2010-11-12 - 14:38
AKPM TOPLANTILARI...
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Daimi Komitesi'nin Antalya'daki toplantısında, Irak'ta farklı dini gruplara yönelik şiddet eylemleriyle, Avrupa'daki Romanların serbest dolaşımı ve mültecilik hakları ele alındı.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ''Türk
kökenli, Kürt kökenli, farklı kökenli olan Türk vatandaşları ve entelektüeller
arasında son derece etkileşimli ve dinamik bir atmosfer olduğunu söyleyebilirim''
dedi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Avrupa Konseyi Daimi Komitesi'nin Antalya'nın
Serik ilçesine bağlı Belek beldesinde düzenlenen toplantısında konuştu. Davutoğlu
konuşmasının ardından Komite üyesi çeşitli ülke milletvekillerinin sorularını
yanıtladı.

İsviçreli parlamenter Andreas Gros'un Türkiye'de Türklerle Kürtler
arasında yeterince diyalog olmadığına yönelik iddialarını yanıtlayan Bakan
Davutoğlu, bunun doğru olmadığını ifaderek, şunları söyledi:

''Evet Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürt vatandaşları vardır. Diyaloğumuz var
mı, yok mu? Buradaki varsayımınız diyalog olmadığı yönünde. Dün itibarıyla
TBMM'de ve Komisyonda pek çok Kürt kökenli milletvekili bulunuyordu ve kendi
partileri içinde bulunuyordu. Bu meseleleri her gün takip eden bir siyasi parti
de var ve her gün diyalog içerisindeyiz. Ben milletvekili değilim. Ben
milletvekili olmaksızın dışişleri bakanlığına atandım ama meclisimizde farklı
siyasi partilere mensup milletvekillerimiz birlikte oturarak görüş alışverişinde
bulunuyorlar. Her halükarda son derece sıcak, ateşli bir diyalog içerisindeler.
Lütfen Türk Parlamentosunda bu konuların özgürce tartışıldığına dair tutanakları
okuyunuz.''

Bu konuda sivil toplum kuruluşlarıyla da diyalog içerisinde olunduğuna
değinen Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ''Bazı dostlarımız hala 1990'lardaki Türkiye
görüntüsünü içlerinde taşıyorlar. Bugün Sayın Gros şuna inanamazsınız. Ne kadar
canlı, dinamik tartışmalar Kürt meselesine dair devam etmekte, inanamazsınız.
Türk kökenli, Kürt kökenli farklı kökenli olan Türk vatandaşları ve
entelektüeller arasında son derece etkileşimli ve dinamik bir atmosfer olduğunu
söyleyebilirim bu diyaloğa dair'' diye konuştu.

Sadece Ankara'da, İstanbul'da değil ve sadece entelektüel camiada değil,
Hakkari'de, Diyarbakır'da da aynı diyalog ve etkileşimin bulunduğunu anlatan
Davutoğlu, şöyle devam etti:

''1990'larda değiliz artık. Eleştirel yaklaşımı benimsemiş vaziyetteyiz.
Artık dinlemeye hazır vaziyetteyiz. Kürtçe yayın yapılıyor TRT 6'da. TRT 6,
Türkiye'nin resmi devlet radyo tv kurumunda Kürtçe yayın yapan kanalımız var. 6.
kanalımız resmi dil olmayan ama konuşulan dillerde yayın yapmaya başladı. Mesela
referandum döneminde Türkçe yayın yapmayan bir radyo istasyonu geldi benimle
röportaj yaptı Adıyaman'da, Diyarbakırda, bunu gerçekleştirdi. İşte bizim
tutumumuz bu şu anda. Bu konuda oldukça güçlü bir aşama kaydettiğimizi
düşünüyorum. Tabii ki, hiç birimiz mükemmel değiliz. Gelişmeye ihtiyacımız var.
Bizim de görüşmeye ihtiyacımız olduğunu biliyoruz ama kimse diyalog yok diyemez.
Siyasi, entelektüel ve kültürel hayatta tam bir diyaloğumuz var ve bu diyaloğumuz
daha etkin bir şekilde devam edecektir.''

