2021-12-10 - 23:59
2022 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA
TBMM Genel Kurulunda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2022 yılı bütçeleri kabul edildi.
Genel Kurulda, Tarım ve Orman, Adalet ve Milli Savunma Bakanlığının yanı sıra Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Su Enstitüsü; Yargıtay, Danıştay, Ceza ve İnfaz Kurumu ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile Kişisel Verileri Koruma Kurumunun 2022 Yılı bütçeleri de ele alınacak.

Bütçeler üzerinde MHP Grubu adına söz alan İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu, geçiş dönemi şartlarında iklimdeki belirsiz değişimlerin, tarım üretiminde ekim ve hasat zamanlarında kaymaya, meyvecilik açısından verim düşüklüğüne yol açtığını ifade etti.

Ayrıca gelecekte, hayvancılıkta kullanılan yem bitkilerinde sorunların yaşanacağını dile getiren Kalyoncu, "Tahıl depolarının artırılması, doldurulması ve olası durumlara hazırlıklı olunması gerekmektedir." dedi.

Bugün Tarım ve Orman Bakanlığının, Toprak Mahsulleri Ofisinin, bu konuda gerekeni yaptığını belirten Kalyoncu, ayrıca soğuk zincire önem verilerek soğuk hava depolarının çoğaltılması ve geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Ülkenin gıda ihtiyacını karşılayacak depoların oluşturulmasının "ulusal güvenlik açısından da değerlendirilmesi" gerektiğini vurgulayan Kalyoncu, "Seracılıkta gerekli önlemlerin alınması, iptidai şartlarda kurulan ve hava olaylarına dayanaksız seraların sağlamlaştırılması da tarım ürünleri açısından büyük önem taşımaktadır. Kuraklığın yoğun hissedileceği alanlarda kuru tarıma ağırlık verilmelidir. Konya kapalı havzası gibi alanlarda sulu tarımdan vazgeçilmeli ve alternatif ürünler yer altı suları tükenmeden devreye sokulmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, bu yıl narenciye ve özellikle limon üreticilerinin çok ciddi kayıplarının olduğunu, Bakanlığın bunu dikkate alarak bir an önce çiftçilere katkı sağlayacağına inandığını ifade etti.

Buğdayın gerçekten stratejik bir ürün, pandemi sürecinde gıda sektörünün de her şeyden önemli olduğunun görüldüğünü anlatan Varlı, "İnsanlar evlerinde kapalı kaldığı zaman icabında otomobilini kullanmayabiliyor ya da lüks dediğimiz başka araçları, gereçleri kullanmayabiliyor ama mutlaka yemesi ve içmesi lazım. Bunun için de buğday önemli stratejik bir ürün." diye konuştu.

Türkiye'nin şu anda buğday ihtiyacının 22-23 milyon ton olduğunu, geçen yıl 4 milyon ton gibi buğdayın dışarıdan ithal edildiğini aktaran Varlı, "Buğdayı çiftçimize mutlaka ektirmemiz lazım. Ektirebilmek için de desteklemesini artırmamız lazım. Çünkü gübre fiyatları dolara bağlı olarak çok ciddi arttı." dedi.

MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut, Türkiye'de sadece yargı teşkilatının değil, tüm bürokrasinin "yetersiz uygulayıcı" sorununa ortak bir akılla çözüm üretilmesi gerektiğini dile getirdi.

Vatandaşın temel beklentisi; hakkının, adil ve tarafsızlığından, yetkinliğinden şüphe duyulmayan kadroların eliyle temin ve tesisinin önünün açılması olduğunu dile getirdi. Bulut, şunları kaydetti:

"Türkiye'de yargı teşkilatının birincil ve öncelikli sorunu mevzuat sorunu değil nitelikli uygulayıcı sorunudur; uzun süren yargılamaların vatandaşın ciddi hak kayıplarına sebebiyet verecek kadar şirazesinden çıkmış olmasıdır. Dolayısıyla ortaya bir cesaret koyarak revizyon değil etkili bir reformu hayata geçirmek durumundayız. Cumhuriyet tarihi boyunca tartışılan, yaklaşık yüz yıllık bir arka planı olan ve en nihayetinde de siyasi iktidar tarafından bu haklı talepleri dikkate alarak hayata geçirilen, geçirilmiş olan bölge adliye mahkemeleri ve istinaf mahkemelerinin hep birlikte mercek altına alınması lazım. İstinaf mahkemelerinin kanunu çok iyi niyetli bir şekilde, yıllarca akademik çerçevede tartışılmış olmasından dolayı Yargıtayın iş yükünü bir nebze düşüreceği inancıyla ve yargılamaları hızlandıracağı düşüncesiyle hayatımıza girdi ancak bugün fiilen uygulamada bölge adliye mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri bu neticeyi vermedi. Yaklaşık beş yıl süren Yargıtay aşamasıyla beraber beş yıl, altı yıl süren yargı dosyalarının üzerine bir üç yıl daha eklenmesine sebebiyet verdi.

