin, bu tür alçakça, insanlık dışı davranışlara TBMM'de, ortak paydada cevap verilmesinin önemli olduğuna işaret etti. Vedat Bilgin, "İnsanlığımızın ortak değerleri konusunda hiçbirimiz taviz veremeyiz, bunlara rıza gösteremeyiz. Şu veya bu gerekçe ile masum zaten gösteremeyiz, gösterenlerin de karşısında olmak mecburiyetindeyiz. Suç teşkil eden hususların yargı tarafından sonuna kadar götürüleceğine inanıyorum. Bu konuda susarsak insanlığımız yara alır diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konunun çok hassas ve korkunç olduğunu belirtti. Bakan olmanın yanı sıra küçük çocukları olan bir baba olduğunu vurgulayan Ersoy, olayı şiddetle kınadığını belirtti. Ersoy, şunları kaydetti:
"Olayın sorumlularının tamamının, örnek teşkil edecek şekilde en ağır cezaları almaları ortak arzumuz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde çocuğun nitelikli cinsel istismarı iddiasıyla açılan davaya müdahil oldu. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz bir baş müfettiş görevlendirdi, görevine de başladı. Konuyla ilgili olmak üzere Vakıfla ilgili detaylı bir inceleme yapılıyor. Büyük bir hassasiyetle konuyu takip ediyoruz."
TBMM Genel Kurulunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerinde HDP milletvekilleri söz aldı.
HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, iktidarın, sadece kültürel alanları değil, sanatçıları da susturduğunu savunarak "Aynur Doğan'ın, Metin, Kemal'in konserlerini yasakladınız; bugün dünya çapında akademisyenlerin, müzik sanatçılarının kampanya yaptığı Nudem Durak'ı hala cezaevinde tutuyorsunuz." ifadelerini kullandı.
HDP Van Milletvekili Tayip Temel, RTÜK'ün, muhalif yayın organlarını susturma aracı haline getirildiğini, özgür basının iktidar tarafından susturulduğunu, KHK'larla 178 basın yayın kurumunun kapatıldığını iddia etti.
HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Aleviler'e yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının iktidar tarafından uygulanmadığını savunarak, şöyle devam etti:
"Alevilikte şeyhülislamlık yoktur; atamayla bir dede, baba, ana olunamaz. Ocak sistemi var, her ocağın anası, dedesi, babası, piri vardır, onlar taliplerine hizmet yaptırır ve onlar da hizmet yaptırırken rızalık almak zorundadır. Hiç kimse gelip de o posta oturamaz. Cumhurbaşkanlığına bağlı 11 kişilik bir kurul oluşturuluyor. Bunlar hangi Alevi'den rızalık almışlar? Siz Aleviliğe kayyum atıyorsunuz. Aleviler kayyumu kabul etmez. Sünni vatandaşlarımıza hizmet eden Diyanet İşleri Başkanlığına yaklaşık 36 milyar bütçe ayırmışsınız. Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi 16 milyar lira. Bu nasıl kardeşlik? Aleviler ülkenin dörtte biri ama böyle bir talepleri yok. Demokratik bir devlet inançlara para ayırmaz. Her inanç kendini finanse eder, devlet bu konuda yardımcı olur."
HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, şarkıcı İbrahim Tatlıses söylerken eşlik ettiği "Megri Megri" isimli türkünün sözlerinin, bir PKK'lı için yazılan ağıttan alındığını savunarak, sözleri Kürtçe okudu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu'nun, kendisini anlamadığını söylemesine Öcalan, "İnternete girip anlayabilirsiniz." karşılığını verdi.
Bu sözlere Dervişoğlu ile MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül tepki gösterdi.
Öcalan, "İki kelime Kürtçeye tahammülünüz yok. Alışacaksınız. İkinci yüzyılda Kürtçe, bu ülkenin resmi dili olacaktır, ana dilde eğitim dili olacaktır." sözlerini sarf etti.
Dervişoğlu, HDP'li Öcalan'ın konuşmasının, maksadını aştığını, Türkiye'de kimsenin Kürtler ve Kürtçe ile sorunu olmadığını belirtti.
TBMM'nin resmi dilinin Türkçe olduğunu, Genel Kuruldaki konuşmaları internet yardımı almadan anlamak istediğini ifade eden Dervişoğlu, "Hiç kimse bunu suiistimal etmeye, buradan beslenmeye, bunun üzerinden ırkçılık yapmaya kalkışmasın." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Bülbül, birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş'un HDP milletvekili olduğuna işaret ederek, "Sizin de bu tavrınızı kınıyorum Başkan. Daha önceki toplantıda, bir iki cümle farklı dillerde bir şey söylenmesine kimse kalkıp da bir şey söylemedi. Bunu Kürtçe düşmanlığı olarak yorumlamak alçaklıktır. Ama anlamadığımız şekilde hitabın, başka bir dille yapılmasına, Gazi Meclis'in Başkanvekili olarak asla ve asla müsaade etmemeniz lazımdı. Bu sürecin, özellikle HDP'li Başkanvekili olarak sizin yönetiminiz esnasında getirilmesi ayrıca bir istismar meselesidir. Bunu kabul etmiyoruz, şiddetle reddediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Bülbül, Öcalan'ın "Alışacaksınız." sözlerine karşılık, "Zorla yapmak isteyen için hodri meydan. Kim, neyi, ne şekilde yapmak istiyorsa biz buradayız. Zorla yapmaya çalışanların sarı torbaların içerisinde nereye gömüldüğü belli değil. Aynı son herkesi bekler." ifadelerini kullandı.