Toplantıda söz alan Kıbrıs Rum Kesimi Milletvekili Christos Porgovrides,
Avrupa Konseyi Yasal İşler ve İnsan Hakları Komitesi Başkanı olduğunu ve
komitenin, Strasbourg Mahkemesi'nin almış olduğu kararların uygulanmasını
sağlamanın çok önemli olduğunu ifade etti. Rum milletvekili, bu çerçevede,
Türkiye de dahil 8 ülkeye ziyaretlerde bulunduklarına değinerek, diğer 7 ülkenin
bu ziyaretleri hoş karşıladıklarını ve davetkar tutumlarıyla ziyareti mümkün
kıldıklarını belirtti. Rum milletvekili, ''Şu aşamaya kadar bu son derece önemli
raporu hazırlamamıza imkan sağlayacak ziyaretimizi Türkiye reddetmekte. Bu
politikanızı değiştirmenizi ve ülkenizi ziyaret etmemiz için gerekli imkanı
yaratmanızı talep ediyoruz'' dedi.

Davutoğlu, bu soruya Bakanlar Komitesi'nin başkanı olarak cevap verdiğine
dikkat çekerek, şöyle konuştu:

''Geçen yıl Türkiye'yi, bu raporu hazırlamak çerçevesinde ziyaret etmek
istediğinizde talebiniz bize ulaştırıldı. O dönemde yanıtımız verilirken,
bakandım. Şu anda her iki kimliğimle size yanıt verebilirim. Burada sizinle açık
ve dürüst olarak tartışabileceğimiz problem şudur: Burada bir menfaat çatışması
durumu mevcut. Sizin, sadece komite başkanı olarak değil, aynı zamanda ulusal
görüşleriniz çerçevesinde de, ulusal menfaatlerinizi koruma adına da son derece
vokal bir yaklaşımınız var. Dolayısıyla sizin pozisyonunuz, örgüt içerisindeki
sizin pozisyonunuzdan ve vokal tarzınızdan dolayı bir menfaat çatışması ortaya
çıkıyor. Siz vekil olarak ülkemize gelip gözlemde bulunabilirsiniz, hiç bir sorun
yok. Sizi kabul etmek isteriz ve geleneksel Türk misafirperverliğiyle hüsnü kabul
görürsünüz ve ağırlanırsınız. Ama biz Avrupa Konseyi'nde, örgütümüz içerisinde,
ulusal pozisyonunuzu temsil eden bir misyonla sizi görmek istemiyoruz. Bizim
endişemiz bu. Tabii ki bunu, bu sorunuza yanıt vermek adına Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanı olarak yanıt veriyorum. Bu konuyu değerlendireceğiz ve siz bunu
şahsi olarak algılamayınız. Avrupa Konseyi'nin amacına, misyonuna aykırı
değildir. Fakat bahsettiğim menfaat çatışması halen mevcuttur. Sizin durumunuzda
bir Türk vatandaşının olduğunu düşünün. Her gün Kıbrıs meselesiyle ilgili kendi
ulusal pozisyonunu her gittiği yerde kendi milli menfaatleri çerçevesinde dile
getirdiğini düşünün. Sizin Avrupa Konseyi'ndeki görev tanımınız içinde hüsnü
kabul göreceğinizden hiç şüpheniz olmasın.''

Bakan Davutoğlu'nun sözlerine karşılık Rum parlamenter, ''Şimdi Sayın
Bakan'dan ben bir davet mi aldım o zaman? Ben bunu bir davet olarak kabul
edebilir miyim?'' dedi. Bunun üzerine Davutoğlu şu karşılığı verdi:

''Ben Bakanlar Komitesi'nin Başkanı olarak bu konuyla yakından
ilgileneceğim. İki Avrupalı olarak nasıl çalıştığımızı görüyorsunuz Sayın Başkan.
Ümit ediyorum aynı yaklaşım sizin tarafınızdan da sergilenir. Kıbrıslı Rum olarak
değil, Avrupalı olarak hareket edersiniz.''

Rum Milletvekili son olarak, ''Ben Türkiye'nin dostuyum ve bütün
pozisyonlarımda da yaklaşımım hep bu oldu'' diye konuştu.

Ukraynalı parlamenter Ivan Popescu da, Bakan Davutoğlu'na, Avrupa Konseyi
ile Avrupa Birliği arasındaki diyaloğu güçlendireceğinden söz ettiğini
anımsatarak, ''Önemli bir insan hakları konusu da serbest dolaşım hakkıdır. Sizin
başkanlığınız döneminde AK üye ülkelerinin bütün kıta toprakları üzerinde vizesiz
dolaşımını sağlamak da önceliğiniz olacak mı? AB üyesi olmayan Avrupa Konseyi
üyesi ülke vatandaşlarının AB topraklarında dolaşımını nasıl sağlayacaksınız''
diye sordu.

