2012-05-25 - 12:50
Muharrem İnce:"Şu gerçek iyi bilinmelidir, Sayın Başbakanın baskı ve zulmün dışında en iyi yapabildiği şey yalan, yanlış konuşmaktır. Türkiye Cumhuriyeti, kin ve nefrete kendini teslim etmiş bir Başbakan ile yol alamaz, özgürleşemez, geleceğini güvenle inşa edemez."
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yazılı bir basın açıklaması yaptı.
"Bilmediğini bilmek, erdemli bir davranıştır. Bilmediği şeyi biliyormuş gibi yapmak, bunun için yanlış şeyler söylemek ise en hafif deyimiyle cehalettir" diyen Muharrem İnce, Başbakan'ın açıklamalarını eleştirdi.
İnce açıklamasında, "Onların her birine cevap vermek, muhatap almak, cehaletin omzunu sıvazlamak oluyor ama ne yazık ki konumumuz gereği bundan kaçamıyoruz. Çünkü konuşan Türkiye Cumhuriyeti?nin Başbakanı, ?Bırakalım beyefendi konuşmaya devam etsin? diyebilme lüksümüz olmuyor. Şu gerçek iyi bilinmelidir, Sayın Başbakanın baskı ve zulmün dışında en iyi yapabildiği şey yalan, yanlış konuşmaktır. Türkiye Cumhuriyeti kin ve nefrete kendini teslim etmiş bir Başbakan ile yol alamaz, özgürleşemez, geleceğini güvenle inşaa edemez" dedi.
"Başbakan'ın10 yıldır bu ülke için yaptığı kötülükleri tarih kaydediyor" diyen İnce, açıklamasında şu sözlere yer verdi: "Sayın Başbakan ?terörle mücadele?, ?siyasi uzantılarıyla müzakere? ederiz diyor. Bunu söyleyene şunu sormak hakkımız. Peki o zaman Oslo?daki görüşme yapılan kişiler, siyasi uzantılar mıdır Sayın Başbakan?Başbakanın ele aldığı konulardan bir diğeri ise ?tutuklu milletvekilleri? konusu. Diyor ki ?yargı sürecinin sonu beklenecek?. Soralım o zaman MİT Müsteşarı için neden yargı sürecini bekleme gereği duymadınız?"
Başbakanın öğretmenlerle ve toplu sözleşme süreçleriyle ilgili söylediklerini, "bilmemenin yalın halidir" şeklinde değerlendiren İnce, "Öğretmenler ?15 saat? çalışıyor, ?en düşük 1624 lira alıyor? diyor. Bu doğru bilgi değil. Öğretmenlerde diğer memurlar gibi 8 saat çalışır. Ancak bunun üç saati ders, geri kalanı derse hazırlık, rehberlik ve yönetime yardımcı olmak biçiminde planlanmıştır. Ancak okullarımızdaki imkânsızlıklar nedeniyle öğretmenler hazırlık kısmını evlerinde, rehberlik ve yönetimle ilgili işleri sınırlı biçimde okulda yapmaktadırlar. Buna rağmen örneğin ilköğretimde öğretmen 180 iş gününde günlük 6 saat derse girmektedir. Bu iki rakamı çarparsa öğretmenin ne kadar çalıştığını kendisi bulabilir. OECD ülkelerinde ilköğretimde öğretmenlerin çalışma süresi ortalaması 779 saattir. Öğretmenlerin çalışma koşulları, eğitimin en yüksek derecede etkinliğini sağlayacak nitelikte olmalı ve öğretmenlere, kendilerini tümüyle mesleksel uğraşlarına adama olanağı verilmelidir? dedi.
Muharrem İnce açıklamasında şunları kaydetti: "Sayın Başbakana bir teklifim var. Her okulda öğretmenlere tam donanımlı kişisel çalışma odası verilsin. Öğretmenler bütün işlerini okulda yapabilsinler. İkincisi yeterli öğretmen istihdamı yapılsın, öğretmen günde 3 saatin dışında derse girmesin. Ek ders uygulaması tümüyle kaldırılsın. Gözüne batan tatil konusunda öğretmen örgütleri gerekli açıklamaları yıkım işlerinden sorumlu bakanın açıklamaları üzerine yapmışlardı. Kendilerinin ve şahsınızın muhatabından öğrenmek gibi bir özelliği olmadığından eski plağı bu konuşmanızda da döndürmek zorunda kalmışsınız. Önce Başbakan ve ona bilgi verenler şunu bilmelidir, öğretmenlik mesleği memurluk değildir. Kanunda belirtildiği gibi özel uzmanlık gerektiren bir meslektir. Öğretmenlerin memur statüsündeki istihdamı bizim devlet personel rejimimiz içinde yasal haklarını ve çalışma güvencesini ifade eder. Onun görevini değil."
