2016-06-14 - 16:26
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

Genel Kurul'da gündem dışı söz alan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, İstanbul'un sorunları konusunda yaptığı konuşmada, kentsel dönüşüm mağdurlarının Meclis'te sorunlarını aktardıklarını belirterek, şehir ve çevre düzenlemelerinin kentlerin anayasaları olduğunu ifade etti.

Kentin, sermayenin kar mantığına göre değil, insanlar için düzenlenmesi ve kent planına riayet edilmesi gerektiğini vurgulayan Kerestecioğlu, İstanbul'un anayasası anlamına gelen "Çevre Düzeni Planı"nın kime ne vadettiğinin bilinmediğini ileri sürdü.

Kentin dokusuna zarar verecek şekilde, kuzeye doğru genişlemenin söz konusu olduğunu anlatan Kerestecioğlu, kimliksiz ve tarihsiz bir kent yaratılmak istendiğini iddia etti.

CHP Ankara Milletvekili Nihat Yeşil, Ankara'nın sorunlarına ilişkin konuşmasında, Ankara'da Türkiye'nin en pahalı su bedelinin ödendiğini savunarak, ülkede kilometre bazında en pahalı toplu taşıma bedelinin de bu ilde uygulandığını kaydetti.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, Jandarma Teşkilatının 177. kuruluş yıl dönümü nedeniyle yaptığı konuşmada, tarih boyunca düzenli ve uzun ömürlü devletler kurma gücünü gösteren Türklerin, ülkelerinde emniyet ve asayişin sağlanması için koyduğu yasalar ve törelerle de dikkat çektiğini vurguladı.

Ünal, Türkiye'nin güvenliğinin ve asayişinin sağlanması ile halkın huzuru için halkla iç içe görev yapan Jandarma Genel Komutanlığının, iyi eğitimli personeli, donanımı, disiplini, vatan sevgisi ve kabiliyetiyle gurur verici çalışmalara imza attığını belirtti.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Türkiye'de birçok çocuğun ağır ve tehlikeli işlerde çalıştığını vurgulayarak, TÜİK'in çocuk iş gücü anketine göre, 2012 yılındaki çocuk işçi sayısının 893 bin olarak belirlendiğini hatırlattı.

Baluken, çocukların kölece koşullarda çalışmak zorunda bırakıldığı zeminin ortadan kaldırılması gerektiğini bildirdi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ile AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise ölümünün 29. yılında yazar Cemil Meriç'i andı.

Bostancı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da şehir merkezlerinde teröre karşı verilen mücadelenin kolay olmadığını belirterek, buralardaki yıkımlarda binalardaki bombalı tuzakların çok büyük etkilerinin bulunduğuna dikkati çekti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Türkiye'de liselerde bir huzursuzluk olduğunu savunarak, protesto amacıyla bildiri yayınlayan liselilere yönelik devlet marifetiyle şiddet uygulanmasını görmek istemediklerini bildirdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin çiftçilerin sorunlarının araştırılmasına ilişkin grup önerisi de kabul edilmedi.

Daha sonra Genel Kurul'da, HDP'nin çocuk işçiliğinin araştırılması önergesinin gündeme alınması önerisi görüşüldü.

Partisinin grup önerisi üzerine söz alan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Türkiye'de 14 yaşın altındaki çocuklar da dahil olmak üzere ağır ve tehlikeli işlerde, yoksullukla başa çıkmak adına çalıştıklarını söyledi.

Türkiye nüfusunun yüzde 15'inin yoksulluk sınırında yaşadığını, bu nüfusun yüzde 3'ünün ise çocuk olduğunu dile getiren Kerestecioğlu, ülkedeki eğitim, sağlık ve yaşam memnuniyeti bakımından çocuklar arasında önemli farklar olduğunu söyledi.

MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, yoksulluğun, çocuk işçiliğinin en önemli nedeni olduğunu vurgulayarak, çocukların ayrıca ihmal ve istismara uğradıklarını dile getirdi.

