2019-11-21 - 15:55
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, üç milletvekili gündem dışı söz aldı. Dijital Hizmet Vergisi, Konaklama Vergisi, Değerli Konut Vergisi, gelir vergisi tarifesine yeni dilim ve oran eklenmesi gibi düzenlemeleri de içeren kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, 22 Kasım Diş Hekimliği Günü ve Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı gündem dışı konuşmada, ağız ve diş sağlığı sorunlarının genellikle ihmal edildiğini, bunun sonucunda maddi manevi zararların ortaya çıktığını belirtti.
Diş ve diş eti sorunlarının, hayatlarında öncelikli yer alması gerekirken her zaman en sona bırakıldığını, tedavi aşamasına kadar bekletildiğini ifade eden Özçelik, diş ve diş eti hastalıklarının önlenebilir, kontrol edilebilir, davranışla iyileştirilebilir hastalıklar grubunda yer aldığını anımsattı.
Ebeveynleri, öğretmenleri, konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarını, medya ve tüm toplum üyelerini, ağız ve diş sağlığı konusunda duyarlı olmaya çağıran Özçelik, "Artık diş hekimliği fakülteleri açılmamalı. Diş hekimliğinin de sağlık turizminden yararlanması için gerekli düzenlemeler yapılmalı." dedi.
HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yaptığı gündem dışı konuşmada, tek bir çocuğun dahi istismara uğramamasını, her çocuğun barınması için sağlıklı şartlarda evinin olmasını, eşit kalitede eğitim ve sağlık alabilmesini, çocukların mutlu yaşamasını diledi.
CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, gündem dışı konuşmasında ilinin çevre sorunlarına değindi.
Kayışoğlu, Bursa'nın havasının, suyunun, toprağının kirli olduğunu, yeşil Bursa'nın renginin griye dönüştüğünü söyledi.
Genel Kurulda, gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri yerlerinden söz aldı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, "emeklilikte yaşa takılanlar" konusunu, Türkiye'nin gündeminde tutmaya devam edeceklerini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül, ahlaki, manevi değerlerin erozyona uğradığı dünyada değerler eğitiminin önemli olduğunu ifade etti.
Milli Eğitim Bakanlığının vizyon belgesinde değerler eğitiminin yer almasının isabetli olduğunu vurgulayan Bülbül, bakanlığın, sivil toplum örgütlerinin ve ailelerin, nesillerin değerler eğitimine katkı vermesi gerektiğini dile getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, son günlerde üniversitelerde öğrenciler arasında kavgalar yaşandığını belirterek, birbirlerine, geleceklerine sahip çıkmaları, kardeşlik bağı içinde ülkeyi büyütmeleri gerektiğini söyledi. Özkoç, üniversite öğrencilerinin, kaba kuvvetle sindirilmemeleri, birbirine karşı kışkırtılmamaları gerektiğini vurguladı.
Tank palet fabrikasının Katar ordusuyla ortaklığa girmesini doğru bulmadıklarını dile getiren Özkoç, bu konuların askeri sırlar olduğunu öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi de yapılan işlemlerin Özelleştirme Kanununa aykırı olduğunu savundu. Hamzaçebi, bunun açıkça bir özelleştirme olduğunu, "özelleştirme değil işletme hakkının devridir" açıklamasının da kanuna uygun bir açıklama değil, kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu savundu. Hamzaçebi, asıl niyetin özelleştirme olmadığını da söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, dün Dünya Çocuk Hakları Günü olduğunu anımsattı. Akbaşoğlu, insanlığın ortak umudu ve geleceği olan çocuklar için var güçleriyle çalıştıklarını kaydetti.
Tank palet fabrikasının yerli ve milli vasıfta, mülkiyeti Türkiye'ye ait olmak üzere, işletme hakkının BMC bünyesinde bir konsorsiyumla daha iyi işletilebilmesi, daha modern cihazlarla yoluna devam edebilmesi hususunda bir işletme mantığı ortaya konulduğunu kaydeden Akbaşoğlu, "Bu fabrikanın yerlilik ve millilik vasfına halel getirebilecek en ufak bir şeyi biz zaten kabul etmeyiz." dedi.
Akbaşoğlu, satılma durumunun söz konusu olmadığını, konsorsiyumun Altay tanklarının yapım ihalesini aldığını da belirterek, şunları kaydetti:
"Yerli ve milli bir üretimi seri halde yaparak, ordumuzun tank ihtiyacını gidermeye yönelik çok önemli bir proje. Mülkiyet Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde. Bu konsorsiyumun aldığı ihale nedeniyle hiçbir işçi çıkartılmadan bütün sevk ve idare Türkiye'de olmak kaydıyla, Türkiye kendi hedeflerine daha hızlı bir şekilde ulaşabilmek adına, milli politikalar çerçevesinde Milli Savunma Bakanlığımızın görüşleri ve hep beraber hareket edilmesi kaydıyla işletme hakkının devri söz konusu. Bir özelleştirme değil. Mevzuat çerçevesinde, hukuka, milli çıkarlarımıza uygun şekilde Türkiye'nin kendi enstrümanlarını ortaya koymasıdır. Tank palet fabrikasında üretilecek ve ordumuza teslim edilecek, teröristlerin başını bu tanklarla hep beraber ezeceğiz, bundan kimsenin rahatsız olmaması lazım. Defaatle, milli, stratejik bir konuyla ilgili husus anlatıldığı halde bunu temcit pilavı gibi bağlamından kopararak gündeme taşımak, milleti, devleti yoruyor."
