2016-02-23 - 17:48
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, HDP'nin, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında verdiği gensoru önergelerinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Üç milletvekili gündemdışı konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer'in, Ankara'daki terör saldırısını gerçekleştirdiği iddia edilen terörist için Van'da kurulan taziye çadırını ziyaret etmesi tartışıldı.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Fatma Benli, 28 Şubat'ta yaşananlar hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, sürecin bin yıl devam edeceğinin ifade edildiğini anımsatarak, onbinlerce insanın hayatını olumsuz etkilediğini belirtti.

28 Şubat sürecinin Türkiye'nin 13 yılına mal olduğunu anlatan Benli, dönemin hükümetinin devrilmesine yönelik olarak algılansa da kadınları da ilgilendirdiğini ifade etti.

Bu süreçte üniversite öğrencilerinin okullardan atıldığını, çalışanların işten çıkarıldığını, imam hatiplerin orta kısımlarının kapatıldığını, lisede katsayı uygulaması getirilerek mağdurların üniversiteye girmelerinin engellenmek istendiğini anımsatan Benli, "Öğrenciler Kıbrıs'a gitmek istediler ama yasakçı zihniyet onları Kıbrıs'ta da yakaladı" değerlendirmesinde bulundu.

28 Şubat sürecinde insanların kılık kıyafetine göre ayrımcılığa tabi tutulduğunu vurgulayan Benli, "İstanbul Üniversitesinde sadece öğrenciler ve memurlar için başörtüsü yasağı getirilmedi. Sağlık hizmetinden yararlanmak isteyen öğretim görevlilerinin eşleri ve annelerinden de başı açık fotoğraf istendi" diye konuştu.

Fatma Benli, askeri vesayet rejimi ortadan kalkınca ancak başörtüsü yasağının kalkabildiğini ifade etti.

MHP Ankara Milletvekili Erkan Haberal, kent merkezlerindeki güvenlik sorunları hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, 2002'de sıfır düzeyde teslim edilen terörün bugün arttığını savundu.

Her gün şehit cenazelerinin geldiğini, şehit sayısının 358'e çıktığını belirten Haberal, 1 Kasım'dan bu yana 169, yılbaşından bu yana ise 123 şehit verildiğini kaydetti.

"Terör örgütlerine siyasi af çağrıları yapıldı, ancak sonucu patlayan bombalar oldu" diyen Haberal, Türkiye'nin sinir uçlarıyla oynandığını ve yaşanan terörün de çok tehlikeli olduğunu bildirdi.

CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım da Uşak çiftçilerinin yaşadığı mağduriyet hakkında gündemdışı konuştu.

TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, 2000 yılından beri, 21 Şubat'ın Dünya Anadil Günü olarak kutlandığını anımsattı.

Türkiye'nin de onayladığı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca, ana dil hakkının tanınması ve uygulamaya geçirilmesinin acil bir gereklilik olduğunu vurgulayan Buldan, farklı ana dil ve kültürlerin özgürce yaşaması ve gelişmesinin önündeki bütün yasal ve fiili engellerin kaldırılmasını istedi.

Buldan, çeşitli dillerde "Ana dilim kimliğimdir" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, CHP olarak, hangi dönemde olursa olsun bütün darbelerin açığa çıkartılmasını istediklerini ve bu konuda birçok önerge verdiklerini belirterek, AK PARTİ'den verecekleri yeni önergeye destek istedi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de ezilen, yok sayılan, yok edilmek istenen bütün diller üzerindeki baskıyı kınadıklarını ifade ederek, bu baskının kaldırılması gerektiğini bildirdi.

Bütün dillerin "korunması gereken çiçek" olduğunu anlatan Baluken, kamusal alanlarda her ana dilin kullanılmasını talep etti.

Baluken, ana diller üzerindeki baskının kaldırılması ve yeni Anasaya'da ana dilin önündeki bütün engellerin kaldırılmasıyla ilgili toplumsal mutabakatın önemine vurgu yapmak istediklerini kaydetti.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise terör örgütünün geçen yıl temmuz ayından bu yana girişimlerinde yeni aşamaya geçtiğini belirterek, "Bu, şehirlerde çukur kazarak fiili özerklik ilan etme teşebbüsü ve devletin güvenlik güçleri üzerlerine geldiğinde de krizi derinleştirme girişimidir" dedi.