Depboylu, ucuz olması ve iş yerlerindeki denetimlerin etkin bir şekilde yapılmaması nedeniyle çocuk işçiliğinin daha da ciddi bir boyut kazandığını savundu. Son 3,5 yılda 194 çocuğun iş kazalarında yaşamını yitirdiğini ifade eden Depboylu, terör nedeniyle hayatını kaybeden çocuk sayısının da belirlenmesi gerektiğini söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, kendisinin, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından, cezaevindeki PKK'lıları ziyaret eden kişiler arasında gösterildiğini belirterek, "Ben sadece Can Dündar ve Erdem Gül'ü cezaevinde ziyaret ettim. Başka hiçbir kimseyi ziyaret etmedim. Hiç yapılmadık bir şeyi yapıyormuş gibi yapmak, toplumda farklı bir algı yaratmak, siyasete yakışmayan bir durumdur. Bunu burada bir kez daha şiddetle kınıyorum, reddediyorum ve yalancıdan da Adalet Bakanı olmaz diyorum." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Ankara Milletvekili Jülide Sarıeroğlu, çocukların sağlıklı şartlarda yetiştirilmesinin, herkesin görevi olduğunu belirterek, çocuk işçiliğinin ise bugün evrensel bir sorun olarak gündemde yer aldığını ifade etti.

Türkiye'nin, artan bir bilinçle bununla mücadele etmeye devam ettiğini kaydeden Sarıeroğlu, bu kapsamdaki uluslararası mevzuatın ise ülkeye yansıtılması için önemli çalışmalara imza atıldığını hatırlattı.

Konuşmaların ardından yapılan oylama sonucunda HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP, "CHP'yi terörle yan yana göstermeye yönelik algı operasyonlarının araştırılmasına ve 2016 yılında cezaevinde terör örgütleriyle ilişkiye geçtiği iddia edilen 24 CHP milletvekilinin incelenerek gerçeklerin ortaya çıkmasına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesi" önerisini Genel Kurul'a getirdi.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisinin milletvekillerinin cezaevi ziyareti ile ilgili sözlerinin ardından CHP'ye yönelik organize bir yalan çetesinin harekete geçtiğini belirterek, "Bu yalan çetesinde belediye başkanı, köşe yazarı, siyasetçi var. Ankara'nın haramisi halkın vergilerinden çaldığı parayla gece yarısı afişler yaptırdı ve tüm reklam panolarına belediye kaynaklarını kullanarak, bu alçakça yalanları astırdı." dedi.

Veli Ağbaba, "Bizler cezaevine giderken hem mahpusun suçuna hem de menşeine karşı gözümüzü kapattık, gözümüz kördü. Hiç kimsenin siyasi görüşüne, etnik kimliğine, sosyal statüsüne bakmadık. Mağdur olduğunu iddia edenlerin yanında yer aldık, kimden mektup geldiyse sorunlarını inceledik. Bu karalamalarla CHP'yi teslim alamayacaksınız. Hangi cezaevinde kim haksızlığa uğruyorsa, kimliği, siyasi görüşü ne olursa olsun; CHP'nin milletvekilleri haksızlığa uğrayan insanların yanında olmaya devam edecektir." diye konuştu.

CHP'nin cezaevi komisyonunun birçok cezaevi ziyareti yaptığını belirten Ağbaba, "Hiç kimsenin selam vermediği, AKP Grubunun selam vermekten korktuğu, 20 yıl cezaevinde tecritte kalmış İBDA-C'nin lideri olduğu iddia edilen Salih Mirzabeyoğlu'nu ziyaret eden ilk milletvekilleri CHP milletvekilleridir. Cüppeli Ahmet'in mağduriyetini biz gündeme getirdik. Ayırt etmeden herkesin yanında yer almaya çalıştık." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar ise CHP'nin önerisinde, "partilerinin kurumsal olarak terör örgütleriyle ilişkilendirilmesinden çok ciddi rahatsızlık duyulduğu, algı operasyonu başlatıldığı ve bu nedenle araştırma komisyonu kurulmasının istendiğini" söyledi.

Atatürk'ün kurduğu bir siyasi partinin, terör örgütleriyle ilişkilendirilmekten rahatsız olmasını önemsediğini söyleyen Tayyar, "Keşke bu hassasiyeti bugün değil, daha önce yüreklerinde hissedebilselerdi. Gezi olayları başladığı zaman da aslı astarı olmayan birçok iddia, görüntü kullanıldı. Sokaklardan iktidar devşirmeye yönelik girişimleri CHP ciddi biçimde destekledi. O zaman yüreğimizi parçalayan bazı sahneler CHP'yi hiç rahatsız etmedi. Kurucuları Mustafa Kemal Atatürk'ü Abdullah Öcalan'la aynı fotoğraf karesine sokan CHP'li gençlerle ilgili herhangi soruşturma yapılmadı." dedi.

