2026-11-05 - 14:54
HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞININ 2027 YILI BÜTÇESİ TBMM PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Hazine ve Maliye Bakanlığının 2027 yılı bütçesinin görüşmelerine başlandı.

Komisyon, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı.

Plan ve Bütçe Komisyonunda bugün, Hazine ve Maliye Bakanlığının 2027 bütçesinin yanı sıra, Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Yatırımcı Tazmin Merkezi ile Bankalararası Kart Merkezi AŞ'nin Sayıştay raporları görüşülecek.

Toplantı öncesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in milletvekilleriyle tokalaşması sırasında CHP ve Yeni Partili milletvekilleri fon soruşturmalarındaki tutumu nedeniyle Şimşek'e tepki gösterdi.

Görüşmelere geçilmeden önce İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Borsa İstanbul AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan'ın komisyona gelmesi gerektiğini söyledi.

Söz alma süresinin uzatılması konusu üzerine İYİ Parti ile AK Parti milletvekilleri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın uzaması üzerine, Komisyon Başkanı Muş, toplantıya ara verdi. Arada, Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale ile AK Parti Yozgat Milletvekili Süleyman Şahan arasında sözlü tartışma yaşandı.

Aradan sonra usul üzerine tartışma devam ederken, Yeni Parti Antalya Milletvekili Cavit Arı, fon soruşturmalarındaki tutumu nedeniyle Şimşek'i eleştirdi. Arı da Arıcan'ın komisyona gelmesi gerektiğini savundu.

AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem, tartışmalarda üslup sorunu yaşandığını vurguladı. Erdem, İYİ Partinin toplam milletvekili sayısının azalması nedeniyle TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ve Plan ve Bütçe Komisyonundaki milletvekili sayılarının düşürülmesi gerektiğini ve TBMM Başkanlığının bu konudaki işlemleri gerçekleştirmesini beklediklerini aktardı.

Komisyon Başkanı Muş, her bakanlığın bütçe görüşmelerinin önemli olduğunu belirterek, "Ben aldığımız kararlara bağlı olma tarafında kendimi konumlandıracağım. Kamu kurumlarının tamamını biz davet ettik. Bugün müzakere edeceğimiz kamu kurumlarının başkanlarını davet ettim. Sayın Bakanımız da buna hassasiyet gösterdi." dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bakanlığının 2027 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı.

Küresel ekonomide yaşananlara dikkati çeken Şimşek, 2027'de ticaret ortaklarının büyümesinde hızlanma, enerji fiyatlarında gerileme ve gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımlarında artış öngörüldüğünü, bu durumun Türkiye'nin makro görünümünü desteklemesini beklediklerini söyledi.

Şimşek, Türkiye ekonomisindeki gelişmelere değinerek, çoklu şokların yaşandığı 2026'da program hedeflerindeki sapmanın sınırlı kaldığını vurguladı.

Uyguladıkları programla sağlamlaşan makro temellerin ülkenin dayanıklılığını artırdığını dile getiren Şimşek, "Böylece para ve maliye politikasında oluşturduğumuz manevra alanı, küresel şoklara karşı kısa sürede etkili tedbirler almamıza imkan sağladı." dedi.

- "Büyümenin kademeli olarak hızlanmasını bekliyoruz"

Şimşek, 2026'da zorlu bölgesel ve küresel koşullar ile ticaret ortaklarındaki yavaşlamaya rağmen Türkiye ekonomisinin ılımlı büyümesini sürdürdüğünü belirterek, büyümenin bu yıl yüzde 3,3 ile OVP hedefinden 0,5 puan daha düşük gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini bildirdi.

Dış talepteki toparlanmanın yanı sıra verimlilik ve katma değer odaklı yatırımların da etkisiyle 2027'de büyümenin kademeli olarak hızlanmasını beklediklerine dikkati çeken Şimşek, "Üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıran, yatırımı ve ihracatı önceleyen politikalarımız sayesinde büyüme kompozisyonunun dezenflasyon süreciyle uyumlu olacağını öngörüyoruz." ifadelerini kullandı.

Şimşek, zayıf dış talebin, ılımlı iç talebin ve teknolojik dönüşümün etkisiyle istihdamın yatay seyrettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle emek yoğun sektörlerde üretimi canlandırmak ve istihdamı korumak amacıyla işletmelerimizi destekliyoruz. İş gücünün değişen ihtiyaçlara uyumunu güçlendirmek, başta kadınlar ve gençler olmak üzere istihdamı desteklemek amacıyla aktif iş gücü programları uyguluyoruz. Güçlenen politika çerçevemiz sayesinde çoklu şoklara rağmen cari açık yönetilebilir seviyelerde kaldı. 2025'te yüzde 1,9 olan cari işlemler açığının milli gelire oranının, bu yıl savaşa rağmen sınırlı artışla üçüncü çeyrek gerçekleşme tahmini olan yüzde 2,2 seviyelerinde olacağını öngörüyoruz. Enerji fiyatlarındaki düşüş ve dış talepteki toparlanma ile 2027'de cari açığın milli gelire oranının savaş öncesi seviyesine gerileyeceğini bekliyoruz. Ayrıca, yerli ve yenilenebilir enerji üretiminin artırılması, yüksek katma değerli ihracat ve hizmet ihracatındaki güçlü performans, cari dengedeki yapısal iyileşmeye katkı sağlıyor."