MHP ve HDP milletvekilleri arasındaki tartışmanın devam etmesi üzerine TBMM Başkanvekili Erdoğmuş birleşime ara verdi. Ara sırasında da tartışma bir süre devam etti.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, "Bir partinin Grup Başkanvekilinin bize dönerek sarı torba tehdidinde bulunmasını kabul etmiyoruz. Bizi sarı torbayla tehdit edecekler, henüz doğmadı." diye tepki gösterdi.
MHP'li Bülbül ise "Türkiye'ye gayrihukuki yollardan tehdit ve zorlamayla bir şey yaptırmaya kalktığınız zaman, bunun yolu ancak hukuk dışı faaliyetlerden geçer. Hukuk dışı faaliyetlerin sonunun da ne olduğunu ve teröre vardırıldığı zaman sonunun ne olduğunu herkes bilmektedir. Benim ifade ettiğim, altını çizdiğim husus budur." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Öcalan'ın, Kürtler ve Kürtçeye düşmanlık yapıldığı iddiasına, "Sayın hatibin yaptığı düşmanlık kimedir, bu ülkeye değil midir? Bu konuşmalar, bu ülkeye bir düşmanlık değil midir?" karşılığını verdi.
AK Parti'nin, Kürtlerden en fazla oy alan parti olduğunu anımsatan Zengin, "Bu ülkede biz hep beraber birlikte yaşıyoruz, kimsenin kimseyle meselesi yok ama siz siyasetinizi sadece bu ayrımcılık üzerine yapıyorsunuz." ifadesini kullandı.
Zengin, Genel Kurula verilen arada çok çirkin sözlerin sarf edildiğini belirterek, bu sözlerin de kayıt altına alınmasını istedi.
Kürtçenin ana dil olarak savunulabileceğini belirten Zengin, "Ama kürsüden bize parmak sallayarak, 'İlla olacak' dediğiniz zaman kusura bakmayın, burada da herkesin kendi hakkını, hukukunu savunma imkanı var. Kürsüye gelerek kimseye, bizlere hakaret etmeye hiçbir hatibin hakkı yoktur." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş, demokratik bir ortamda eleştiri ve kınamaların olacağını, bundan rahatsızlık duymadığını söyledi.
HDP Siirt Milletvekili Sıdık Taş ise bütçenin, "Ne yazık ki bu bütçe yoksulun, köylünün, işçinin, esnafın, emekçinin bütçesi değil. Bu bütçede gençler, kadınlar, sağlık emekçileri, engelliler, işsizler, halkın kendisi yok." görüşünü savundu.
TBMM Genel Kurulunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerinde CHP milletvekilleri söz aldı.
CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, ekonomik krizin her geçen gün derinleştiğini, yoksul halk için ortaya çıkan kara tablonun hesabını er ya da geç soracaklarını söyledi.
Bu yıl sadece 2 trilyon 186 milyar lira vergi ödeneceğini, bu kadar verginin toplandığı bir ülkede insanların hala ekmek kuyruklarında olduğunu savunan Girgin, "Asıl sorun, verginin toplanmasında değil, gelirin dağılımındadır." dedi.
Türkiye'de 4 kişilik bir ailenin her üyesi asgari ücretle çalışsa dahi yoksulluk sınırına ulaşamadığını iddia eden Girgin, mevcut asgari ücretin açlık sınırının 2 bin 200 lira altında kaldığını öne sürdü.
Yapılan zamların artık durması gerektiğinin altını çizen Girgin, "Zamlar durmadıkça askeri ücret 10 bin lira olsa ne yazar? Türkiye, çalışan yoksullar ülkesi olmaya devam edecektir. Geçen yıl 2 bin 800 lira asgari ücretle alınan ihtiyaçlar bugün 5 bin 500 lira ile alınabiliyor mu? Yapılması gereken tüm sendikaların katılımıyla insan onuruna yaraşır bir şekilde asgari ücret belirlemek. Emekçilerin dilim dilim soyulmasının önüne geçmek için adaletsiz vergi dilimini acilen güncellemek zorundasınız." diye konuştu.
CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, turizm sektörünü bir siyaset malzemesi olarak değil, stratejik bir sektör olarak gördüklerini söyledi.
Budak, hükümetin, turizm rakamlarıyla övündüğünü ancak Akdeniz çanağındaki destinasyonlar ile karşılaştırıldığında başarılı bir yıl geçirilmediğinin karşılarına çıktığını ileri sürdü.
Konaklama vergisinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından alındığının belirtildiğini ancak bu vergi kaleminin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçe gelirlerinde yer aldığını belirten Budak, "Toplanan bu vergiler dünyanın her yerinde yerel yönetimlere verilir. Siz bu geliri yerel yönetimlere vermiş olsaydınız altyapı kalkınırdı." diye konuştu.
CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, kürsüye "Hacivat-Karagöz" kuklalarıyla çıktı.
Türkiye'de yaşandığını düşündüğü olumsuzlukları orta oyunu ile tasvir eden Kayışoğlu, "Bir ülkede kültür, sanat yasak olursa o ülke gelişemez. Peki geçen sene bu ülkede kültür adına, sanat adına en çok kullandığımız kelime neydi bilen var mı? Evet, en çok kullandığımız kelime 'yasak'tı. Gerekçesi ise milli ve manevi değerlerimiz. Evet, maalesef bu ülkede bir avuç karanlık zihniyetin milli ve manevi değeri bu ülkenin kültürünü, sanatını, çocuğu, kadını esir almış durumda. Bizim milli, manevi değerimiz; kadınların eşit görülmesi, çocukların istismara karşı korunmasıdır." ifadelerini kullandı.
CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu, "bir vakıf yöneticisinin 6 yaşındaki kızını evlendirdiği" iddialarına değinerek, bu tür olumsuzluklarının göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Purçu, şunları söyledi:
"6 yaşında bir kız çocuğu bu ülkede nasıl evlendirilir? Buna göz yumanların Allah belasını versin. Bunun sebebi tamamen hükümettir. Hükümet, oy için bunları destekliyor. Verdiğimiz vergileri onlara veriyorlar. Garibanlar, yoksullar açlıktan, işsizlikten kırılıyor ama bu hükümet bunları besleyerek çocuklarımıza, gençlerimize zarar veriyor. 6 yaşındaki çocukla evlenilebilir diye fetva veren ve bu fetvayı verenleri destekleyen iktidara oy vermek, evlatlarımızı karanlık bir geleceğe mahkum etmek demektir. Çocuklarımız için gelin Türkiye'yi birlikte aydınlığa çıkalım."
CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Cumhuriyet'in 100. yılına yaklaşıldığını, yaşanan sosyoekonomik ve kültürel yozlaşmayı anlamak için tarihe bakılması gerektiğini söyledi.
Osmanlı maliyesinin iflasıyla kurumların yozlaştığını ileri süren Süllü, Mustafa Kemal Atatürk'ün, ülkeyi düşman postallarından kurtararak Cumhuriyet'i kurduğunu dile getirdi.
Atatürk'ün, ekonomik atılımlar ve devrimlerin peşi sıra kurduğu kurumlarla milleti ve devleti ayağa kaldırdığını vurgulayan Süllü, şöyle devam etti:
"Mustafa Kemal Atatürk, tarihini bilmeyen uluslar yok olmaya mahkumdur vurgusuyla Türk Tarih Kurumunu, halkın dilini egemen kılmak için ise Türk Dil Kurumunu kurdu. Ancak tarihten ders almayı bilmeyenler, Cumhuriyet'in kazanımlarını har vurup harman savurdular. Ne yazık ki atanan yöneticiler kurum amaçlarını gerçekleştirmekten uzaktır. Atatürk'ün mirasına sahip çıkmak da yine CHP'ye düşecek. Egemenliğin kayıtsız şartsız yine milletin olduğu millet iktidarında ülkemize ve kurumlarına verdiğiniz hasarı biz gidereceğiz, saygınlığını da yeniden kazandıracağız. Millet sizi ayrıştırıcı söylemlerinizle tarihin tozlu sayfalarına gömecek."
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, dün, kamuoyuna "Beştepe'de Anayasa toplantısı" başlığı altında bir haber yansıdığını, AK Parti'nin hazırladığı Anayasa Değişikliği Teklifi toplantısına TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un katılmasını yadırgadıklarını söyledi.
TBMM Başkanlığının tarafsızlık makamı olduğunu belirten Özel, "Meclis Başkanı gibi bir tarafsızlık makamı nasıl oluyor da gidip bir partinin anayasa çalışmasına katılıyor? Meclis Başkanı bu tutumuyla tarafsızlığını tamamen ortadan kaldırmıştır. Gerçekten, artık nasıl güveneceğiz, nasıl onun yönettiği bir Meclis'te görev yapabileceğiz? Hepimiz açısından son derece sıkıntılı." diye konuştu.
