2016-04-04 - 14:42
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu hakkında verilen gensorunun gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Milletimize, Türk milliyetçiliği gibi bu kutsal davayı bırakan, fikirleriyle, ülküleriyle Türk kültürüne, tarihine, siyasetine istikamet veren Başbuğ'muzun yetiştirdiği milyonlarca Ülkücü, onun ideallerini ve eserlerini yaşatmaya devam edecektir." dedi.

Gündem dışı söz alan AK PARTİ Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal, 3 Nisan Karabük?ün Kuruluş Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, seçim bölgesinin tarihi, kültürel ve ekonomik yaşamına ilişkin bilgi verdi.

Regaib Kandili münasebetiyle gündem dışı söz alan HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan da perşembe gecesinin Regaib Kandili olduğunu belirterek, vatandaşların kandilini Türkçe ve Kürtçe kutladı.

Aslan, Müslümanlar için kutsal sayılan üç aylarda insan öldürmenin çok büyük günahlardan kabul edildiğini belirterek, "Üç ayların hürmetine ölümleri durdurmak için elimizden geleni yapmalıyız. Barışta mutlak hayır vardır." ifadelerini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da Milliyetçi Hareket Partisinin kurucusu Alparslan Türkeş'in vefatının 19. yılı nedeniyle yaptığı konuşmada, Türkeş'in hayatına dair kısa bilgi verdi.

Türkeş'in Türkiye'nin siyasetine ilişkin sözlerinden örnekler veren Vural, "Milletimize, Türk milliyetçiliği gibi bu kutsal davayı bırakan, fikirleriyle, ülküleriyle Türk kültürüne, tarihine, siyasetine istikamet veren Başbuğ'muzun yetiştirdiği milyonlarca Ülkücü, onun ideallerini ve eserlerini yaşatmaya devam edecektir." diye konuştu.

TBMM Başkanvekili Hamzaçebi de TBMM Başkanlık Divanı olarak Türkeş'i rahmetle andıklarını belirtti.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesinin bakanlığından talepleri olduğunu belirterek, "Elbette biz de her türlü desteği vereceğiz ama talepler daha yeni. Yardımcı olacağız." dedi.

Bakan Eroğlu, TBMM Genel Kurulunda gündem dışı söz alan bazı milletvekillerinin, bakanlığına ilişkin ifadeleri üzerine söz aldı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun kendisini ziyaret ettiğini ve katı atık bertaraf tesisi için orman içerisinde yer istediğini, Yiğitler Barajı'ndan İzmir'e su getirilmesi ve Narlıdere Barajı'nın bakanlık tarafından yapılmasını talep ettiğini anlatan Eroğlu, barajlar konusunda "tamam" dediğini ancak katı atık tesisi için ormanlık alan talebine "inceleyim" cevabının verildiğini söyledi.

Talep edilen ormanlık alanının Yamanlarda muhafaza ormanı olduğunu, tabiat parklarına yakın bir yerde bulunduğunun belirlendiğini söyleyen Eroğlu, Orman Genel Müdürlüğüne "en uygun yeri, İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileriyle bulun" talimatı verdiğini kaydetti.

Eroğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesinin taleplerinin yeni olduğunu belirterek, "Elbette biz de her türlü desteği vereceğiz ama talepler daha yeni. Yardımcı olacağız." dedi.

Niğde'nin su probleminin de çözümü için çalışma yürüttüklerini dile getiren Eroğlu, "Niğde, Aksaray ve civarının bütün su problemini çözelim istedik, çözeceğiz. En uygun projeyi yapacağız." ifadesini kullandı.

Ormanlar içerisine göletlerin talepler doğrultusunda yapıldığını, yapılırken cüzi miktarda yaşlı çam ağaçlarının kesildiğini ama kesilenlerin 10 katı kadar dikim yapıldığını vurgulayan Bakan Eroğlu, söz konusu göletlerin orman yangınlarında su temini noktasında da büyük kolaylıklar sağladığını söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında verdiği Gensoru Önergesi'nin görüşmeleri sürüyor.

Önerge sahipleri adına konuşan HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, Bozdağ ve kendisine bağlı bakanlık yetkililerinin siyasi iklime göre karar verdiğini ve yargıyı yönlendirdiğini ileri sürdü. Ülkede herkesin adalete duyduğu inancın yok olduğunu, hak ihlallerinin meşrulaştırıldığını ifade eden Ertan, yaşananlarda Bozdağ'ın üst düzeyde sorumluluğu olduğunu ileri sürdü.

