2022-03-03 - 14:51
TBMM GENEL KURULU
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, AK Parti Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya ile AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi'nin birinci bölümündeki 15 madde kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, "yoksulluk", AK Parti Kayseri Milletvekili Hülya Nergis, "Kayseri ilinin yatırımları", AK Parti Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın, "Mersin ilinin sağlık altyapısı ve sağlık yatırımları" hakkında gündem dışı konuşma yaptı.

Piroğlu, Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı enflasyon rakamlarına işaret ederek, enflasyon rakamlarının çok daha farklı olduğunu ve işçilerin enflasyon karşısında ezildiğini öne sürdü.

AK Parti Kayseri Milletvekili Nergis, Boğazköprü Lojistik Merkezi faaliyete geçtiğinde Kayseri'nin uluslararası taşımacılık pazarındaki payının yükseleceğini ve önemli bir yük aktarma merkezi haline geleceğini belirterek, Kayseri'ye 27 milyar liranın üzerinde yatırım yapıldığını anlattı.

AK Parti'li Taşkın ise Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında Mersin'deki sağlık tesislerinin altyapılarının tamamına yakınının yenilenerek vatandaşların hizmetine sunulduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulunda gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 3 Mart'ın devrim yasalarının yıl dönümü olduğunu anımsatarak "Laikliğe temel oluşturan devrim yasalarına, laiklik ilkesine ve Cumhuriyet devrimlerine bağlılığımızı bir kez daha ifade ediyor, devrim kanunlarının ve Cumhuriyet kazanımlarının aşındırılmaya çalışıldığı bu sürecin önümüzde yapılacak olan ilk seçimde milletin müdahalesiyle, milletin kararıyla, milletin takdiriyle sonlandırılacağına olan inancımızı muhafaza ediyoruz." diye konuştu.

Müslüm Gürses'i vefatının yıl dönümünde anan Özel, şarkıcıyı "İtirazım var" isimli şarkısıyla hatırlamanın çok yerinde olacağını söyledi. Vatandaşların itirazını ilk seçimle hep birlikte duyuracaklarını ve mazlumların sesi olacaklarını dile getiren Özel, "Siz artık ezilmeye mahkum değilsiniz." dedi.

Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından buğday ithalatı için yapılan ihalede ton başına fiyatın 445 dolar olarak belirlenirken Türkiye'de buğday alım fiyatının 2 bin 250 lira olduğunu öne süren Özel, "Bugün, yabancı ülkelerden buğday alanlar çiftçiye 'Sen gübre alamıyorsun, ekemezsen ekme ama bir eken bulunur' deyip dışarıdan 3 katına buğday alıyorlar. Hepimizin karnını doyuran çiftçimizin çoluğunu çocuğunu aç bırakacak bu karara isyan ediyoruz, bunu milletimize şikayet ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Üretici Fiyat Endeksi'nin 27 yılın zirvesinde olduğunu vurgulayan Özel, "Sizden önce enflasyonu üç rakamlı hanelere çıkaran Tansu Çiller'di. İttifak ortağı olacaksınız ya, parti kuracak ya, girin birlikte diriltin enflasyon canavarını." diye konuştu.

İktidarın "Bütün dünyada enflasyon var" diye açıklama yaptığını anlatan Özel, "Bunlar kitabını yazdı ya, enflasyonu Türkiye'den yüksek olan ülke sayısı herhalde 170 vardır değil mi? 70, yok 7. Surinam, Zimbabve, Küba, Suriye, Lübnan, Sudan ve Venezuela." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, enflasyonun 2002 öncesindeki kriz dönemlerinde yüzde 110'u aştığını hatırlatarak enflasyonu 2005 yılında tek haneli rakamlara düşürdüklerini söyledi. Küresel krizin yaşandığı 2008 yılında enflasyonu tek haneli rakamlarda tutmayı başardıklarını anlatan Özkan, 2012 yılında IMF'ye borcun tamamen kapandığını kaydetti.

Gezi kalkışması, 17-25 Aralık yargı darbesi, çukur terörü, 15 Temmuz hain FETÖ darbesi gibi kalkışmalara rağmen enflasyonu yüzde 12-13 düzeyinde tuttuklarını dile getiren Özkan, 2020 yılında küresel salgına bağlı emtia fiyatlarındaki artış, üretimdeki daralma ve para politikalarındaki gelişmenin küresel anlamda enflasyonu insanlığın karşısına getirdiğini belirtti.

