2010-07-13 - 16:25
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulunda, MHP Manisa Milletvekili Ahmet Orhan, AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ve CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk gündem dışı söz aldı. Daha sonra, BDP'nin ve MHP grup önerileri kabul edilmedi.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, aşırı
yağışlar ve sel nedeniyle çiftçilerin uğradıkları zararlarla ilgili tespit
çalışmalarının sürdüğünü, yasal mevzuat çerçevesinde gerekli yardımların
yapılacağını söyledi.

TBMM Genel Kurulunda gündemdışı söz alan MHP Manisa Milletvekili Ahmet
Orhan, Manisa'da hastalıklar nedeniyle üzüm ve sebzede meydana gelen üretim
kaybına işaret etti. Orhan, çiftçilerin kaderine terk edildiğini ve bitirilmek
istendiğini öne sürdü.

Hükümet adına konuşmaya cevap veren Eker, tarımın tabiat şartlarına açık
olduğuna işaret etti. Geniş bir tarım potansiyeline sahip Türkiye'de zaman zaman
doğal afetler olabildiğini kaydeden Eker, bu afetlere karşı hükümetleri döneminde
Tarım Sigorta Sistemi'nin kurulduğunu hatırlattı.

Sistemin başarılı şekilde işlediğini ifade eden Eker, her yıl yeni
riskleri kapsama almalarına rağmen çiftçilerin tamamının sigortadan zamanında
istifade edemediklerini kaydetti.

Eker, Manisa'da bu yıl 5 milyon 850 bin TL sigorta prim desteği
verdiklerini, hasar oluşması durumunda da hasarın tamamının ödendiğini
bildirdi.

22 Mayıs 2010 tarihine kadar meydana gelen doğal afetlerle ilgili bir
kararname çıkardıklarını, Manisa'da bin 67 çiftçinin hak ettikleri destek
ödemesini alacağını belirten Eker, ''Hükümet olarak, bizim çiftçiyi ihmal
ettiğimizi hiç kimse söyleyemez. Çünkü, Cumhuriyet tarihinde bu dönemdeki kadar
Türk çiftçisine yüksek destek ödenmemiştir. Bunu iddia ile söylüyoruz'' diye
konuştu.

Manisa'ya bu konuda verilen destekler hakkında bilgiler veren Eker,
''Hükümetimizin Manisalı çiftçilere yardım yapmadığı iddiaları mesnetsizdir,
haksızdır'' dedi. Eker, üzüm üreticisinin hastalıklar konusunda
bilgilendirildiğini anlattı.

Aşırı yağışlar ve sel nedeniyle çiftçilerin uğradıkları zararların
tespiti için çalışmaların sürdüğünü belirten Eker, ''Yasal mevzuat çerçevesinde
gerekli yardımları sağlayacağız'' diye konuştu.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, iddia edildiği
gibi Adalet Bakanlığı bünyesinde ABD'li bir savcının danışman olarak
çalışmadığını söyledi.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Genel Kurul'da gündemdışı söz
alarak, Anayasa değişikliğine ilişkin paketin reform niteliğinde olduğunu
söyledi.

Anayasa değişikliklerinin, ülkenin temel niteliklerini güçlendireceğini
belirten Tunç, bu yolla demokrasinin standartının yükseleceğini ifade etti.

Gündemdışı konuşan CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Adalet
Bakanı Sadullah Ergin'e, ''Adalet Bakanlığında ABD'li Savcı'' başlıklı haberlere
ilişkin değerlendirmesini sordu.

Bakan Ergin, konuşmaların ardından Hükümet adına söz alarak, gündem dışı
konuşmalara yanıt verdi.

Hukuk devletinin, hukukun üstünlüğüne dayanan, evrensel standartlarla
uyumlu bir model olduğunu belirten Ergin, ''Hukukun üstünlüğü ve kuvvetler
ayrılığı ilkesini benimseyen devletlerin amacı, evrensel ilkeler ışığında
oluşturulan hukuka, vatandaşların ve kurumların uyumunu sağlamaktır'' dedi.

Ergin, son yıllarda hukuk devletinde ulaşılan çıtayı daha da yukarılara
taşımak için yoğun çaba sarfettiklerini belirterek, bu kapsamda ceza mevzuatını
oluşturan temel kanunların baştan aşağıya değiştirildiğini anlattı.