Ertan, "Adalet Bakanı; toplumsal adaleti temsil etmek yerine ülkenin kaosa sürüklenmesinde etkin rol oynamıştır ve oynamaya devam etmektedir. Bakan, toplumu ayrıştırıcı söylemleriyle yargı erkini baskı altına almakta, kuvvetler ayrılığı ilkesini hiçe saymaktadır. Sayın Bakan, patlayan bombaların, başlayan çatışma sürecinin en büyük sorumlularından biri de sizsiniz. Abdullah Öcalan'a yönelik tecridi başlatarak sürecin bitmesinde sizin de payınız var. Tüm haksızlık ve hukuksuzlukları meşru kılarak, görevinizi kötüye kullandınız" dedi.

Cumhurbaşkanı'na hakaret davalarının son iki yılda 5 kat arttığını belirten Ertan, TCK düzenlemesinin muhalifleri susturmanın yegane aracı olarak kullanılmasının baş sorumlusunun, soruşturmalara izin veren makam olarak Bozdağ olduğunu söyledi. Ertan, "Anayasayı bilmeye Adalet Bakanı ile karşı karşıyayız. Sayın Bakan bir kez olsun bakanlığınızın bütün ülke yurttaşları için çalıştığını hatırlayıp kendinizi çeki düzen vermenizi öneririm." diye konuştu.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, Gensoru'nun art niyetli olduğunu, hükümet adı altında Türkiye Cumhuriyeti Devletini küçük düşürmeye ve terörle mücadelenin önünü kesmeye dönük olduğunu söyledi.

Önergenin terörle niçin yeterince mücadele edilmediği için verilmesi gerektiğini belirten Parsak, Hükümetin "yarım ağızla" yaptığı terörle mücadeleyi akamete uğratacak bir hareketin kendilerinden beklenmemesini istedi.

Parsak, Bozdağ?ın "adaletsizlik sicilinin" ortada olduğunu, HSYK düzenlemeleri, 17-25 Aralık süreci, yasal düzenlemeler, hakim ve savcıların görev değişiklikleri, fişlemeler ve "sözde darbe teşebbüsleri"ndeki tavrının kamuoyu tarafından yakından izlendiğini söyledi. Parsak, yargıya güvenin yerlerde süründüğünü belirterek, "Hitler döneminde göreve atanan hakimlere verilen 'bir davada karar vermeden önce (Acaba benim yerimde Führer olsaydı nasıl karar verirdi?) diye düşünün ve kararınızı öylece verin' nasihati, hükümetin hayalindeki yargı sistemini en güzel şekilde özetlemektedir." dedi.

Ülkenin Çözüm Süreci adı altındaki ihanet sürecinin sonuçlarını bugün ağır şekilde yaşadığını ileri süren Parsak, "Terör ve teröristlere alan açılmıştır. Teröristlerin mevzuat boşluğundan yararlanması sağlanmıştır. Gerçek anlamda terörle mücadele için öncelikle samimiyet gerekir. Yeni bir terörle mücadele düzenlemesine acilen ihtiyaç vardır. Kanun, emniyet, TSK ve yargıya terörle mücadelede yeterli yetki sağlanmalı. Özel yetkili terör mahkemeleri olmalı. Terör örgütünün yan unsurları dikkate alınmamalı, kaliteli istihbarat sağlanmalı, terörü destekleyen ülkelere baskı uygulanmalı. 14 yıldır iktidardasınız, terörü güçlendirmekten başka ne yaptınız? Bu millet hiçbir zaman huzur ve refahı yaşatmadınız. Terör suçlarıyla ilgili Karma Komisyonda bekleyen dokunulmazlık dosyaları konusunda hala bir işlem yapmadınız." diye konuştu.

Parsak, önergenin terörle niye mücadele ediliyor diye değil, niye terörle yeterince mücadele edilmiyor diye verilmesi gerektiğini savundu.

HDP Grubu adına Önerge üzerinde konuşan Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Bozdağ'ın "Adalet Bakanı" sıfatını taşımadığını ve adaletten bihaber olduğunu savundu.

