2021-06-02 - 17:51
TBMM KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN SEBEPLERİNİN BELİRLENMESİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, kadına ve çocuğa yönelik şiddetle eğitim yoluyla mücadelenin en tabii mücadele olduğunu belirterek "Milli Eğitim Bakanlığı olarak kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve sürecin sahici ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi için mevcut unsurlar seferber edilmiştir." dedi.
Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık başkanlığında toplandı.

Bakan Selçuk, komisyona yaptığı sunumda, kadın hakları konusunda sağlıklı bir duruş belirlemek ve bunun etik zeminini oturtmanın sadece akademik çevrelerin veya üçüncü sektörün vazifesi olmadığını, kamu kurumları açısından da bunu ısrarla ele alıp tartışmak ve yeniden değerlendirmeler yapmakta yarar bulunduğunu söyledi.

Selçuk, kadın haklarının geniş bir toplumsal düzlemde derinden kavranması, bu hakların gerekliliğinin bireysel düzeyde bir zihniyet dönüşümüne hizmet edecek şekilde kendi mecrasını bulmasının da kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.

Kadına yönelik şiddetin Türkiye ve dünyada önemli ölçüde mevcudiyetini sürdüren temel bir sorun olduğunu belirten Selçuk, şöyle konuştu:

"Çözümü konusunda acilin çok ötesinde ele almamız gereken bir mesele diye görüyoruz. Aile içinde yetişen çocukların topluma katılma süreci, çocuğun sosyalleşme süreci, çocuğun karşılaştığı rol modellerin bize gösterdiği hususiyetler, bunların hepsi aileyi de bir şekilde öne çıkartıyor ve sağlıklı aile ortamı içinde büyüyen çocuklarımızda şiddet davranışlarının gözlemlenmiyor olması ve oralarda daha sağlıklı çocukların yetişiyor olması elbette bize çözüm anlamında bir ışık tutuyor. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve bu süreci etkin bir şekilde yürütebilmek için başlangıç noktası elbette çocukluktur ve bir çocuğun doğumuyla beraber aslında biz koskoca bir ağacın büyümesini gözlemliyoruz. Kadına ve çocuğa yönelik şiddette eğitim yoluyla mücadelenin aslında en tabii mücadele olduğu ve işin kendi akışkanlığı içerisinde doğal bir yaklaşımı sergilediği de çok net. Milli Eğitim Bakanlığı olarak kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve sürecin sahici ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi için mevcut unsurlar seferber edilmiştir."

Selçuk, kadınlara sunulan her yeni desteğin, her yeni yaklaşımın, her yeni gülümsemenin aslında çocuklar için bir alan açtığının farkında bulunduklarını vurgulayarak, o yüzden özellikle kadın öğretmenler marifetiyle bu meseleleri çok daha iyi algılayabildiklerini ve onların desteğiyle çeşitli projelerde güçlü şekilde yer aldıklarını anlattı.

Geleceğin dünyasında daha mutlu ve müreffeh, doğaya saygılı bir şekilde dünya ortaya koymak için eğitimin öneminin yadsınamayacağına işaret eden Selçuk, "Kadınlarımız bu konuda hem biçimlendirici, hem yol gösterici hem de gerçekten eğitimle alakası bakımından kadın dokunuşunun çok daha farklı, çok daha gerçekçi olduğunu da görme imkanına sahibiz. Kadına yönelik şiddet konusunda mücadelenin sadece toplumsal, hukuki olmadığı, bir şekilde kurumsal olmadığını, aslında bireysel olduğunu ve küçük gruplar üzerindeki oluşumların bunda daha etkili olduğunu da fark ediyoruz." diye konuştu.

Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığının başka bakanlık ve kurumlarla birlikte kadına yönelik şiddetle mücadeleyle ilgili bir protokole dahil olduğunu ve protokol çerçevesinde bakanlığının hedeflerine değindi.