- "Zorlu küresel koşullarda makro finansal istikrarı önceliklendiriyoruz"

OVP hedeflerindeki en büyük sapmanın temelde enerji arz şoku nedeniyle enflasyonda yaşandığına işaret eden Şimşek, 2026'da birçok ülkede enflasyonun yükseldiğini, aldıkları tedbirlerle çok sınırlı da olsa savaş öncesi seviyelere göre yıllık enflasyonu düşüren birkaç ülkeden biri olduklarını söyledi.

Şimşek, Merkez Bankasının, jeopolitik şoklar yaşanmamış olması halinde enflasyonun 7 puan daha düşük gerçekleşeceğini değerlendirdiğini belirterek, "2027'de sıkı parasal duruş, ılımlı iç talep koşulları, beklentilerdeki iyileşme, hizmet enflasyonunda ataletin azalması ve küresel emtia fiyatlarında öngörülen gerileme dezenflasyon sürecini destekleyecektir. Bu zorlu küresel koşullarda makro finansal istikrarı önceliklendiriyoruz. Rezerv yeterliliğinde sağladığımız iyileşme, önemli bir koşullu yükümlülük olan Kur korumalı mevduatın sonlandırılması, Türk lirasına devam eden güven, düşük borçluluğumuz ve azalan risk primi, ekonomimizin dayanıklılığını destekliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Şimşek, savaşın etkileri, ılımlı ekonomik aktivite ve eşel mobil uygulamasına rağmen bu yıl bütçe açığının başlangıç hedefi olan yüzde 3,5'in altında kalacağını öngördüklerini dile getirdi.

- "Gereken tedbirler hızla uygulamaya alındı"

Fon piyasalarında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Şimşek, "Sermaye piyasaları, tasarrufların verimli ve üretken yatırımlara yönlendirilmesini ve uzun vadeli finansman imkanlarının geliştirilmesini sağlayarak sürdürülebilir büyümeyi desteklemektedir." dedi.

Şimşek, özellikle finansal sistemde bankacılık sektörünün ağırlıklı olduğu Türkiye gibi ülkelerde sermaye piyasalarının derinleşmesinin önemini vurgulayarak, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 28 Ağustos'ta "Yatırım Fonlarına İlişkin Rehberi" güncellediğini söyledi.

Rehberle fon piyasalarında yatırımcıların korunması, riskli yoğunlaşmaların önlenmesi, kurumsal kapasitenin ve finansal şeffaflığın artırılmasının amaçlandığının altını çizen Şimşek, ayrıca para piyasası fonları ve hisse senedi serbest fonlarının, teminatsız borçlanma ve borsada olağan dışı fiyat hareketleri yoluyla oluşturdukları sistemik riskin finansal istikrara etkisini önlemeye yönelik düzenlemelerin de rehberde yer aldığını anlattı.

Şimşek, manipülasyon nedeniyle bünyesi zayıflayan bazı fonların eylül ortasında temerrüde düşmeye başladığına, SPK'nin 131 fonda tasfiye kararı aldığına işaret ederek, şu bilgileri paylaştı:

"Ekonominin geneline yayılma potansiyeli olan riskleri sınırlamak üzere kurumlar arası eş güdüm içinde gereken tedbirler hızla uygulamaya alındı. Yaklaşık 456 bin pay sahibinin olduğu bu fonlar, 17 Eylül itibarıyla toplam fon sayısının yüzde 4,6'sına, toplam fon portföyünün yüzde 7,7'sine, hanehalkı finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne ve milli gelirin yüzde 0,7'sine karşılık gelmektedir. Bu gelişmelerin reel ekonomiye etkisine gelecek olursak Merkez Bankasının yayımlanan çalışmasına göre tasfiye kapsamındaki fonlarda yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının 116 milyar lira yatırımı vardır. Bu firmaların istihdamdaki payı yüzde 0,6, cirodaki payı yüzde 0,9'dur. Yüksek fon maruziyetine sahip firmalar ise istihdamın on binde 3'ünü, ticari kredilerin on binde 2'sini oluşturmaktadır."

- "614 bin 874 hesaba 130,2 milyar lira ödeme yapılmıştır"

Tedarikçiler dahil bu firmaların ekonomideki payının oldukça sınırlı olduğunu dile getiren Şimşek, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun gözetim taramaları sonucunda Türkiye Sigorta ve Türkiye Emeklilik şirketlerinin kapsamlı denetime alındığını söyledi.

Şimşek, iki şirket hariç sorunlu fonlarla bağlantılı risklerin, sigorta ve emeklilik şirketlerinde aktif büyüklüğünün, bireysel emeklilik fonlarında (BES) portföy değerinin on binde birinin altında olduğunu belirterek, söz konusu iki şirketin sermaye yeterlilik rasyolarının eylül ayı itibarıyla sırasıyla yüzde 176 ve yüzde 382 ile yüksek seviyelerde olduğunu, bu durumun finansal yapılarının güçlü ve yükümlülüklerini karşılama kapasitelerinin yeterli olduğunu gösterdiğini söyledi.