Beştaş, Abdullah Öcalan'ın bir yıldan beri tecrit altında olduğunu belirterek, "İktidar, saray ve Bakan, Çözüm Süreci'ni tecrit kararıyla bitirdiler. Tecritin hiçbir yasada yeri yok. Tecrit keyfi sürdürülüyor. Adalet Bakanı bu işin baş suçlusudur. 700 hasta tutuklu ve hükümlü, cezaevlerinde adım adım öldürülmektedir. Adli Tıp Kurumu, siyasi iktidarın arka bahçesidir ve en acımasız kararlara imza atmaktadır. Cenazeler üzerinden yapılanlar, ülke tarihinin en karanlık sayfasını oluşturuyor. Suruç, Ankara katliamlarında soruşturma makamları ve yargı hiçbir şey yapmadı. Ancak Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamalarından yargı dersten, evden gece yarısı insanları alarak hızlı çalıştığını gösterdi" diye konuştu.

Suruç ile ilgili hala gizlilik kararı olduğunu, bunun faili gizlemek anlamını taşıdığını savunan Beştaş, sokağa çıkma yasaklarıyla ilgili kararların hukuk ve mevzuatla ilgisi olmadığını ancak Bozdağ'ın bunları savunduğunu söyledi. Akademi dünyasının tehdit edildiğini, hükümete karşı olduğu için 17-25 Aralık sürecine takipsizlik ve sözde aklama kararlarının nasıl verildiğini, bütün dünyanın ibretle izlediğini ifade eden Beştaş, bir uçak yolculuğunda sohbet ettiği yargı mensubunun "17-25 Aralıktan sonra HSYK'ye geldiler, bizi otobüslere doldurup götürdüler." dediğini belirtti.

Beştaş'ın, "Böyle bir şey var mı? Otobüslere hakim ve savcıları yasa değişikliğinden sonra kampa götürmüşler. Savcı diyor ki 'hayatımda unutamayacağım tek şey odur. Hadi görevden alınmak bir yana, alelacele otobüse bindirilip oradan Adalet Bakanlığının eşliğinde gönderilmeyi hazmedemiyorum. .İsmini söylemek isterim de onu korumak zorundayım." demesine, AK PARTİ'li bazı milletvekilleri "O yalan söylüyor" diye laf attı.

"IŞİD'cilere suç işlemek serbest, tahliye edildiler artık rahatlıkla bomba atabilirler. Diğer yandan demokrasi güçlerine, basına, akademisyenlere, öğrencilere, kadınlara ve partimize yönelik operasyonlar devam ediyor" diyen Beştaş, yargının, her türlü muhalefeti tasfiye için kullanılan araç haline dönüştürüldüğünü ileri sürdü.

Bu dönemde konjonktürel suçla tanıştıklarını belirten Beştaş, "O günkü koşullara göre kim terör örgütü? Adalet Bakanı tweetlerini silmeye başlamış. Ama tweetleri arşivde. 'O zaman terör örgütü değildi, şimdi terör örgütü olduğu için silmek zorundayım' dese daha doğru olur. İnsan öldürmek serbest, Cumhurbaşkanı'na laf etmek suç. Adalet Bakanı hemen arkasından çıkıyor. Sayın Adalet Bakanı, gerçekten tarihe adınız kara bir sayfa olarak geçecek ve Mahmut Esat Bozkurt herhalde mezarında ters döner sizden sonra. Gerçekten onu aratmayan, keyfiyetin ve hukuksuzluğun esas olduğu bir döneme imza attınız ve bu ülkede ne adalet var ne Adalet Bakanı, bunu bütün dünya ve Türkiye yurttaşları görüyor" dedi.

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında verilen gensoruya "evet" diyeceklerini belirterek, "Sayın Bakan hukuku değil, Cumhurbaşkanı'nı koruma derdi ve telaşı içerisindedir." dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin söz alan Tezcan, gensorunun Meclisin en önemli denetim mekanizmalarından birisi olduğunu belirterek, AK PARTİmilletvekilerinin Genel Kurul'da hazır bulunmadıklarını, dinlemeye tenezzül etmediklerini savundu.

Türkiye'de siyasetin yargıya müdahalesi ve yargı bağımsızlığının tartışılması gerektiğini ifade eden Tezcan, AK PARTİ iktidarında yargının, siyasetin tahakkümü altına girdiğini savundu.

