2016-11-03 - 15:01
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Bilirkişi Kanun Tasarısı, kabul edilerek, yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kemalettin Yılmaztekin, "Halep'ten Musul'a Katledilen Çocuklar" konulu gündem dışı söz aldı.

Musul'dan Halep'e katledilen çocukların Avrupa'da burnu kanayınca, kıyamet koparılan çocuklarla aynı konuma gelinceye kadar bu çocuklara sahip çıkacaklarını belirten Yılmaztekin, çocukların adalete ihtiyacı bulunduğunu ifade etti.

Yılmaztekin, özellikle sosyal medyada katledilen çocukların görsellerinin paylaşılmasıyla zulmün sıradanlaştırılmaması gerektiğini kaydetti.

HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat da gündem dışı konuşmasında, üniversitelerin sorunları, tutuklama ve gözaltılara değindi.

Irgat, Türkiye'de cezaevlerinin akademisyenler ve öğrencilerle doldurulduğunu ileri sürerek, hukuksuzluklara son verilmesini istedi.

CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün ise ulusal ve resmi bayramlar ile kurtuluş günlerine ilişkin gündem dışı konuşmasında bu yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda kutlamaların engellenmeye çalışıldığını, bu engellemelerin Atatürk ve Cumhuriyet sevgisini bir kat daha artırdığını vurguladı.

Ulusal bayramlara ilişkin kutlama törenlerinde yönetmelikle yapılan değişiklikleri eleştiren Tüzün, "Törenlere katılmak üzere, Anıtkabir'e gelen subayların, girişte üzerlerinin aranması kabul edilemez." diye konuştu.

Gündem dışı konuşmaların ardından, CHP Grup Başkanvekili Levent Gök'e vekaleten yerinden söz alan İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, son günlerde partisine yönelik sistemli saldırılar gerçekleştirildiğini belirterek, bu saldırıların biran önce aydınlatılmasını istedi.

AK Parti Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, "PYD terör örgütü PKK'nın temsilcisidir, Kürtlerin değil. PYD de PKK gibi Stalinist bir örgüttür." dedi.

HDP, Danışma Kurulu'nun toplanamaması nedeniyle "AK Parti Hükümetinin Suriye ve Irak politikalarındaki sorunların belirlenmesi, çözümler için yol haritasının tespit ve uygulanmaya konmasına" ilişkin verdiği araştırma önergesinin gündeme alınması önerisini TBMM Genel Kuruluna getirdi.

Partisinin önerisi hakkında söz alan HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, yapılması gerekenin başlangıçtan itibaren Suriye Kürtleriyle ilgili doğru bir perspektifin ortaya konulması olduğunu savundu. Tan, "Kürtlerin, Suriye ve Irak'taki statüleriyle ilgili, Türkiye'deki toplumsal barışla ilgili lütfen bir proje ortaya koyunuz. Bizim projemizi beğenmiyorsanız, siz bir proje ortaya koyunuz." ifadesini kullandı.

AK Parti Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun ise araştırma önergesinin gerekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Torun, Suriye'de, yıllarca Kürtlerin her türlü haklarını reddeden, hatta kimlik bile vermeyen Baas yönetimi ile PKK'nın Suriye kolu PYD'nin işbirliği içine girdiğini, PYD'nin kendilerine yıllarca zulmeden rejimin safında muhaliflerle savaştığına dikkati çekti.

Torun, şöyle devam etti:

"PYD terör örgütü PKK'nın temsilcisidir, Kürtlerin değil. PYD de PKK gibi Stalinist bir örgüttür. Hakim olduğu yerde başka hiçbir siyasi görüşün barınmasına müsade etmemiş, sadece Arap ve Türkmenleri değil kendisi gibi düşünmeyen Kürtleri de bölgeden sürmüştür. Bölgeden yüzbinlerce Kürt, PYD zulmünden kaçarak Kuzey Irak'taki Kürt bölgesine ya da Türkiye'ye göç etmiştir. PYD lideri kendi ağabeyini bile farklı düşündüğü için bölgede barındırmamış, bu kişi halen Türkiye'de yaşamaktadır.