Türkiye'nin en düşük fiyatla benzin ve mazotun satın alınabildiği bir ülke olduğunu ifade eden Özkan, şöyle devam etti:

"Küresel enflasyon ve bölgesel krizler, Ukrayna-Rusya arasındaki krizin önümüzdeki dönemde getireceği riskler de ortadadır. Bu anlamda, Türkiye olarak bu kadar saldırıya, riske rağmen, nisan ayından itibaren enflasyonun hızla gerileyerek gençlerimizin, çiftçimizin, sanayicimizin, üreticimizin çok daha fazla refah, çok daha fazla milli gelirden pay aldıkları bir dönemi yaşayacağız. Sanayicilerimize, esnafımıza, çiftçimize şunun da müjdesini verelim: İnşallah, 2023 yılına girerken tek haneli enflasyon rakamına ulaşan dünyada ender birkaç ülkeden birisi olacağız."

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, maske takma zorunluluğunun açık alanda kaldırılması, kapalı alanlarda da belli şartlarda devam etmesine yönelik kararın gözden geçirilmesinin faydalı olacağını söyledi.

Vatandaşın yaşam biçiminin kısıtlanmasına yönelik girişimlerin de dikkatlerinden kaçmadığını belirten Usta, "Yani maske yok, HES kodu sorgulaması yok, fakat saat 12'den sonra müzik çalınmasının yasak olması nasıl bir mücadeledir, bu anlaşılabilir değil." değerlendirmesinde bulundu.

Devlet hastanelerinde randevu alımında vatandaşların sıkıntı yaşadığını anlatan Usta, "Bu konu, özel hastanelere de ciddi bir alan açıyor. Dolayısıyla sanki hastalarımızı özel hastanelere kaydırma yolunda bir gayret varmış gibi bir durum var. Bu husus mutlaka düzeltilmelidir." şeklinde konuştu.

Enflasyonun yazın nasıl düşeceğini soran Usta, "Polisiye tedbirlerle, tim kurarak 'Enflasyonu düşüreceğim' diyen tek ülke, tek yönetim sizin yönetiminiz maalesef. Ülkeyi bu hale getirdiniz." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Rusya-Ukrayna arasındaki silahlı çatışmalardan sonra yaşananları ibretle takip ettiklerini dile getirerek Suriye'deki mültecilerle Ukrayna'dakileri din ve renk üzerinden farklılaştırma, Afrikalıların ülkeden çıkış yapacak trenlerden zorla indirilmesi gibi örneklerin, Mehmet Akif Ersoy'un "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" tasvirine uygun düşen Batı tasavvurunun ikiyüzlü ve çirkin yaklaşımını ortaya koyduğunu ifade etti.

Rusya'nın Ukrayna topraklarındaki saldırılarının hukuksuz olduğunu söyleyen Bülbül, "ABD de Rusya'yı işaret ederek adeta 'öcü geliyor' diyerek Avrupa'yı tekrar hizaya sokmakta ve başta silah satışları olmak üzere hakimiyetini yeniden tesis etme yoluna gitmektedir. Kısacası ABD ile Rusya arasında ortada al takke ver külah durumu söz konusudur." yorumunu yaptı.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı enflasyon oranına dikkati çekerek "Hazine ve Maliye Bakanı Nebati bir ay önce 'Enflasyonda yüzde 50 seviyesini göreceğimizi düşünmüyorum' dedi. Umduğu olmadı, yanıldı." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Özkan'ın nisan ayından itibaren enflasyonun gerileyeceğine ilişkin açıklamasına işaret eden Oluç, "Aksi olacağını bütün veriler gösteriyor ama siz hangi yılın nisanından bahsettiniz onu duyamadık." diye konuştu.

Genel Kurulda, İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri ayrı ayrı ele alındı.

CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, partisinin "zeytin ve zeytinyağı sektörünün sorunları" ile ilgili grup önerisi üzerine yaptığı konuşmada, zeytin ağacına sevdalanmış, o ağacın bereketiyle geçimini sağlayan birisi olduğunu söyledi.

Maden Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle bundan böyle zeytinliklerin elektrik üretmek amacıyla yapılacak madencilik faaliyetlerine açılmış olacağını iddia eden Bakırlıoğlu, AK Parti'nin zeytin sahalarını madencilik faaliyetlerine açma girişiminin yeni olmadığını ileri sürdü.

Bakırlıoğlu, zeytinciliğin ıslahı ile ilgili kanuna göre zeytinliklerin 3 kilometre yakınında zeytinyağı işletmesi haricinde zeytin ağacının büyümesini engelleyecek, toz, kimyasal atık oluşmasına neden olacak her türlü faaliyeti yasaklandığını savundu.