"Dün cemaat yargısı böyle yapıyordu. Hükümet ile cemaatin ittifakı yargıyı kontrol altında tutuyordu, bugün de hükümet yargısı" diyen Tezcan, "Şimdi Sayın Bakan tweetlerini silmiş. Geçmiş dönemle ilgili tweetlerin hesabını veremediği için silmiş. Bir adalet bakanı 'sahte tweet var' diyerek onu silmek zorunda kalıyorsa ve o ülkede adalet bunu ortaya çıkaramıyorsa bu bile Adalet Bakanı için verilen gensorunun ne kadar yerinde olduğunun göstergesidir." diye konuştu.

Bülent Tezcan, Adalet Bakanı Bozdağ'ın geçmiş yıllardaki konuşmalarını okuyarak, Bozdağ'ın farklılık gösteren tutumunu eleştirdi.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin, Gerçek Gündem internet sitesindeki haber nedeniyle sorumlular hakkında kanuni işlem yapılmasını istediğine dair "gizli" ibareli bir yazıyı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiğini öne süren Tezcan, "Bu tam da Anayasa'nın 138. maddesindeki talimat değil mi? Daha başka talimat olması için ne söylemesi gerekiyor." dedi.

Adalet Bakanı Bozdağ'ın yargıya müdahale etmek gibi kötü alışkanlığı bulunduğunu, hakkında yargıya müdahaleden 2 fezleke hazırlandığını iddia eden Tezcan, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanı'nın, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına 'yanlış' deyip, buna karşı 'uymayın' telkinlerine ne yazık ki Adalet Bakanı uydu. HSYK Başkanı sıfatıyla yargı organının başında olan, yargı bağımsızlığını korumakla yükümlü olan Adalet Bakanı, 'mahkeme yetkisini aşmıştır' dedi. Bunun bir tane anlamı vardır. Mahkemeyi Anayasa Mahkemesi kararına isyana teşvik etmektir. Böyle bir adalet bakanı, hukuk sistemi olur mu?"

Tezcan, Bozdağ'ın İzmir'de çete ve yolsuzluk soruşturmasında ve MİT tırları soruşturmasında yargıya müdahalede bulunduğunu savunarak, meslekten ihraç edilen savcı Zekeriya Öz'ün yeri değiştirildiğinde de Bozdağ'ın "Ben hukukçu olarak rahatsızım, devam eden davalarla ilgili o savcının mazereti yoksa, süresi dolmadıysa davayı etkiler, savcıların değiştirilmesine karşıyım. Sürece müdahale anlamı taşır" dediğini söyledi.

Tezcan, "Sayın Bakan, bir yol tuttur, ibre tuttur. Arkandan yılan gitse takip edemeyecek, beli kırılacak. Dün öyle söyledin, bugün böyle söyledin. Hangisi doğru?" değerlendirmesinde bulundu.

Bozdağ'ın "cumhurbaşkanına hakaret" suçundan bin 584 dosyada soruşturma izni verdiğini belirten Tezcan, "Cumhurbaşkanına hakaret suçu artık işlenemez suç haline gelmiştir. Çünkü Cumhurbaşkanı siyasetin aktif aktörü olmuştur, herkesle cebelleşen bir Cumhurbaşkanı. Ey Sayın Adalet Bakanı, böyle bir tablo içerisinde bin 584 tane soruşturma iznini hangi vicdanla verdin, hangi düşünceyle verdin, hangi hukuk adamlığıyla verdin?" dedi.

Tezcan, "Sayın Bakan hukuku değil, Cumhurbaşkanı'nı koruma derdi ve telaşı içerisindedir. Hukuku korumaktan aciz, Cumhurbaşkanı'nın hukukunu milletin hukukundan üstün sayan ve talimat altında hareket eden bir Adalet Bakanı var, onun için bu gensoruya 'evet' diyeceğiz." ifadesini kullandı.

Yerinden söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Atilla İlhan'ın "Ben sana mecburum bilemezsin / Adını mıh gibi aklımda tutuyorum" dizelerini okuyarak, "Bülent Bey Sayın Cumhurbaşkanı'na yönelik konuşmasını hayli geniş tuttu. Anladım ki Sayın Cumhurbaşkanı'nı, Sayın Tezcan mıh gibi aklında tutuyor." dedi.