Başbakan'ın, OECD?nin ?Bir Bakışta Eğitim Raporunu? iyi okuması gerektiğini ifade eden İnce, "Oradaki bilgilerin gökyüzünden derlenmediğini bilmesi gerekir. Devleti temsil makamlarında bulunanlar, halka yalan, yanlış bilgi veremezler. Ne yazık ki Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin özlük hakları konusunda bu tutumunu sürdürüyor. Görülüyor ki Başbakan ile Sevgili Bakanı ?tencere kapak? misali gibiler. Türkiye Cumhuriyetine yakışmasalar da birbirlerine yakışıyorlar!" dedi.
Başbakan'ın memura zam konusunda ?Yunanistan, İspanya?mı olalım? sözlerini eleştiren İnce, Başbakan'a: " Yunanistan, İspanya, çalışanlarına ödediklerinde mi batmış ki bu açıklamayı yapıyor Sayın Başbakan?" şeklinde seslendi.
Anayasa Mahkemesinin, CHP'nin eğitimde 4+4+4 düzenlemesiyle ilgili yaptığı başvuruyu reddetmesinin kendilerinin beklediği bir karar olduğunu belirten İnce açıklamasında, "Mevcut Anayasa Mahkemesinden hak, hukuk beklemek gibi bir beklentimiz yok. Onlar yargıç olma vasfını kuruluş kanunu ile zaten kaybettiler. Biz sistemin biçimsel görünümünü tamamlamak için bu başvuruları yapmak durumundayız. Yoksa oradan hukuki karar beklediğimizden değil. Artık Anayasa mahkemesinin de güvence altına aldığı bu uygulamayla bundan sonra komisyonlarda çoğunluğu sağlayanlar döverek tasarı ve teklifleri geçirebilirler!" ifadesine yer verdi.
Başbakan Erdoğan'ın, 'İsrail adım atarsa oturulur konuşulur' dediğini, oysa İsrail ile görüşmelerin şu anda yapıldığını savunan İnce, şunları kaydetti:
''İsrail Chanel 10 Televizyonu'nun, geçen hafta Başbakan Erdoğan'ın, Netanyahu'ya özel temsilci gönderdiği haberi, bizim basınımızda da yer almıştır. Bu bilgi yalanlanmış da değildir. Türkiye, İsrail karşısında 'şu özürü dile, istediğinizi yapayım' noktasına gelmiş, getirilmiştir.'' (12:50)
"Bilmediğini bilmek, erdemli bir davranıştır. Bilmediği şeyi biliyormuş gibi yapmak, bunun için yanlış şeyler söylemek ise en hafif deyimiyle cehalettir" diyen Muharrem İnce, Başbakan'ın açıklamalarını eleştirdi.
İnce açıklamasında, "Onların her birine cevap vermek, muhatap almak, cehaletin omzunu sıvazlamak oluyor ama ne yazık ki konumumuz gereği bundan kaçamıyoruz. Çünkü konuşan Türkiye Cumhuriyeti?nin Başbakanı, ?Bırakalım beyefendi konuşmaya devam etsin? diyebilme lüksümüz olmuyor. Şu gerçek iyi bilinmelidir, Sayın Başbakanın baskı ve zulmün dışında en iyi yapabildiği şey yalan, yanlış konuşmaktır. Türkiye Cumhuriyeti kin ve nefrete kendini teslim etmiş bir Başbakan ile yol alamaz, özgürleşemez, geleceğini güvenle inşaa edemez" dedi.
"Başbakan'ın10 yıldır bu ülke için yaptığı kötülükleri tarih kaydediyor" diyen İnce, açıklamasında şu sözlere yer verdi: "Sayın Başbakan ?terörle mücadele?, ?siyasi uzantılarıyla müzakere? ederiz diyor. Bunu söyleyene şunu sormak hakkımız. Peki o zaman Oslo?daki görüşme yapılan kişiler, siyasi uzantılar mıdır Sayın Başbakan?Başbakanın ele aldığı konulardan bir diğeri ise ?tutuklu milletvekilleri? konusu. Diyor ki ?yargı sürecinin sonu beklenecek?. Soralım o zaman MİT Müsteşarı için neden yargı sürecini bekleme gereği duymadınız?"