Bu arada Irak'ta ortaya çıkan DEAŞ terör örgütü, Suriye'ye geçmiş ve Suriye'de nüfus mühendisliği yapmak isteyen güçlere hizmet etmeye başlamıştır. Suriye'nin kuzeyinde, PYD eliyle etnik ve ideolojik temizlik yapılmasına DAEŞ aracılık etmiştir."

Fırat Kalkanı Harekatı ile DEAŞ'ın sınırlardan temizlendiğini ve Özgür Suriye Ordusu'nun yerleştiğini dile getiren Torun, El Bab'a kadarki bölgenin DEAŞ'tan tamamen temizleneceğini ve bu bölgenin güvenli bölge haline geleceğini, Türkiye'nin burada terör örgütlerinin oldu bittisine asla müsade etmeyeceğini bildirdi.

CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz ise dış politikada iki konunun aciliyet taşıdığını, bunların komşularımız Irak ve Suriye olduğunu, Irak ve Suriye'de pek iç açıcı bir tabloyla karşılaşılmadığını söyledi. Yılmaz, "Hükümetin, bütün sorunlara, yaşanan bütün sıkıntılara rağmen, Irak merkezi hükümetini esas alan bir diyalog kanalını açan bir stratejiye ihtiyacı var. Bunun acilen devreye sokulması gerektiğini aksi taktirde Türkiye'yi gerçekten uluslararası arenada zorlayacağını söyleyebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, Suriye'de diplomatik çözümün maalesef henüz olamadığını, diplomatik çözümü gerekli kılan bütün şartlar esasen olmasına rağmen masaya yanaşılmadığını, Türkiye'nin Irak'ta olduğu gibi Suriye tablosuna da çok fazla dahil edilmek istenmediğine dikkati çekti.

Yerinden söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez'in resmi ikametgah adresine, ailesinin yaşadığı eve polis tarafından baskın yapıldığını ve bunun "haydutluk" olduğunu savundu.

AK Parti Ankara Milletvekili Murat Alparslan da Hükümetin ve AK Parti'nin Suriye politikasındaki duruşunun çok açık, net ve doğru bir yerde olduğunu vurguladı. Alparslan, "Mevcut olan sınırlarımızın varlığı, geçmiş tarihi bağlarımız, orada yaşanan pek çok dramın bir şekilde bizleri ilgilendirmesi ve orayla ilgilenmemizi de en doğal hale getirmektedir." diye konuştu.

HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Cumhuriyet gazetesi hakkında devam eden soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Murat İnam'ın, Selam Tevhid dosyası, şu anda yargıda, orada sanıklardan birisi olarak ismi geçmektedir. Yargılaması da tutuksuz olarak devam etmektedir." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Bilirkişi Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.

Tasarının ikinci bölümünün tümü üzerinde grubu adına söz alan MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak, bilirkişi müessesesinin adaletin sağlanması noktasında kritik bir yapı olduğuna işaret etti.

Bilirkişilik sisteminde eksiklik ve aksaklıkların giderilmesinin yargının etkin ve hızlı karar vermesinde önemli bir nokta olduğunu belirten Parsak, MHP'nin bu konudaki aksaklıkları önceden beri dile getiren bir yaklaşımı bulunduğunun altını çizdi.

Parsak, şunları kaydetti:

"Görüşülmekte olan kanun tasarısı, bazı yönleri itibarıyla olumlu değerlendirilmekle birlikte birçok yönü itibarıyla da mevcut sorunların giderilmesi bir yana, yeni sorunlara yol açma potansiyeli yüksek düzenlemeleri de ne yazık ki içermektedir. Tasarı, her şeyden önce bilirkişiliğin ticarileşmesine yol açabilecek yaklaşımları içermekte, bu durum ise ticarileşen bir bilirkişi sisteminin tarafsızlığına ilişkin soru işaretlerini doğal olarak beraberinde getirmektedir. Diğer yandan, tasarıyla kurulması öngörülen Bilirkişilik Danışma Kurulunun yapısıyla Adalet Bakanlığına bağlı bir bilirkişilik dairesi, yargı bağımsızlığına müdahale eleştirilerini kaçınılmaz hale getirmektedir. Hükümetin her konuyu tek noktadan tutarak kontrol etme eğilimi, bilirkişilik müessesesinde bir kez daha anlaşılmakta ve tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır."