Mecliste kabul edilen Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun çerçevesinde tasfiye sürecinin adil, şeffaf ve etkin şekilde yürütüldüğünü vurgulayan Şimşek, şöyle devam etti:

"Fon pay sahiplerine yapılan ödemelerde fon mal varlığı, geri kazanım hesaplarındaki kaynaklar ve isteğe bağlı iade hesaplarındaki tutarlar kullanılmakta olup kamu bütçesinden kaynak kullanılmayacaktır. Olağan tasfiye kapsamında 93 fonda 71 bin 899 hesaba 68 milyar lira ödenmiştir. Olağanüstü tasfiye kapsamında ise 4 Kasım 2026 tarihi itibarıyla 15 fonda 542 bin 975 hesaba toplam 62,2 milyar lira ara ödeme yapılmıştır. Bugüne kadar 108 fonda, 614 bin 874 hesaba, 420 bin 31 tekil kişiye 130,2 milyar lira ödeme yapılmış ve 179 bin 449 kişi net yatırım tutarının tamamını almıştır."

- "Yaklaşık 3,8 milyar lira tutarında 100 işlem ertelendi"

Şimşek, MASAK'ın yaptığı çalışmalara dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bu süreçte MASAK tarafından fonlardan haksız ve fahiş kazanç elde edenlerin bu kazançlarla ilgili mal varlıklarının tespiti ve yurt dışındaki mal varlıklarının ülkemize getirilmesine yönelik girişimler de sürdürülmektedir. 4 Kasım itibarıyla yaklaşık 3,8 milyar lira tutarında 100 işlem ertelenmiş, 36 farklı ülkedeki yurt dışı muadilleri ile işbirliği neticesinde 9 milyar lira mal varlığı tespit edilerek adli mercilerin bilgisine sunulmuştur. Önümüzdeki dönemde yatırımcı güveninin güçlendirilmesine ve sermaye piyasalarımızın sağlıklı işleyişinin sağlanmasına yönelik ilave adımlar atılacaktır. Bu kapsamda kurumlarımızın üzerinde çalıştığı düzenleme taslağında, manipülasyona karşı yaptırımların artırılmasına ve kurumsal kapasitelerin güçlendirilmesine odaklanılmaktadır. Ayrıca fonların koordineli işlemlerine yönelik etkili ve caydırıcı yaptırımların uygulanması, açıklanan fiili dolaşım oranlarının bağımsız olarak doğrulanmasını sağlayacak standartların oluşturulması ve piyasa gözetim mekanizmalarının etkinliğinin artırılması hedeflenmektedir."

Güçlenen harcama disiplini ve etkin gelir tahsilatı sayesinde 2023'ten itibaren, hedeflerinden daha iyi bütçe performansı sergilediklerine işaret eden Şimşek, bu yıl yüzde 3,5 seviyesinde öngördükleri bütçe açığının milli gelire oranının, başlangıç hedefinin altında, yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti.

Bakan Şimşek, cari fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaşan deprem harcamalarına rağmen 2025'ten itibaren bütçede faiz dışı fazla verdiklerini bildirerek, "Bu sayede elde ettiğimiz mali alanı eşel mobil için kullandık. 2027 bütçesinde emeklilerimizin alım gücünü desteklemek amacıyla alan oluşturduk." diye konuştu.

Faiz dışı harcamalarda stratejik alanları önceliklendirdiklerini belirten Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

"Özellikle savunma, sosyal konut, gıda arz güvenliği, maden arama, sanayi altyapısı ve demir yolları için bütçe ödenekleri nominal milli gelir büyümesinin üzerinde artırılırken deprem harcamaları dışındaki tüm alanlarda disiplini sürdürüyoruz. Tasarruf Genelgesi kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payı uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan, 2024'te yüzde 3,1'e, 2025'te yüzde 2,9'a geriledi. 2026'da bu oranın yüzde 3'ün altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz."

- "2027 yılı gelir hedeflerimiz ulaşılabilir"

Şimşek, kamu mali yönetiminde dijital dönüşümü sürdürdüklerine dikkati çekerek, yapay zeka destekli muhasebe ve ileri analitik projesiyle kamu harcamalarını risk odaklı olarak izlediklerini bildirdi.

İddialı olmakla birlikte 2027 yılı gelir hedeflerinin ulaşılabilir olduğuna işaret eden Şimşek, "Daha destekleyici makroekonomik görünüm ile eşel mobil uygulamasından çıkış gelirlerimizin artışına katkı sağlayacaktır. Kayıt dışı ekonomiyle kararlı mücadelemiz, vergiye gönüllü uyumu artıran uygulamalarımız, tahsilat ve denetim kapasitemizdeki artış da bu performansta etkili olacaktır." şeklinde konuştu.

Bakan Şimşek, vergi adaletini güçlendirerek vergilemede etkinliği artırmanın temel önceliklerinden olduğunun altını çizerek, program döneminde yüksek gelir grupları ve sermaye kesimine yönelik vergileri artıran düzenlemeleri hayata geçirdiklerini belirtti.