"CHP bu yaşananlar karşısında kendi iç muhasebesini yapsa daha doğru bir yolu tercih ederdi." diyen Tayyar, "'Bizimle ilgili bir algı operasyonu var' diyorsunuz. Peki MHP ile ilgili neden yok? Sayın Baykal'ın genel başkanlık yaptığı dönemde CHP ile bu tür ilişkilendirmeler yoktu. Ne zaman başladı? Sayın Kılıçdaroğlu'nun genel başkan olmasından sonra başladı." sözlerini kullandı.

CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan'ın, "1992 doğumlu bir kadını vücudunu patlatarak ölüm saçmaya iten sebepleri konuşmadıkça terörle mücadele yalandır." şeklinde tweet attığını kaydeden Tayyar, "Bir canlı bombanın ruh halini anlamaya çalışanlar, yani sizler, bir şehit yakınının ruh halini niye anlamaya çalışmıyorsunuz?" diye sordu.

Şamil Tayyar, CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan'ın teröriste "eylemci" dediğini iddia ederek, "Sayın Sezgin Tanrıkulu, canlı bomba sonucu hayatını kaybedenlerin olduğu bir süreçte, eğer PKK'nın kanalına çıkıyorsa ve orada CHP'nin politikalarını anlatıyorsa ve birisi de sizi onlarla ilişkilendiriyorsa, sizin söyleyeceğiz bir sözünüz var mıdır?" diye konuştu.

Konuşmaların ardından, CHP'nin önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda AK Parti'nin, çalışma takvimine ilişkin grup önerisi görüşüldü.

Partisinin grup önerisi üzerinde konuşan AK PARTİ Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı'nı gündemin 1. sırasına ve bir uluslararası sözleşmeyi gündemin 2. sırasına aldıklarını belirtti.

Can "İki kanun tasarısını perşembe günü itibarıyla bitirmeyi planlıyoruz. Perşembe günü eğer bitmeyecek olur ise cuma günü Genel Kurulun 14.00'te açılmasını ve gündemin tamamlanmasını arzu ediyoruz. Eğer gündem perşembe günü biterse cuma günü Genel Kurulu çalıştırmayı düşünmüyoruz." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, siyaseti namuslu, ahlaklı ve dürüst yaptıklarını, bundan sonra da böyle yapacaklarını belirterek, "CHP İnsan Hakları Komisyonu ve Cezaevi Komisyonu üyelerimiz cezaevlerindeki tutuklu ya da hükümlü, DAEŞ'li, İBDA-C'li, PKK'lı, DHKP-C'li mahkum olan herkese, 'Ben mağdurum, benim hakkım ihlal ediliyor' diyen herkese gittiler, bundan sonra da giderler ama biz, cumhuriyetin hakimlerini sınıra getirip, çadır kurup da teröristlerin ayağına getirmedik." dedi.

Türkiye'nin bir Kürt sorunu olduğunu ve bunu söylemeye de devam edeceklerini kaydeden Altay, "Ağlama duvarına çevirdiğiniz bu şehit cenazelerine sebep olanların mağaralarına, adadaki lojmanlarına gidip, Dolmabahçe'ye onlarla birlikte oturup, Türkiye haritasını serip pazarlık yapmadık, yapmayacağız da." ifadesini kullandı.

"Siz teröristlere daha yakınsınız, biz daha az yakınız" polemiğinin, ucuz ve çürük bir polemik, CHP'yi terörle ilişkilendirme gayretinin ise boş bir gayret olduğunu dile getiren Altay, "Buradan size ekmek çıkmaz." dedi.

Altay, "İnanç aidiyeti üzerinden siyaset yapmayın, Allah'ın tahsildarlığına da soyunmayın, devlet keselerinden iftar vermeyin, veriyorsanız cebinizden verin iftarı. Etnik aidiyet üzerinden de siyaset yapmayın, yapmayalım. Bunlar, bu memlekete yapılabilecek en büyük günahlardır." diye konuştu.

Engin Altay'ın sözleri, AK PARTİ'li milletvekillerinin tepkilerine neden oldu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın posterinin de açıldığı bir yürüyüş sırasındaki fotoğrafını kürsüde gösterdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bazı konuşmalarını hatırlatan ve CHP'nin Cizre raporunu da eleştiren Muş, "Edirne'de eşini kaybeden, şehit olan polisin kocasının tepkisinin niye olduğunu düşünmek zorundasınız." ifadesini kullandı.

