2016-12-07 - 11:19
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, AFAD, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun 2017 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurulunda, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu 2017 yılı bütçeleri kabul edildi.
Görüşmelerin başında söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın Almanya ziyareti sırasında pasaportunun çalınması üzerine Alman polisinin kötü muamelesine maruz kaldığı ve 45 dakika alıkonulduğuna ilişkin haberler olduğunu anımsattı.
Özel, "Meclisin tüm üyeleri, hele hele Başkanlık Divanı temsilcileri tüm Meclisi ve Türkiye'yi temsil etmektedir. Zorla alıkonulmalarını ve bir milletvekilinin dışarıda görmesi gereken diplomatik nezaketten mahrum bırakılmasını kabul edilebilir bulmuyoruz." diye konuştu.
Türkiye'nin KEİPA'da dönem başkanlığı görevini üstlendiğini belirterek, KEİPA Türk Grubu Başkanı AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can'a ve parlamentoyu temsil eden milletvekillerine teşekkür etti.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da Asya Parlamenterler Asamblesinde de (APA) iki yıllığına Türkiye'nin dönem başkanı seçildiğini hatırlattı. Orada bulunan tüm üyelere teşekkür eden Aydın, "Başkanımız adına ben de o toplantıdaydım. Orada FETÖ'nün terör örgütü olarak ilan edilmesi, yoğun gayretler sonucu sonuç bildirgesinde yer almıştır. Bunlar, Türkiye ve Meclisimiz için son derece önemli." dedi.
Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ile ilgili haberi gazetelerden öğrendiğini belirten Aydın, şunları söyledi:
"Bunu kabul etmek mümkün değil. Özellikle yurt dışında, hatta yurt içinde de aynı şekilde, nerede olursa olsun, bir parlamentere, hele hele Meclis Başkanvekiline, bir Başkanlık Divanı üyesine bu tür muamelelerin yapılmasını kesinlikle şiddetle kınıyoruz. Bundan sonraki süreçte de hem yurt içinde hem de yurt dışındaki milletvekilleri olarak itibarımızı ortak bir şekilde korumak durumundayız. Ayşe Nur Hanım'a geçmiş olsun diyoruz ve muameleden dolayı da Alman makamlarını kınıyoruz."
CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, "Lozan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük diplomatik zaferidir, başarısıdır. Lozan, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Türki·ye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Aci·l Durum Yöneti·mi· Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Di·l ve Tari·h Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi·, Türk Di·l Kurumu ve Türk Tari·h Kurumunun 2017 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Bütçeler üzerinde CHP Grubu adına söz alan Bolu Milletvekili Tanju Özcan, kamudan soruşturma dahi açılmadan ihraç edilen binlerce kamu personeli ve mağduru bulunduğunu savundu.
Bunların eninde sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kapısını çalacağını, AİHM'nin geçmiş içtihatlarına bakıldığında, "Türkiye'yi mahkum edeceğinin bugünden ortada" olduğunu öne süren Özcan, "Bunu yeniden düşünmenizi tavsiye ediyorum. Türkiye, AİHM nezdinde defalarca mahkum oldu ancak önümüzdeki yıl veya sonraki yıl bunda rekor bir artış olacak." dedi.
Önümüzdeki günlerde başkanlık konusunun gündeme geleceğini belirten Özcan, "Bizim temel itirazımız şu: Bütün yetkileri demokratik bir sistemde bir insan üzerinde toplamayın, bu yanlıştır. Bu insanın kim olduğu da çok önemli değil." diye konuştu.
CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, çocuklara yönelik cinsel istismar ve taciz davalarında son on yılda yüzde 700 bir artış olduğunu öne sürdü.
"Bunu nasıl izah edeceğiz?" diye soran Erkek, "Çocuklara yönelik bu cinsel istismar, taciz iddiaları yoğunluklu olarak nerelerde gündeme geliyor? Bu vakıflar neden kapatılmıyor? Bugün 1 milyonun üzerinde çocuk, dini vakıfların elinde. Lütfen kontrol edelim, denetleyelim ve çocuklarımızı koruyalım. Kutsal din duygularının istismar edilmesine müsaade etmeyelim çünkü dinin temeli de ahlaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Bu istatistiklerin "ahlaki bir çöküntüyü gösterdiğini" ifade eden Erkek, "Ahlak çökmüş, adalet çökmüş, ekonomi çökmüş; 7 milyon işsiz var, milyonlarca insanımız maalesef açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Dış politikada tarihimizin en hazin tablosunu yaşıyoruz. Bizim derdimiz ise Anayasal demokrasi yerine anayasal diktatörlüğü tesis etmek." görüşlerini savundu.
CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal da "AKP'nin açılımını biz başka biliyorduk, meğerse aldatılanlar ve kandırılanlar partisi olmuş. Bu anlayışla maalesef, FETÖ'yle, terörle mücadele edemeyeceğinizi düşünüyoruz. Bu yüzden, OHAL'le sizin amacınızın muhalifler olduğunu düşünüyoruz." diye konuştu.
CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, Fırat Kalkanı Harekatı'nı partisinin desteklediğini belirterek, "Ancak nereye kadar? Şu anda bulunduğumuz yere kadar. Buradan bir adım bile ileriye gitmek Suriye'deki ve Orta Doğu'daki o cadı kazanının tamamen içine düşmek anlamına gelir. Bu nedenle, asla bu yanlış yapılmamalıdır." ifadelerini kullandı.
Son günlerde "Lozan polemiği" yaşandığına işaret eden Dudu, "Lozan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük diplomatik zaferidir, başarısıdır. Lozan, ulusal Kurtuluş Savaşı'nın diplomasi alanında devamıdır, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir. Dolayısıyla, Lozan'a karşı çıkmak, Lozan'ı eleştirmek, açık ve net söylüyorum, bu vatanın varlığını, mevcudiyetini sorgulamaktır, eleştirmektir." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye'de her şeyden önce istikrar ve öngörülebilirlik kalmadığını, hukuk devleti, demokrasiden hızla uzaklaşıldığını, dış politikada yapılan yanlışların ekonomiyi vurduğunu savundu.
Çakırözer, 15 yıllık tek parti hükümetinin "siyasi istikrar anlamına gelmediğinin görüldüğünü" öne sürerek, şunları söyledi:
"Vatandaşımızın hayatının her alanında adalete, evrensel hukuk devleti ilkelerine güven duymasını sağlamak zorundayız. 15 Temmuz kanlı darbe girişimini planlayanlar ve icraya koyanlarla, onların destekçileriyle sonuna kadar mücadele edilmeli, adil biçimde yargılanarak en ağır cezalar verilmeli, bu konuda en ufak bir tereddüt hiçbirimizde bulunmamaktadır. Ama bunu yaparken en aykırı biçimde de olsa yazan, çizen, düşünen insanları, eleştirilerini beğenmediklerimizi OHAL koşulları altında cezaevlerine tıkarsanız, işte, o zaman bu mücadeleyi anlatmakta güçlük çekerseniz, güçlük çekeriz. Bizim mücadelemiz, elinde silah olanla, o silahı yurttaşımıza, polisimize, askerimize doğrultanla olmalıdır.
Anayasa Mahkemesi kararı gereği, haklarındaki karar kesinleşinceye kadar tutuksuz yargılanması gereken milletvekillerini tutuklarsanız ne kendi insanımıza ne de dünyaya anlatamayız terörle mücadelemizi. Fırsat bu fırsattır diye darbeyle, FETÖ'yle ilgisi olmayan öğretmenleri, akademisyenleri sırf muhalifler diye görevlerinden atarsanız, işinden, aşından ederseniz, kimse dinlemez hiçbirimizi. Suçun kişiselliği ilkesine rağmen, FETÖ'cü iddiasıyla tutuklananların aile bireylerinin, eşlerinin, çocuklarının mağdur edilmesini dünyaya anlatamayız."
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş'e yönelik, "Babası mezardan kalksa 'Oğlum Tuğrul, biraz doğrul, bu Kıbrıs'ta ne oluyor?' der. Kıbrıs'a her yılı çözüm yılı ilan ettiler, 2004'ten beri çözüm yılı." dedi.
CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, AK Parti'nin "kandırıldık" diyerek kurtulamayacağını söyleyerek, "Cumhuriyet tarihine eğer altın harflerle geçmek istiyorsanız, içine sürüklenmeye çalışıldığımız bu karanlık döneme 'dur' demek sizin elinizde. Bunun için getirilecek anayasa değişikliğine 'hayır' demeniz yeterlidir." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve CHP milletvekilleri, AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu'nu, TBMM Genel Kurulundaki konuşması sırasında sürekli laf atarak ve sıra kapaklarına vurarak protesto etti.
Genel Kurulda görüşülen Türki·ye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Aci·l Durum Yöneti·mi· Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Di·l ve Tari·h Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi·, Türk Di·l Kurumu ve Türk Tari·h Kurumunun 2017 yılı bütçeleri üzerinde AK Parti milletvekilleri konuştu.
AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, insan haklarının önemini vurgulayarak, insan haklarının konuşulduğu her platformda 15 Temmuz şehitlerini minnetle anacaklarını söyledi. Miroğlu, "Eğer bugün dünya, hala insanlık onurunun korunmaya çalışıldığı dünya ise bunu, hayatını kaybeden fikir adamlarına ve aktivistlere borçluyuz." dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Fatma Benli, AK Parti'nin insan hakları konusunda ceza kanununda bir çok değişiklik yaptığını, pozitif ayrımcılık getirdiğini, bu konudaki uluslararası sözleşmeleri güvence altına aldığını belirtti.