Terör örgütünün, "Devlet gayri hukuki, gayri insani işler yapıyor" propagandasıyla kamuoyu oluşturmaya çalıştığını ifade eden Bostancı, "Devlet kısa zamanda buralardaki terör örgütünü ve yandaşlarını muhakkak temizleyecektir" diye konuştu.

Bostancı, şöyle devam etti:

"Terör örgütü temmuzdan bu yana Suriye'de yaşanan kirli savaşa ilişkin çok çeşitli stratejileri seferber etmektedir. Bunlardan birisi de yakın zamanlarda Ankara'da yaşanan ve servis araçlarına yönelik bombalama girişimidir. Burada dikkat çekici olan husus şudur: Olayı gerçekleştirdiği iddia edilen ama buna ilişkin henüz tahkikatın neticelenmediği bir kişinin Van'daki cenaze törenine ilişkin olarak Van Milletvekili Tuğba Hezer'in oraya katılması, başsağlığı dilemesi ve canlı bombaya ilişkin orada dile getirilen görüşlerin bir parçası olarak resim vermesidir. Halkın oylarıyla Meclis'e gelmiş olan bir kişinin böylesine kirli, böylesine utanmazca, böylesine ahlaksız bir yöntemle burada gelip servis araçlarına yönelik bir terörist girişimin faili olarak iddia edilen kişinin cenaze törenine katılması açıkça teröre, terörün bu kirli yüzüne, iğrenç yöntemlerine destektir. Bunun insani bir tarafını görmek mümkün değildir."

Bostancı, şunları söyledi:

"Eğer bir milletvekili, canlı bomba olarak sivil katliamlar gerçekleştiren insanların cenaze törenlerine katılır ve orada resim vermeye kalkarsa, terör konusuna ilişkin olarak bu ülkedeki insanların meşru mecraları kullanmak durumunda olan ve bunlar üzerinden söz hakkı kazanan çevrelere ilişkin bakışlarını da elbette gözden geçirmeleri gerekir. Bu kabul edilemez, bir milletvekilinin bunu yapması hiçbir biçimde kabul edilemez. Bunu şiddetle, öncelikle, protesto ediyorum."

Bostancı, 21 Şubat'ın Dünya Anadil Günü olduğunu anımsatarak, yeryüzünde yaklaşık 200 devlet ve 8 bin civarında ana dil olduğunu belirtti.

Bostancı, "Türkiye'de ana dillere yönelik herhangi baskı söz konusu değildir. İnsanlar ana dillerini serbestçe kullanabilirler ancak resmi dil hepimizin anlaşması bakımından son derece önemlidir" dedi.

Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen Baluken, devletin, Ankara'daki terör saldırısıyla ilgili bir Suriyeliyi adres gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Bununla ilgili kamuoyuna henüz bir açıklama yapılmamışken, bu konuda kamuoyuna bu şekilde yanlış bilgiler aktarılarak, henüz cenazeler yerdeyken, bir siyasi değerlendirme yapıldığı bilgisi verilmemişken, Sayın Bostancı'nın buradan çıkıp bir taziye ziyaretiyle ilgili değerlendirmede bulunmasını, biz en büyük ahlaksızlık ve utanmazlık olarak değerlendiriyoruz. Taziye kültürü, geride kalanların acılarını paylaşma üzerine yüzyıllardır bu coğrafyada olan bir kültürdür. Kim olursa olsun, vekillerimiz açısından bulundukları bölgede geride kalan kişilerin yasına gitmek, o aileyi ziyaret etmekte herhangi bir beis görmedik, görmeyiz. Patlamanın sorumluluğunu taşıyan, onu engelleyemeyen Hükümet, yeni bir taziye tartışması üzerinden bu işin sorumluluğundan sıyrılmak istiyor."