TBMM Genel Kurulunda, partisinin "ata tohumu"na ilişkin grup önerisi üzerinde söz alan İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, yerli tohum kullanımının önemine değindi.
Türkiye'de yıllardır geleneksel ata tohumuyla üretim yapıldığını dile getiren Yokuş, "Zaman içerinde uygulanan yanlış tarım politikaları sonucunda ne yazık ki yerel tohumların kullanımı terk edilmiş, yerine hibrit tohum kullanılması zorunluluğu getirilmiştir. Yurt dışından ithal edilen hibrit tohumlar, ilaç ve gübreler ile tarımsal üretim yapılmaya başlandı." diye konuştu.
İthal edilen hibrit tohumun iki veya daha fazla cinsten melezleme yöntemiyle elde edildiğine işaret eden Yokuş, "Hibrit tohumun yanında ilaç ve gübre gibi tarımsal girdi ürünlerini de zorunlu olarak almak zorunda bırakılıyoruz. Aldığımız bu tohumlara 'royalty' bedeli ödüyoruz. Böylelikle ülkemiz daha çok dışa bağımlı hale geliyor. Milli sermayemiz yabancı firmalara akıyor. Hastalıkları da ithal etmiş oluyoruz. Yurt dışı kaynaklı floksera hastalığı yerli bitki çeşitlerimizi yok etmektedir. Bu nedenle yerli bitki çeşitlerimiz de giderek azalmaktadır." ifadesini kullandı.
AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdi, ata tohumundan vazgeçildiği iddiasının asılsız olduğunu, vatandaşların bağışladığı tohumların gen bankasında saklandığını söyledi.
- KENAN EVREN İLE İLGİLİ GRUP ÖNERİSİ
Daha sonra CHP'nin, "12 Eylül 1980 darbesini gerçekles?tiren Kenan Evren'in adının kamusal mekânlardan kaldırılmasına" ilişkin grup önerisi ele alındı.
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Kenan Evren adının kışlalarda, okullarda ve meydanlarda halen kullanıldığını, Ankara'nın Evren ilçesinin adını Kenan Evren'den aldığını belirtti.
AK Parti iktidarında 12 Eylül darbe sürecine yargı yolu açılmasının olumlu adım olduğunu dile getiren Erol, "Yargıtay süreci tamamlanmadan Kenan Evren hayatını kaybedince dava düştü ancak ismi kamu alanlarında duruyor. Bunu kabul edemeyiz. Kenan Evren ve darbecilerin adının kamu kuruluşlarından silinmesi gerekir. Evren, 1980 sonrası gittiği her yerde kahramanlar gibi karşılandı ama eğer cenazesi resmi bir törenle yapılmasaydı cenazesini taşıyacak dört sivil bile bulunamazdı." değerlendirmesini yaptı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfi Türkkan, Türkiye'nin genç bir demokrasisinin olduğunu ve demokrasi sürecinin darbelerle kesintiye uğradığını söyledi.
Yetişmiş beyinlerin darbelerle yok edildiğine ve toplumun, politikanın dışına itildiğine işaret eden Türkkan, "Siyaset yapmanın ayıp olarak görüldüğü dönemler yaşadık. Evren döneminde en büyük sıkıntıyı Türk milliyetçileri çekti. Askerlik kurumunu tenzih ederek bir darbecinin isminin halen sokaklarda bulunmasını kabul edemiyorum." dedi.
HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kenan Evren'in çok can yakan zalim bir insan olduğunu ancak öncelikle darbeci militarist anlayışıyla yüzleşmenin gerektiğini kaydetti. Gergerlioğlu, bütün darbelere "ama"sız karşı çıkılması gerektiğini ifade etti.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, 1960, 1971, 1980, 28 Şubat, 27 Nisan e-bildirgesi ve 15 Temmuz gibi bütün darbeleri ve darbecileri lanetlediklerini vurguladı. Darbelere en iyi cevabı milletin verdiğini belirten Can, şöyle konuştu.