Bostancı, Tezcan'ın eleştiriyi aşar tarzda kişisel ifadeler kullanmasının doğru olmadığını belirterek, konuşmacının belli makamlara gelmiş insanlar hakkında kullandığı ifadelerinin saygı çerçevesinde olmadığını söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de Atilla İlhan'ın şiirinin dizelerinin AK PARTİ Grubu için daha uygun olduğunu öne sürerek, "AKP Grubu, bakan, başbakan arasında bir beraberliği sergileyen anlayışı sürdürerek Sayın Bakan'ın cevap vermesi gereken konuya AKP Grup Başkanvekili cevap vermek suretiyle birbirlerine ne kadar mecbur olduklarını göstermiştir." diye konuştu.

Gensoru hakkında AK PARTİ Grubu adına konuşan Ardahan Milletvekili Orhan Atalay da gensoruya konu mesele başta olmak üzere birçok meselenin tohumlarının CHP'nin 27 yıllık iktidarında ekildiğini savundu.

AK PARTİ iktidarının da CHP'nin neden olduğu tahribatı kaldırmak için büyük bir gayretle çalıştığını ifade eden Atalay, yargı tarihinde de CHP'nin neden olduğu birçok kara leke bulunduğunu öne sürdü.

Gensoruda Adalet Bakanı Bozdağ'ın Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı görüşlerine yer verildiğini anımsatan Atalay, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımıza dışarıdan ve içeriden hayasızca bir saldırı başlamış ve bu inatla sürdürülüyor. Dış saldırının sebeplerine baktığımızda iki neden görüyoruz: Birisi İsrail'e çekilen 'one minute', ikincisiyse 'Dünya 5'ten büyüktür' tespiti veya cesareti. Diğer nedeniyse büyük bir kıskançlıktır. Bana öyle geliyor ki 2002'de bir parti kurup 2003'te tek başına iktidara gelen ve o gün bugün 10 defa halkın önüne gidip her defasında halkın büyük bir teveccühüne mazhar olan bir adamı kıskanmak garipsenecek bir şey değildir.

Cumhurbaşkanına ilişkin söylenecek sözü, itirazları, eleştirileri demokratik bir ülkede karşılamak, makul karşılamak mümkün. Ama bu kürsüyü her seferinde cumhurbaşkanına saldırı yeri, saldırı kürsüsü, saldırı mekanı olarak telakki etmek, olsa olsa sadece bununla izah edilir. O yüzden, kıskanmayın arkadaşlar. Eğer siz de çalışırsanız, siz de halkın ihtiyaçlarına, halkın dileklerine kulak verirseniz, siz de bu halkın geçmişiyle, bu halkın diliyle, tarihiyle, kültürüyle, medeniyet algısıyla barışırsanız ve bu güveni verirseniz halka, halk sizi de seçer, sizi de cumhurbaşkanı eder, sizi de başbakan eder."

Orhan Atalay, "Kürt sorunu" denen sorunun AK PARTİ iktidarı döneminde ele alınmaya başlandığını ve çözüm sürecinin bu sorunu ortadan kaldırmak için hazırlanan yüzyılın projesi olduğunu belirterek, "Ancak Kandil, başından itibaren bu çözüm sürecini zehirlemeye devam etti. HDP Kandil'in siyasi sözcülüğünü bırakıp Kürt halkının ne istediğine kulak vermek zorundadır. Kürt halkı huzur istiyor, Kürt halkı barış istiyor. Buradan ve siyasetten gayrı yol yoktur arkadaşlar." dedi.

AK PARTİLİ Atalay'ın konuşmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Gök, Atalay'ın 20 dakikalık konuşmasının 13 dakikasını CHP'ye ayırdığını belirterek, "Cumhuriyet Halk Partisi'yle, onun değerleriyle, kurucu değerleriyle bir hesaplaşma içerisinde olduğu belli olan AKP Grubu'ndan zaten farklı bir şey beklemiyorduk ama adaletle ilgili kavramlar konusuna hiç değinmeden, HDP'nin vermiş olduğu gensorudan Cumhuriyet Halk Partisi'ne saldırmak ancak AKP Grubu'nun becerebileceği bir konudur." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, "Kandil'in sözcülük için bize ihtiyacı yok, bizim de Kandil'in sözcülüğünü yapma gibi bir niyetimiz yok. Çözüm sürecini, HDP'nin parti olarak seçime girme kararı vermesi ve başkanlık hesabını bozması, Kobani'nin de IŞİD çetelerine karşı tarihi bir direniş göstererek düşmekten kurtulması nedeniyle bozuldu." diye konuştu.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****