Bunun üzerine söz alan Altay, "Elbette devlet terör örgütüyle etkin mücadele yapacak ama bir tek sivil kayba tahammülümüz de yok. Sivillerin, günahsızların, çocukların öldürülmesine... Terörle mücadele adı altında bile olsa bunu da doğru bulmuyoruz. Partimizin politikası başından beri de böyle olmuştur." açıklamasında bulundu.

Konuşmaların ardından oylanan öneri kabul edildi.

Öte yandan TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin, "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun", "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ve "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınması önergesi kabul edilmedi.

Türkiye'de ortalama 20-25 yılda bir imar affına ilişkin kanun çıkarıldığını dile getiren Hamzaçebi, 1984 yılında çıkarılan İmar Affı Kanunu'nun uygulanamadığını ifade etti.

Yasadan yararlanması gereken vatandaşların büyük bölümünün 32 yıldır tapularını alamadığını belirten Hamzaçebi, tapu tahsis belgelerinin ise bazı belediyeler tarafından ciddiye alınmadığını söyledi.

Hamzaçebi, kanun teklifinin, tapu tahsis belgesine konu olan taşınmazların hangi kamu kurumuna ait olursa olsun bir yıl içerisinde başka hiçbir işlem ve araştırma yapılmaksızın ilgili belediyelere devredilmesini öngördüğünü, belediyelerin devraldıkları taşınmazlar üzerinde en geç bir yıl içerisinde imar ıslah planlarını yapmasını, parselleri oluşturmasını ve tapuyu vermesini içerdiğini kaydetti.

TBMM Genel Kurulu'nda, Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde, AK PARTİ, CHP, HDP ve MHP gruplarının temsilcileri görüşlerini dile getirdi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, bu tasarıyla eğitim alanında karşılaşılan sorunları aşmayı amaçladıklarını belirterek, muhalefetten bu tasarıya destek vermelerini istedi.

Uçma, "Bu düzenleme yasalaştığında gelecek kuşaklara gururla miras bırakabileceğimiz hayırlı bir işi hep birlikte başarmış olacağız. Bu da sadece AK PARTİ mensuplarına düşen onur ve gurur olmayacak; gelecek nesiller, dedelerini hayırla yad etmiş olacak. İyi ki dedelerimiz ele ele vermiş diyecekler, bizleri minnet ve şükranla anacaklar." dedi.

Tasarının amacının, yurtdışındaki Türk çocuklarının eğitim ihtiyacını gidermek ve onların anavatanları ile bağlarını sağlamlaştırmak olduğunu işaret eden Uçma, "Sahibi millet olan eğitim kurumlarını dünyanın her köşesine taşımak için bu vakfı hep birlikte kuruyoruz. Amacımız; nitelikli, iyi, güzel insan yetiştirmek. Düzenlemenin tek bir gayesi olacak o da ulusal ve uluslarararası arena için insan yetiştirmek, başka bir amacı yok. Eğer başka bir amaca hizmet ederse; bugün biz varız, yarın siz olabilirsiniz. Alırsınız, 'Bu vakıf amacından uzaklaşmıştır' diyerek, onu doğru yola sokarsınız." ifadesini kullandı.

İsmet Uçma, Türkiye'nin 15 farklı ülkede 65 eğitim kurumu bulunduğunu ifade ederek, "Bu yeterli mi? Hayır ama bu da övünülecek bir durumdur. Bunların bir kısmı fiziksel mekan, bir kısmı da müfredat konusunda istediğimiz noktada değil. Bu vakıfla bu sorunları da gidermiş olacağız."

MHP Ankara milletvekili Zühal Topcu, AK Parti'nin bu tasarıyla, milli eğitim yerine kendi paralel eğitim sistemini kurmayı amaçladığını iddia etti.

"Milli Eğitime alternatif olacak bir sistemin inşası söz konusu." diyen Topcu, Milli Eğitimde 14 yılda gelinen tablonun ortada olduğunu söyledi. Zühal Topcu, "Mevcut eğitim sistemini daha iyi hale getirmek varken, Maarif Vakfını kurma yönünde alel acele bir çaba içerisine giriyorsunuz. Devlet niye vakıf kurar? Vakfın yönetim kurulundaki 4 kişinin Cumhurbaşkanı, 3 kişinin de Bakanlar Kurulu tarafından atandığı ve bu üyelerin de 72 yaşına kadar görevde kalacağı bir sistemi kuruyorsunuz." ifadesini kullandı.