Hükümetin, fiili uygulamaların takip edilmesi için kurumlar kurduğunu, bunlardan birisinin de bağımsız İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu olduğunu belirten Benli, vatandaşların, güvenlik ve adalet dengesinin korunması için bu tür bağımsız kurumlara müracaat etmesi gerektiğini anlattı.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Suriye'nin El Bab bölgesinde bir Türk askerlerinin şehit olduğu, 6 askerin yaralandığı saldırıyı şiddetle kınadıklarını ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Fırat Kalkanı Harekatı'nın 106. gününde Türk askerine yönelik bir saldırı daha olduğunu dile getirerek, "24 Kasım'da aynı bölgede 3 askerimiz şehit olmuştu. Bu saldırının failleri hakkında hükümetten bir açıklama gelmemişken, yeni bir saldırı daha oldu. Türk milletinin başı sağ olsun." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Almanya'da Alman polisinin çirkin muamelesine maruz kaldığını esefle öğrendiklerini belirten Akçay, Bahçekapılı'ya geçmiş olsun dileğinde bulundu.
MHP'li Akçay, "Bir Türk milletvekilinin saatlerce havalimanında bekletilmesi ve tehditlere maruz kalması kabul edilemez. Bu davranış skandaldır. Her fırsatta teröristlere kucak açan ülkeleri, TBMM Başkanvekiline böyle bir muamelede bulunmalarından dolayı esefle kınıyoruz." ifadesini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da Fırat Kalkanı Harekatı'nda şehit olan askerlere rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek, "Milletin duası askerlerledir." dedi.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, El Bab bölgesindeki bombalı saldırıda şehit olan güvenlik güçlerine rahmet, yaralılara geçmiş olsun dileğinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Bahçekapılı'nın Almanya'da karşılaştığı muamelenin kabul edilemeyeceğini belirten Yıldırım, "Bahçekapılı'nın maruz kaldığı muamele, bizim ülkemizde milletvekillerinin karşı karşıya kaldığı tutuklamalar gibidir." diye konuştu.
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Hacı Osman Akgül, AFAD'ın 784 gözlem istasyonu ile gözlem istasyonu sayısında Avrupa'da ikinci sırada olduğunun altını çizdi. Akgül, 6,5 milyon vatandaşın, AFAD'ın verdiği eğitimlerde, "afetlerde doğru davranış şekillerini" öğrendiğini söyledi.
AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu, TİKA'nın, soğuk savaş sürecinin sona ermesinden sonra Orta Asya'daki Türk devletlerinin kalkınmasına destek olmak amacıyla kurulduğunu ifade etti.
TİKA'nın dünyada birçok ülkede faaliyet gösterdiğin dikkati çeken Türkoğlu, kurum 2002'de 2 bin 200 civarında proje gerçekleştirmişken, şimdi bu sayının 17 bini geçtiğini belirtti.
AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının bütçesi üzerinde konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel başta olmak üzere CHP'li milletvekilleri, Çavuşoğlu'nu, konuşması sırasında sürekli laf atarak ve sıra kapaklarına vurarak protesto etti.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Aydın, CHP'li milletvekillerini, "Hiç yakışmıyor." diyerek uyardı; "Sayın Çavuşoğlu tahriklere gelmeyecektir, bunu görüyorsunuz, tebrik ediyorum, Sayın Çavuşoğlu siz Genel Kurul'a hitap edin." diye konuştu.
Çavuşoğlu, konuşması sırasında, Ege Adalarının 1923 yılında Yunanistan'a verilmediğini, 1947 yılında CHP döneminde Paris Anlaşması ile Yunanistan'a satıldığını söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, bir grubun komple, kürsüdeki konuşmacıya, adeta boğarcasına bağırmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de "Ne ektiysen onu biçersin.", "Ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar." atasözlerinin olduğunu anımsattı.
CHP'li milletvekillerinin kürsüye çıkan konuşmacıları nezaketle dinlediğini aktaran Özel, "Çavuşoğlu, bugün konuşamadığı 5 dakikayı, bir yıl boyunca bizim arkadaşlarımıza laf atıp onların süresinden çalmasına saysın. Bunun için grubuma teşekkür ediyorum, onları da alkışlıyorum." sözlerini sarfetti.
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü, AK Parti'li Çavuşoğlu'nun tarihi gerçekleri çarptırdığını söyleyerek Çavuşoğlu'na, "Ne ekersen onu biçersin, ne yaparsan sana da öyle davranılır." dedi.
CHP'li milletvekilleri sataşma gerekçesiyle ikinci kez kürsüye gelen Hakan Çavuşoğlu'nu, sıra kapaklarına vurarak ve laf atarak yine protesto etti.