Tekrar kürsüye gelen AK PARTİ Grup Başkanvekili Bostancı da İdris Baluken'in meseleyi halen PYD, PKK mevzuları üzerine kaydırdığını ifade etti.

Bostancı, şu görüşlerini paylaştı:

"Ortada olan gerçeklik şu, Van'da birisi çıkıyor diyor ki: 'Ankara patlamasını bu yaptı, biz de bunun taziye çadırını kuruyoruz'. Sizin vekiliniz o taziye çadırına giderek başsağlığı diliyor. Kim bu taziyesine gidilen kişi? 28 tane sivilin hayatına kıymış bir cani. Siz bunu onaylıyor musunuz? Demokratik zeminleri kullananlar terör karşısında ikiyüzlü olamazlar, açık bir şekilde tavır almak durumundadırlar. Ahlaksız tavır tam da buradadır. Eğer bir kişi kendisini canlı bomba olarak patlatıp 28 kişinin canına kıydıysa, bir milletvekilinin o taziye çadırında işi olmaz. Bu, acıları paylaşmak değildir. Acıların paylaşılacağı yer, o 28 kişinin hayatını kaybettiği yer ve o evlerdir. Gidin bakalım, taziye dileyebilecek misiniz."

AK PARTİ Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman, TBMM Genel Kurulu'nda söz alarak, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın "AKP'li bir milletvekili İslam'ın şartının 5 değil, 7 olduğunu açıklamış. Bu kadar dinimizi küçümseyen, aşağılayan bir milletvekili hakkında ne tür işlem yapacaksınız" sözlerine yanıt verdi.

Geçen günlerde yerel bir medyanın kendisini ziyarete geldiğini, teşkilatlarla ve milli iradeyle ilgili soru sorduğunu belirten Yaman, bu soruya cevap vermenin "haddine düşmediğini" söylediğini aktardı. Yaman, "Anadolu'da çok güzel bir terim vardır yüz yıllardır kullanılan, insanın haddini bilmesiyle ilgili ve kimi Müslümanlarca da bunun ilke edinildiğiyle ilgili, şiar edindiğiyle ilgili. 'Ben haddimi biliyorum ve bu konuda da benim bu soruya vereceğim bir cevabım yoktur' anlamında kullandığım ifademi, kimi medya kuruluşları, bunu sanki İslam'ın haşa bir şartıymış gibi sunmuşlar. Özellikle yüce Meclis'in ve milletvekili arkadaşlarımın bunu böyle bilmesini arzuluyorum" dedi.

Öte yandan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş'ın Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

Yarkadaş ve CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, önerge üzerinde yaptıkları konuşmalarda, sulh ceza hakimliklerinin bir an önce kaldırılması gerektiğini savundular.

TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin yapılan görüşmelerde konuşan Baluken, asıl sorunun çoğulculuğu esas alan 1921 Anayasasının bir kenara bırakılarak, tekçi zihniyete dayanan 1924 Anayasasının devreye girmesi olduğunu ifade etti.

Tarihin insanlığa karşı suç işleyenleri yargıladığını söyleyen Baluken, "Uygulanan bu sokağa çıkma yasaklarının tamamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi yasası, anayasası ve kendisini bağlayan uluslararası anlaşmalara göre hukuk dışı, yasa dışı ve insanlık dışıdır" diye konuştu.

Baluken, sağlık, seyahat, eğitim ve defin hakkının hukuk dışı bir şekilde gasp edildiğini iddia ederek, "Biz bu gasplarla ilgili yaşanan sıkıntıları defalarca söyledik. Ancak özellikle yaşam hakkı ve sağlık hakkı gasbıyla ilgili gerek bulunduğu görev itibarıyla, gerek taşıdığı hekim kimliği itibarıyla tavır alması gereken Sağlık Bakanının ya da Sağlık Bakanlığının içerisine girmiş olduğu duyarsız yaklaşımı kabul edilemez buluyoruz" dedi.