Vergide adaleti güçlendirmek için yaptıkları düzenlemeler ve kayıt dışılığa yönelik aldıkları tedbirlerle dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını geçen yıl yüzde 62,4'e indirdiklerini bildiren Şimşek, "Dolaylı vergilerin payının 2026'da yüzde 59,4'e gerileyeceğini öngörüyoruz. Eşel mobil uygulaması olmasaydı bu oran yüzde 60,5 olacaktı." dedi.

Şimşek, vergi harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranının 2026 için yüzde 4,5 olmasını öngördüklerini belirterek, "Bu oranın 2027'de yüzde 4,4'e, OVP dönemi sonunda yüzde 3,9'a düşeceğini öngörüyoruz. Vergi harcaması bir vergi affı veya borç silinmesi değildir. Vergi harcaması yüce Meclisimizin yasal düzenlemelerle hayata geçirdiği vergi muafiyeti, istisna ve indirimlerinden ibarettir. En büyük vergi harcaması, tüm çalışanlarımızın yararlandığı asgari ücret istisnasıdır. Bu istisna kapsamında alınmayacak yaklaşık 1,5 trilyon lira, 2027 yılı vergi harcamalarının yaklaşık 3'te birini oluşturmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

- "Gecikme zammı ve tecil faiz oranlarını düşürmeyi planlıyoruz"

Şimşek, vergi uyumunu olumsuz etkileyen yapılandırma düzenlemeleri yerine, borçlarını ödemekte zorlanan mükellefler için tecil ve taksitlendirmede azami süreyi 72 aya kadar çıkardıklarını anımsatarak, "2026'da taksitlendirilen borçlara tatbik edilen tecil faizini yüzde 39'dan yüzde 29'a indirdik. Önümüzdeki dönemde gecikme zammı ve tecil faiz oranlarını piyasa koşullarına uygun şekilde daha da düşürmeyi planlıyoruz." ifadesini kullandı.

Vergi denetiminde amaçlarının risklere ve uyumsuzluklara yönelik mükellefleri bilgilendirmek ve gönüllü uyumu artırmak olduğunu dile getiren Şimşek, bu kapsamda birçok uyum programını devreye aldıklarını vurguladı.

İncelenen her 3 mükelleften birinin büyük ölçekli olmasının, vergi denetiminde büyük ölçekli mükelleflere odaklandıklarını gösterdiğine işaret eden Şimşek, "Program döneminde beyanname sayılarında ve beyan edilen gelirlerde önemli artışlar sağladık. 2026'da 401 bin mükellef ilk kez beyanname verdi. 2022'de 2 milyon 250 bin olan gayrimenkul sermaye iradı mükellef sayısı, 1 milyon 350 bin artarak eylülde 3 milyon 600 bine ulaştı. Gelir vergisi beyanname sayısı 2023'e göre 1,1 milyon artarak 2025'te 5,5 milyona ulaştı, hesaplanan vergi tutarı 3,5 katına çıkarak 702 milyar lira gerçekleşti." bilgisini paylaştı.

AB tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranının, 2026'da yüzde 21,8'e gerilemesini beklediklerini ifade eden Şimşek, "Türkiye, yüzde 73,7 olan gelişmekte olan ülkeler ortalamasının oldukça altında bir kamu borçluluğuna sahiptir." dedi.

Şimşek, uluslararası sermaye piyasalarında 2027 yılında da 13 milyar dolar tahvil ihracı gerçekleştirmeyi hedeflediklerini belirterek, "Proje finansmanı kapsamında 2023-2026 döneminde 9,9 milyar doları deprem harcamalarının finansmanına yönelik olmak üzere toplam 44,5 milyar dolar uygun koşullu ve uzun vadeli kaynağa eriştik. Uluslararası finans kuruluşlarıyla yaptığımız çalışmalar çerçevesinde, 2026-2028 dönemi için kalkınma projelerinde kullanılmak üzere 51 milyar dolar tutarında uygun koşullu finansman paketleri oluşturuldu." diye konuştu.

- "Destek paketlerinde halen 156,5 milyar lira kredi imkanı kullanıma hazır"

Bakan Şimşek, zorlu küresel konjonktürde dezenflasyon için gerekli olan sıkı finansal koşullar altında reel sektöre yönelik seçici ve odaklı destekleri sürdürdüklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önceliklendirdiği şekilde yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı desteklediklerini kaydetti.

Daha seçici, odaklı ve etkin yeni Yatırım Teşvik Sistemi, HIT-30 Programı gibi aktif sanayi politikalarıyla üretken sektörlere yönelik destekleri güçlendirerek sürdürdüklerini ifade eden Şimşek, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı kapsamındaki kredileri yeniden yapılandırarak limitini 750 milyar liraya yükselttiklerine, faizinin de yüzde 12,6 ile yüzde 25,2 arasında ve piyasa faizinin oldukça altında olduğuna dikkati çekti.