Bunun üzerine söz isteyen AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Anayasanın 94. maddesinin son fıkrasında, sadece Meclis Başkanının değil başkan vekillerinin de aynı sorumluluklara haiz olduğunun görüldüğünü anımsattı.
İlgili maddenin bir tarafsızlık tanımı yapmadığını vurgulayan Zengin, şunları kaydetti:
"Eğer yanlış hatırlamıyorsam hafta sonu CHP'nin yaptığı programda Haydar Akar Bey'i de gördüm. O zaman biz de 'Nasıl güveneceğiz, nasıl itimat edeceğiz tarafsızlığına' mı diyeceğiz. Eğer bu iddia varsa bir defa önce kendileri bunu yapmayacaklar. Kaldı ki Meclis Başkanımız, 'Cumhurbaşkanına selam vermeyecek, yanından hiç geçmeyecek' böyle bir kural mı var." diye sordu.
AK Parti milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerinde söz aldı.
AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, kültür emperyalizminin, İbn-i Haldun'un ifadesiyle "Mağlupların galiplerini taklidini kolaylaştıran bir iklimin inşası için gerekli iklimin, uygun şartların oluşturulması" olarak okunabileceğini söyledi. Bu iklimin inşası halinde kişi veya toplumların kendi dağlarını çöp gibi gördüklerini belirten Atalay, "Böylece kendileri başkalarının muradına göre yaşamak zorunda kalırlar, başkalarının muradına göre yaşamak ise ikbalin ifadesiyle derin bir uyku değil, aksine ebedi bir ölüm olur." dedi. Atalay, İslam dünyasının, 19. yüzyılın sonlarından itibaren böyle bir gerçeklik labirentinde, kimlik krizi yaşıyor görüntüsü verdiğini kaydetti.
Atalay, "Karayip korsanlığına kadar giden engin tarihsel tecrübesiyle emperyalizm, direnişimizi kırmak için kimliğimizi, benliğimizi ve kişiliğimizi zayıflatan, bizi bize yabancılaştıran ciddi mekanizmalara sahip. Ordularla giremedikleri veya girip de uzun süre kalamadıkları yerlerde o mekanizmalar, maksadı tahsil etmede yeterince iş görmektedir." diye konuştu.
AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabek, RTÜK'ün, kanunla kendisine verilen görevleri bağımsız olarak yerine getirdiğini vurguladı.
RTÜK'ün kırmızı çizgilerinin belli olduğuna işaret eden Atabek, "Milli güvenlikten taviz vermeyen, terör propagandasına asla müsaade etmeyen RTÜK, çocuklara, kadınlara ve dezavantajlı gruplara pozitif ayrımcılık yapmaktadır." dedi.
Atabek, RTÜK'ün dijital medyaya ilişkin düzenleme ve denetleme faaliyetlerini hızla sürdürdüğünü anlatarak, RTÜK'ün 2023 ve 2053 hedefleri doğrultusunda hareket ederek lisanslama çalışmalarını hızla tamamladığını ve emsallerine fark attığını kaydetti.
Daha önce yasa ve yönetmelik dışı olan dijital yayıncılık alanının artık kayıt dışı olmadığına dikkati çeken Atabek, şöyle devam etti:
"Lisanslama öncesinde tek kuruş vergi vermeyen, Türkiye'de abone sayıları 5 milyonu geçen dev uluslararası kuruluşlar artık idari ve mali sorumluluk altında. Daha önce hukuki karşılığı da bulunmayan bu platformlar, şimdi, tıpkı geleneksel medya gibi yargı denetimine açık. RTÜK her zaman olduğu gibi bugün de izleyici ve dinleyicilerin ifade ve haber alma özgürlüğünün teminatı olmaya devam etmekte."
AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal ise 20 yıl öncesine kadar Türkiye'de turizm denilince akla sadece sahil turizminin geldiğini, bugün gelinen noktada ise güncel turizm trendlerini takip eden Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmalarıyla, turizmin sahil turizminin ötesine geçtiğini söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığının, bütün şehirlerde turizm planlaması, kültürel faaliyetleri canlandırma ve turistlere seçenekler sunmayı görev edindiğini belirten Çokal, kültür yolu festivallerini örnek gösterdi. Çokal, "Bu festivallerle, vatandaşlarımız kültür ve sanata kolay bir şekilde erişimini sağlarken sanatçılarımıza destek olunmakta, festivallerin yapıldığı şehirlerin destinasyon tanıtımı yapılmakta ve başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada bilinirliği artırılmakta." ifadelerini kullandı.
AK Parti Isparta Milletvekili Mehmet Uğur Gökgöz de bütün dünyanın. Türkiye'siz bir dünya siyasetinin olamayacağını artık kabul ettiğini vurguladı.