Başkanvekili Aydın, CHP'lileri, "Tahammül edin lütfen, dinleyin. Burası TBMM. Sizler millet adına milletin sorunlarını takip ediyorsunuz. Bağırarak, çağırarak, sıra kapaklarına vurmakla bu iş olmaz." şeklinde uyardı.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ise TBMM Başkanvekili Bahçekapılı'ya Almanya'da yapılan uygulamayı doğru bulmadıklarını ifade ederek, "Bu uygulama hangi ülkede gerçekleşirse gerçekleşsin, halkın iradesine yönelik müdahaledir ama kendi ülkemizde yapılana da bakmak lazım. Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ'ı ziyaret etmek için Türkiye'ye gelen İsveç milletvekillerinin havaalanında aynı muameleye maruz kaldığını gördük, bunu da kabul etmiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Milletvekilleri, Genel Kurul Salonuna gelen Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapı'ya geçmiş olsun dileklerini iletti.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, "OHAL uygulamasından derhal vazgeçilmeli ve ülke barışına, güçlü demokrasiye, hukukun üstünlüğüne hizmet edecek düzenlemelerin önü açılmalıdır." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Türki·ye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Aci·l Durum Yöneti·mi· Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Di·l ve Tari·h Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi·, Türk Di·l Kurumu ve Türk Tari·h Kurumunun 2017 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Bütçeler üzerinde HDP Grubu adına söz alan Van Milletvekili Nadir Yıldırım, 2017 bütçesinin "savaşın, ekonomik krizin, toplumda oluşan sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel kutuplaşmanın gölgesinde görüşüldüğünü" öne sürdü.
15 Temmuz darbe girişiminin bütün boyutlarıyla aydınlatılması gerekliliği üzerine kurulan Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunun "şimdiden meselenin üstünü örten bir yaklaşım sergilediğini" savunan Yıldırım, "Darbe girişimi, hemen ardından ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK'lerle, hükümet tarafından bir cadı avına dönüştürülmüştür." dedi.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, bugün parlamentonun içerisinde bulunduğu durum ve OHAL uygulamalarının, hukuk devleti ilkesi, evrensel hukuk normları ve mevcut anayasa bakımından kabul edilebilir olmadığını savundu.
"Siyasi, ekonomik ve toplumsal faturası son derece kabarık olacak bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu her birimiz çok net olarak görüyor ve yaşıyoruz." diyen Dora, şunları söyledi:
"Halkın iradesiyle parlamentoda görev yapan ve Türkiye'nin üçüncü büyük siyasi partisi olma vasfına sahip HDP eş başkanlarıyla birlikte 10 milletvekili adeta siyasi rehin pozisyonunda cezaevinde tutulmaktadır. Biz şu anda 78 milyonu ilgilendiren bütçe tasarısını görüşüyoruz. Bu durum, görüşmelerin meşruiyetine büyük ve telafisi zor bir gölge düşürmektedir. Milletvekillerine gerek evrensel ölçekte gerekse ulusal anayasalarda düzenlenen ifade hürriyeti dokunulmazlığını sağlamak demokratik parlamenter rejimlerin önemli bir geleneğidir. Demokrasi mücadelesinin önemli bir kazanımı olan bu prensip, Venedik Komisyonunun 1996 tarihli yasama bağışıklığı rejimi hakkındaki raporunda belirtildiği gibi Parlamentonun bir kurum olarak kolektif biçimde korunmasına hizmet ederken parlamento üyelerine de yürütme, yasama veya parlamento çoğunluğuna karşı bireysel koruma sağlamaktadır.
Netice itibarıyla her alanda istikrarsızlığa yol açan bu ceberut uygulamalardan ve özellikle OHAL uygulamasından derhal vazgeçilmeli ve ülke barışına, güçlü demokrasiye, hukukun üstünlüğüne hizmet edecek çağdaş ve makul düzenlemelerin önü açılmalıdır."
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, bir bütçenin onaylanmasının, bir hükümetin faaliyetlerinin meşruluğunun da onaylanması anlamına geldiğini kaydetti.
Bütçelerin, hükümetlerin eğitime, kültüre, emek alanına, sosyal hak ve özgürlüklere, kısacası hemen hemen her konuya dair yaklaşımlarının da en önemli göstergeleri olduğunu ifade eden Doğan, "Bu bütçe dönemi de göstermiştir ki AK Parti hükümeti iç ve dış siyasette bildiğini okumaktan vazgeçmemekte ve muhalefetten gelen uyarıları dikkate almamaktadır." görüşünü öne sürdü.
Türkiye'de bulunan Suriyelilerin yalnızca onda birinin mülteci kamplarında barındırabildiğini, geriye kalan 2 milyonun üzerindeki Suriyelinin, sert kış koşullarında sokaklarda, insan onuruna yakışmayan bir durumda yaşamaya zorlandığını öne süren Doğan, "2 milyon insanın Türkiye'nin neredeyse her kentinde bir şekilde savrulmuş durumda yaşamalarını nasıl kabulleniyoruz? Hükümetin Suriyelileri Avrupa'ya karşı pazarlık konusu yapması dışında bir planlaması var mıdır, bunu da öğrenmek istiyoruz." diye konuştu.
HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, Eş genel başkanlar dahil olmak üzere HDP'li 10 parlamenterin "Anayasa ve yasalara aykırı bir şekilde cezaevinde tutuklu bulunduğunu" savundu.
"Bu hukuksuzluğa bir an önce son verilerek milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır." ifadesini kullanan Taşçıer, "Sivil, demokratik, barışçıl siyaset yoluyla Kürt sorununu parlamentoda gündeme taşımak isteyen ve çözüm konusunda uğraş veren siyasetçilere karşı sergilenen bu tavırdan bir an önce vazgeçilmedir." görüşünü dile getirdi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Görüşmelerin başında söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın Almanya ziyareti sırasında pasaportunun çalınması üzerine Alman polisinin kötü muamelesine maruz kaldığı ve 45 dakika alıkonulduğuna ilişkin haberler olduğunu anımsattı.