"Yapılmak istenen şey evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır, Anayasa'ya aykırıdır, her şeyden öte vicdana aykırıdır." diyen Bakırlıoğlu, ülkenin havasına, suyuna, toprağına, zeytinine sevdalı yurttaşlarının, bu ülkenin gerçek milliyetçilerinin, geçimini zeytinden ağaçtan sağlayan Akhisar'ın, Kırkağaç'ın, Soma'nın, Salihli'nin, Bursa'nın, Aydın'ın, Balıkesir'in çiftçilerinin zeytinliklerin madenler tarafından "işgaline" izin vermeyeceğini öne sürdü.

Bakırlıoğlu, iktidar milletvekillerine seslendiğini belirterek, "Tüm semavi dinlerde yer alan bolluğun, bereketin simgesi, Allah'ın bizlere lütfu zeytinde, zeytinyağında hile yapan, tağşiş yapan yani helale haram karıştıranların hiçbirinin iki yakası bir araya gelmemiştir, geldiğine şimdiye kadar şahit olmadım. Bu yanlıştan bir an önce dönmezseniz sizin de iki yakanız bir araya gelmez." diye konuştu.

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, bu yönetmelik değişikliğinin hukuka aykırı olduğunu iddia etti.

Anayasa ve kanun koruması altındaki zeytinliklerin, yönetmelik değişikliğiyle madenciliğe, ranta ve talana kurban edilmek istendiğini öne süren Ergun, "Binlerce yıl yaşayan, inancımızda ve kültürümüzde kutsal addedilen zeytin ağaçlarının ve zeytinliklerin ranta ve talana kurban edilmesine göz yummayacağız, hem hukuki olarak hem de siyasi olarak bu işin peşini bırakmayacağız. Bu sebeple, ben de bugün şahsım adına bu yönetmelik değişikliğinin yürütmesini durdurmak ve iptal ettirmek için Danıştaya başvurumu yaptığımı ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 1946'da zeytine şiirler yazılırken, günümüzde katliamla ve yok edilmeyle karşı karşıya olduğunu öne sürerek, "Derdiniz nedir sizin bu zeytinle? Nuh Tufanı'nda kurtuluşun müjdecisi olan zeytinle, güvercinin ağzında barışın simgesi olan zeytinle, sofrada yoksulun yiyeceği olan zeytinle nedir sorununuz bu kadar? Zeytin ağacının kendisiyle..." ifadelerini kullandı.

Akdeniz şeridinde ve birçok yerde zeytinliklerin talanla karşı karşıya olduğunu iddia eden Bülbül, tersine bahçelerin donatılması, fidanlar dikilmesi, zeytinin korunması, üreticiye yardımcı olunması gerektiğini söyledi.

Bülbül, insanlığın temel tüketim maddelerinden birisi olan bu değere sahip çıkmak gibi insani, ahlaki, vicdani bir sorumlulukları bulunduğunu dile getiren Bülbül, "Sevgili Egeliler, 'Hadi gari, hadi gari meydanlara geliverin de goruyalım şu zeytinleri hep beraber be!" diye seslendi.

AK Parti Aydın Milletvekili Rıza Posacı, her geçen yıl artan zeytin varlığıyla dünya liderliğini hedefleyen Türkiye'nin, zeytinyağı ihracatında dünyada 4. sırada bulunduğunu ve 5 kat daha fazla ihracat yapan İspanya'yı yakalamasının da amaçlar arasında olduğunu dile getirdi.

Posacı, katma değerli ürünlerin daha çok ihraç eder hale gelmesiyle Türkiye'nin rekabet gücünün bu piyasada arttığını anlattı.

Türkiye'nin 2002'de 620 bin hektar olan zeytin üretim alanının yüzde 43 arttığını ve yaklaşık 880 bin hektara çıktığını belirten Posacı, 20 yılda zeytin konusunda yaşanan gelişmelere değindi. Posacı, 101 milyon adet zeytin ağacı sayısının yüzde 89 artarak 192 milyon adete, 450 bin ton olan sofralık zeytin üretiminin yüzde 13 artışla 507 bin tona, 140 bin ton olan zeytinyağı üretiminin yüzde 68 artarak 236 bin tona yükseldiğini kaydetti.