Başbakanın öğretmenlerle ve toplu sözleşme süreçleriyle ilgili söylediklerini, "bilmemenin yalın halidir" şeklinde değerlendiren İnce, "Öğretmenler ?15 saat? çalışıyor, ?en düşük 1624 lira alıyor? diyor. Bu doğru bilgi değil. Öğretmenlerde diğer memurlar gibi 8 saat çalışır. Ancak bunun üç saati ders, geri kalanı derse hazırlık, rehberlik ve yönetime yardımcı olmak biçiminde planlanmıştır. Ancak okullarımızdaki imkânsızlıklar nedeniyle öğretmenler hazırlık kısmını evlerinde, rehberlik ve yönetimle ilgili işleri sınırlı biçimde okulda yapmaktadırlar. Buna rağmen örneğin ilköğretimde öğretmen 180 iş gününde günlük 6 saat derse girmektedir. Bu iki rakamı çarparsa öğretmenin ne kadar çalıştığını kendisi bulabilir. OECD ülkelerinde ilköğretimde öğretmenlerin çalışma süresi ortalaması 779 saattir. Öğretmenlerin çalışma koşulları, eğitimin en yüksek derecede etkinliğini sağlayacak nitelikte olmalı ve öğretmenlere, kendilerini tümüyle mesleksel uğraşlarına adama olanağı verilmelidir? dedi.
Muharrem İnce açıklamasında şunları kaydetti: "Sayın Başbakana bir teklifim var. Her okulda öğretmenlere tam donanımlı kişisel çalışma odası verilsin. Öğretmenler bütün işlerini okulda yapabilsinler. İkincisi yeterli öğretmen istihdamı yapılsın, öğretmen günde 3 saatin dışında derse girmesin. Ek ders uygulaması tümüyle kaldırılsın. Gözüne batan tatil konusunda öğretmen örgütleri gerekli açıklamaları yıkım işlerinden sorumlu bakanın açıklamaları üzerine yapmışlardı. Kendilerinin ve şahsınızın muhatabından öğrenmek gibi bir özelliği olmadığından eski plağı bu konuşmanızda da döndürmek zorunda kalmışsınız. Önce Başbakan ve ona bilgi verenler şunu bilmelidir, öğretmenlik mesleği memurluk değildir. Kanunda belirtildiği gibi özel uzmanlık gerektiren bir meslektir. Öğretmenlerin memur statüsündeki istihdamı bizim devlet personel rejimimiz içinde yasal haklarını ve çalışma güvencesini ifade eder. Onun görevini değil."
Başbakan'ın, OECD?nin ?Bir Bakışta Eğitim Raporunu? iyi okuması gerektiğini ifade eden İnce, "Oradaki bilgilerin gökyüzünden derlenmediğini bilmesi gerekir. Devleti temsil makamlarında bulunanlar, halka yalan, yanlış bilgi veremezler. Ne yazık ki Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin özlük hakları konusunda bu tutumunu sürdürüyor. Görülüyor ki Başbakan ile Sevgili Bakanı ?tencere kapak? misali gibiler. Türkiye Cumhuriyetine yakışmasalar da birbirlerine yakışıyorlar!" dedi.
Başbakan'ın memura zam konusunda ?Yunanistan, İspanya?mı olalım? sözlerini eleştiren İnce, Başbakan'a: " Yunanistan, İspanya, çalışanlarına ödediklerinde mi batmış ki bu açıklamayı yapıyor Sayın Başbakan?" şeklinde seslendi.
Anayasa Mahkemesinin, CHP'nin eğitimde 4+4+4 düzenlemesiyle ilgili yaptığı başvuruyu reddetmesinin kendilerinin beklediği bir karar olduğunu belirten İnce açıklamasında, "Mevcut Anayasa Mahkemesinden hak, hukuk beklemek gibi bir beklentimiz yok. Onlar yargıç olma vasfını kuruluş kanunu ile zaten kaybettiler. Biz sistemin biçimsel görünümünü tamamlamak için bu başvuruları yapmak durumundayız. Yoksa oradan hukuki karar beklediğimizden değil. Artık Anayasa mahkemesinin de güvence altına aldığı bu uygulamayla bundan sonra komisyonlarda çoğunluğu sağlayanlar döverek tasarı ve teklifleri geçirebilirler!" ifadesine yer verdi.
Başbakan Erdoğan'ın, 'İsrail adım atarsa oturulur konuşulur' dediğini, oysa İsrail ile görüşmelerin şu anda yapıldığını savunan İnce, şunları kaydetti:
''İsrail Chanel 10 Televizyonu'nun, geçen hafta Başbakan Erdoğan'ın, Netanyahu'ya özel temsilci gönderdiği haberi, bizim basınımızda da yer almıştır. Bu bilgi yalanlanmış da değildir. Türkiye, İsrail karşısında 'şu özürü dile, istediğinizi yapayım' noktasına gelmiş, getirilmiştir.'' (12:50)
