2012-05-03 - 12:20
Reşat Doğru: "Pek çok ilimizde ortaya çıkan vakalar; alerjiden değil, sütün bozulmasına bağlı zehirlenmeden olur. Başta Sağlık ve Tarım Bakanlıkları olmak üzere bütün yetkililer bir hata olduğunu kabul etmeli, gereken tedbirler alınarak çocuklara süt dağıtımı devam ettirilmelidir."
Kene ısırması nedeniyle oluşan hastalığın, Tokat ili başta olmak üzere İç Anadolu illerinde yoğun şeklide görüldüğünü ve Sağlık Bakanlığı'nın hastalığa ciddi anlamda yaklaşmadığını ifade eden Doğru şunları söyledi: "12 yıldan beri bu hastalığı gündeme getiriyoruz. 500 kişi bu hastalıktan hayatını kaybetti. İnsanların canı yüreği yanıyor. Ancak bir arpa boyu bile yol alınmamıştır. Çiftçi, hayvan üreticisi, tarlaya, meraya, bahçeye giderken korkmaktadır. İnsanlar yazın köyün, kasabasına kene korkusu nedeniyle gidememektedir. Sağlığın tavizi, nemelazımcılığı olmaz."
Sağlık Bakanlığı'nın İç Anadolu Bölgesi'nde Araştırma Merkezleri kurması ve hastalığa karşı aşı bulunması gerektiğini ifade eden Doğru, "Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı ortak çalışmalıdır. Dünyadaki konu ile ilgili uzmanlar ülkemize davet edilmelidir. Mutlaka geniş kadrolarla aşı çalışması yapılmalıdır. Hastalığın tedavisinde sağlık çalışanlarının da riski vardır ve Sağlık Bakanlığı önlemler alırken sağlık personelinin de yanında olduğunu ifade etmelidir" diye konuştu.
Diyarbakır, Adana, Konya, Edirne illerinde meydana gelen süte bağlı rahatsızlıklar ile ilgili de açıklama yapan Doğru, olaya neden olanların tespit edilerek, Adalete sevk edilmeleri gerektiğini söyledi. Doğru: "Bu rahatsızlığın ortaya çıkmasının ardından, 'süte aşırı hassasiyet oluşmuş' şeklinde anlatılması doğru değildir. Başta Sağlık ve Tarım Bakanlıkları olmak üzere bütün yetkililer bir hata olduğunu kabul etmeli, gereken tedbirler alınarak çocuklara süt dağıtımı devam ettirilmelidir" dedi.
Uzun ömürlü gıdaların taşıdığı risklere de dikkat çeken Doğru, marketlerde satılan uzun ömürlü gıdaların incelenmesi gerektiğini ifade etti. Doğru, "Acilen hiper ve süper marketler kanunu çıkarılmalıdır. Son yıllarda deri döküntüsü hastalıkları ve kanser vakalarında ciddi artışlar görülmektedir. Uzun ömürlü gıdaların insan vücuduna etkileri araştırılmalıdır" diye konuştu.
Toplantı sonrası bir gazetecinin sorusu üzerine, MİT'in Maraş Olayları Raporu hakkında görüşlerini belirten Doğru, şunları söyledi: "Ülkücü harekete karşı yapılan saldırılar içinde değerlendirilmelidir. O dönemde dış güçler olayları arttırmak için çalıştılar. Hiçbir milliyetçi bu olayın içine girmemiştir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir." (12:20)
Sağlık Bakanlığı'nın İç Anadolu Bölgesi'nde Araştırma Merkezleri kurması ve hastalığa karşı aşı bulunması gerektiğini ifade eden Doğru, "Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı ortak çalışmalıdır. Dünyadaki konu ile ilgili uzmanlar ülkemize davet edilmelidir. Mutlaka geniş kadrolarla aşı çalışması yapılmalıdır. Hastalığın tedavisinde sağlık çalışanlarının da riski vardır ve Sağlık Bakanlığı önlemler alırken sağlık personelinin de yanında olduğunu ifade etmelidir" diye konuştu.
Diyarbakır, Adana, Konya, Edirne illerinde meydana gelen süte bağlı rahatsızlıklar ile ilgili de açıklama yapan Doğru, olaya neden olanların tespit edilerek, Adalete sevk edilmeleri gerektiğini söyledi. Doğru: "Bu rahatsızlığın ortaya çıkmasının ardından, 'süte aşırı hassasiyet oluşmuş' şeklinde anlatılması doğru değildir. Başta Sağlık ve Tarım Bakanlıkları olmak üzere bütün yetkililer bir hata olduğunu kabul etmeli, gereken tedbirler alınarak çocuklara süt dağıtımı devam ettirilmelidir" dedi.
Uzun ömürlü gıdaların taşıdığı risklere de dikkat çeken Doğru, marketlerde satılan uzun ömürlü gıdaların incelenmesi gerektiğini ifade etti. Doğru, "Acilen hiper ve süper marketler kanunu çıkarılmalıdır. Son yıllarda deri döküntüsü hastalıkları ve kanser vakalarında ciddi artışlar görülmektedir. Uzun ömürlü gıdaların insan vücuduna etkileri araştırılmalıdır" diye konuştu.
Toplantı sonrası bir gazetecinin sorusu üzerine, MİT'in Maraş Olayları Raporu hakkında görüşlerini belirten Doğru, şunları söyledi: "Ülkücü harekete karşı yapılan saldırılar içinde değerlendirilmelidir. O dönemde dış güçler olayları arttırmak için çalıştılar. Hiçbir milliyetçi bu olayın içine girmemiştir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir." (12:20)