"Darbe yapanların isimlerinin sokaklarda halen hafızalarımıza kazınmasını kabul etmek mümkün değil. Kim hangi ismi koymuşsa, derhal kaldırması gerekir. Bunların sonuna kadar takipçisi olacağız. Milli iradeyi esas yapmak boynumuzun borcudur. Bu ülkenin evlatlarını mağdur etmiş, tutuklamış isimlere değer vermek doğru değil. Bu isimler bulunduğu yerden kaldırılmalıdır. Sadece bu isimleri kaldırmakla da olmaz, aynı zamanda darbelere karşı çıkan isimleri de ödüllendirmemiz lazım. Sokaklara Kenan Evren'in değil, Ömer Halisdemir'in isminin verilmesi gerekir. TBMM bunu takip etmek durumundadır. Bu önerge zamansız olsa da yerinde ve doğru bir öneridir. Kenan Evren ismi hangi meclisler tarafından caddelere ve diğer kamusal alanlara konulmuşsa aynı şekilde kaldırılması gerekir. Bu konuda belediye meclislerini ve mülki amirlerini göreve davet ediyorum."
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, MHP'nin 12 Eylül darbesinden en çok zarar gören siyasi oluşumlardan birisi olduğunu söyledi. Bülbül, "12 Eylül darbesinin zulmünde canıyla hayatıyla bu bedeli ödeyenler olarak Kenan Evren'den bu dünyada hesabını sormak mümkün olmadı ama inşallah ahirette bu hesap sorulacaktır. Bu konuyla ilgili ayrıca bir araştırma komisyonu kurulmasına gerek görmesek de bu isimlerin kaldırılmasını destekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, demokrasinin insan haysiyeti ve onuru için bulunan çok büyük değer olduğunu ifade ederek, "İnsanımıza en çok yakışan demokrasidir. Biz de 68 kuşağı olarak darbe dönemini gördük.12 Eylül'ün en büyük günahlarından biri Mamak Cezaevidir. O cezaevinde uzun süre bulunduk. Tımarhanenin çok üstünde bir yapı inşa etmişlerdi. Darbeler karanlığın, kirliliğin, vurgunun, talanın ve bağımlılığın bir şeklidir. Milletimiz darbelerle hesaplaşarak bu günlere geldi. Şu anda benim Gazi Meclisi yönettiğim, darbecilerin de yargılandığı bir dönemi yaşıyoruz." diye konuştu.
Konuşmaların ardından İYİ Parti ve CHP'nin önerileri ile HDP'nin "Kadınların istihdama katılımının araştırılması" yönündeki grup önerileri kabul edilmedi.
Daha sonra Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek, teklifin, "para toplama" teklifi olduğunu, bütçe açığının giderilmesinin artık tek yolunun, vergileri artırmak olarak görüldüğünü söyledi.
Zeybek, teklifle, Toprak Mahsulleri Ofisine, Kamu İhale Kanunu'ndan bağımsız olarak ithalat yapma izni verilmesinin, tarımın ve çiftçinin bitirilmesi anlamına geldiğini öne sürdü.
İYİ Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, vatandaşlardan konaklama vergisi almanın, ileride AVM'lerden, günübirlik tesislerden, hatta lunaparklardan bile vergi almanın önünü açmak demek olacağını söyledi.
Çokal, "Biz yabancı turist ödesin dedik, siz vatandaş ödesin dediniz. Biz parayı konaklayan ödesin dedik, siz, 'ben otelciden alırım, o ne yaparsa yapsın' dediniz. Bu haliyle bu kanun teklifi otelciye, vatandaşa, yerel yönetime yüktür." dedi.
CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, "Hokkabaz vardı, hokkabaz şapkadan tavşan çıkarırdı, iktidar da torbadan yeni kanunlar, yeni vergiler çıkarmakta. Yeni vergi türlerini şapkadan çıkardınız." diye konuştu.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Beyaz, teklifle, tahsil edilen değerli konut vergisinin, genel bütçe geliri olarak kaydedilmesinin öngörüldüğünü, bunun, mevcut Emlak Vergisi Kanunu'yla çeliştiğini, emlak vergisinin mahalli idare vergisi olduğunu, genel bütçeyle ilgisinin bulunmadığını savundu.
TBMM Genel Kurulunda, Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı KHK'de değişiklik yapan teklife yeni madde eklendi.
Otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart, misafirhane ve kamping gibi konaklama tesislerinin sunduğu hizmetlere yüzde 2 oranında uygulanacak konaklama vergisi oranı, 31 Aralık 2020'ye kadar yüzde 1 olarak alınacak.
Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile Kurumlar Vergisi Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a geçici madde ekleyen düzenleme üzerinde söz alan milletvekilleri, maddeyi eleştirdi.
HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, bir holdingi kurtarmak için madde oylandığını öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, bu maddenin anayasaya aykırı olduğunu savundu.
"Düzenleme mahkeme kararlarını karşılıyor mu? Vatandaşın hak ettiği parayı veriyor muyuz?" sorularına şirket temsilcisi ve teklif sahibinden cevap alamadığını belirten Hamzaçebi, mağdurların, diğer şirketlerin çağrılıp bir toplantı yapılmasını istedi.