HDP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da tasarıyı eleştirerek, bilirkişiliğin rant aracı haline getirileceğini ileri sürdü.

Tasarının, bilirkişilik kurumunun tüm boyutlarına, sorunlarına ilişkin değil, daha çok, bilirkişiliğin kurumsal yapılanmasına ilişkin hükümler yer aldığını belirten Kerestecioğlu, "Ne yazık ki bu durum, kanunu çıkarmaktaki temel amacın bilirkişilere amirlik yapması için Adalet Bakanlığına yani yürütmeye bağlı bir kurum yaratmak olduğunu düşündürmekte bize. Yargıyla bu derece yakından ilgili ve adaletin sağlanmasında ciddi rol oynayacak müessesenin başkanının Adalet Bakanlığı Müsteşarı olması, yargı bağımsızlığı ilkesiyle asla uyuşmamakta. Bu nedenle, bağımsızlık ilkesine göre, kurulun kendi başkanını seçmesi gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Keresteci, bilirkişiliğin, adil yargılanmanın gerçekleştirilebilmesi için tarafların ve mahkemenin başvurabildiği objektif, bağımsız bir yol olması gerektiğini vurguladı.

CHP Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Levent Gök ise bilirkişiliğin kangren haline gelmiş bir müessese olduğunu, bunun düzeltilmesi gerektiğini, ancak görüşülen tasarıyla iyileştirmenin yapılamayacağını savundu.

İktidarın her konuda muhalefetin eleştiri ve uyarılarına duyarsız kaldığını, bunun da ülkeyi yönetilemez bir hale getirdiğini iler süren Gök, Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarına yönelik soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Murat İnam'ın, Selam Tevhid soruşturması nedeniyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinde açılan davada sanık olduğu yönündeki haberi hatırlattı.

Bu konuyu dün TBMM Genel Kurulunda gündeme getirdiklerini, ancak uzun süre aydınlatıcı bir bilgi alamadıklarını belirten Gök, ayrıca haberi yapan gazeteciyle ilgili soruşturma açıldığına ilişkin bilgiler geldiğini, bu konunun hükümet tarafından açıklığa kavuşturulmasını beklediklerini söyledi.

Gök, "Sayın Bakan, vicdanlar sızlıyor, adalete ihtiyacımız var. Türkiye iyi yolda değil. Türkiye böyle ilerleyemez. 15 Temmuz'da biz darbe teşebbüsünü başarıyla atlattık ama bu gidişatı atlatamayabiliriz. Bu gidişat tehlikelidir." dedi.

AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin de tasarının ikinci bölümünün tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmada, AK Parti kadrolarının milleten aldığı güç ile milletin belirlediği hedeflere ilk günkü kararlılıkla yürüdüğünü ifade etti.

Bilirkişilik tasarısının bu alandaki sorunları gidermeye yönelik olduğunun altını çizen Bilgin, adaletin sağlanmasını hızlandıracak bu düzenlemeyle yargılamanın hızlanacağını kaydetti.

Bilgin, tasarıda yer alan düzenlemeler hakkında da bilgi verdi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da şahsı adına yaptığı konuşmada, bilirkişiliğin adeta bir meslek haline geldiğini, kurumun derlenip toparlanmasına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Gündemdeki tasarının ise sorunları çözme noktasında yeterli ve verimli olmadığını savunan Tanal, özellikle tüzel kişilere bilirkişilik hakkı verilmesinin bu alanı ticarileştireceğini savundu.