MHP'li Topcu, bu tasarıyla eğitime son çivinin de çakılmış olacağını savunarak, vakfın merkezinin neden İstanbul olduğunu sordu.

"Bu vakıf, Milli Eğitim konusundaki her şeye karar verecekse, Bakanlık ne iş yapacak?" diyen Topcu, bu konudaki gizli niyetin açıklanması gerektiğini vurguladı. Zühal Topcu, bu tasarıyla zaten delik deşik olan eğitim sisteminin daha da kötüleşeceğini ileri sürerek, "Cumhurbaşkanının emrinde yeni bir Milli Eğitim Bakanlığı ihdas edilmeye çalışılıyor. Bakanlık denetiminden çıkacak eğitim sistemi, saraya mı bağlanacak?" diye sordu.

CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, 4+4+4 tasarısının Meclisten kavgayla geçtiğini ve o düzenlemeden sonra Milli Eğitim'de çok kapsamlı değişiklikler olduğunu söyledi.

"Dinsel söylemleriyle vücut bulmuş bazı STK'lar ve vakıflar bakanlık politikasını belirler hale geldi." diyen Usluer, amaçları iktidarın ideolojisine uygun kişiler yetiştirmek olan bu vakıfların bakanlığın alternatifi haline geldiğini iddia etti.

Usluer, şöyle konuştu:

"Okulları sıradanlaştırdınız, bozdunuz. Özel okullara, yani parası olanlara teşvik verdiniz, çocukları imam hatip okullarına muhtaç ettiniz. Format atmaya çalıştığınız kuşak Z kuşağı, bu kuşak 3 yıl önce Gezi'de kendisini gösterdi, bugün Z kuşağı yeniden isyanda, bunu gözardı etmeyin. Onları dış güçler örgütlemiyor. Liseler, özgürlüklerine karşı yapılan müdahalelere karşı eylemde. İstanbul Erkek Lisesi ve Galatasaray Lisesinde başlayan eylemler, ülkenin her yerinde. Bu bir başkaldırıdır, siyasal ve toplumsal çürümüşlüğün eseridir. Liselilere ses verin ve onları anlamaya çalışın. Osmanlı'da gericiliğe karşı çıkanlar medrese öğrencileri olmuştur. Bugün karşı çıkılan da gerici eğtimdir, yoksulluktur."

"Eğitimi paralele, cemaate siz teslim etmiştiniz, şimdi bunları temizlemeye çalışıyorsunuz." diyen Usluer, bu tasarıyla da yeni bir paralel yapının oluşturulduğunu savundu.

Usluer, tasarıdaki eleştirdiği düzenlemeleri anlattı.

Maarif Vakfının merkezinin İstanbul olmasını eleştiren Usluer, "Kurulacak olan vakıf, paralel bir Milli Eğitim Bakanlığı örgütlenmesidir. Vakfın merkezinin İstanbul olarak belirlenmesi, vakfın kontrol dışına çıkartılması içindir. Bu vakıf sarayın vakfı, sarayın maarif vekaletidir." diye konuştu.

CHP'li Usluer, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'a, "Sayın Bakan, bu vakıf kurulunca siz koltuksuz kalacaksınız, Bakanlık paralel örgüt haline gelecek." şeklinde seslendi.

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar ise eğitimin yap-boz oyununa çevrildiğini öne sürerek, AK PARTİ'nin bu vakıfla Milli Eğitim yerine başka bir yapı getirmek istediğini iddia etti.

Sancar, "Paralel yapıyla mücadele ederken, başka paralel yapılar oluşturuluyor, kuruluyor. Milli Eğitimi tasfiye edeceksiniz, bunu açık açık yapın. Böyle bir vakfın kurulması demek, paralel bir Milli Eğitim Bakanlığı kurmak demektir. Bu vakıf, saraya ve hükümete bağlı olacak. Çünkü yönetim kurulu üyelerinin dördünü Cumhurbaşkanı, üçünü de Bakanlar Kurulu atayacak ve yaş sınırı da 72 olacak. Bu tasarı, saraya bağlı sürekli faaliyet yürütecek paralel Milli Eğitim Bakanlığı kurma amacına yöneliktir." iddiasında bulundu.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****