Kişi başına zeytinyağı tüketiminin 2002'de 1,3 kilogram olduğunu, bunun yüzde 54 artarak yaklaşık 2 kilograma çıktığını dile getiren Posacı, "Tüm dünyaya Anadolu'dan yayılan kadim bitki zeytine verdiğimiz önemin göstergesi olarak zeytin üretimi, zeytin ıslahı ve zeytine katma değer katan uygulamalar AK Parti iktidarları döneminde daima desteklenmiş olup bundan sonra da desteklenmeye devam edecektir." dedi.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

İYİ Parti'nin "Mersin'in sosyo-ekonomik göstergeleri ve güvenlik" ve HDP'nin "Ukrayna savaşının Türk ekonomisine etkileri" ile ilgili grup önerileri de reddedildi.

Genel Kurul'da daha sonra Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, kanun teklifiyle nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin yürütülmesinde esas alınacak temel ilkeler belirlendiğini söyledi.

Teklifle ilgili birkaç konuya değinmek istediğini belirten Altunyaldız, şöyle konuştu:

"Yetkilendirmeden neyi kastediyoruz? Teklifle nükleer enerji ve iyonlaştırıcı radyasyona ilişkin faaliyetlerin koruma bildiriminde bulunulmadan veya kurumdan yetki alınmadan yürütülemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda, kurum tarafından bahse konu faaliyetlerin yürütülmesine yönelik olarak verilecek yetki ve lisans belirlenmiş; bunun yanı sıra, bir yetki türü olarak sayılmayan onay müessesesi ile nükleer tesisler, radyasyon tesisleri ve radyoaktif atıkların kurulacağı sahanın kurum onayına tabi olacağı gibi hususlar detaylı bir şekilde düzenlenmiştir."

Denetimle de kurum tarafından yürütülecek denetim ve yerinde inceleme faaliyetlerinin çerçevesinin çizildiğini anlatan Altunyaldız, kurum denetçilerinin ve kurum tarafından denetime eşlik etme veya yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen veya hizmete alınan kişilerin yetki ve sorumluluklarının belirlendiğini, lisans verilen nükleer tesislerin ve radyoaktif atık tesislerinin sahalarında yapılacak yapıların denetiminin kurum tarafından gerçekleştirileceğinin hükme bağlandığını dile getirdi.

Milletvekillerinin konuşmalarında gündeme getirdiği radyoaktif atıklar konusuna ilişkin Altunyaldız, Türkiye Cumhuriyeti egemenlik alanı dışında yürütülen bir faaliyet sırasında ortaya çıkmış olan radyoaktif atıkların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içine sokulamayacağını vurguladı.

Altunyaldız, ortaya çıkan kullanılmış yakıtların veya bertarafı hariç radyoaktif atıkların yönetiminde ise tüm sorumluluğun faaliyet için yetkilendirilen kişiye ait olduğunu kaydederek, radyoaktif atıkların Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) tarafından bertaraf edileceğini söyledi.

Teklifin tümü üzerinde söz alan milletvekillerinin nükleer hadiselerden kaynaklanan nükleer zararlar hakkındaki hukuki sorumluluk konusunu gündeme getirdiğini belirten Altunyaldız, nükleer santral işletenin, nükleer tesisinde ya da nükleer maddelerin taşınması esnasında meydana gelen bir nükleer hadiseden kaynaklanan zararlardan kendisinin, personelinin ve tesisle ilgili teknoloji, mal ve hizmet sağlayanların herhangi bir kusurunun olup olmadığına bakılmaksızın ve münhasıran sorumlu olacağını ifade etti.

Sorumluluğun sigorta veya diğer mali güvencelerle teminat altına alınmasının zorunlu bir şekilde düzenlendiğini dile getiren Altunyaldız, şunları kaydetti:

"Bu husus şüpheye ve yoruma mahal bırakmayacak kadar açıklığa kavuşturulmuştur. Kanun hükümleri kaleme alınırken ayrıca, ülkemiz iç hukukundaki bir kanun hükmünde olan Paris Sözleşmesi'nin ve 2004 Protokolü'nün kurduğu hukuki sorumluluk rejimindeki norm ve ilkelere bütünüyle sadık kalınmış, Paris Sözleşmesi'nin iç hukukta düzenleme bakımından takdir yetkisi bıraktığı hususlar ise ayrıca düzenlenmiştir. Ülkemiz, nükleer enerji ve Nükleer Düzenleme Kurumu alanında yapmış olduğu bu düzenlemeyle bir taraftan nükleer alanın barışçıl amaçlarla düzenlenmesi diğer taraftan da özellikle son dönemde Avrupa Birliği Komisyonunun da 'yeşil enerji' olarak kabul ettiği nükleer enerjinin ülkemize güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde kazandırılması ayrıca emisyonla mücadelede bize sağlayacağı önemli avantajlar nedeniyle bu düzenlemeyi huzurlarınıza getirmiştir."

****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****