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planının da önemli olduğuna dikkati çeken Selçuk, meselenin özünün riski yönetmek, problem çıkmadan gereken zemini oluşturmak için gayret etmek olduğunu dile getirdi.

Selçuk, ihmal ve istismarın önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar çerçevesinde yaklaşık 2 milyon öğrenciye, 45 bin öğretmene ve 345 bin veliye sadece bu konuya özel eğitim düzenlendiğini aktardı.

Bakanlığa bağlı 24 olgunlaşma enstitüsü ve her ilçede bir halk eğitim merkezi bulunduğunu bildiren Selçuk, yeni halk eğitim merkezleri ve binaları oluşturmak yerine belirledikleri 15 bin mahallede 15 bin okulun seçilip bunların akşam ve hafta sonları halk eğitim merkezine dönüştürüldüğünü, halk eğitim merkezlerinde verilen eğitimlerin aile bireyleri için de önemli olduğunu kaydetti.

Selçuk, 25 bin köy muhtarına yazdığı mektupla, eğitimlerin her birinin şehre gelemeyecek olanlara ücretsiz verilebileceği bilgisini paylaştıklarını, 60 binin üzerindeki köyde eğitimlere başlandığını dile getirdi.

Bu merkezlerde kadın kursiyerlerin becerilerinin arttığını ve ekonomik özgürlüklerini kazanabildiklerini ifade eden Selçuk, mesleki, sosyal, toplumsal, ekonomik, sportif, kültürel olmak üzere 72 ana alanda 3 bin 645 kurs programı olduğunu anlattı.

Selçuk, 2019'da bu kurslardan 3 milyon 224 bin erkek, 5 milyon 111 bin 250 kadının yararlandığını dile getirerek, "Halk eğitim merkezlerine kadınlarımızın müracaatı erkeklerin 2 katına yakın bir şekilde devam ediyor." dedi.

Kişisel gelişimle ilgili Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar olduğunu da dile getiren Selçuk, kadına şiddetin önlenmesi noktasında 2021 Mayıs itibariyle 48 kurs açıldığı bilgisini verdi.

Henüz yeni açılan bu kurslarda 322 kadın 198'i erkek olmak üzere 520 kursiyere ulaşıldığını anlatan Selçuk, kadın konukevlerinden hizmet alan kadınların ebeveynlik becerilerini geliştirme konusunda da kursları bulunduğunu ifade etti.

Şiddetle mücadelede rehberlik temelli yaklaşım benimsediklerini belirten Selçuk, "Bu rehberliğin bütün eğitim personelince içselleştirilmesi ve çevresel risk ortamlarının bilinerek hareket edilmesi son derece önemli." diye konuştu.

Selçuk, 255 rehberlik ve araştırma merkezinde yaklaşık 35 bin rehber öğretmen bulunduğuna işaret etti. Bakan Selçuk, bu rehber öğretmenlerin her sene ihtiyaç duyulan alanlarda sürekli eğitim aldığını aktardı.

Rehber öğretmenlere gelecek yıllarda ne olabileceğine dair eğitimler verildiğini de dile getiren Selçuk, çocuklarda öz yönetim, motivasyon, odaklanma, dikkat dağınıklığı, obezite, göz bozukluğu gibi konularda gelecekte ortaya çıkabilecek risklerle ilgili çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Sosyal duygusal gelişimin şahsiyet gelişiminin ana figürü olduğunu aktaran Selçuk şunları söyledi:

"Biz, bir çocuğun eldeli toplamayla ilgili eksikliğini gidermek konusunda elbette bir göreve sahibiz, bir mecburiyetimiz var. Ama bir çocuğun şahsiyet oluşumu, onun kişiliğinin gelişimi çok çok daha kritik ve sosyal, duygusal gelişim bu açıdan çok önemli. Bir çocuğu ayakta, dik tutan şey kişiliğidir, kimliğidir. Onun matematikteki, fizikteki bir kazanımı iyi bilip bilmemesi değildir. Şiddetle ilgili mesele de kişilikle, mizaçla ilgili bir meseledir. O yüzden sosyal-duygusal gelişim meselesi, fiziksel hareket meselesi, sanatla ilgilenme meselesi bizim telafi programlarımızın da omurgasını oluşturuyor. Yaz döneminde ve sonrasında ortaya çıkan uyum programlarında asıl vurgumuz, bu sosyal duygusal gelişim ve çocuklarda kültürel birikim, çocuklarda sanatla iştigal etmek, çocukların spor yapması."