Yargı reformu kapsamına bölge adliye mahkemelerinin ve istinaf mahkemelerinin alınması, gerek görülürse doktrinde yıllarca her siyasi iktidara dayatılan ve bir müjde gibi, bir köklü çözüm önerisi gibi sunulan ama o neticeyi vermeyen istinaf mahkemelerinin derhal kaldırılması da dahil olmak üzere tüm çözüm önerilerinin düşünülmesi lazım. İstinaf mahkemeleri bir yandan yargı sürecini uzatırken diğer yandan da nitelikli yargıçlarımızın, hakimlerimizin ve savcılarımızın ilk derece mahkemelerinden çekilerek bölge adliye mahkemelerinde görevlendirilmesi gibi fiili bir sonuç doğurdu ve kürsüler maalesef ki tecrübesiz hakim ve savcılarımızın adeta stajını tamamladıkları birer mevzi ve mertebe haline geldi. Dolayısıyla istinaf mahkemeleri 2022 yılının Türkiye?de yargı konusundaki en önemli gündemi olması gerekiyor."

MHP Bursa Milletvekili Hidayet Vahapoğlu, çağın tüm gelişmişliğine ve teknolojinin yaygınlaşmasına rağmen insan faktörünün her zaman önemini koruduğunu belirtti.

TSK'nın, deniz, hava, kara unsurlarıyla daima güçlü ve caydırıcı olması gerektiğini ifade eden Vahapoğlu, "Bugün verildiği gibi, gelecekte de TSK, arkasında kararlı bir siyasi otoritenin varlığını sürekli olarak hissetmelidir." dedi.

Askerliğin özel bir meslek, bir hayat felsefisi ve tarzı olduğunu vurgulayan Vahapoğlu, "Bu mesleğin gerektirdiği nitelikler ve psikolojik özelikler ancak askeri okullarda, askerliği özümsemiş askeri öğretmenler ve eğitmenler vasıtasıyla kazanılabilir. Bu hususun dikkate alınarak kapatılan askeri liselerin yeniden açılması gerekmektedir." diye konuştu.

Dünyadaki tüm orduların, sahip olduğu askeri tababet esaslarına göre eğitim almış askeri doktorları ve askeri hastaneleri olduğunu belirten Vahapoğlu, "Bu durum, İsviçre gibi tarafsızlığı dünyaca kabul edilmiş devletler için de geçerlidir. Her bir branşta uygulanacak askeri cerrahiyi ve askerin temel ihtiyaçlarından olan askeri psikiyatriyi sivil tabiplerin karşılaması mümkün değildir. 'Bunu sivil hastane ve doktorlarla karşılarız ya da biz yaparız' diye ortaya çıkanlara itibar edilmemelidir." değerlendirmesini yaptı.

Öte yandan TBMM Başkanvekili Celal Adan, oturumun başında, Pençe Yıldırım operasyon bölgesinde ve İdlib'de şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine, millete ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın şahsında tüm silahlı kuvvetleri mensuplarına başsağlığı ve sabır diledi.

Bütçeler üzerinde CHP Grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Cavit Arı, bağımsız ve tarafsız bir yargının millet adına karar verilebileceğini belirterek "Yasama, yürütme, yargı erklerinin bugün neredeyse tek elden yürütüldüğü bir sistemle karşı karşıya bulunmaktayız. Bir siyasi parti genel başkanının mahkemeye yargıç atadığı bir yerde adalet olur mu veya bağımsız ve tarafsız adalet olabilir mi?" diye sordu.

Cumhuriyet savcılarının bile özgürlüğünün elinden alındığını iddia eden Arı, başsavcıların iktidarın iki dudağı arasında olduğunu, iktidarın istemediği hiçbir davanın açılamadığını öne sürdü.