Şimşek, çalışan başına sağladıkları asgari ücret desteğini, "İstihdamı Koruma Programı" kapsamında tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya başta olmak üzere bazı imalat sektörleri ile turizmde istihdamını koruyan işletmelere yönelik prim desteğini 2027'de artıracakları bilgisini de paylaştı.

Finansman maliyetlerine yönelik desteklerin de gelecek yıl artarak devam edeceğini bildiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

"Destek paketlerinde halen 156,5 milyar lira kredi imkanı kullanıma hazır durumdadır. İhtiyaç duyulması halinde reel sektöre yönelik bu imkanları daha da artıracağız. Benzer şekilde çiftçi ve esnafa kredi destekleri sağlıyoruz. Eylül itibarıyla 828 bin tarımsal üreticiye 599 milyar liralık Hazine faiz kar payı destekli kredi finansman kullandırdık. Bu kredi ve finansmanlardan doğan faiz ve kar payının ortalama yüzde 70'ini Hazine karşılamaya devam etti. Eylül itibarıyla 165 bin esnaf ve sanatkarımıza 144 milyar liralık Hazine faiz destekli kredi kullandırdık. Bu kredilerden doğan faizin yüzde 50'sini Hazine karşılıyor. Vatandaşlarımız için sağladığımız enerji sübvansiyonlarına devam ediyoruz. 2026'nın 9 ayında elektrikte mesken birinci kademe tüketici grubunu yüzde 48, doğal gazda mesken tüketicilerini yüzde 58 oranında sübvanse ettik. Bu dönemde enerji sübvansiyonlarının finansman dahil bütçeye toplam maliyeti yaklaşık yarım trilyon lira oldu."

- "Toplumun tüm kesimlerinin adil bir şekilde pay almasını sağlamayı hedefliyoruz"

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, eylülde yayımlanan Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) 5'inci Tur Karşılıklı Değerlendirme Raporu ile mali suçlarla mücadelede uluslararası standartlara uyumun tescillendiğini ve Türkiye'nin FATF'nin 40 teknik tavsiyesinin 38'i ile uyumlu bulunduğunu hatırlattı.

Şimşek, Bakanlığının, Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB), Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) ve Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı kesin hesabına ve 2027 yılı bütçesine ilişkin bilgileri paylaştı.

Bölgedeki savaşlar, ticarette artan korumacılık, yapay zekanın dönüştürücü ve yıkıcı etkileri, yüksek borçluluk ve demografik dönüşüm gibi büyük meydan okumaların olduğu dönemde ekonomide şoklara karşı dayanıklılığın önemini vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:

"Uyguladığımız programla makroekonomik temellerimizi güçlendirdik, dayanıklılığımızı artırdık, şoklara karşı mali ve parasal alan oluşturduk. Bu sayede küresel zorluklara karşı etkili politikalar uyguladık. Küresel ekonomideki dönüşüm, zorlukların yanı sıra önemli fırsatlar da sunuyor. Bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için vergi ve teşvik mevzuatımızda önemli iyileştirmeler yaparak verimliliğimizi ve rekabet gücümüzü artıracak politikalar uyguluyoruz. Özetle, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen, dezenflasyonu destekleyen ve mali disiplini kararlılıkla sürdüren bir bütçe hazırladık. Çiftçimizin, esnafımızın, işçimizin, asgari ücretlimizin, memurumuzun ve emeklimizin, kısacası tüm vatandaşlarımızın alım gücünü artırmayı ve refah artışından toplumun tüm kesimlerinin adil bir şekilde pay almasını sağlamayı hedefliyoruz."

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları üzerindeki gruplar adına yaptıkları konuşmalar tamamlandı.

Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e fon soruşturması öncesindeki sürece ilişkin eleştirilerini ifade etti.

Soruşturma öncesi gerekli önlemlerin alınmadığını ileri süren Karabat, "9 ay sonra harekete geçmişsiniz. Bu denetim mekanizmasının, SPK, BDDK, MASAK ve Finansal İstikrar Komitesinin tüm sorumluluğu sizde Sayın Bakan." dedi.

Ekonomik göstergelerin tutarlılığının, şeffaflığının ve öngörülebilirliğinin olmadığını söyleyen Karabat, "Dış ticaret açığınızı öngörebiliyor muyuz? Faiz politikanız 2025'te 2 milyardan bahsediyordunuz, bugün 3 trilyon 975 milyardan bahsediyorsunuz. Neye göre hareket edeceğiz? Sizin neyinizi veri kabul edeceğiz? Koskoca Bakanlık elinizde, hiçbir öngörünüz tutmuyor. Uluslararası normlara uyuyor musunuz? Gidin, bakın, kendi denetim şirketleriniz milleti uyarmadı, uluslararası denetim şirketleri uyardı, sizden önce onlar uyardı. Bu millete karşı siz sorumluluğunuzu yerinize getirmediniz, uluslararası denetim şirketleri uyardı." görüşünü paylaştı.

DEM Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ, asgari ücretin çok can yakıcı olduğunu söyledi. TÜİK'in geçmiş enflasyon oranlarıyla yüzleşmesi gerektiğini savunan Bozdağ, "Bu ülkenin emekçisinin, işçisinin sizden alacağı var. En başta belki enflasyon sepetindeki madde-fiyat listesini açıklayarak bu işe başlayabilirsiniz." diye konuştu.