Hamzaçebi, "Şirketler elbette batmasın, faaliyetlerine devam etsin ama o devam etsin denilirken alacaklı vatandaşların alacaklarını silelim olmaz. Bu, bırakın hukuk devletine aykırılığı vicdana da aykırı." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, TBMM'nin, Kombassan'a özgü bir düzenleme yaptığını, anayasanın, kişilere özgü yasal düzenlemeyi engellediğini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise "Birinin hakkını almayı bırakın; oradaki bir ortaklık ilişkisinden hak sahibi olan vatandaşların hakkını korumaya yönelik düzenleme getirdik." diye konuştu.
Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapan Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Kanuna göre, dijital hizmet sağlayıcıları tarafından sunulan her türlü reklam hizmetleri Dijital Hizmet Vergisi'ne tabi olacak.
Sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dijital ortamda dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına, elektronik cihazlara kaydedilmesine veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler ile kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi hizmetlerinden elde edilen hasılat da Dijital Hizmet Vergisi kapsamında yer alacak.
Bu hizmetlere yönelik dijital ortamda verilecek aracılık hizmetleri de aynı vergiye tabi olacak.
"Dijital ortam", "dijital hizmet sağlayıcıları", "hasılat elde edilmesi", "hizmetin Türkiye'de sunulması", "finansal muhasebe açısından konsolide grup" kavramlarını tanımlayan teklifle Dijital Hizmet Vergisi'nin mükellefi ile sorumluları da belirleniyor.
Dijital Hizmet Vergisi'nin mükellefi, dijital hizmet sağlayıcıları olacak. Bunların, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanunu bakımından tam mükellef olup olmaması, dar mükellefiyette söz konusu faaliyetleri Türkiye'de bulunan iş yeri veya daimi temsilcileri vasıtasıyla gerçekleştirip gerçekleştirmemesi Dijital Hizmet Vergisi mükellefiyetine tesir etmeyecek.
Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, iş yerinin, kanuni ve iş merkezlerinin bulunmaması halleri ile gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanlar ile işleme ve ödemeye aracılık edenleri verginin ödenmesinden sorumlu tutabilecek.
- MUAFİYET VE İSTİSNALAR
Kanunla, Dijital Hizmet Vergisi'nden muaf olanlar ile bu vergiden istisna tutulan hizmetler de belirleniyor.
Buna göre, ilgili hesap döneminden önceki hesap döneminde, Dijital Hizmet Vergisi'ne tabi hizmetlere ilişkin Türkiye'den elde edilen hasılatı 20 milyon Türk lirasından veya dünya genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon avrodan veya muadili yabancı para karşılığı Türk lirasından az olanlar Dijital Hizmet Vergisi'nden muaf olacak.
Mükellefin, finansal muhasebe açısından konsolide bir grubun üyesi olması halinde, bu hadlerin uygulanmasında grubun verginin konusuna giren hizmetlere ilişkin elde ettiği toplam hasılat dikkate alınacak.
İlgili hesap dönemi içinde bu hadlerin her ikisinin de aşılması halinde muafiyet sona erecek ve haddin aşıldığı vergilendirme dönemini takip eden dördüncü vergilendirme döneminden itibaren Dijital Hizmet Vergisi mükellefiyeti başlayacak. Söz konusu hadlerin aşılıp aşılmadığının tespitinde, hesap döneminin üçer aylık dönemlerinin sonu itibarıyla ilgili hesap dönemi içinde elde edilen kümülatif hasılat dikkate alınacak.
Arka arkaya iki hesap dönemi boyunca muafiyete ilişkin hadlerden herhangi birinin altında kalanların vergi muafiyeti, izleyen hesap döneminden itibaren tekrar başlayacak.
Cumhurbaşkanı, bu hadleri verginin konusuna giren hizmet türlerine göre ayrı ayrı veya birlikte sıfıra kadar indirmeye veya üç katına kadar artırmaya yetkili olacak.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, muafiyetin tespiti ve uygulanması amacıyla bildirim ve belgelendirme yükümlülüğü getirmeye ve düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak. Bu kapsamda bildirim ve belgelendirme yükümlülüklerini tam ve zamanında doğru olarak yerine getirmeyenlere, yükümlülüklerini yerine getirmeleri için 30 gün ek süre verilecek. Verilen ek süre içerisinde, bildirim ve belgelendirme yükümlülüklerini tam ve zamanında doğru olarak yerine getirmeyenler muafiyetten yararlanamayacak.
Düzenlemeyle Dijital Hizmet Vergisi'nden istisna tutulan hizmetler de belirleniyor.
Telgraf ve Telefon Kanunu'nun ulusal çapta kamuya açık mobil elektronik haberleşme hizmetleri üzerinden Hazine payı ödenen hizmetler, Bankacılık Kanunu kapsamındaki bazı hizmetler, Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun, Ar-Ge merkezlerinde Ar-Ge faaliyetleri sonucunda oluşturulan ürünlerin satışı ile münhasıran bu ürünler üzerinden sunulan hizmetlerden elde edilen hasılat Dijital Hizmet Vergisi'nden istisna olacak ve bu hizmetlerden elde edilen hasılat muafiyete ilişkin hadlerin tespitinde dikkate alınmayacak.