Selçuk, bu yüzden bir senede 10 bin atölye açtıklarını, hedeflerinin 100 bin olduğunu kaydetti.

"Siber zorbalık" konusunun da çok ilgilendikleri bir alan olduğunu vurgulayan Selçuk, "Son zamanlarda yaptığımız ölçümlerde siber zorbalığın arttığını görüyoruz ve rehber öğretmenlerimiz de bu konularla ilgili eğitim veriyorlar." dedi.

Salgın sürecinde "psikolojik iyi oluş" başlığı altında bir araştırma yaptıklarını dile getiren Selçuk, "'Acaba kovid süreci şiddeti nasıl etkiledi, acaba kovid süreci anne davranışında kız, erkek çocuk davranışında, ergen davranışında, liselilerde, ilkokullarda nasıl bir tablo sergiliyor ki biz ileri dönük hangi önlemleri almalıyız' şeklinde bir iyi oluş çalışması yaptık. 47 bin 968 ortaokul ve lise talebesine yönelik bir çalışma var. Bunun dışında başka çalışmalar da var." diye konuştu.

Kadına yönelik şiddet nedeniyle nakil yapılan öğrenci sayıları hakkında bilgi veren Selçuk, ikameti geçici olarak değiştirilmek zorunda kalınan ve nakil yapılan öğrencilerin 2019-2020 eğitim öğretim yılında 10 bin 649, 2020-2021 eğitim öğretim yılında 11 bin 118 olduğunu kaydetti.

Selçuk konuşmasının ardından milletvekillerinin sorularını da yanıtladı.

Okullarda yüzde 18 civarında kadın yöneticinin bulunduğunu belirten Selçuk, "Öğretmenlerimizin yüzde 60,8'i kadın. Bunun yöneticiliğe doğru da gitmesi lazım. Elbette toplumsal olarak, yaşam biçimi olarak, kültür olarak talep meselesi de çok önemli. Belli bir konuda bir pozisyon söz konusu olduğunda erkeklerin yönetim görevlerinde olma arzuları nispi olarak daha yüksek." dedi.

Kovid-19 ile mücadele sürecinde eğitimin devam edebilmesi için başka ülkelerde salgın döneminde neler yapıldığını somut olarak izlediklerini bildiren Selçuk şunları kaydetti:

"Eğitim televizyonu olarak ilkokul, ortaokul, lise için ayrı kanal kurabilen dünyada kaç ülke var? Üç ülke var, birisi Türkiye. Dolayısıyla diğer ülkeler eğitimde ne yaptı, Türkiye ne yaptı sorusunun yanıtı olarak gerçekten çok önemli. Dünyada en çok canlı ders yapan ülke kimdir, kendi nüfusuna oranla? Türkiye'dir. Bütün eğitim bakanlıklarının web sitesi var. Bunların içerisinde veli, öğrenci ve öğretmen tarafından en çok ziyaret edilen ve içinde en çok saat geçirilen web sitesi hangisidir? EBA'dır."

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, kaç öğrencinin EBA'ya girdiği ya da girmediği konusunda ellerinde veri bulunduğunu, bu konudaki eksikliklerin farkında olduklarını dile getirdi.

Bir milyondan fazla öğrencinin, her türlü imkanı olduğu halde canlı derse bazen katıldığını, bazen katılmadığını anlatan Selçuk, "Bu, motivasyonel problem de olabilir, aile içindeki düzenlemelerle ilgili bir konu da olabilir. Biz her bir velimize gerçekten özgür bir alan bırakmaya çalıştık. Tercihi ne olursa olsun, ailesindeki koşullar ne olursa olsun; eğer 'a' seçeneğini seçerseniz de 'b' seçeneğini seçerseniz de biz her türlü hizmeti veririz." ifadesini kullandı.