Türkiye'nin sadece kendi coğrafyasının değil, mazlumların da umudu olduğuna dikkati çeken Gökgöz, "TİKA, 'dünyanın her yerine uzanıp nerede dertli varsa oraya gidip az veya çok yardımda bulunacağız' düsturuyla hareket eden Türkiye'nin dost elidir." dedi.
Gökgöz, TİKA'nın, faaliyet coğrafyasını genişlettiğini, 2002'de 12 olan program koordinasyon ofis sayısının 62'ye yükseldiğini kaydetti.
AK Parti Giresun Milletvekili Sabri Öztürk ise Türkiye'nin, son 20 yılda Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB ) gibi birçok kurum eliyle yaptığı çalışmaların, tüm dünyanın dikkatini çektiğini belirtti.
Öztürk, son 20 yılda sadece Afrika'da büyükelçilik sayısının 44'e çıktığının altını çizerek, "Afrika'da, Asya ülkelerinde 35 bini aşkın su kuyusu açılmış, hastane kurulmuş, tarihi eserler restore edilmiştir. Kısaca, eğitimden sağlığa, tarımdan altyapıya, Afrika'dan Latin Amerika'ya kadar birçok insani projeye imza atan Türkiye, bu çalışmalarıyla geçmişte bu kıtaları sömürenlerin aksine bütün dünyanın itibarını kazandı, bütün dünyaya umut oldu." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Mardin Milletvekili Şeyhmus Dinçel ise konuşmasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Türk Tarih Kurumu arasında imzalanan iş birliği sözleşmesi kapsamında, 2022'de 141 arkeolojik kazı çalışmasının gerçekleştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü bildirdi.
Dinçel, bu çalışmaların içerisinde memleketi Dara Antik Kenti ve Boncuklu Tarla kazılarının da bulunduğunu, Boncuklu Tarla'nın milattan önce 13 bin ile 8 bin arasına tarihlendiğini anlatarak, "Burası da Göbeklitepe gibi monolit bir yapı. İnşallah zamanla bunun da lansmanını yapacağız, şu an Göbeklitepe'deki hocalarla birlikte bilimsel çalışmalar devam etmekte." dedi.
AK Parti Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ise Kapadokya Alan Başkanlığının kurulduktan sonra 430 kaçak yapının yıkıldığını, sahada daha çok denetimin yapıldığını ve peribacalarının korunması gibi birçok önemli işe imza atıldığını vurguladı.
Kapadokya Alan Başkanlığının, bölgenin altyapı yatırımlarıyla birlikte kamusal ihtiyaca çözüm getirmek amacıyla bugüne kadar 2 bin 770 dosyayı gündemden düşürüp karara bağladığı bilgisini veren Açıkgöz, şöyle devam etti:
"Kurulduğu günden itibaren kaçak yapılaşmayla ilgili mücadelesi devam Kapadokya Alan Başkanlığı tarafından izinsiz ve aykırı yapıların çoğu yıkıldı. Tabii, Kapadokya Alan Başkanlığının diğer bir görevi de sportif faaliyetler. ATV, UTV ve cipler. Paydaşlarla ve kurumlarla beraber yeni parkurlar düzenlendi. At biniciliği, deve biniciliği gibi sportif faaliyetler de yeniden düzenlenerek hem sahada bir disiplin sağlandı hem de denetimlere ağırlık verilmiş oldu, dolayısıyla hem denetim hem de bir düzenleme getirilmiş oldu."
AK Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok da konuşmasında hayata geçen 3600 ek gösterge düzenlemesiyle kamu görevlilerine yönelik devrim niteliğinde bir çalışmaya imza atıldığına değindi. Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili düzenlemeye büyük önem verdiklerini vurgulayan Ok, "Çalışmalarda sona yaklaşılmış ve en kısa sürede Gazi Meclis'imizde değerli milletvekillerimizin aracılığıyla yüce Türk milletine takdim edilmeyi beklemekte." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerinde İYİ Parti milletvekilleri söz aldı.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ağıralioğlu bu bütçenin "iktidarın yapamadık. 2002'de vadetmiştik, unuttuk bütçesi" olduğunu savunarak, yüzde 150 enflasyonu olan bir ülkenin devletinin zeval bulmak üzere olduğunu söyledi. İktidarın, muhalefeti yenmek için iktidara gelmediğini, hedeflerini unuttuğunu öne süren Ağıralioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sizin vazifeniz muhalefeti yenmek değildi, unuttunuz. Sizin yenmek zorunda olduğunuz fakirlikti, yolsuzluktu, yoksulluktu, adaletsizlikti, eğitimde muhtevasızlıktı, fakirlerle başladığınız bu yolculuğun sonunda fakirliğin kalmadığı bir ülke kurmaktı. 20 yıllık iktidarın nihayetinde yine milletin karşısına çıkıp tutturamadığınız hedeflerin mesuliyetini taşımak yerine 'Sandıktan galip çıkacağız.' hevesleriyle muhalefeti ilzam etmeye çalışıyorsunuz. Bir seçim yenmişsiniz, enflasyonu, faizi, eğitim muhtevasızlığını yenememişsiniz. Dar gelirliyi, çocuklarımızı, eğitimi, üretimi kurtaramamışsınız. Hazineyi dolduramamışsınız, adaleti kurtaramamışsınız, devleti abat edememişsiniz ama diyorsunuz ki 'Muhalefeti yeniyoruz.' Muhalefetin vazifesi sizi yenmektir. Muhalefet sizi yenince sandıkta muhalefet sadece iktidarı yenmiş olmayacak, muhalefet millete vadettiklerinizden tutturamadıklarınız adına sizi değil, sizin vaatleriniz adına milletin talihsizliğini yenecek."
