2012-04-18 - 11:30
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Darbecileri ve muhtıracıları yargılamayı kimsenin Türk Silahlı Kuvvetlerini yargılamaya dönüştürmemesi gerektiğini belirtti.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM'de demokrasiye müdahale eden tüm darbe ve muhtıralar ile demokrasiyi işlevsiz kılan diğer bütün girişim ve süreçlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi için bir araştırma komisyonu kurulmasının demokrasi adına olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.
Yeniçeri, komisyonun görevini üç ay içinde sonuçlandırmasını beklemenin gerçekçi olmadığını belirtti.
Başlatılan yargı sürecine önyargı ve rövanş görüntüsü vermenin doğru olmadığını söyleyen Yeniçeri, yargı sürecinde ve araştırmalarda soğukkanlı, adil ve objektif davranmanın son derece önemli olduğunu vurguladı.
Darbecileri ve muhtıracıları yargılamayı kimsenin Türk Silahlı Kuvvetlerini yargılamaya dönüştürmemesi gerektiğini belirten Yeniçeri sözlerini şöyle sürdürdü:
"28 Şubat askerin öne çıktığı, perde arkasında ise iş dünyası, siyasetçi, yargı, üniversite vb. bulunan bir olgudur. Milletin iradesiyle iş başına gelmiş olan bir iktidarın fiilen görevini yapamaz hale getiren bir müdahaledir. 28 Şubatı diğer darbelerden ayıran en önemli hususun, kurgusu ve sorgusunun askere, icraatının sivillere ve medyaya ait olmasıdır.
Hatırlanacağı üzere gazete ve medya patronları o dönemlerde banka satın alıyor, ihalelere giriyor, şirketler kuruyorlardı. Daha sonra da bankaların içi boşaltılıyor, iflaslar yaşanıyor ve birileri ABD'nin yolunu tutuyordu. Türkiye'de iktidarlar hala bugün de her türlü ekonomik imkânın ve zenginliğin kaynağıdır."
Cengiz Çandar'ın Taraf Gazetesine anlattıklarının da ibret verici olduğunu söyleyen Yeniçeri, "Çandar kendisiyle ilgili olarak yayınlanan andıç konusunda 'Zafer Mutlu, zerre kadar inanmıyoruz ama yayımlamaya mecburuz' dedi. Ben 'niye' diye üsteleyince de 'Bankam var' diye cevap vermiş." dedi.
Yeniçeri şöyle konuştu:
"Çandar, Taraf Gazetesine verdiği röportajda ilginç bir ayrıntıya daha dikkat çekiyor: 28 Şubat MGK'si olmuş. İlknur Çevik kendisini arayarak şunları söylemiş: "Çevik Bir'le röportaj yaptım, çok ilginç. Çevik Bir, 28 Şubat'a post modern darbe diyor" demiş. Bunun üzerini Cengiz Çandar da ona "Çok iyi. O zaman ben bunu isimsiz olarak kullanayım" demiş. Sonra bu söylem yayılmış. Çandar anlatmaya şöyle devam ediyor: "Amerika'dayken, beni bir davette Bernard Lewis'e 'post modern darbe kavramını kullanan ilk kişi' olarak tanıttılar. Bernard Lewis bana "Bu kavram nereden sana ait oluyor? Ben bu sözcüğü hep Genelkurmay'dan duydum." dedi.
Paul Henze'ler, Bernard Lewis'lerin Genel Kurmay'a bazı kavramları herkesten daha önce duyacak kadar yakın oldukları anlaşılmaktadır.
Demokratik yolla iş başına gelmiş hükümetlere darbe, müdahale ve baskı yapılmasında darbeciler medyayı silah gibi kullanmışlardır.
Türkiye'de darbelerin altında medya ve darbecilerle, ABD ve İsrail işbirliği gözden kaçacak gibi değildir.
Çandar "Amerika'nın en İsrail yanlısı çekirdeği de dâhil bu darbeye" diye yargıda bulunmaktadır.
ABD'li yetkililerin 12 Eylül gecesi "bizim çocuklar Ankara'da darbe yaptı" dediğini Türkiye'de duymayan yoktur.