Cizre'deki bodrumdan hiç kimsenin sağ olarak çıkarılamadığını anlatan Baluken, "Bu ülkenin yaşamdan sorumlu Sağlık Bakanı 150'ye yakın yurttaşın cenazelerinin o bodrum katlarından çıkarılmasının sadece bir parçası olmuştur" ifadesini kullandı.

Yaralı kim olursa olsun, işlediği suç ne olursa olsun kimliğine bakılmaksızın hastanelere naklinin devletin asli görevi olduğunu, gerekli tıbbi müdahalelerden sonra adli tahkikatların yapılmasını ifade ettiklerini dile getiren Baluken, Cizre'deki operasyon sırasında yaptıkları görüşmelerde siyasi talepte bulunmadıklarını savundu.

Baluken konuşmasında gensoru önergesine konu olan Cizre'deki bodrumun fotoğraflarını gösterdi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, gensoru önergesiyle ilgili MHP grubu adına söz talebini geri çektiklerini açıkladı.

Güvenlik güçlerinin, Çözüm Süreci'nde silah stoklayan terör örgütüne karşı mücadele ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Terör örgütünden bizar olmuş bölge halkının yegane güvenebileceği güvenlik güçlerini, devleti, 'Katliam yapıyor, zulmediyor, sivilleri öldürüyor' diyerek suçlayan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üç partinin terörü kınayan metnine imza atmaktan imtina eden, en son 29 canımızı alan Ankara bombacısı teröristin taziyesine gidenlerin zamanlaması itibariyle bugüne kadar ortaya koydukları tavrı meşrulaştırmak ve haklılaştırmak için verdikleri önergede Milliyetçi Hareket Partisi grubu olarak konuşma yapmaktan sarfınazar ettiğimizi ve bu önergeyi de reddettiğimizi belirtmek istiyorum."

Önerge sahibi HDP Muş milletvekili Ahmet Yıldırım ise ülkenin tamamını etkileyen bir şiddet sarmalıyla zor günlerden geçildiğini söyledi.

Bu sürecin er geç atlatılacağını belirten Yıldırım, siyasilerin oynadığı rollerin tarihin sayfalarına "ak" ya da "kara" olarak yazılacağını dile getirdi.

Hükümetin kamu güvenliğinin tehdit altına alındığı ilk andan itibaren en kolay yöntemi devreye soktuğunu ifade eden Yıldırım, "Gelişmiş ülkeler, demokrasiyi önceleyen ülkeler, kamu güvenliği tehdit edildiğinde öncelikle eksik olan demokratik standartları tamamlamak, özgürlükleri genişletmek ve toplumsal barışı genişletmek yolunu seçerler. Aciz ülkeler ise en kolay, en ucuz ve en aciz yöntem olan şiddeti ve güvenlik tedbirlerini arttırma yöntemini seçerler" değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, sağlık mesleğinin felsefesinin insanı yaşatmak üzere kurulduğunu belirtti.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, "sokağa çıkma yasağı uygulanan yerlerde kişilerin yaşam haklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirleri almadığı ve sağlık hizmetlerinde aksamalara sebebiyet verdiği" iddiasıyla Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde grubu adına konuştu.

Kürsüye yakasında, Kayseri'de intihar eden lise öğrencisi Cansel Buse Kınalı'nın fotoğrafıyla çıkan Atıcı, "Bu fotoğraf, Kayseri'de intihar eden 12. sınıf öğrencisi kızımıza aittir. AKP'nin yarattığı acımasız sistemin kurbanı olan, devletin koruyamadığı bir kızımız" dedi.

Devletin, sokağa çıkma yasaklarıyla aslında, "Ben ülkeyi yönetemiyorum ve bu yüzden sokağa çıkmayı yasak ediyorum" dediğini öne süren Atıcı, "Sıfır terörle devraldığınız bir ülkeyi, yangın yerine çevirdiğiniz, sokağa çıkma yasaklarının olduğu bir noktaya taşıdığınız doğru değil mi? Gerekli önlemleri neden almadınız? İnsanların doktora gidemediği, korkudan beyaz bayrak çekerek hastaneye gitmeye çalıştığı yalan mı? Sayın Bakan, siz o koltukta asla oturmamalısınız. 'Ben bu işi yapamadım' deyip o koltuktan kalkmalısınız. İnsanların sağlığını koruyamadınız. Kan akmamasını isteyen insanları zan altında bıraktınız. Bu konuda kimsenin konuşmamasını istiyorsunuz, kim ağzını açarsa terörist diyorsunuz" sözlerini sarfetti.