Dijital Hizmet Vergisi'ne ilişkin istisna ve muafiyetler ancak bu kanuna hüküm eklenmek veya bu kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenecek. Diğer kanunlarda yer alan istisna veya muafiyet hükümleri bu vergi bakımından geçersiz olacak.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Diş ve diş eti sorunlarının, hayatlarında öncelikli yer alması gerekirken her zaman en sona bırakıldığını, tedavi aşamasına kadar bekletildiğini ifade eden Özçelik, diş ve diş eti hastalıklarının önlenebilir, kontrol edilebilir, davranışla iyileştirilebilir hastalıklar grubunda yer aldığını anımsattı.
Ebeveynleri, öğretmenleri, konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarını, medya ve tüm toplum üyelerini, ağız ve diş sağlığı konusunda duyarlı olmaya çağıran Özçelik, "Artık diş hekimliği fakülteleri açılmamalı. Diş hekimliğinin de sağlık turizminden yararlanması için gerekli düzenlemeler yapılmalı." dedi.
HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yaptığı gündem dışı konuşmada, tek bir çocuğun dahi istismara uğramamasını, her çocuğun barınması için sağlıklı şartlarda evinin olmasını, eşit kalitede eğitim ve sağlık alabilmesini, çocukların mutlu yaşamasını diledi.
CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, gündem dışı konuşmasında ilinin çevre sorunlarına değindi.
Kayışoğlu, Bursa'nın havasının, suyunun, toprağının kirli olduğunu, yeşil Bursa'nın renginin griye dönüştüğünü söyledi.
Genel Kurulda, gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri yerlerinden söz aldı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, "emeklilikte yaşa takılanlar" konusunu, Türkiye'nin gündeminde tutmaya devam edeceklerini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül, ahlaki, manevi değerlerin erozyona uğradığı dünyada değerler eğitiminin önemli olduğunu ifade etti.
Milli Eğitim Bakanlığının vizyon belgesinde değerler eğitiminin yer almasının isabetli olduğunu vurgulayan Bülbül, bakanlığın, sivil toplum örgütlerinin ve ailelerin, nesillerin değerler eğitimine katkı vermesi gerektiğini dile getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, son günlerde üniversitelerde öğrenciler arasında kavgalar yaşandığını belirterek, birbirlerine, geleceklerine sahip çıkmaları, kardeşlik bağı içinde ülkeyi büyütmeleri gerektiğini söyledi. Özkoç, üniversite öğrencilerinin, kaba kuvvetle sindirilmemeleri, birbirine karşı kışkırtılmamaları gerektiğini vurguladı.
Tank palet fabrikasının Katar ordusuyla ortaklığa girmesini doğru bulmadıklarını dile getiren Özkoç, bu konuların askeri sırlar olduğunu öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi de yapılan işlemlerin Özelleştirme Kanununa aykırı olduğunu savundu. Hamzaçebi, bunun açıkça bir özelleştirme olduğunu, "özelleştirme değil işletme hakkının devridir" açıklamasının da kanuna uygun bir açıklama değil, kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu savundu. Hamzaçebi, asıl niyetin özelleştirme olmadığını da söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, dün Dünya Çocuk Hakları Günü olduğunu anımsattı. Akbaşoğlu, insanlığın ortak umudu ve geleceği olan çocuklar için var güçleriyle çalıştıklarını kaydetti.
Tank palet fabrikasının yerli ve milli vasıfta, mülkiyeti Türkiye'ye ait olmak üzere, işletme hakkının BMC bünyesinde bir konsorsiyumla daha iyi işletilebilmesi, daha modern cihazlarla yoluna devam edebilmesi hususunda bir işletme mantığı ortaya konulduğunu kaydeden Akbaşoğlu, "Bu fabrikanın yerlilik ve millilik vasfına halel getirebilecek en ufak bir şeyi biz zaten kabul etmeyiz." dedi.
Akbaşoğlu, satılma durumunun söz konusu olmadığını, konsorsiyumun Altay tanklarının yapım ihalesini aldığını da belirterek, şunları kaydetti:
"Yerli ve milli bir üretimi seri halde yaparak, ordumuzun tank ihtiyacını gidermeye yönelik çok önemli bir proje. Mülkiyet Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde. Bu konsorsiyumun aldığı ihale nedeniyle hiçbir işçi çıkartılmadan bütün sevk ve idare Türkiye'de olmak kaydıyla, Türkiye kendi hedeflerine daha hızlı bir şekilde ulaşabilmek adına, milli politikalar çerçevesinde Milli Savunma Bakanlığımızın görüşleri ve hep beraber hareket edilmesi kaydıyla işletme hakkının devri söz konusu. Bir özelleştirme değil. Mevzuat çerçevesinde, hukuka, milli çıkarlarımıza uygun şekilde Türkiye'nin kendi enstrümanlarını ortaya koymasıdır. Tank palet fabrikasında üretilecek ve ordumuza teslim edilecek, teröristlerin başını bu tanklarla hep beraber ezeceğiz, bundan kimsenin rahatsız olmaması lazım. Defaatle, milli, stratejik bir konuyla ilgili husus anlatıldığı halde bunu temcit pilavı gibi bağlamından kopararak gündeme taşımak, milleti, devleti yoruyor."