Özel, "Meclisin tüm üyeleri, hele hele Başkanlık Divanı temsilcileri tüm Meclisi ve Türkiye'yi temsil etmektedir. Zorla alıkonulmalarını ve bir milletvekilinin dışarıda görmesi gereken diplomatik nezaketten mahrum bırakılmasını kabul edilebilir bulmuyoruz." diye konuştu.
Türkiye'nin KEİPA'da dönem başkanlığı görevini üstlendiğini belirterek, KEİPA Türk Grubu Başkanı AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can'a ve parlamentoyu temsil eden milletvekillerine teşekkür etti.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da Asya Parlamenterler Asamblesinde de (APA) iki yıllığına Türkiye'nin dönem başkanı seçildiğini hatırlattı. Orada bulunan tüm üyelere teşekkür eden Aydın, "Başkanımız adına ben de o toplantıdaydım. Orada FETÖ'nün terör örgütü olarak ilan edilmesi, yoğun gayretler sonucu sonuç bildirgesinde yer almıştır. Bunlar, Türkiye ve Meclisimiz için son derece önemli." dedi.
Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ile ilgili haberi gazetelerden öğrendiğini belirten Aydın, şunları söyledi:
"Bunu kabul etmek mümkün değil. Özellikle yurt dışında, hatta yurt içinde de aynı şekilde, nerede olursa olsun, bir parlamentere, hele hele Meclis Başkanvekiline, bir Başkanlık Divanı üyesine bu tür muamelelerin yapılmasını kesinlikle şiddetle kınıyoruz. Bundan sonraki süreçte de hem yurt içinde hem de yurt dışındaki milletvekilleri olarak itibarımızı ortak bir şekilde korumak durumundayız. Ayşe Nur Hanım'a geçmiş olsun diyoruz ve muameleden dolayı da Alman makamlarını kınıyoruz."
CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, "Lozan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük diplomatik zaferidir, başarısıdır. Lozan, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Türki·ye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Aci·l Durum Yöneti·mi· Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Di·l ve Tari·h Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi·, Türk Di·l Kurumu ve Türk Tari·h Kurumunun 2017 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Bütçeler üzerinde CHP Grubu adına söz alan Bolu Milletvekili Tanju Özcan, kamudan soruşturma dahi açılmadan ihraç edilen binlerce kamu personeli ve mağduru bulunduğunu savundu.
Bunların eninde sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kapısını çalacağını, AİHM'nin geçmiş içtihatlarına bakıldığında, "Türkiye'yi mahkum edeceğinin bugünden ortada" olduğunu öne süren Özcan, "Bunu yeniden düşünmenizi tavsiye ediyorum. Türkiye, AİHM nezdinde defalarca mahkum oldu ancak önümüzdeki yıl veya sonraki yıl bunda rekor bir artış olacak." dedi.
Önümüzdeki günlerde başkanlık konusunun gündeme geleceğini belirten Özcan, "Bizim temel itirazımız şu: Bütün yetkileri demokratik bir sistemde bir insan üzerinde toplamayın, bu yanlıştır. Bu insanın kim olduğu da çok önemli değil." diye konuştu.
CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, çocuklara yönelik cinsel istismar ve taciz davalarında son on yılda yüzde 700 bir artış olduğunu öne sürdü.
"Bunu nasıl izah edeceğiz?" diye soran Erkek, "Çocuklara yönelik bu cinsel istismar, taciz iddiaları yoğunluklu olarak nerelerde gündeme geliyor? Bu vakıflar neden kapatılmıyor? Bugün 1 milyonun üzerinde çocuk, dini vakıfların elinde. Lütfen kontrol edelim, denetleyelim ve çocuklarımızı koruyalım. Kutsal din duygularının istismar edilmesine müsaade etmeyelim çünkü dinin temeli de ahlaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Bu istatistiklerin "ahlaki bir çöküntüyü gösterdiğini" ifade eden Erkek, "Ahlak çökmüş, adalet çökmüş, ekonomi çökmüş; 7 milyon işsiz var, milyonlarca insanımız maalesef açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Dış politikada tarihimizin en hazin tablosunu yaşıyoruz. Bizim derdimiz ise Anayasal demokrasi yerine anayasal diktatörlüğü tesis etmek." görüşlerini savundu.
CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal da "AKP'nin açılımını biz başka biliyorduk, meğerse aldatılanlar ve kandırılanlar partisi olmuş. Bu anlayışla maalesef, FETÖ'yle, terörle mücadele edemeyeceğinizi düşünüyoruz. Bu yüzden, OHAL'le sizin amacınızın muhalifler olduğunu düşünüyoruz." diye konuştu.
CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, Fırat Kalkanı Harekatı'nı partisinin desteklediğini belirterek, "Ancak nereye kadar? Şu anda bulunduğumuz yere kadar. Buradan bir adım bile ileriye gitmek Suriye'deki ve Orta Doğu'daki o cadı kazanının tamamen içine düşmek anlamına gelir. Bu nedenle, asla bu yanlış yapılmamalıdır." ifadelerini kullandı.
Son günlerde "Lozan polemiği" yaşandığına işaret eden Dudu, "Lozan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük diplomatik zaferidir, başarısıdır. Lozan, ulusal Kurtuluş Savaşı'nın diplomasi alanında devamıdır, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir. Dolayısıyla, Lozan'a karşı çıkmak, Lozan'ı eleştirmek, açık ve net söylüyorum, bu vatanın varlığını, mevcudiyetini sorgulamaktır, eleştirmektir." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye'de her şeyden önce istikrar ve öngörülebilirlik kalmadığını, hukuk devleti, demokrasiden hızla uzaklaşıldığını, dış politikada yapılan yanlışların ekonomiyi vurduğunu savundu.
Çakırözer, 15 yıllık tek parti hükümetinin "siyasi istikrar anlamına gelmediğinin görüldüğünü" öne sürerek, şunları söyledi:
"Vatandaşımızın hayatının her alanında adalete, evrensel hukuk devleti ilkelerine güven duymasını sağlamak zorundayız. 15 Temmuz kanlı darbe girişimini planlayanlar ve icraya koyanlarla, onların destekçileriyle sonuna kadar mücadele edilmeli, adil biçimde yargılanarak en ağır cezalar verilmeli, bu konuda en ufak bir tereddüt hiçbirimizde bulunmamaktadır. Ama bunu yaparken en aykırı biçimde de olsa yazan, çizen, düşünen insanları, eleştirilerini beğenmediklerimizi OHAL koşulları altında cezaevlerine tıkarsanız, işte, o zaman bu mücadeleyi anlatmakta güçlük çekerseniz, güçlük çekeriz. Bizim mücadelemiz, elinde silah olanla, o silahı yurttaşımıza, polisimize, askerimize doğrultanla olmalıdır.
Anayasa Mahkemesi kararı gereği, haklarındaki karar kesinleşinceye kadar tutuksuz yargılanması gereken milletvekillerini tutuklarsanız ne kendi insanımıza ne de dünyaya anlatamayız terörle mücadelemizi. Fırsat bu fırsattır diye darbeyle, FETÖ'yle ilgisi olmayan öğretmenleri, akademisyenleri sırf muhalifler diye görevlerinden atarsanız, işinden, aşından ederseniz, kimse dinlemez hiçbirimizi. Suçun kişiselliği ilkesine rağmen, FETÖ'cü iddiasıyla tutuklananların aile bireylerinin, eşlerinin, çocuklarının mağdur edilmesini dünyaya anlatamayız."
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş'e yönelik, "Babası mezardan kalksa 'Oğlum Tuğrul, biraz doğrul, bu Kıbrıs'ta ne oluyor?' der. Kıbrıs'a her yılı çözüm yılı ilan ettiler, 2004'ten beri çözüm yılı." dedi.
CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, AK Parti'nin "kandırıldık" diyerek kurtulamayacağını söyleyerek, "Cumhuriyet tarihine eğer altın harflerle geçmek istiyorsanız, içine sürüklenmeye çalışıldığımız bu karanlık döneme 'dur' demek sizin elinizde. Bunun için getirilecek anayasa değişikliğine 'hayır' demeniz yeterlidir." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve CHP milletvekilleri, AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu'nu, TBMM Genel Kurulundaki konuşması sırasında sürekli laf atarak ve sıra kapaklarına vurarak protesto etti.
Genel Kurulda görüşülen Türki·ye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Aci·l Durum Yöneti·mi· Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Di·l ve Tari·h Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi·, Türk Di·l Kurumu ve Türk Tari·h Kurumunun 2017 yılı bütçeleri üzerinde AK Parti milletvekilleri konuştu.
AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, insan haklarının önemini vurgulayarak, insan haklarının konuşulduğu her platformda 15 Temmuz şehitlerini minnetle anacaklarını söyledi. Miroğlu, "Eğer bugün dünya, hala insanlık onurunun korunmaya çalışıldığı dünya ise bunu, hayatını kaybeden fikir adamlarına ve aktivistlere borçluyuz." dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Fatma Benli, AK Parti'nin insan hakları konusunda ceza kanununda bir çok değişiklik yaptığını, pozitif ayrımcılık getirdiğini, bu konudaki uluslararası sözleşmeleri güvence altına aldığını belirtti.
