2009-11-12 - 14:25
MHP Grup Başykanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında
''hakim ve savcıların telefonlarının dinlenildiği'' iddialarına ilişkin, ''Herkes birbirini
dinliyor. Dinleyen kim acaba? Bunun kasetlerini kim alıyor, onu merak ediyorum.
Number One mi acaba?'' diye sordu.
MHP Grup Başykanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında
''hakim ve savcıların telefonlarının dinlenildiği'' iddialarına ilişkin, ''Herkes birbirini
dinliyor. Dinleyen kim acaba? Bunun kasetlerini kim alıyor, onu merak ediyorum.
Number One mi acaba?'' diye sordu.
Vural, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in dinlenildiğine ilişkin
haberlerin sorulması üzerine, herkesin, herkesi dinlediğini söyledi.
''Dinleyen kim acaba? Bunun kasetlerini kim alıyor, onu merak ediyorum.
Number One mi acaba? CD'ler kimde, kime kime gidiyor, servis kime yapılıyor?''
diye soran Vural, ''Böyle bir zorbalığın olamayacağını'' söyledi.
Vural, hakim ve savcıların dinlendiğini, hukukun ayaklar altına
alındığını, Türkiye'nin hukuk devleti ilkesinden uzaklaştığını öne sürerek,
''Darbeci bir hükümet anlayışıyla, despot bir hükümet anlayışıyla Türkiye
yönetilir hale gelmiştir. Baskı, şiddet, hiddet, öfke, sindirme, manipülasyon,
her yol mubah bunlarda. Doğrusu yadırgadığımı söyleyemem'' diye konuştu.
Dinlemelerin çok yanlış olduğunu ifade eden Vural, şöyle devam etti:
''Milletvekilleri, dinlenildiğimden ve bu dinlenen hususların yanlış
değerlendirileceğinden dolayı herkes endişe içerisinde. Demokrasi geriye
gidiyor.
Qua Vadis? Nereye kadar, endişe korku, korku imparatorluğu... Meclis
Başkanına şu, bir diğeri şu, şu yapılacak... Bürokratlar, Meclis adına basın
açıklaması yapıyor. Korumalar milletvekili yerlerine oturuyor. Nereye gidiyoruz?
Biz bunları kaybediyorsak, sözde demokratik açılım... Bütün kazanımlarımız
gidiyor. Hoşgörü ve uzlaşma diye bir şey kalmadı Mecliste. Bu siyasal zihniyet
Türkiye'yi uçuruma götürüyor, demokrasiden uzaklaştırıyor. Kimliklerimizi
kaşıyorlar, her şeyi kaşıyorlar. Gelin hep birlikte özgürlüğümüze sahip çıkalım.
Gelin demokrasimize, hukuk devletimize, medyanın bağımsız olmasına, TBMM'ye baskı
yapılmasına, hep beraber baskı yapalım. Bunlar omurgalarımızdır, var olmamızı
sağlar. Bu mesele hepimizin meselesidir, parti meselesi değildir. Özgürlükler
haberleşme özgürlüğü, hür yaşamak hepimizin hakkıdır.''