TBMM Genel Kurulunda, partisinin "ata tohumu"na ilişkin grup önerisi üzerinde söz alan İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, yerli tohum kullanımının önemine değindi.
Türkiye'de yıllardır geleneksel ata tohumuyla üretim yapıldığını dile getiren Yokuş, "Zaman içerinde uygulanan yanlış tarım politikaları sonucunda ne yazık ki yerel tohumların kullanımı terk edilmiş, yerine hibrit tohum kullanılması zorunluluğu getirilmiştir. Yurt dışından ithal edilen hibrit tohumlar, ilaç ve gübreler ile tarımsal üretim yapılmaya başlandı." diye konuştu.
İthal edilen hibrit tohumun iki veya daha fazla cinsten melezleme yöntemiyle elde edildiğine işaret eden Yokuş, "Hibrit tohumun yanında ilaç ve gübre gibi tarımsal girdi ürünlerini de zorunlu olarak almak zorunda bırakılıyoruz. Aldığımız bu tohumlara 'royalty' bedeli ödüyoruz. Böylelikle ülkemiz daha çok dışa bağımlı hale geliyor. Milli sermayemiz yabancı firmalara akıyor. Hastalıkları da ithal etmiş oluyoruz. Yurt dışı kaynaklı floksera hastalığı yerli bitki çeşitlerimizi yok etmektedir. Bu nedenle yerli bitki çeşitlerimiz de giderek azalmaktadır." ifadesini kullandı.
AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdi, ata tohumundan vazgeçildiği iddiasının asılsız olduğunu, vatandaşların bağışladığı tohumların gen bankasında saklandığını söyledi.
- KENAN EVREN İLE İLGİLİ GRUP ÖNERİSİ
Daha sonra CHP'nin, "12 Eylül 1980 darbesini gerçekles?tiren Kenan Evren'in adının kamusal mekânlardan kaldırılmasına" ilişkin grup önerisi ele alındı.
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Kenan Evren adının kışlalarda, okullarda ve meydanlarda halen kullanıldığını, Ankara'nın Evren ilçesinin adını Kenan Evren'den aldığını belirtti.
AK Parti iktidarında 12 Eylül darbe sürecine yargı yolu açılmasının olumlu adım olduğunu dile getiren Erol, "Yargıtay süreci tamamlanmadan Kenan Evren hayatını kaybedince dava düştü ancak ismi kamu alanlarında duruyor. Bunu kabul edemeyiz. Kenan Evren ve darbecilerin adının kamu kuruluşlarından silinmesi gerekir. Evren, 1980 sonrası gittiği her yerde kahramanlar gibi karşılandı ama eğer cenazesi resmi bir törenle yapılmasaydı cenazesini taşıyacak dört sivil bile bulunamazdı." değerlendirmesini yaptı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfi Türkkan, Türkiye'nin genç bir demokrasisinin olduğunu ve demokrasi sürecinin darbelerle kesintiye uğradığını söyledi.
Yetişmiş beyinlerin darbelerle yok edildiğine ve toplumun, politikanın dışına itildiğine işaret eden Türkkan, "Siyaset yapmanın ayıp olarak görüldüğü dönemler yaşadık. Evren döneminde en büyük sıkıntıyı Türk milliyetçileri çekti. Askerlik kurumunu tenzih ederek bir darbecinin isminin halen sokaklarda bulunmasını kabul edemiyorum." dedi.
HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kenan Evren'in çok can yakan zalim bir insan olduğunu ancak öncelikle darbeci militarist anlayışıyla yüzleşmenin gerektiğini kaydetti. Gergerlioğlu, bütün darbelere "ama"sız karşı çıkılması gerektiğini ifade etti.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, 1960, 1971, 1980, 28 Şubat, 27 Nisan e-bildirgesi ve 15 Temmuz gibi bütün darbeleri ve darbecileri lanetlediklerini vurguladı. Darbelere en iyi cevabı milletin verdiğini belirten Can, şöyle konuştu.
"Darbe yapanların isimlerinin sokaklarda halen hafızalarımıza kazınmasını kabul etmek mümkün değil. Kim hangi ismi koymuşsa, derhal kaldırması gerekir. Bunların sonuna kadar takipçisi olacağız. Milli iradeyi esas yapmak boynumuzun borcudur. Bu ülkenin evlatlarını mağdur etmiş, tutuklamış isimlere değer vermek doğru değil. Bu isimler bulunduğu yerden kaldırılmalıdır. Sadece bu isimleri kaldırmakla da olmaz, aynı zamanda darbelere karşı çıkan isimleri de ödüllendirmemiz lazım. Sokaklara Kenan Evren'in değil, Ömer Halisdemir'in isminin verilmesi gerekir. TBMM bunu takip etmek durumundadır. Bu önerge zamansız olsa da yerinde ve doğru bir öneridir. Kenan Evren ismi hangi meclisler tarafından caddelere ve diğer kamusal alanlara konulmuşsa aynı şekilde kaldırılması gerekir. Bu konuda belediye meclislerini ve mülki amirlerini göreve davet ediyorum."