Hükümetin, fiili uygulamaların takip edilmesi için kurumlar kurduğunu, bunlardan birisinin de bağımsız İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu olduğunu belirten Benli, vatandaşların, güvenlik ve adalet dengesinin korunması için bu tür bağımsız kurumlara müracaat etmesi gerektiğini anlattı.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Suriye'nin El Bab bölgesinde bir Türk askerlerinin şehit olduğu, 6 askerin yaralandığı saldırıyı şiddetle kınadıklarını ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Fırat Kalkanı Harekatı'nın 106. gününde Türk askerine yönelik bir saldırı daha olduğunu dile getirerek, "24 Kasım'da aynı bölgede 3 askerimiz şehit olmuştu. Bu saldırının failleri hakkında hükümetten bir açıklama gelmemişken, yeni bir saldırı daha oldu. Türk milletinin başı sağ olsun." diye konuştu.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, Almanya'da Alman polisinin çirkin muamelesine maruz kaldığını esefle öğrendiklerini belirten Akçay, Bahçekapılı'ya geçmiş olsun dileğinde bulundu.
MHP'li Akçay, "Bir Türk milletvekilinin saatlerce havalimanında bekletilmesi ve tehditlere maruz kalması kabul edilemez. Bu davranış skandaldır. Her fırsatta teröristlere kucak açan ülkeleri, TBMM Başkanvekiline böyle bir muamelede bulunmalarından dolayı esefle kınıyoruz." ifadesini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da Fırat Kalkanı Harekatı'nda şehit olan askerlere rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek, "Milletin duası askerlerledir." dedi.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, El Bab bölgesindeki bombalı saldırıda şehit olan güvenlik güçlerine rahmet, yaralılara geçmiş olsun dileğinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Bahçekapılı'nın Almanya'da karşılaştığı muamelenin kabul edilemeyeceğini belirten Yıldırım, "Bahçekapılı'nın maruz kaldığı muamele, bizim ülkemizde milletvekillerinin karşı karşıya kaldığı tutuklamalar gibidir." diye konuştu.
AK Parti Gümüşhane Milletvekili Hacı Osman Akgül, AFAD'ın 784 gözlem istasyonu ile gözlem istasyonu sayısında Avrupa'da ikinci sırada olduğunun altını çizdi. Akgül, 6,5 milyon vatandaşın, AFAD'ın verdiği eğitimlerde, "afetlerde doğru davranış şekillerini" öğrendiğini söyledi.
AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu, TİKA'nın, soğuk savaş sürecinin sona ermesinden sonra Orta Asya'daki Türk devletlerinin kalkınmasına destek olmak amacıyla kurulduğunu ifade etti.
TİKA'nın dünyada birçok ülkede faaliyet gösterdiğin dikkati çeken Türkoğlu, kurum 2002'de 2 bin 200 civarında proje gerçekleştirmişken, şimdi bu sayının 17 bini geçtiğini belirtti.
AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının bütçesi üzerinde konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel başta olmak üzere CHP'li milletvekilleri, Çavuşoğlu'nu, konuşması sırasında sürekli laf atarak ve sıra kapaklarına vurarak protesto etti.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Aydın, CHP'li milletvekillerini, "Hiç yakışmıyor." diyerek uyardı; "Sayın Çavuşoğlu tahriklere gelmeyecektir, bunu görüyorsunuz, tebrik ediyorum, Sayın Çavuşoğlu siz Genel Kurul'a hitap edin." diye konuştu.
Çavuşoğlu, konuşması sırasında, Ege Adalarının 1923 yılında Yunanistan'a verilmediğini, 1947 yılında CHP döneminde Paris Anlaşması ile Yunanistan'a satıldığını söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, bir grubun komple, kürsüdeki konuşmacıya, adeta boğarcasına bağırmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de "Ne ektiysen onu biçersin.", "Ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar." atasözlerinin olduğunu anımsattı.
CHP'li milletvekillerinin kürsüye çıkan konuşmacıları nezaketle dinlediğini aktaran Özel, "Çavuşoğlu, bugün konuşamadığı 5 dakikayı, bir yıl boyunca bizim arkadaşlarımıza laf atıp onların süresinden çalmasına saysın. Bunun için grubuma teşekkür ediyorum, onları da alkışlıyorum." sözlerini sarfetti.
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü, AK Parti'li Çavuşoğlu'nun tarihi gerçekleri çarptırdığını söyleyerek Çavuşoğlu'na, "Ne ekersen onu biçersin, ne yaparsan sana da öyle davranılır." dedi.
CHP'li milletvekilleri sataşma gerekçesiyle ikinci kez kürsüye gelen Hakan Çavuşoğlu'nu, sıra kapaklarına vurarak ve laf atarak yine protesto etti.
