2009-01-08 - 13:00
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ KILIÇDAROĞLU'NUN BASIN TOPLANTISI
CHP'li Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Ben bu davanın savcısıyım'' sözlerini hatırlatarak: ''Eğer, bir davanın savcısı, o ülkenin başbakanıysa o ülkede hukukun çalışmadığını itiraf etmiş oluyor'' dedi.
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün'ün sözlerine de yanıt verdi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Ben bu davanın savcısıyım'' sözlerini hatırlatarak, Kılıçdaroğlu: ''Eğer, bir davanın savcısı, bir ülkenin başbakanıysa o ülkede hukukun çalışmadığını itiraf etmiş oluyor'' dedi.

Ergenekon davasını 'hukuk katliamı' olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, ''Acaba Sayın Ergün, Başbakanı böyle bir açıklama
yaptığında, çıkıp televizyona, bir yasama organının üyesi olarak, 'Sayın
Başbakan, siz doğruyu söylemiyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz, siz bir davanın
savcısı olamazsınız' dedi mi? Demedi. Anamuhalefet partisinin temel görevi,
yanlışları kamuoyuna duyurmaktır'' diye konuştu.

-''DOKUNULMAZLIK KİMİN AYRICALIĞI?''-

Kılıçdaroğlu, Ergün'ün, ''Türkiye bir hukuk devletidir, kimseye ayrıcalık
tanınamaz'' sözlerine işaret ederek, Ergün'e, ''Dokunulmazlık kimin ayrıcalığı?
Dokunulmazlık, kendisinin ayrıcalığı değil mi? Madem hukuk davasıydı, kimseye
ayrıcalık tanınmıyordu, size niçin bu ayrıcalık tanındı?'' sorularını yöneltti.
Ergün'ün, ''Sayın Baykal'ın dinleme iddialarını gördük, bir komisyon
kurduk'' dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''CHP'de dinlenme olup olmadığını AKP, kimlerle kurduğu komisyonla
belirledi? Sayın Ergün, hukuk devletinden söz ediyor. Bu ülkede yargının bağımsız
olmadığını, AB İlerleme Raporlarından okumadı mı? Yargının bağımsız olmadığına
yönelik Yargıtay Başkanlar Kurulunun, bundan 2 yıl önce açıkladığı bildiriyi
duymadı mı? Yargının bağımsız olmadığını, savcılara baskı yapıldığını, en son
dinlemeyle ilgili görev yapan bir savcının, pasif bir göreve atandığını Sayın
Ergün duymadı mı? Dinlemeyle ilgili birimin başkanlığına, sadece Başbakanın
imzasıyla atama yapan, dünyada acaba hangi demokratik ülke var?
Demokrasi, yargının bağımsızlığı deniliyorsa, bunlar yok. 'Parlamentoda
yasaları yapan AK Parti'dir' diyen grup sözcüsü kim, Ergün bunu sordu mu?
Parlamentoyu bile dışlayan, insanları gece yarıları alıp sorgulayan bir düzen,
21. yüzyılın Türkiye'sine yakışıyor mu? Siz bu ülkede F tipi örgütlenmeden güç
alarak bir şeyler yapmak, AKP'yi eleştirenleri sabaha karşı gözaltına almak
istiyorsanız, o ülkede demokrasiden söz edemezsiniz.''

-''TEK PARTİ YÖNETİMİNİN DEMOKRASİ ANLAYIŞI''-

Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin, kendisini eleştirenleri, dinlemesi
gerektiğini ifade etti.
Yargı üzerinde, ''olağanüstü bir baskı'' olduğunu iddia eden
Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin hoşuna gitmeyen bir karara karşı Adalet Bakanlığı
Teftiş Kurulu'nu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun mu yoksa Adalet
Bakanı'nın mı harekete geçirdiği sorusunu yöneltti. Kılıçdaroğlu, Nihat Ergün'ün,
Teftiş Kurulu'nun, Adalet Bakanlığı'na bağlı olmasının mantıklı bir açıklamasını
yapıp yapmayacağı da öğrenmek istedi.
CHP'li Kılıçdaroğlu, AK Parti kanadının, Cumhuriyete, aydınlanma ve
demokrasiye karşı, belli yargı organlarını kullanarak savaş açtığını ileri
sürerek, vatandaşları duyarlı olmaya davet etmenin, CHP'nin görevi olduğunu
söyledi.
Ülkede demokrasiyi Nihat Ergün'den ve AK Parti'den daha fazla
istediklerini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''AKP'nin demokrasi anlayışı, tek parti yönetiminin demokrasi
anlayışıdır. Çoğunluk esasına dayanır, çoğulculuğa değil. Muhalefetin sesini
kısma üzerine dayanır, onların özgürce konuşması üzerine değil. AKP'nin demokrasi
anlayışı, medya üzerine baskı kurarak, kendi yandaş medyasını yaratma üzerine
dayanır, bağımsız ve özgür haber yapmasını sağlamak değildir. Bu nedenlerle AKP,
Genel Başkanımızın söylediği gibi; Hitler ve Peron yönetimine ağır ağır giden bir
görüntü sergilemektedir.
Kimse, Yalçın Küçük'ün haklı bir gerekçeyle tutuklandığını bize izah
edemez. Bu ülkede, şiddeti ve baskıyı, yargıyı kullanarak, bu dozda kullanan
AKP'dir, demokrasilerde böyle bir şey olmaz.''