CHP'li Atıcı, devletin, Hükümetin geçmişte terör örgütüyle müzakere ettiğini anımsatarak, "Terör örgütünün aylarca savaşacak kadar silahlanmasına göz yummak, terör örgütüne yardım ve yataklık değil mi? Bu silah ve bombaların evlere süs olarak getirilmediğini anlamadınız mı? Bunu biz söylemiştik geçmişte, siz görmediniz mi peki? Siz geçmişte teröre yardım ve yataklık yaptınız ama şimdi başkalarını suçluyorsunuz. Bunların hesabını bu halk soracak bir bir sizden" dedi.

Sağlıkta "koruyucu hekimliğin" önemli olduğunu vurgulayan Atıcı, "Kurşunun namludan çıkmasını, bombanın patlamasını engellemek koruyucu hekimliktir. O kurşun çıkmayacak, o bombalar da patlamayacak. Kurşun çıkarsa, en iyi hekimi getirin, o insan ölür" diye konuştu.

Aytuğ Atıcı, "İnsanlar korku içinde yaşıyorsa, korkudan sokağa çıkamıyorsa, doktora gidemiyorsa Allah aşkına, siz nasıl hükümetsiniz, bu ülkeyi yönetemediğinizin farkında değil misiniz? Doğuda her tarafın güllük gülistanlık olduğu dönemlerde de sağlık hizmeti vermediniz ya da veremediniz. Bunu ben söylemiyorum, raporlarınız söylüyor. Siz bu gensoruyu hak ettiniz Sayın Bakan" dedi.

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu'nun, "Cumhurbaşkanı yerine başkan seçseydik, bu kaos olmayacaktı" dediğini ifade eden Atıcı, "Sayın Bakan, o mübarek ağzınıza yakıştı mı bu laf? Her gün şehitler geliyor, her gün kan akıyor, siz başkanlık derdindesiniz. Bu kadar şehit gelirken, Cumhurbaşkanı'nın doğum gününü nasıl kutlarımın derdine düşmüşsünüz, yeni bir kutlu doğum haftası yaratmaya çalışıyorsunuz" ifadelerini kullandı.

Atıcı'nın sözlerine AK PARTİ'li milletvekilleri tepki gösterdi.

Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, Atıcı'nın, kutlu doğum haftası ile ilgili sözlerini geri almasını istedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Aytuğ Atıcı'nın konuşmasında, 3 kez hükümetin terör örgütü PKK'ya yardım ve yataklık yaptığını iddia ettiğini anımsatarak, "Hükümet bu iddiayı kabul etmiş midir? Biz böyle anlıyoruz" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise Etimesgut İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün, ilçedeki okullara genelge göndererek, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 26 Şubat doğum günü nedeniyle 2023 öğrencinin katılımıyla kortej halinde Cumhurbaşkanlığına yürüyüş yapılacağını ve Erdoğan'ın doğum gününün kutlanacağını" belirttiğini kaydetti.

Konuyu soru önergesiyle gündeme getirmeleri üzerine yürüyüşün iptal edildiğini savunan Gök, "Böyle bir tablo yaşanmıştır. Cumhurbaşkanı'nın doğum gününü kutlamak için okulu tatil eden anlayışı protesto ediyorum" dedi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Cizre'deki bodrum görüntülerinin bugün Diyarbakır Sur'da da yaşandığını ileri sürerek, "Orada yaşam koridoru açılması ve yaralıların hastaneye sevk edilmeleri bekleniyor. Hasta ve yaşlılarla birlikte oradaki sayı 200 ve oraya yönelik ağır top atışı yapılıyor" iddiasında bulundu.