Konuşmaların ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Cumhuriyet gazetesi hakkındaki soruşturmayı yürüten savcının bir başka dosyada sanık olarak yer alması ve buna ilişkin haber yapan gazeteci hakkında da soruşturma açıldığı iddialarıyla ilgili sorular üzerine Bozdağ, şu bilgileri verdi:

"Cumhuriyet gazetesi hakkında devam eden soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Murat İnam'ın, Selam Tevhid dosyası, şu anda yargıda, orada sanıklardan birisi olarak ismi geçmektedir. Yargılaması da tutuksuz olarak devam etmektedir. HSYK bu davada 54 hakim ve savcı hakkında kovuşturma izni verdi ve bu çerçevede dava görülüyor. Bunlardan 49'unun şu anda meslekle ilişiği kesilmiş durumda. Üç tanesi KHK'lar çıkmadan önce, geri kalan 46'sı ise KHK'dan sonra meslekte kalmaları uygun görülmediğinden ilişikleri kesilmiştir. Diğer beş kişiyle alakalı da Fethullahçı Terör Örgütü bağlantısı, üyeliği, irtibatına ilişkin meslekten uzaklaştırılmalarını gerektirecek nitelikte yeterince veri ve kanaat oluşmadığından açığa alınma işlemi yapılmamıştır, meslekten uzaklaştırma da bunlarla ilgili uygulanmamıştır."

Bozdağ, HSYK'nın şu anda elindeki verilerle karar verdiğini, yargılama sonucunda ortaya çıkacak karara göre durumun değişebileceğinin altını çizdi.

Cumhuriyet gazetesine dönük soruşturmadaki iddia ve delillerin sadece savcıdan ibaret olmadığına dikkati çeken Bozdağ, soruşturmanın da bu çerçevede yürüdüğünü söyledi.

Bozdağ, "Keşke böyle bir görevlendirme yapılmamış olsaydı. Daha iyi, daha doğru olurdu. Ben bunu her defasında ifade ederim, çünkü bu, tartışmalara zemin hazırladı. Buna gerek yoktu. Başka birisi de pekala yapabilirdi. Bizim savcıları değiştirme yetkimiz, görevimiz yok. O tamamen başsavcılığın iş bölümü çerçevesinde yürüyen süreçler. Burada da bir kötü niyetin olmadığını çok net ifade edeyim." değerlendirmesinde bulundu.

Bozdağ, FETÖ irtibatına dair bir kanaat oluşması halinde çok sayıda hakim ve savcının meslekten ihracına karar veren HSYK'nın, söz konusu olayda da böyle bir durumun oluşması halinde gereğini yapmakta tereddüt etmeyeceğinden emin olduğunu dile getirdi.

Haberi yapan gazeteci hakkında da soruşturma başlatıldığı iddialarına ilişkin ise Bozdağ, "Haberi yapan gazeteci ile ilgili ifadeye çağırma veya bir soruşturma olmadığı İstanbul Cumhuriyet Başsavcımızın araştırması ile bana ilettiği bilgidir. Böyle bir soruşturma yok." diye konuştu.

Bozdağ, başka bir soruyu yanıtlarken de Türkiye'nin her tarafında DEAŞ'a yönelik ciddi soruşturmaların devam ettiğini, güvenlik güçlerinin çalışmalarının sürdüğünü aktardı.

DEAŞ terör örgütünün, Türkiye'nin de dünyanın da Müslümanların da İslamın da ortak düşmanı olduğuna vurgulayan Bozdağ, "Bütün dünya vazgeçse DEAŞ terör örgütüyle mücadeleden, Türkiye vazgeçmeyecektir. Çünkü bu terör örgütü insanlığın düşmanıdır." ifadelerini kullandı.

Bozdağ, HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü'nün Brüksel'e gitmek üzere geldiği havalimanında pasaportuna el konulduğunun ifade edilmesi ve böyle bir kararın olup olmadığının sorulması üzerine de Encü hakkında Şırnak Sulh Ceza Hakimliği tarafından yurt dışına çıkış yasağı konduğunu bildirdi.

Bilirkişi Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, yasalaştı.

Kanunla, bilirkişilerle ilgili temel ilkeleri belirliyor. Buna göre bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirecek. Bilirkişi, raporunda uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacak ve hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacak.

Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacak.

Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla yükümlü olacak. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam edecek.

Aynı konuda bir kez rapor alınması esas olacak. Ancak teknik eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilecek.

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi veya bu sisteme entegre bilişim sistemleri ya da yazılımlar vasıtasıyla ulaşılabilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamayacak.