Ağıralioğlu, AK Partili milletvekillerinin laf atması üzerine de "Bunlara 'Hamdolsun.' diyemezsiniz, diyemediğinizi biliyorum. Bu, hamdedilecek bir şey değil. Bu istiğfar edilecek bir şeydir. Buna 'Allah bizi affetsin.' denir." ifadelerini kullandı.
İktidarın millete verdiği sözleri hatırlattıklarını söyleyen Ağıralioğlu, "Siz yapamadınız, biz yaparız. Söz verdiniz, bir yere kadar getirdiniz, kalanı biz yaparız. İyi yaptığınız, milletin sevdiği ve memnun olduğu, 'başardınız.' diye iftihar ettiği her şeyi yapmaya devam ederiz. Pahalı olanları ucuz yaparız, yanlış yaptıklarınızın hepsini düzeltiriz. Bu, bizim için bir bayrak yarışıdır; siz buraya kadar getirdiniz, alırız, devletin nasıl yönetileceğini size gösteririz." sözlerini sarf etti.
İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, istibdat rejimlerinin kendilerini ayakta tutacağı sanısıyla yaptıkları her baskının, kendi mukadder sonlarını hazırladığını söyledi.
Bu rejimlerin, haber ve bilgi araçları üzerinde mutlak iletişim hakimiyeti kurarak ömürlerini uzatabileceklerini zannettiklerini belirten Çıray, "Sayın Cumhurbaşkanı liderliğinde 20 yıldır süregelen AKP iktidarları bilgi, haber akışını tamamen kontrol altına almak, yönlendirmek, böylece sahte bir gerçeklik üretmek ve inşa etmek peşinde oldular. Kurucu değerlerinden nefret ettikleri, neredeyse darülharp gibi gördükleri bir devletin yüz yıllık maddi birikimini adeta küffara bir ganimet gibi gördüler." ifadelerini kullandı.
İYİ Partili Çıray, para ve ekran karartma cezalarının, iktidarın "ülkede demokrasi var." görüntüsü vermek için varlıklarına kerhen tahammül ettiği çok az sayıdaki muhalefet televizyon kanalının başında Demokles'in kılıcı gibi sallandırdığını ileri sürerek, "Düşünce ve ifade özgürlüğünü yerle bir eden çok sayıda yaptırım kararı almıştır. Bu çerçevede, geçtiğimiz yıl yaşanan 98 sansür vakasının 46'sı RTÜK'e aittir. Bu 46 vakanın 32'sinde yayımcılara yaptırımlar uygulanmıştır. Bunların ezici çoğunluğu 'muhalif' diye adlandırılan yayın kuruluşlarıdır. RTÜK'ün, medyanın ancak yüzde 5'ini oluşturan muhalif yayın kanallarına uyguladığı ceza serisi bu yılda aynı hızla devam etmiştir." sözlerini sarf etti.
İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, AK Parti'nin 20 yıllık iktidarında çalışma hayatında yaşanan bütün problemlerin müsebbibi olduğunu; seçim yaklaşırken kendi yarattığı bu problemleri çözerek milletin gözüne girme hesabı yaptığını savundu. Koncuk, bu problemlerin hesabını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin'den değil AK Parti'den soracaklarını söyledi.
Kamuda sözleşmeli çalışanlara yönelik düzenlemeyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığını anımsatan Koncuk, "Bu yapacağınız düzenleme 20 yıldır yarattığınız tahribatı ortadan kaldıramayacak ve o, kışı geçiren kurtlar hesabını 2023'te mutlaka soracak." diye konuştu.
Yıllarca sendikacılık yaptığını anlatan Koncuk, EYT sorununa ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Yıl şartı; 25 yıl, 20 yıl ve prim gün sayısı esas alınacak. Bunun dışında getireceğiniz hiçbir çözüm EYT'lileri mutlu etmeyecektir ve bugüne kadar verdiğiniz sözlere de uygun olmayacaktır. Eğer bir eksiğiyle dahi gündeme gelirse AK Parti'nin bu uygulamasını, İYİ Parti adına, yıllardır umutsuz bıraktığınız EYT'liler adına yerden yere vuracağız. Keşke Sayın Cumhurbaşkanı 'İktidarı kaybetmeme sebep olsa da bu EYT problemini çözmeyeceğim.' demese de bir adım atsaydı, belki bugün bu kadar zorluk yaşamazdınız."