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, MHP'nin 12 Eylül darbesinden en çok zarar gören siyasi oluşumlardan birisi olduğunu söyledi. Bülbül, "12 Eylül darbesinin zulmünde canıyla hayatıyla bu bedeli ödeyenler olarak Kenan Evren'den bu dünyada hesabını sormak mümkün olmadı ama inşallah ahirette bu hesap sorulacaktır. Bu konuyla ilgili ayrıca bir araştırma komisyonu kurulmasına gerek görmesek de bu isimlerin kaldırılmasını destekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, demokrasinin insan haysiyeti ve onuru için bulunan çok büyük değer olduğunu ifade ederek, "İnsanımıza en çok yakışan demokrasidir. Biz de 68 kuşağı olarak darbe dönemini gördük.12 Eylül'ün en büyük günahlarından biri Mamak Cezaevidir. O cezaevinde uzun süre bulunduk. Tımarhanenin çok üstünde bir yapı inşa etmişlerdi. Darbeler karanlığın, kirliliğin, vurgunun, talanın ve bağımlılığın bir şeklidir. Milletimiz darbelerle hesaplaşarak bu günlere geldi. Şu anda benim Gazi Meclisi yönettiğim, darbecilerin de yargılandığı bir dönemi yaşıyoruz." diye konuştu.
Konuşmaların ardından İYİ Parti ve CHP'nin önerileri ile HDP'nin "Kadınların istihdama katılımının araştırılması" yönündeki grup önerileri kabul edilmedi.
Daha sonra Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek, teklifin, "para toplama" teklifi olduğunu, bütçe açığının giderilmesinin artık tek yolunun, vergileri artırmak olarak görüldüğünü söyledi.
Zeybek, teklifle, Toprak Mahsulleri Ofisine, Kamu İhale Kanunu'ndan bağımsız olarak ithalat yapma izni verilmesinin, tarımın ve çiftçinin bitirilmesi anlamına geldiğini öne sürdü.
İYİ Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, vatandaşlardan konaklama vergisi almanın, ileride AVM'lerden, günübirlik tesislerden, hatta lunaparklardan bile vergi almanın önünü açmak demek olacağını söyledi.
Çokal, "Biz yabancı turist ödesin dedik, siz vatandaş ödesin dediniz. Biz parayı konaklayan ödesin dedik, siz, 'ben otelciden alırım, o ne yaparsa yapsın' dediniz. Bu haliyle bu kanun teklifi otelciye, vatandaşa, yerel yönetime yüktür." dedi.
CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, "Hokkabaz vardı, hokkabaz şapkadan tavşan çıkarırdı, iktidar da torbadan yeni kanunlar, yeni vergiler çıkarmakta. Yeni vergi türlerini şapkadan çıkardınız." diye konuştu.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Beyaz, teklifle, tahsil edilen değerli konut vergisinin, genel bütçe geliri olarak kaydedilmesinin öngörüldüğünü, bunun, mevcut Emlak Vergisi Kanunu'yla çeliştiğini, emlak vergisinin mahalli idare vergisi olduğunu, genel bütçeyle ilgisinin bulunmadığını savundu.
TBMM Genel Kurulunda, Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı KHK'de değişiklik yapan teklife yeni madde eklendi.
Otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart, misafirhane ve kamping gibi konaklama tesislerinin sunduğu hizmetlere yüzde 2 oranında uygulanacak konaklama vergisi oranı, 31 Aralık 2020'ye kadar yüzde 1 olarak alınacak.
Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile Kurumlar Vergisi Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a geçici madde ekleyen düzenleme üzerinde söz alan milletvekilleri, maddeyi eleştirdi.
HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, bir holdingi kurtarmak için madde oylandığını öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, bu maddenin anayasaya aykırı olduğunu savundu.
"Düzenleme mahkeme kararlarını karşılıyor mu? Vatandaşın hak ettiği parayı veriyor muyuz?" sorularına şirket temsilcisi ve teklif sahibinden cevap alamadığını belirten Hamzaçebi, mağdurların, diğer şirketlerin çağrılıp bir toplantı yapılmasını istedi.
Hamzaçebi, "Şirketler elbette batmasın, faaliyetlerine devam etsin ama o devam etsin denilirken alacaklı vatandaşların alacaklarını silelim olmaz. Bu, bırakın hukuk devletine aykırılığı vicdana da aykırı." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, TBMM'nin, Kombassan'a özgü bir düzenleme yaptığını, anayasanın, kişilere özgü yasal düzenlemeyi engellediğini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise "Birinin hakkını almayı bırakın; oradaki bir ortaklık ilişkisinden hak sahibi olan vatandaşların hakkını korumaya yönelik düzenleme getirdik." diye konuştu.
Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapan Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Kanuna göre, dijital hizmet sağlayıcıları tarafından sunulan her türlü reklam hizmetleri Dijital Hizmet Vergisi'ne tabi olacak.
Sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dijital ortamda dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına, elektronik cihazlara kaydedilmesine veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler ile kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi hizmetlerinden elde edilen hasılat da Dijital Hizmet Vergisi kapsamında yer alacak.
Bu hizmetlere yönelik dijital ortamda verilecek aracılık hizmetleri de aynı vergiye tabi olacak.
"Dijital ortam", "dijital hizmet sağlayıcıları", "hasılat elde edilmesi", "hizmetin Türkiye'de sunulması", "finansal muhasebe açısından konsolide grup" kavramlarını tanımlayan teklifle Dijital Hizmet Vergisi'nin mükellefi ile sorumluları da belirleniyor.
Dijital Hizmet Vergisi'nin mükellefi, dijital hizmet sağlayıcıları olacak. Bunların, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanunu bakımından tam mükellef olup olmaması, dar mükellefiyette söz konusu faaliyetleri Türkiye'de bulunan iş yeri veya daimi temsilcileri vasıtasıyla gerçekleştirip gerçekleştirmemesi Dijital Hizmet Vergisi mükellefiyetine tesir etmeyecek.
Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, iş yerinin, kanuni ve iş merkezlerinin bulunmaması halleri ile gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanlar ile işleme ve ödemeye aracılık edenleri verginin ödenmesinden sorumlu tutabilecek.
- MUAFİYET VE İSTİSNALAR
Kanunla, Dijital Hizmet Vergisi'nden muaf olanlar ile bu vergiden istisna tutulan hizmetler de belirleniyor.
Buna göre, ilgili hesap döneminden önceki hesap döneminde, Dijital Hizmet Vergisi'ne tabi hizmetlere ilişkin Türkiye'den elde edilen hasılatı 20 milyon Türk lirasından veya dünya genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon avrodan veya muadili yabancı para karşılığı Türk lirasından az olanlar Dijital Hizmet Vergisi'nden muaf olacak.
Mükellefin, finansal muhasebe açısından konsolide bir grubun üyesi olması halinde, bu hadlerin uygulanmasında grubun verginin konusuna giren hizmetlere ilişkin elde ettiği toplam hasılat dikkate alınacak.
İlgili hesap dönemi içinde bu hadlerin her ikisinin de aşılması halinde muafiyet sona erecek ve haddin aşıldığı vergilendirme dönemini takip eden dördüncü vergilendirme döneminden itibaren Dijital Hizmet Vergisi mükellefiyeti başlayacak. Söz konusu hadlerin aşılıp aşılmadığının tespitinde, hesap döneminin üçer aylık dönemlerinin sonu itibarıyla ilgili hesap dönemi içinde elde edilen kümülatif hasılat dikkate alınacak.
Arka arkaya iki hesap dönemi boyunca muafiyete ilişkin hadlerden herhangi birinin altında kalanların vergi muafiyeti, izleyen hesap döneminden itibaren tekrar başlayacak.
Cumhurbaşkanı, bu hadleri verginin konusuna giren hizmet türlerine göre ayrı ayrı veya birlikte sıfıra kadar indirmeye veya üç katına kadar artırmaya yetkili olacak.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, muafiyetin tespiti ve uygulanması amacıyla bildirim ve belgelendirme yükümlülüğü getirmeye ve düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak. Bu kapsamda bildirim ve belgelendirme yükümlülüklerini tam ve zamanında doğru olarak yerine getirmeyenlere, yükümlülüklerini yerine getirmeleri için 30 gün ek süre verilecek. Verilen ek süre içerisinde, bildirim ve belgelendirme yükümlülüklerini tam ve zamanında doğru olarak yerine getirmeyenler muafiyetten yararlanamayacak.
Düzenlemeyle Dijital Hizmet Vergisi'nden istisna tutulan hizmetler de belirleniyor.
Telgraf ve Telefon Kanunu'nun ulusal çapta kamuya açık mobil elektronik haberleşme hizmetleri üzerinden Hazine payı ödenen hizmetler, Bankacılık Kanunu kapsamındaki bazı hizmetler, Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun, Ar-Ge merkezlerinde Ar-Ge faaliyetleri sonucunda oluşturulan ürünlerin satışı ile münhasıran bu ürünler üzerinden sunulan hizmetlerden elde edilen hasılat Dijital Hizmet Vergisi'nden istisna olacak ve bu hizmetlerden elde edilen hasılat muafiyete ilişkin hadlerin tespitinde dikkate alınmayacak.
Dijital Hizmet Vergisi'ne ilişkin istisna ve muafiyetler ancak bu kanuna hüküm eklenmek veya bu kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenecek. Diğer kanunlarda yer alan istisna veya muafiyet hükümleri bu vergi bakımından geçersiz olacak.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