EBA'da altyapıdan kaynaklanan, internet hızıyla ilgili bazı sorunlar yaşadıklarını aktaran Selçuk, "Bir kere, 'EBA çöktü.' diye bir ifade kullanıldı, dört saatliğine oldu. O da yanlış anlaşılmadan kaynaklanan; bir server engellemeyle, dış müdahaleyle, siber saldırıyla ilgiliydi. Ama bu arada WhatsApp iki kere çöktü, Google'da ve diğerlerinde bir kapanma oldu. Bu tür şeylerde bunlar olağandır." şeklinde konuştu.

EBA'ya erişimle ilgili verilerin web sitesinde de paylaşıldığını dile getiren Selçuk, "15 bin 300 EBA Destek Merkezi açtık. Öğrencinin kendi okulu olması şart değil, herhangi bir okula gidip oradaki EBA Destek Merkezi?nden de öğrenci yararlanabilir. Merkezler özellikle ihtiyaç duyulan bölgelere özel olarak seçilmiş okullardır." dedi.

Ziya Selçuk, pandemi sürecinde doktorların hemen ardından şubat ayının başında aşısı yapılmaya başlanılan ikinci meslek grubunun öğretmenler olduğunu anımsatarak, "600 bin civarında öğretmene Kovid-19 aşısı yapıldı. Çok kısa bir süre içerisinde tamamına aşı uygulanacak." dedi.

Sık sık müfredatın değiştiği eleştirilerine değinen Selçuk şöyle devam etti:

"Müfredatın değiştirilerek tek bir parametreyle bir sistemin dönüştürüleceğine inanmıyorum. Mevcut müfredatın iyileştirilmesi, etkili kullanılması, optimizasyonu üzerinde çalışıyoruz. Geldiğimizden beri hiç müfredat değişikliği yapmadık. Bana birisi dese ki, sizin matematik müfredatınızla İngiltere'nin, Almanya'nın, Fransa'nın müfredatını karşılaştıracağız, emin olun hemen hemen hiçbir farkı yok. Uygulamada ne var, neyle karşılaşıyoruz? İyileştirmemiz gereken alanlar var. O yüzden PISA'da bir yılda 12 ülke birden yukarı çıktık, o yüzden TIMSS'de 15-16 ülke birden yukarı çıktık." diye konuştu.

Eski eşi tarafından öldürülen Emine Bulut'un kızıyla ilgili bir soruya Selçuk, "Olayın ardından tabii ki bizzat temasa geçildi, koruma altına alınması söz konusu oldu. Bu arada anneannesinin yanında kalmasıyla ilgili psikolojik danışman arkadaşlarımızın, 'Kesinlikle bu daha sağlıklı olacak.' şeklinde bir raporu oldu. Bu arada bir özel okula gitmek istedi, evlerine çok yakın olan. Oraya ücretsiz olarak kaydı yapıldı ve yerleştirildi.? dedi.

Tacizde bulunduğu iddia edilen öğretmenlerle ilgili bir soru üzerine de Selçuk, Bakanlığın her ay toplanan disiplin kurulunda bu konuların da görüşüldüğünü kaydetti.

Selçuk, "Hukuk bize, 'Bu fiili işleyen kişinin görevden ihraç edilmesi lazım.' diyor ve kesinlikle ihraç ediliyor. Zaman kaybı olmaksızın hemen yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı olarak eğitim gibi ulvi bir konuda, bir okul ortamında böyle bir şeyi mazur görmemiz; acaba, ama, fakat gibi birtakım kelimelerle, birtakım zorlamalara girmemiz asla söz konusu olamaz. Burada ne gerekiyorsa o yapılır." diye konuştu.