Başkanvekili Aydın, CHP'lileri, "Tahammül edin lütfen, dinleyin. Burası TBMM. Sizler millet adına milletin sorunlarını takip ediyorsunuz. Bağırarak, çağırarak, sıra kapaklarına vurmakla bu iş olmaz." şeklinde uyardı.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ise TBMM Başkanvekili Bahçekapılı'ya Almanya'da yapılan uygulamayı doğru bulmadıklarını ifade ederek, "Bu uygulama hangi ülkede gerçekleşirse gerçekleşsin, halkın iradesine yönelik müdahaledir ama kendi ülkemizde yapılana da bakmak lazım. Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ'ı ziyaret etmek için Türkiye'ye gelen İsveç milletvekillerinin havaalanında aynı muameleye maruz kaldığını gördük, bunu da kabul etmiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Milletvekilleri, Genel Kurul Salonuna gelen Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapı'ya geçmiş olsun dileklerini iletti.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, "OHAL uygulamasından derhal vazgeçilmeli ve ülke barışına, güçlü demokrasiye, hukukun üstünlüğüne hizmet edecek düzenlemelerin önü açılmalıdır." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Türki·ye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Aci·l Durum Yöneti·mi· Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Di·l ve Tari·h Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi·, Türk Di·l Kurumu ve Türk Tari·h Kurumunun 2017 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
Bütçeler üzerinde HDP Grubu adına söz alan Van Milletvekili Nadir Yıldırım, 2017 bütçesinin "savaşın, ekonomik krizin, toplumda oluşan sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel kutuplaşmanın gölgesinde görüşüldüğünü" öne sürdü.
15 Temmuz darbe girişiminin bütün boyutlarıyla aydınlatılması gerekliliği üzerine kurulan Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunun "şimdiden meselenin üstünü örten bir yaklaşım sergilediğini" savunan Yıldırım, "Darbe girişimi, hemen ardından ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK'lerle, hükümet tarafından bir cadı avına dönüştürülmüştür." dedi.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, bugün parlamentonun içerisinde bulunduğu durum ve OHAL uygulamalarının, hukuk devleti ilkesi, evrensel hukuk normları ve mevcut anayasa bakımından kabul edilebilir olmadığını savundu.
"Siyasi, ekonomik ve toplumsal faturası son derece kabarık olacak bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu her birimiz çok net olarak görüyor ve yaşıyoruz." diyen Dora, şunları söyledi:
"Halkın iradesiyle parlamentoda görev yapan ve Türkiye'nin üçüncü büyük siyasi partisi olma vasfına sahip HDP eş başkanlarıyla birlikte 10 milletvekili adeta siyasi rehin pozisyonunda cezaevinde tutulmaktadır. Biz şu anda 78 milyonu ilgilendiren bütçe tasarısını görüşüyoruz. Bu durum, görüşmelerin meşruiyetine büyük ve telafisi zor bir gölge düşürmektedir. Milletvekillerine gerek evrensel ölçekte gerekse ulusal anayasalarda düzenlenen ifade hürriyeti dokunulmazlığını sağlamak demokratik parlamenter rejimlerin önemli bir geleneğidir. Demokrasi mücadelesinin önemli bir kazanımı olan bu prensip, Venedik Komisyonunun 1996 tarihli yasama bağışıklığı rejimi hakkındaki raporunda belirtildiği gibi Parlamentonun bir kurum olarak kolektif biçimde korunmasına hizmet ederken parlamento üyelerine de yürütme, yasama veya parlamento çoğunluğuna karşı bireysel koruma sağlamaktadır.
Netice itibarıyla her alanda istikrarsızlığa yol açan bu ceberut uygulamalardan ve özellikle OHAL uygulamasından derhal vazgeçilmeli ve ülke barışına, güçlü demokrasiye, hukukun üstünlüğüne hizmet edecek çağdaş ve makul düzenlemelerin önü açılmalıdır."
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, bir bütçenin onaylanmasının, bir hükümetin faaliyetlerinin meşruluğunun da onaylanması anlamına geldiğini kaydetti.
Bütçelerin, hükümetlerin eğitime, kültüre, emek alanına, sosyal hak ve özgürlüklere, kısacası hemen hemen her konuya dair yaklaşımlarının da en önemli göstergeleri olduğunu ifade eden Doğan, "Bu bütçe dönemi de göstermiştir ki AK Parti hükümeti iç ve dış siyasette bildiğini okumaktan vazgeçmemekte ve muhalefetten gelen uyarıları dikkate almamaktadır." görüşünü öne sürdü.
Türkiye'de bulunan Suriyelilerin yalnızca onda birinin mülteci kamplarında barındırabildiğini, geriye kalan 2 milyonun üzerindeki Suriyelinin, sert kış koşullarında sokaklarda, insan onuruna yakışmayan bir durumda yaşamaya zorlandığını öne süren Doğan, "2 milyon insanın Türkiye'nin neredeyse her kentinde bir şekilde savrulmuş durumda yaşamalarını nasıl kabulleniyoruz? Hükümetin Suriyelileri Avrupa'ya karşı pazarlık konusu yapması dışında bir planlaması var mıdır, bunu da öğrenmek istiyoruz." diye konuştu.
HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, Eş genel başkanlar dahil olmak üzere HDP'li 10 parlamenterin "Anayasa ve yasalara aykırı bir şekilde cezaevinde tutuklu bulunduğunu" savundu.
"Bu hukuksuzluğa bir an önce son verilerek milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır." ifadesini kullanan Taşçıer, "Sivil, demokratik, barışçıl siyaset yoluyla Kürt sorununu parlamentoda gündeme taşımak isteyen ve çözüm konusunda uğraş veren siyasetçilere karşı sergilenen bu tavırdan bir an önce vazgeçilmedir." görüşünü dile getirdi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