Koncuk, İYİ Parti olarak İntibak Yasa Teklifi verdiklerini belirterek, "Aynı işi yapan, aynı eğitim seviyesine sahip hatta belki de çok daha fazla prim gün sayısı olan personel intibak yasası çıkmadığı için 2000 yılından önce emekli olmuş insanlardan çok daha az maaş alıyor. Yirmi yıldır bunu seyrediyorsunuz, dedim. Emekli, dul ve yetimlerini de dahil ettiğimizde 7 milyon insanı ilgilendiren bir kanun teklifini siz reddettiniz. 7 milyon insanın yüzüne nasıl bakacaksınız?" sözlerini sarf etti.
3600 ek gösterge düzenlemesinin kamuda hiyerarşiyi bozduğunu öne süren Koncuk, söz konusu hakkın birinci dereceye düşen üniversite mezunu tüm memurlara tanınması gerektiğini söyledi.
İYİ Partili Koncuk, gelecek ay memur ve çalışanların zamlı maaşlarını alacaklarını hatırlatarak, "Devlet memurlarına, işçilere yüzde 15'lik zammın üzerine yüzde 30'luk refah payı vermek zorundasınız. Yüzde 50 civarında bir zam dahi emin olun, şu iki yılda memurların, işçilerin, diğer çalışanların kayıplarını karşılamayacaktır." dedi.
İsmail Koncuk, partisinin asgari ücretin 9 bin 600 lira olmasını istediğini de söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2023 yılı bütçeleri üzerinde MHP milletvekilleri söz aldı.
MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, turizmin, kalkınma hedefinde olan pek çok ülkenin gelişmek için kullandığı önemli sektörlerden birisi olduğunu söyledi.
Uluslararası turizme yönelik yapılan istatistiklere göre, turizmin her yıl ortalama yüzde 4 oranında büyüdüğünü, bu nedenle turizm pastasından pay almak isteyen pek çok ülkenin kendi milli değerlerini ve ülke zenginliklerini bu sektörün hizmetine sunduğunu aktaran Erbaş, "Türkiye olarak da biz bu yarışta varız. Pandemi süresince Kültür ve Turizm Bakanlığımızın uyguladığı güvenli turizm sertifikası sistemi sayesinde ülkemiz dünyanın sayılı sağlık turizmi ülkeleri arasında yerini almıştır. Gerek altyapımızla gerekse kültürel ve tarihi değerlerimizle bugün dünyadaki pek çok ülkeyle rekabet edebilecek düzeye ulaşmış bulunmaktayız." dedi.
Erbaş, Dünya Turizm Örgütü'nün verilerine göre 2019 yılında uluslararası seyahat sayısının 1 milyar 466 milyon, turizm harcamalarının ise 1,48 trilyon dolar seviyesinde olduğunu anımsatarak, 2022 yılı verilerine göre ilk 9 ayda dünyada uluslararası seyahat sayısının 700 milyona ulaştığını ve bunun, toparlanma sürecine girildiğinin göstergesi olduğunu söyledi.
Bu yıl turizmdeki büyüme hızında İtalya, İspanya ve Yunanistan'ın geride bırakıldığının altını çizen Erbaş, şunları kaydetti:
"Turizm ajansının sektör paydaşlarıyla oluşturduğu platformun ortaya koyduğu çalışmaların meyvesini topluyoruz. Dünya standartlarına erişebilmek, hızla değişen dünyaya ayak uydurabilmek adına turizmin her alanını çeşitlendirmeye başladık. Tarihimizi, kültürümüzü, doğal güzelliklerimizi, yayla ve kış turizmi, termal ve sağlık turizmi, fuar ve kongre turizmi ve yerel lezzetlerimizi sunacak olan araçlarımızla birlikte dünyaca ünlü Michelin restoranlarımız, gastronomi turizmimizi canlandıracaktır. Hızla büyüyen sektörümüzün en önemli problemi, yetenekli ve kalifiye eleman bulunmamasıdır. Yabancı dil bilen, hizmet sektörüne hakim ara eleman yetiştirmek için mutlaka çaba göstermeliyiz."
MHP Ankara Milletvekili Erkan Haberal, Türk tarihine ışık tutan Türk Tarih Müzesi'nin özverili çalışmalar sonucunda Etimesgut'ta açıldığını söyledi.
6 bin metrekare kapalı alana sahip müzenin 54 bin metrekare de park alanına sahip olduğunu ifade eden Haberal, Türk Tarih Müzesi'nin, Türk tarihinde önemli yer tutan birçok isme ev sahipliği yaptığını aktararak, tüm yurttaşların bu müzeyi ziyaret etmesini arzu ettiklerini dile getirdi.
MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut, milli mücadeleyi taçlandıran ve bağımsızlığın sembolü olan Cumhuriyet'in, 100. yılına doğru ilerlendiğini, en önemli hedefin geride kalan 100 yılı bir birikim olarak kabul edip 2023 yılında lider ülke Türkiye vizyonuyla Türkiye 100 yılını inşa etmek olacağını söyledi.
Yunus Nadi'nin, "Türk milletinin mazisi ve geleceğe dair hayalleri tarihi bir bütünlük içerisinde ele alınmalı ve yorumlanmalıdır." sözünü anımsatan Bulut, "Binlerce yıllık Türk tarihinin her bir sayfası, geleceğimizi aydınlatacak tecrübelerle, nesillerimizin iftihar edeceği zaferlerle ve bağımsızlığımızı teminat altına alacak şeref ve tecrübelerle doludur. Tüm bu mirasın kuşkusuz en yakın, en canlı ve en gurur verici hatırası ise iman ve cesaret üzerine inşa etmiş olduğumuz tam bağımsızlık mücadelesi, yani milli mücadeledir." dedi.
Bulut, Milli Mücadele'nin 100. yılında aynı fıtrat, aynı kan ve aynı inancı bir şeref payesi gibi taşıyanların var olduğu gibi Türk milletine kin kusmaya devam edenlerin de olduğunun altını çizdi.
Keçecizade Fuat Paşa'nın 1867'de yabancı diplomatların huzurunda "En kuvvetli devlet bizim devletimizdir. Zira siz dışarıdan biz içeriden yıkmaya çalışıyoruz, yine yıkılmıyor." dediğini belirten Bulut, şunları kaydetti:
"Bu sözler son yüzyılımızın da özeti gibidir. Milli mücadelemiz sayesinde bizi dışarıdan yıkmaya çalışanlar, Atatürk'ün tabiriyle geldikleri gibi gitmiş olsalar da hemen her gün yaşanan ibretlik olaylar, devletimizi içeriden yıkmaya çalışanların gayretlerinin devam ettiğini göstermektedir. Dış güçleri arkasına alanlar bunları görebilmeleri için bizler gibi karşılarına dikilmek, göze göz, dişe diş bir vatan savunmasını fasılasız gerçekleştirmeleri gerekir. Milli olanlar ve milli duranlar her zaman hedef olmuş, müstemleke memurları ise Batı'nın sırt sıvazlamalarına mazhar olmuştur. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin ifade ettiği gibi dün hedef Bülent Ecevit'ti, bugün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. İsimler değişse de oyun hep aynı oyundur. Kurgu aynıdır, kumpas aynıdır, komplo aynıdır. Dış güçler adına tetik düşürenler, yaygara koparanlar, kirli bilgilerle algı yönetenler de Keçecizade Fuat Paşa'nın 150 yıl önce işaret ettiği içerdeki hainlerdir. Mustafa Kemal Atatürk ve milli mücadele kahramanlarını; Türk ordusunu katliam yapmakla itham eden Şebnem Korur Fincancı mı, yoksa istikamet neresi sorusuna 'kızıl elma' şeklinde cevap veren Mehmetçik mi temsil etmektedir?"
MHP Ankara Milletvekili Nevin Taşlıçay da Türk devlet geleneğinin, tarihin eski çağlarından bu yana asırları inşa ve milletini ihya anlayışıyla ilerleyen muazzam bir birikime sahip olduğunu söyledi.
Bilge Kağan'ın yönetim anlayışının, Türkiye Cumhuriyeti kamu yönetimi anlayışının çatısını oluşturan temel ruh olduğuna inandığını ifade eden Taşlıçay, "Bizler de Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli beyefendinin niyet, ehliyet, gayret düsturuyla Türk kamu yönetiminin bir parçası olmanın mukaddes sorumluluğunu taşıyor, geçmişten bu yana taşınan devlet geleneğimizin ruhuna yaraşır işler yapmaya gayret gösteriyoruz." dedi.
Taşlıçay, MHP'nin seçim beyannamesinde yer verdiği 3600 ek gösterge beklentisinin karşılanması, asgari ücretin ve tüm çalışanların ücretlerinin asgari ücret kadarlık kısmının vergi dışı bırakılması, öğretmenlerin meslek kanunuyla birlikte maaşlarında düzenlemeler yapılması, sağlık personelinin özlük haklarında iyileştirmeler yapılması, korucular ve muhtarların aylık ücretlerinin en az asgari ücret düzeyinde belirlenmesi başta olmak üzere birçok düzenlemenin hayata geçirilmesi ve emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin düzenlemenin de meclis gündemine gelerek çözüme kavuşturulacak olmasından ötürü memnuniyet duyduklarını sözlerine ekledi.