Türkiye'de yargıya güvenin kalmadığını savunan Arı, "Yargıdaki siyasi kimlikleri ayıklayın aksi halde adalet her geçen gün değer kaybediyor. Bu şartlarda tarafsız ve bağımsız yargının sadece ismi olur ama gerçeği olmaz." dedi.

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, üre gübrenin tonunun 14 bin 500 liraya yükseldiğini belirterek "Böyle giderse çiftçilerimiz tüm ürünlerde gübre kullanamaz duruma gelecek. Bu da kalite ve verim kaybı demek." diye konuştu.

Buğdayda gıda krizinin kapıda olduğunu dile getiren Barut, "Sayın Bakan, bu buğdayı çiftçimizin elinden geçen yıl 2,25 liraya aldınız, şimdi ise yurt dışından bu buğdayın kilosunu 4,5-5 liraya ithal ediyorsunuz. Madem ithalata bu kadar para verecektiniz, elin yabancı çiftçilerine para kazandıracaktınız, bu parayı kendi çiftçimize verseydiniz." ifadesini kullandı.

CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye çiftçilerin bir karne verdiğini söyleyerek "Tarımdaki sorunları görememek 100 üzerinden 100, çiftçi maliyetlerini düşürememek 100 üzerinden 100, maliyetteki artışa önlem bulamamak yine 100 üzerinden 100, besiciye tam destek olamamak yine 100 üzerinden 100, tarımsal destekleme ve kanuna uymamak yine 100 üzerinden 100, 150 bin kişilik teşkilata sahip çıkamamak yine 100 üzerinden 100. Ayrıca size olumlu bir not veren bir kesim var. Türk çiftçisi değil, elin gavurunun çiftçisi, kendisini düşündüğünüz için size 100 üzerinde 100 veriyor." şeklinde konuştu.

Özer'in Tarım ve Orman Bakanlığındaki bir bürokrata ilişkin iddiaları üzerine Bakan Pakdemirli "Ne biliyorsan git, savcılar orada. Niye bugüne kadar gitmedin?" karşılığını verdi.

CHP'li Özer konuşmasının ardından iddiasına ilişkin bir dosyayı Pakdemirli'ye verdi.

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, kürsüye ekmek, ayçiçek yağı ve süt ile çıkarak ekmeği gösterdi ve "Bu ekmeğin yarısını ithal buğdayla yapıyoruz." iddiasında bulundu.

İcra memurlarının borcunu ödemeyen çiftçilerin hayvanlarını saymaya başladığını savunan Gaytancıoğlu 20 bin çiftçinin haciz baskısı altında olduğunu söyledi.

CHP Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, AK Parti döneminde çiftçi borçlarının 70 kat artığını ileri sürerek "Şu anda 200 milyar liranın üzerinde çiftçi borcu var. Bu borçlarla alakalı bu bütçede bir kaynak var mı? Üretimi artıracak bir stratejiniz var mı?" diye sordu.

"Bu, Türk çiftçisini bitirme bütçesidir." diyen Gökçel, iktidara geldiklerinde çiftçi borçlarının faizini sileceklerini, tarımı programlayacaklarını, tarımsal üretim hamlesi başlatacaklarını söyledi.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, muhafazalı mahkum muayene odalarında mahkumların kelepçesiz muayene edilmesi gerektiğini belirterek, mahkumların kelepçe ile muayene edilmesinin insan haysiyetine aykırı bir muamele olduğunu ve bunun son bulması gerektiğini savundu.

CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek, demokrasinin eksikliklerini, hukukun yanlışlıklarının giderilmesi gerektiğini dile getirerek "Eğer bu ülkede ağır ekonomik sorunları, demokrasinin sorunlarını, hukukun sorunlarını görmezsek gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde oluruz. Buna hiçbirimizin hakkı yok. Bu gerçekleri göreceğiz, bu gerçekler ışığında ancak bu ülkenin sorunlarını çözebiliriz." yorumunu yaptı.