AK Parti'nin Kürt açılımı projesinin de ABD'nin Atlantik Konseyi Başkanı David Philips'in raporundaki hususları kapsadığı da herkesçe malumdur."
(11.30)
Yeniçeri, komisyonun görevini üç ay içinde sonuçlandırmasını beklemenin gerçekçi olmadığını belirtti.
Başlatılan yargı sürecine önyargı ve rövanş görüntüsü vermenin doğru olmadığını söyleyen Yeniçeri, yargı sürecinde ve araştırmalarda soğukkanlı, adil ve objektif davranmanın son derece önemli olduğunu vurguladı.
Darbecileri ve muhtıracıları yargılamayı kimsenin Türk Silahlı Kuvvetlerini yargılamaya dönüştürmemesi gerektiğini belirten Yeniçeri sözlerini şöyle sürdürdü:
"28 Şubat askerin öne çıktığı, perde arkasında ise iş dünyası, siyasetçi, yargı, üniversite vb. bulunan bir olgudur. Milletin iradesiyle iş başına gelmiş olan bir iktidarın fiilen görevini yapamaz hale getiren bir müdahaledir. 28 Şubatı diğer darbelerden ayıran en önemli hususun, kurgusu ve sorgusunun askere, icraatının sivillere ve medyaya ait olmasıdır.
Hatırlanacağı üzere gazete ve medya patronları o dönemlerde banka satın alıyor, ihalelere giriyor, şirketler kuruyorlardı. Daha sonra da bankaların içi boşaltılıyor, iflaslar yaşanıyor ve birileri ABD'nin yolunu tutuyordu. Türkiye'de iktidarlar hala bugün de her türlü ekonomik imkânın ve zenginliğin kaynağıdır."
Cengiz Çandar'ın Taraf Gazetesine anlattıklarının da ibret verici olduğunu söyleyen Yeniçeri, "Çandar kendisiyle ilgili olarak yayınlanan andıç konusunda 'Zafer Mutlu, zerre kadar inanmıyoruz ama yayımlamaya mecburuz' dedi. Ben 'niye' diye üsteleyince de 'Bankam var' diye cevap vermiş." dedi.
Yeniçeri şöyle konuştu:
"Çandar, Taraf Gazetesine verdiği röportajda ilginç bir ayrıntıya daha dikkat çekiyor: 28 Şubat MGK'si olmuş. İlknur Çevik kendisini arayarak şunları söylemiş: "Çevik Bir'le röportaj yaptım, çok ilginç. Çevik Bir, 28 Şubat'a post modern darbe diyor" demiş. Bunun üzerini Cengiz Çandar da ona "Çok iyi. O zaman ben bunu isimsiz olarak kullanayım" demiş. Sonra bu söylem yayılmış. Çandar anlatmaya şöyle devam ediyor: "Amerika'dayken, beni bir davette Bernard Lewis'e 'post modern darbe kavramını kullanan ilk kişi' olarak tanıttılar. Bernard Lewis bana "Bu kavram nereden sana ait oluyor? Ben bu sözcüğü hep Genelkurmay'dan duydum." dedi.
Paul Henze'ler, Bernard Lewis'lerin Genel Kurmay'a bazı kavramları herkesten daha önce duyacak kadar yakın oldukları anlaşılmaktadır.
Demokratik yolla iş başına gelmiş hükümetlere darbe, müdahale ve baskı yapılmasında darbeciler medyayı silah gibi kullanmışlardır.
Türkiye'de darbelerin altında medya ve darbecilerle, ABD ve İsrail işbirliği gözden kaçacak gibi değildir.
Çandar "Amerika'nın en İsrail yanlısı çekirdeği de dâhil bu darbeye" diye yargıda bulunmaktadır.
ABD'li yetkililerin 12 Eylül gecesi "bizim çocuklar Ankara'da darbe yaptı" dediğini Türkiye'de duymayan yoktur.
AK Parti'nin Kürt açılımı projesinin de ABD'nin Atlantik Konseyi Başkanı David Philips'in raporundaki hususları kapsadığı da herkesçe malumdur."
(11.30)