Bu düzenlemeyle görevleri yerine getirmek üzere Bilirkişilik Danışma Kurulu kurulacak. Kurulun başkanı Adalet Bakanlığı Müsteşarı olacak.

Bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulacak.

Kurul, bilirkişilik hizmetlerinin yürütülmesinde yaşanan sorunlar, Daire Başkanlığının görev alanına giren konular, Daire Başkanlığının ve bölge kurullarının yıllık faaliyetleri hakkında önerilerde bulunacak.

Her bölge adliye mahkemesinin kurulu bulunduğu yerde bir bilirkişilik bölge kurulu oluşturulacak. Bilirkişilik bölge kurulları, bilirkişilik hizmetlerinin ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilmesini sağlayacak, bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar verecek.

Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak kişilerde şu şartlar aranacak:

- Affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkum olmamak.

- Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak.

- Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.

- Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak. Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak. Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak. Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak.

Kanuna göre, daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamayacak.

Bilirkişiliğe başvuru, ilgilinin yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bölge kuruluna ya da adli veya idari yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonuna yapılacak.

Bilirkişiler, sicile kaydolmak şartıyla yemin ederek göreve başlayacak.

Kanunla, bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma şartları belirleniyor.

Buna göre bilirkişiler; bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi, bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi, bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması hallerinde sicilden ve listeden çıkarılacak.

Bilirkişiler, göreviyle ilgili tutum ve davranışları ile hazırladıkları raporlar konusunda bölge kurullarınca resen veya başvuru üzerine denetlenecek. Hakim veya savcılar, görevlendirdiği bilirkişinin göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladığı raporun mevzuata uygun olmadığına ilişkin kanaat edinmesi durumunda, bu hususu bölge kuruluna bildirecek.

Bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına başvuru yapılamayacak.

Bilirkişilik sicili ve listesinde kayıtlı olmadan görevlendirilenler, etik ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunanlar, bilirkişilik yapmaktan yasaklanabilecek.

Bölge Kurulu kararına karşı, kararın tebliğ veya ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilecek.

Kanunla; Danışma Kurulu, bölge kurulları ve bilim komisyonu üyelerine çalışmaları karşılığı toplantı başına yapılacak ödemelere ilişkin düzenleme yapılıyor. Kurulların ve bilim komisyonunun ihtiyaçlarına yönelik harcamalar ile ödenecek huzur hakları ve ücretleri, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.

Bu düzenleme uyarınca görevlendirilecek bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilecek ve bunlar hakkında Bilirkişilik Kanunu ve ilgili diğer kanun hükümleri uygulanacak. Askeri yargıdaki bilirkişi görevlendirmeleri bakımından da aynı hükümler uygulanacak.

Kanuna göre, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu yerine Adli Tıp Üst Kurulları kurulacak. Genel Kurulun yerine üç ayrı üst kurul kurulmak suretiyle, sistemin hızlı çalışması ve dosyaların mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması amaçlanıyor.

Kanunla, Adli Tıp Kurumunda görev yapan ihtisas kurulu sayısı altıdan sekize çıkarılıyor.

Adli tıp uzmanı olan Adli Tıp Kurumu başkan yardımcısı sayısı ikiden üçe çıkarılacak.

Adli Tıp Üst Kurulları, Adli Tıp Kurumu Başkanının başkanlığında, ilgili adli tıp ihtisas kurulları başkan ve üyelerinden oluşacak. Üst kurullarda görüşülen konular, daha önce kurum merkezinde veya taşradaki adli tıp ihtisas dairelerinde karara bağlanmış ise Adli Tıp Üst Kurulları toplantılarına kurum merkezindeki ilgili ihtisas dairesi başkanı katılacak ve konu hakkında açıklamada bulunacak.

Adli tıp uzmanlığı ve yan dal uzmanlığı eğitimi, tıpta uzmanlık mevzuatına uygun olarak Adli Tıp Kurumunca verilecek.

Adli Tıp Kurumu Başkanı, Kurumun görev alanına giren faaliyetlerle ilgili olarak, kamu kurum ve kuruluşları ile protokol yapabilecek.

Kanunla, 5 bin 360 kadro ihdas ediliyor.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****