Yasama, yürütme ve yargının ayrı ayrı güçlendirilmesi gerektiğini belirten Zeybek, "Yasama, yürütme, yargı; bunların ayrı ayrı güçlendirilmesi gerekirken biz birleştirip tek güçte topluyoruz. Böyle bir ülkede demokrasiyi, hukuku, ekonomiyi ayakta tutmak mümkün mü? Eğer yasama, yürütmenin idaresi dışında hiçbir işlem yapamıyorsa ve sadece el kaldırıp indiriyorsa o Meclis vesayet altındadır. Vesayet altında bir Meclis bu ülkenin sorunlarını çözemez. Bu nedenle biz, tekrar kuvvetler ayrılığını güçlendirerek birbirlerini denetleyebilen ama birbirinin işine karışmayan bir sistem getirmediğimiz sürece bu ülkenin sorunlarının hiçbirini çözemeyiz." ifadesini kullandı.

Yargı paketlerinin yargının sorunlarını çözemediğini iddia eden Zeybek, "Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) üzerinden Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulunu çıkaramazsak HSK'ye asla 'bağımsız' diyemeyiz. Bu nedenle ben sayın Bakandan sayın Cumhurbaşkanı ile görüşüp 'Bu kurulu bırakın, biz HSK olarak kendi işimizi yapalım' demesini istiyorum." değerlendirmesinde bulundu.

CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, Erinç Sağkan'ın başkan seçildiği Türkiye Barolar Birliği 36. Olağan Genel Kuruluna işaret ederek "O kadar hoş oldu ki alnından, yüreğinden öpüyorum meslektaşlarımızın; hukuk dersi verdiler, hukuk dersi. Aylarca burada anlatmaya çalıştığımız 'Bölmeyin baroları, 2010 yılında FETÖ projesi olarak getirilen kanunla oynayarak baroların üzerine çullanmayın, Türk yargı dünyası size ders verir.' dememize rağmen dinlemediniz. Geldiğimizde bu Meclise çoğunluk olarak o yasayı yırtıp atacağız, adaletli, hukuk dünyasına yaraşır, avukatların nefes alacağı bir yasayı yapacağız, bunu da unutmayın." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, devletin hiçbir kurumunu itibarsızlaştırma yaklaşımını kabul etmeyeceklerini vurguladı.

Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Biz, devletin şan ve şerefinin yücelmesi için görev yapıyoruz. Ancak kimi bakanların kimi iktidar yetkililerinin yaptıkları yanlışları yüzlerine vurduğumuzda bunun adı 'devleti itibarsızlaştırma' oluyorsa vah ki vah." karşılığını verdi.

CHP Niğde Milletvekili Fethi Gürer, çiftçinin mutlu olmadığını ifade ederek şöyle konuştu:

"Çiftçimizin mutlu olmasını istiyorsanız yem ve gübre fiyatlarını yarı yarıya indirin. Çiftçimize arpa taban fiyatı 1,750 lira verdiniz, yabancı ülke çiftçisinden tonu 4 bin 550 liradan arpa ithal ettiniz. Ekmeklik buğday için çiftçimize taban fiyat 2 bin 250 lira verdiniz, yabancı çiftçiden tonu 5 bin liradan buğday ithal ettiniz. Çiftçinin mutlu olmasını istiyorsanız yabancı çiftçiden ithal ettiğiniz buğday ile bize ödediğiniz taban fiyat arasındaki farkı hemen çiftçimize verin."

Üzerinde "Çocukların aktiviteleri ve dikkatleri üzerinde olumsuz etkisi bulunabilir." yazılı bir içeceğin düğün salonlarında dağıtıldığını anlatan Gürer, Bakan Pakdemirli'ye dönerek "Sentetik tatlandırıcı diye insan sağlığına zararlı bir ürünün Türkiye'ye 2015 yılından beri satılmasına izin vermeyi vicdanınız nasıl kabul ediyor?" diye sordu.

"Bana bakacak yüzünüz yok mu? Bari bana bakın, anlattığımı dinleyin sayın Bakan." diyen Gürer bunun üzerine Bakan Pakdemirli ile kısa süreli bir gerginlik yaşadı.

Meclis Başkanvekili Celal Adan, CHP milletvekillerinin konuşmalarını tamamlamasının ardından birleşime ara vererek grup başkanvekilleriyle görüşeceğini söyledi.

Verilen aranın ardından söz alan Pakdemirli, CHP'li Gürer ile görüştüğünü belirterek "Zaman zaman Meclisin tansiyonuyla beraber karşılıklı olarak maksadı aşan kelimeler olabiliyor. Bununla alakalı kendisiyle de içeride görüşmemizi yaptık. Karşılıklı olarak helalleştik." dedi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***