Kanunların, mutabakatların sonucu olarak ortayı çıktıklarını ve köklü
değişiklikler getirdiğini ifade eden Ergin, ''özgürlük ve güvenlik dengesi''nin
bir kuyumcu terazisi hassasiyetiyle hayata geçirilmeye çalışıldığını söyledi.

Standartları yüksek bir demokrasiye ulaşmak için çalışmalarını büyük bir
titizlikle sürdürdüklerini vurgulayan Ergin, bu çalışmalarla güven veren bir
adalet sistemine ulaşmayı amaçladıklarını söyledi.

Ergin, CHP Zonguldak Milletvekili Köktürk'ün konuşmasında, ''Anayasa
değişiklikleriyle, yürütmenin yasama üzerinde etkisinin artırılmaya
çalışıldığını'' iddia ettiğini, oysa AB'ye üyelik yolunda görüşme fasıllarının
açılması için Anayasa değişikliklerinin gerekli olduğunu söyledi.

Ergin, Anayasa değişikliğinin, Avrupa'daki hukuk otoritelerinden de
destek gördüğünü ifade etti.

''Adalet Bakanlığında ABD'li Savcı'' başlıklı habere ilişkin iddialara da
değinen Ergin, bir köşe yazarının, bu konuda yazılar yazdığını anımsattı.

Bu yazılara gerekli cevapların verildiğini belirten Ergin, Türkiye ve ABD
arasında 1980'de imzalanan, ''suçluların geri verilmesi ve ceza işlerinde
karşılıklı adli yardımlaşmayı içeren'' bir anlaşmanın yürürlükte bulunduğunu
söyledi.

ABD'li, suçluların geri verilmesi, ceza işlerinde adli yardımlaşma,
terörizmin finansmanı ve kara para ile mücadele konularında işbirliğinin
sürdürüldüğünü anlatan Ergin, şöyle devam etti:

''Bunların yanında Adalet Bakanlığında, 'danışman savcı' bulundurulması
yönünde ikili bir anlaşma söz konusu değildir. İddia edildiği gibi bakanlığımız
bünyesinde ABD'li bir savcı danışman olarak çalışmamıştır, kesinlikle böyle bir
hadise gerçekleşmemiştir.

Diğer ülkelerin büyükelçiliklerinde olduğu gibi ABD büyükelçiğinde
'yerleşmiş hukuk danışmanı' statüsünde belli bir süre için değerlendirilen
kişiler bulunmaktadır. Dünyadaki birçok ülkede yerleşmiş hukuk danışmanlarının
bulunduğu bilinmektedir. Bu çerçevede ülkemizde de ABD büyükelçiğinde yerleşmiş
hukuk danışmanı olarak görev yapacak kişinin atanmasının, bakanlığımızla bir
ilgisi bulunmamaktadır.''

Ergin, Türkiye'nin de büyükelçiliklerinde hukuk müşavirleri
çalıştırdığını belirterek, Türkiye'nin, ABD de dahil olmak üzere yabancı
ülkelerle sınırı aşan örgütlü suçlarla mücadele alanında işbirliğini sürdürdüğünü
anlattı.

Terör örgütü PKK'nın, Avrupa'daki faaliyetlerinin sona erdirilmesini
sağlamak amacıyla Avrupa ülkelerinden savcıların da katılımıyla 2007'de
İstanbul'da bir çalıştay düzenlendiğini hatırlatan Ergin, çalıştayda, terörle
mücadele konusunda deneyimlerin paylaşıldığını ve gelecekte yapılacak çalışmalara
ilişkin fikir alışverişinde bulunulduğunu söyledi.

Sınırı aşan suçlarla ilgili yine bazı Avrupa ülkelerinden gelen
savcıların katılımıyla bir başka toplantı toplantı daha düzenlendiğini kaydeden
Ergin, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, İngiltere, İsveç, İspanya, Hollanda
ve İsveç ile önemli çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

TBMM Genel Kurulunda, BDP'nin gündeme ilişkin
grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulda, BDP Grubu, siyasi partiler ve seçim sistemindeki
sorunların belirlenmesi için Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin
bugün görüşülmesini önerdi.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, seçimlerde uygulanan yüzde 10
barajını eleştirdi, barajın siyasi istikrar değil, felaket getirdiğini savundu.
Kaplan, yüzde 10 barajına karşı bir yol bulduklarını ifade ederek, ''Bağımsız,
bağımsız geliyor, burada grubumuzu kuruyoruz. Barajı ister değiştirin ister
değiştirmeyin ama demokrat olabilmek için değiştirmek gerekiyor'' dedi. Hasip
Kaplan, seçim barajının yüzde 3'e indirilmesini önerdi.

CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek ise yönetimde istikrar kadar,
temsilde adaletin de önemli olduğuna işaret etti. Özyürek, yüzde 10 barajını,
''demokrasi açısından handikap'' olarak değerlendirerek, farklı grupların
Mecliste bulunmasının zenginlik olduğunu belirtti. Yüzde 10 barajının, demokrasi
ve temsilde adalet ilkesiyle bağdaşmadığını kaydeden Özyürek, ''Bu barajla
yolumuza devam edemeyiz, mutlaka düşürmeliyiz. En adili, milli bakiye
sistemidir'' dedi.

BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik, demokratikleşmenin önündeki en
büyük engellerden birisinin seçim barajı olduğunu belirterek, bu konudaki yasa
tekliflerinin dikkate alınmadığını söyledi. ''Yüksek seçim barajı Kürt sorunu
kaynaklıdır. Bu, artık inkar edilmiyor'' görüşünü dile getiren Özçelik, mevcut
seçim barajının ''Türkiye'nin ayıbı olduğunu'' savundu ve yüzde 3'e indirilmesi
gerektiğini kaydetti.

AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, seçim barajının
ihtiyaçtan getirildiğini, istikrar için gerekli olduğu yolunda yaygın bir
kanaatin bulunduğunu kaydetti. AK Parti'nin temsilde adalet için ''Türkiye
milletvekilliği'' önerinde bulunduğunu, ancak önerinin diğer partiler tarafından
benimsenmediğini ifade eden Üstün, ''şimdilik'' istikrar açasından mevcut durumun
muhafazasından yana olduklarını belirtti.

BDP'nin önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, fındık tarımı ve
piyasasındaki sorunların belirlenmesine ilişkin önergenin bugün ele alınmasına
yönelik grup önerisi kabul edilmedi.

Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine getirilen öneri üzerinde
söz alan MHP Giresun Milletvekili Murat Özkan, tarımsal ürünlerin hiçbir ülkede
serbest piyasaya bırakılmadığını ifade etti.

''AKP, iktidara gelir gelmez FİSKOBİRLİK'i ele geçirmeye çalıştığı''
diyen Özkan, Birlik yönetiminin siyasete angaje olduğunu iddia etti.

Fındık üreticisinin alacaklarının zamanında ödenmesini isteyen Özkan,
üreticiyi desteklemeyen bir fındık politikası uygulandığını öne sürdü.

Fındık politikalarının, ithalatçı ülkelerin işine yaradığını anlatan
Özkan, ''Biraz da kendi halkınızı kendi çocuklarınızı düşünün'' dedi.

AK Parti Ordu Milletvekili Enver Yılmaz da AK Parti iktidarının başladığı
andan itibaren fındık üreticisinin kazancının arttığını söyledi.

AK Parti'nin, fındık tarımında olumlu politikalar uyguladığını anlatan
Yılmaz, ''Biz her zaman fındık üreticisinin yanında olduk, bundan sonra da olmaya
devam edeceğiz'' diye konuştu.

CHP Ordu Milletvekili Rahmi Güner ise fındığın 8 milyon insanın geçim
kaynağı olduğunu belirterek, ''Fındık politikası bu kadar iyi ise neden Ordu'da
270 bin insan ilini terk etti? Giresun neden boşaldı? Halk alın terinin emeğini
aldıysa neden memleketini bırakıp, başka yerlerde ekmek aramaya gitti? Şimdi,
Karadeniz'de mahsulü kaldıracak genç bulamıyoruz'' görüşünü dile getirdi.

Önerge aleyhinde söz alan AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür da
fındık piyasasında faaliyet gösteren kooperatiflerin borçlarının yeniden
yapılandırılarak kapsam dışına alınmalarını ön gören kanunun kendilerinden önceki
iktidar tarafından çıkarıldığını söyledi.

FİSKOBİRLİK'in yanlış yönetim nedeniyle ''duvara tosladığı'' bir anda
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın devreye girdiğini ve Toprak Mahsulleri Ofisine
(TMO) fındık alım yetkisi verildiğini hatırlatan Temür, ''Başbakanımıza teşekkür
ediyorum. Bu fındık üreticisine nefes aldırdı. TMO aldığı fındıkların parasını
tıkır tıkır ödedi'' dedi.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada, MHP grup önerisi kabul
edilmedi.
(16.25)