Vatandaşların büyük bölümünün asgari ücretle çalıştığını ifade eden Bozdağ, "Siz sürekli tek basamaklı enflasyon rakamları düşlüyorsunuz, sabah akşam hepimiz sizinle birlikte uyanıp sizinle birlikte bu rakamları ne zaman göreceğiz diye beklenti içerisindeyiz ama halk maalesef ki uzunca bir süredir her sabah kalktığında çift görüyor. Enflasyon rakamlarını da çift görüyor, faiz rakamlarını da çift görüyor. Yüksek faiz, yüksek enflasyon sarmalında içinden çıkılmaz bir ülke yarattınız." dedi.

CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, 2027 bütçesinin fon soruşturması başlamadan aylar önce hazırlanan orta vadeli programın varsayım ve tahminlerine göre bağlandığını söyledi.

Fon soruşturmasının ardından Merkez Bankasının net rezervlerinin yarısından fazlasının, borsa şirketlerinin piyasa değerinin üçte birinin eridiğini ileri süren Öztrak, "Batan fonlardaki kayıp 20 milyar dolar civarında, şu anda konuştuğumuz bütçe yaklaşık 200 milyar dolar civarında. Daha fazla servete sahip bir ekonominin büyüklüklerine göre hazırlanmış, gerçekçi olmayan bir bütçeyi konuşuyoruz." diye konuştu.

Güvenin serbest düşüşte olduğu bir ekonomide bütçede hedeflenen büyüklüklere ulaşmak için politikaların radikal bir şekilde değişmesi gerektiğini söyleyen Öztrak, "Dolayısıyla ne bu bütçenin büyüklüklerinin ne de arkasındaki politikaların gerçekçiliği yok. Bu bütçeyle yıllık programdaki politikalarla ekonomide yaşanan bu derin krizi aşıp orta vadeli programdaki hedeflere, büyüklüklere ulaşmanız çok güç." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Şimşek'in fon soruşturması öncesindeki bazı açıklamalarını anımsatan Öztrak, "Bu finansal cinayet sizin gözlerinizin önünde, sizin bilginiz dahilinde işlendi, siz seyrettiniz. Milyonlarca vatandaşımız milyarlarca lirasını size bağlı kurumlar görevini yapmadığı için kaybetti." ifadelerini kullandı.

- "Şu listeler açıklansın artık"

İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, vatandaşların enflasyonun düşeceğine inanmadığını ileri sürdü. Esnafın yapılandırma beklediğini söyleyen Usta, "Esnaf sıkıntıda, hiç kimse borcunu ödemiyor. Sistem, piyasa çökmüş. Dolayısıyla yapılandırma ihtiyacı var." dedi.

Finansal kurumlarla ilgili bir ekip kurulmasını isteyen Usta, "Ben temel olarak sizi bu yönüyle suçlu olarak buluyorum. Yani iyi niyetli olduğunuzu biliyorum. Bakın, sizi eskiden beri tanıyorum, siz bizi tanıyorsunuz ama iyi niyet de yetmiyor, dürüstlük de yetmiyor. Bu sorumluluk sizin üzerinizde, siyasi sorumluluğu da her türlü sorumluluğu da sizin üzerinizde. Hiç olmazsa şimdi yapın Sayın Bakan, şu listeler açıklansın artık, şeffaf olalım, bakın, bulaşıyor bu." diye konuştu.

Fon soruşturmasının şeffaflıktan başka bir yolu olmadığını belirten Usta, "Düzgün bir denetim, şeffaf olacağız, bu listeler açıklanacak. Toplumsal bir denetimin olması lazım." ifadesini kullandı.

Yeni Yol Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, fon soruşturmasında ortaya çıkan durumun kurumlar tarafından etkin yönetilmediğini ileri sürdü.

"Yöneticiler kendi işlerini, kendi görevlerini gerekli yerine getirmediğinden dolayı bu işler olmuş, bu işler yaşanmış." diyen Kısacık, esnafın yapılandırma beklediğini söyledi. Kısacık, "Yapılandırma derken bu mevcut yapılandırma gibi değil yani gerçekten, nefes aldıracak, belki borcun faizini belli bir şeye enflasyon oranında indirgeyip en azından belli bir süre ödeme yapmayacağı, belli bir yıl ödemeyi erteleyecek, ödemesiz gibisinden şu anda daha da çok ihtiyaç var. Zaten şu anda artık ödeyebilen ödedi, yapılandıran yapılandırdı ama bundan sonra artık esnafın başka takati kalmadı." dedi.

- "Her türlü idari ve yasal düzenlemeler yapılmalı"

MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere düşürme hedefi doğrultusunda sağlanacak kazanımların bundan sonraki süreçte vatandaşların alım gücüne ve yaşam standartlarına da kalıcı biçimde yansıyacağına inandıklarını belirtti.

Sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamalarının yaygınlaştırılmasının konut fiyat ve kira artışlarının enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacağına dikkati çeken Aksu, "Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, yolsuzluk, israf ve usulsüzlüklerin önüne geçilmesi milletimizin güvenini artırırken Türkiye ekonomisini daha dirençli hale getirecektir. Türkiye, ekonomisi büyüyen, istihdam yaratan, ihracatını artıran, sürdürülebilir cari açığa sahip en az borçlu ülkelerden birisi. Bu olumlu seyrin sürdürülebilmesi ve kalkınma hedeflerine ulaşılması, makro ekonomik dengeleri gözeten politikaların yapısal tedbirlerle desteklenmesine bağlı olacaktır." diye konuştu.

Finansal sisteme, bu sistemi sevk ve idare eden ve denetleyen kurumsal yapıya yönelik itibarın ekonominin güven ve istikrarını da yakından ilgilendirdiğini dile getiren Aksu, "Sermaye piyasalarında ortaya çıkan manipülasyon, dolandırıcılık, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üzerine kararlı şekilde gidilerek, sorumluların hesap vermesi, mağduriyetlerin ise giderilmesi temin edilmelidir. Piyasa güvenliğinin güçlendirilmesi yanında bu gibi istismarların tekrar yaşanmaması için her türlü idari ve yasal düzenlemeler yapılmalı, gözetim ve denetim fonksiyonu etkinleştirilmelidir." dedi.

AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem, "Biz de biliyoruz ki enflasyon hala yüksek. Emeklilerimize, çalışanlarımıza daha fazla vermemiz gerekiyor. İyi var, daha iyi var, çok daha iyi var. Biz iyi yaptıklarımızın da çok daha iyi olması için uğraştığımızın bilinmesini istiyorum ama bütün bu yapılanların hepten yok sayılması da tabii rahatsız edici oluyor." diye konuştu.

Fon soruşturmasına değinen Erdem, "Muhalefetin söylediklerinden farklı bir şey söylemiyoruz. Bakanımız da öyle söylüyor. Cumhurbaşkanımız da, sonuna kadar gidilmeli. Kim ne yaptıysa ortaya çıkarılmalı. Ama biz yıllarca uğraştığımız bu finansal piyasaları da düşünerek yapmalıyız. Bu yaşadığımız, örnekleme 'ya olabilir' manasında demiyorum ama dünyanın birçok ülkesinde de yaşanıyor. Bazen bir adım geri atarsın ama sıçrarsın. Şimdi biz bunun hem gereğini yapmalıyız hem de finansal piyasaları artık gelinen bu ekonomik boyutta düzeltmemiz gerektiğini bilmemiz lazım." ifadelerini kullandı.

AK Parti iktidarlarında yapılanları anlatan Erdem, "Vatandaşlarımızın satın alma gücü daha da artacak. Eğitim, sağlık altyapılarımız daha da iyi olacak. Sosyal ve yaşam standartlarına daha iyi noktalara getireceğiz. Milli gelirimiz 20 bin dolarların üzerine gelecek. Bunlar bize nitelikli istihdam ve beyin göçünü de tersine çevirecek inşallah." dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekilleri, Hazine ve Maliye Bakanlığının 2027 yılı bütçesi üzerinde görüşlerini dile getirdi.

DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, bütçede kayda değer bir sonuç değiştirecek yeni bir başlık veya harcama kalemi olmadığını ileri sürdü.

2027 yılı bütçesinin bir reform bütçesi olmadığını söyleyen Oluç, "Bu bütçe 'dönüşüm bütçesi' deniliyor ama baktığımızda böyle bir dönüşümü içermediğini görüyoruz. Toplumda heyecan yaratacak herhangi bir adım, geleceğe dönük gelişkin bir vizyon maalesef bunda görmüyoruz. Yani var olan eski bütçelerin yeni rakamlarla devam ettirilmesi durumu." değerlendirmesinde bulundu.

Fon soruşturmasına değinen Oluç, "Burada çok örgütlü bir dolandırıcılık var, bir şebeke işi var, bunun içinde organize bir iş var ve içeriden bilgi almak suretiyle yapılmış olan bir çalışma olduğu görünüyor. Bu çalışma yapılırken de birtakım kamu kurumları, devlet kurumları bu işin parçası olmuş maalesef, büyük bir bürokratik çürüme var. Bu çürüme eğer bir an evvel temizlenmezse bu bürokratik çürümenin her yere sirayet edeceği çok açık." dedi.

CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, fon soruşturmasında, SPK ve BDDK'nın gerekli denetimleri yapmadığını, MKK, Takasbank, Borsa İstanbul'un ise zamanında müdahale etmediğini ileri sürdü.

Soruşturma kapsamında kamu zararının 820 milyar lirayı bulduğunu aktaran Akay, "Bu parayla her bir emekliye en az 60-65 bin TL para ödenebilirdi, bu ödenmedi. Bu kamu zararı olarak karşımızda duruyor. Bir taraftan da ilgili kurumlar bunu önlemek için son derece gayret sarf ediyor. Kime uzanıyorsa bu işle ilgili olarak bürokrat, siyasetçi sonuna kadar gidilmesi gerekiyor. Her şeyin açığa çıkartılması gerekiyor. Bu insanlar artık denetleme kurullarına güvenmiyor. Yeniden atamalarla bu eski güvenin kazandırılması, piyasaya da güvenin kazandırılması ve bu olayın bir an önce temizlenmesi gerekmektedir." diye konuştu.

Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, komisyonun başında verilen arada AK Parti Yozgat Milletvekili Süleyman Şahan ile yaşadığı sözlü tartışmaya değindi. Özlale, "Sabah seansında ne bana yakışan ne de söylediğim kişinin hak ettiği bir hakaretten dolayı hem kendisinden hem sizden özür diliyorum. Kusura bakmayın. Bazen hararetle, bu kadar önemli bir olayı konuşurken ağzımızdan istenmeyen laflar çıkabiliyor, kusura bakmayın." ifadelerini kullandı.

- "2027 yılında 22 bin 285 dolara ulaşması öngörülüyor"

AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun ile bu fonların şeffaf bir şekilde tasfiye edildiğini, kayıpların sorumlulardan tahsil edildiğini ve hızlı bir şekilde ödemelerin yapıldığını belirterek "Bu doğrultuda yatırımcı güveninin pekiştirilmesi için Sermaye Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapılmasına yönelik yapısal düzenleme hazırlıkları devam etmektedir." dedi.

Türkiye ekonomisinin makroekonomik istikrarı koruyan politikalarla dayanıklılığını sürdürdüğünü vurgulayan Kırkpınar, 2026 yılı sonunda milli gelirin ilk kez 1,8 trilyon doların üzerine çıkması ve kişi başına düşen milli gelirin ise ilk defa 20 bin dolar sınırını geçerek 20 bin 523 dolara yükselmesinin beklendiğini söyledi. Kırkpınar, "Uygulanan verimlilik ve kalkınma odaklı politikalarla bu tutarın 2027 yılında 22 bin 285 dolara ulaşması öngörülüyor. 2027 yılı bütçesi kaynaklarının verimli kullanılması, bütçe disiplininin korunması ve makroekonomik istikrarın sürdürülebilir kılınması açısından temel bir politika aracı olduğunu da özellikle belirtmek istiyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Yeni Parti Antalya Milletvekili Cavit Arı, fon soruşturmasında yaklaşık 500 bin kişinin mağdur olduğunu aktardı. Arı, "Bu fon meselesi fondan zarar gören, borsadan zarar görenle de kalmıyor. Burada parasını kaptıran çok sayıda vatandaşımız bugün parasını ödeyemediği için 'borçlarını ödeyemeyen esnaf' ve 'kamuya diğer borçlarını ödeyemez kişi' durumuna düştü. Sadece eylülden bu tarafa konut satışlarında yüzde 9,3 oranında, otomotiv ve ticari araç pazarında da yaklaşık yüzde 24 civarında bir azalma olduğu da bir gerçek. Bunların hepsi birbirini tetikleyen şeyler." sözlerini sarf etti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, piyasa dolandırıcılığı konusunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulunca yapılan inceleme ve denetimin devam ettiğini söyledi.

Kalaycı, "Hem fon soruşturması hem de başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyelerdeki yolsuzluk iddialarına ilişkin yargı süreçleri devam etmektedir. Siyasette aklanma ve arınma sağlanmalı, kimse töhmet altında kalmamalıdır. MHP olarak Türk adaletine güveniyor, adaletin doğru, aynı zamanda da hızlı tecelli etmesini milletimiz adına bekliyoruz. Suça karışanlar mutlaka hesap vermeli, cezasını çekmelidir. Ancak, ekonomimizin ve finans sistemimizin temel taşları olan kurumlarımızın itibarı hassasiyetle korunmalıdır." diye konuştu.

Kalaycı, piyasalarda ekonomik gerçeklikle açıklanamayacak fiyat hareketlerini ve haksız kazançları önleyecek yapay zeka destekli bir otokontrol sisteminin kurulmasını da gerekli gördüklerini aktardı.

- "Bu ülkeyi kimin soyduğunu öğrenmek istiyorum"

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, fon soruşturmalarına ilişkin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e, "Bu ülkeyi kimin soyduğunu öğrenmek istiyorum Sayın Bakan. Kim soyuyor bu ülkeyi? Kim çaldı? Kim yol verdi? Kim göz yumdu? Kim ortak oldu? Kim gördü de engellemedi? Kim görmesi gerekeni görmedi, görevini ihmal etti?" sorularını yöneltti.

İYİ Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, "fon soruşturmasının bir kriz değil organize suç olduğunu" ifade etti. Bakan Şimşek'in bu konuda bir yıl önce açıklamalarda bulunduğunu söyleyen Kavuncu, "Kutsal değerlerimiz üzerinden meseleyi başka bir yere çekme gayreti var." görüşünü savundu.

Soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan, tutuklanan ve görevden alınan bazı isimleri sıralayan Kavuncu, "Teknik birikiminize, tecrübenize, kariyerinize saygı duyuyoruz. Bakanlık, o teknik birikimin yanında, cesareti, feraseti, mücadele azmini, korkusuzca yanlış görünen işlere 'bu yanlıştır' demeyi de gerektiriyor. Bunları yaptınız mı?" ifadelerini kullandı.