AK PARTİ Adana Milletvekili Şükrü Erdinç ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin DAEŞ ve PKK'nın aralarında bulunduğu hiçbir terör örgütüne yardım yapmadığını vurguladı.

"Türkiye terörizmle mücadele etmektedir, bu savaş değildir" diyen Erdinç, terörizmle mücadeleyi savaş olarak isimlendirmenin yanlış olduğunu kaydetti.

Erdinç, Sağlık Bakanlığının ülkenin her yerine en iyi imkanları götürmenin gayreti içinde olduğunu belirterek, sağlık alanındaki memnuniyet oranlarının yüksek olduğunu belirtti. Şükrü Erdinç, 2002'den bu yana 112 Acil hizmetlerine gelen vaka sayısının 14 kat arttığını söyledi.

Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yerlerdeki sağlık hizmetleri hakkında bilgi veren Erdinç, bu süreçte Şırnak'ta bin 513 doğum gerçekleştiğini, 98 bin 395 acil servis hizmeti verildiğini, 2 bin 313 ameliyat yapıldığını bildirdi. Erdinç, Cizre'de ise 242 doğum gerçekleştiğini, 14 bin poliklinik hizmeti verildiğini, 120 ameliyat yapıldığını, 3 bin vakaya ambulansla müdahale edildiğini kaydetti.

AK PARTİ'li Erdinç, Cizre'deki bodrumda bulunanlara sağlık hizmeti verilmediği iddiasına da yanıt verdi.

İnsansız hava araçlarının 30 Ocak 2015'te çektiği görüntüleri gösteren Erdinç, "Görüntüye göre ambulanslar oraya intikal ediyor fakat bodrumun olduğu o eve yanaşma şansı yok. Çünkü etrafı çukurlarla çevrilmiş durumda ve her yerde mayınlı tuzaklar var. Sağlık Bakanlığı ambulansları eve 400 metreye kadar gidiyor ama sonrasına gidemiyor, çukurun olduğu yerde oraya ulaşma şansınız olamaz" sözlerini sarfetti.

Şükrü Erdinç, orada kriz masası kurulduğunu ve kriz masası başkanının HDP Grup Başkanvekili Baluken'i aradığını belirterek, "Yalan yanlış ifadelerle Türkiye'yi, hükümeti, terörün yanında duran bir unsur olarak gösterme gafletine düşüyorsunuz" dedi.

Ankara saldırısını gerçekleştirdiği iddia edilen kişi için Van'da açılan taziye çadırına bir HDP milletvekilinin gittiğini anımsatan Erdinç, "Ortada böyle bir durum varken, bu olayı nereye koymak lazım? Siz terörün yanında duruyorsunuz, burada kalkmış terörden şikayetçi oluyorsunuz" diye konuştu.

Şükrü Erdinç, Cizre Devlet Hastanesine terör örgütü tarafından yapılan saldırılar ile kurşunlanan ambulansların fotoğraflarını da gösterdi.

Sağlık Bakanlığının terör nedeniyle zırhlı ambulans kullanmak zorunda kaldığını ifade eden Erdinç, "Kürt milleti sorunlu bir millet değildir. Ben bir Kürt olarak söylüyorum, eğer Kürt halkını sizler sorunla aynı kelimede anarsanız, Kürt halkına en büyük ihaneti yapmış olursunuz" değerlendirmesinde bulundu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Turan da şunları söyledi:

"Bir kez olsun silaha sarılan, askeri şehit eden, sivilleri öldürenlere 'Yaptığınız yanlıştır, ayıptır' deseydiniz. 28 kişiyi öldüren canlı bombanın evine gittiniz. Kınamak bir yana taziyede bulundunuz. DAEŞ de teröristtir, PKK da teröristtir. Siz de 'PKK da DAEŞ de teröristtir' diyebiliyor musunuz? Patlamada 4 yaşında gözünün birini kaybeden evladımızın yüzüne nasıl bakacaksınız? Ben utanıyorum taziyeye gitmenize. Terör kimden gelirse gelsin 'Lanet olsun' niye diyemiyorsunuz?"

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****