Bakan Davutoğlu, uygulanacak vize rejimi konusunda, Türkiye olarak Avrupa
Konseyi çerçevesinde konunun ele alınması fikrini destekleyeceklerini bildirdi.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Başkanı olarak diğer üye ülkelerin fikrini almak
durumunda olduğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

''Schengen'in katı kurallarını biliyoruz. AB ile istişare halinde olmamız
gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak bu fikrin mükemmel bir
fikir olduğunu söyleyebilirim. Yalnızca vücutların ve bedenlerin değil
fikirlerin, kültürlerin serbest dolaşımından da bahsediyoruz. Eğer belli
ülkelerin vatandaşlarının üye ülkelerimizin, kendi örgütümüzün ülkelerine serbest
giriş hakkı varken, Konseye üye diğer ülke vatandaşlarının bu hakkının olmaması,
kendi içimizde eşitsizlik algısı yaratır. Ama bu sorunun kendi başkanlığımız
döneminde çözülebileceğini düşünmüyorum, ama AB ile diyalog başlatılabilir.''

Hollandalı Parlamenter Tinny Kox da ''Havaalanları ve limanları Güney
Kıbrıs'a açacak olursanız, bu Kıbrıs sorununun çözümüne ne kadar dikkatli
yaklaştığınızı gösterecektir'' dedi.

Bakan Davutoğlu ise, ''2004 yılında BM planını Rum kesimi kabul etmiş
olsaydı bugün liman ve havalimanlarının açılması gibi bir konu olmayacaktı''
karşılığını verdi.

Burada karşılıklı sorumlulukların söz konusu olduğunu ifade eden
Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Bizler limanlarımızı açmaya hazırız ama Kıbrıslı Türk vatandaşlarımızı
Rum kesimindekiler gibi Avrupalı kabul etmeye ve Türk vatandaşlarımıza Avrupa'nın
kapısını açmaya hazır mıyız? Kıbrıs Rum kesiminden meslektaşlarıma da
sorabilirsiniz. Onların çözüm takvimi nedir? Biz Türkiye olarak yarın masaya
oturup bu sorunları çözebiliriz ama onlara sorduğunuzda hazır olmadıkları
cevabını veriyorlar. Burada Avrupa Konseyi eşit çözümler üretmeli, eşitlik
ilkesini yansıtmalı. Avrupa'da 150 bin kişi seyahat edemiyor, entellektüel
faaliyetlere, sportif faaliyetlere giremiyor. Türkiye'nin limanlarını açması
sorun değil. Öbür sorunlar çözülürse bu sorun da çözülecektir ama resmin her iki
tarafını da görmemiz gerekiyor.''

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM)
Daimi Komitesi'nin Antalya'daki toplantısında, Irak'ta farklı dini gruplara
yönelik şiddet eylemleriyle, Avrupa'daki Romanların serbest dolaşımı ve
mültecilik hakları ele alındı.

AKPM Başkanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu
başkanlığındaki toplantının sabah oturumunda söz alan Portekizli parlamenter
Mendes Bota, dünya genelinde çok üzücü olaylar meydana geldiğini, etnik ve dini
nedenlerle insanların öldürüldüğünü söyledi.

Irak'ta yalnızca Hristiyanlar değil, başka dini inançtaki ve farklı
mezheplerdeki insanların da öldürüldüklerini anlatan Bota, şöyle konuştu:

''Bence bu duruma özel olarak farkındalık geliştirmeliyiz. Irak'ta bir
milyon 200 bin Hristiyan yaşamaktaydı 20 yıl önce. Ortodoks, Katolik, Süryani,
Ermeni, Protestanlar vardı. Hristiyan gruplar bu coğrafyada yaşamakta idiler.
Bugün sadece 400 bin kaldı. Hristiyanların bu ülkeyi terk etmeleri için strateji
izlenmekte. Avrupa devletlerine çağrıda bulunarak sığınma hakkı talep edenlere
kolaylık sağlamalıyız. Avrupa Konseyi bu konuya sessiz kalamaz. Her gün
Hristiyanların katledildiğini görüyoruz, bizler ellerimiz kollarımız bağlı
duramayız.''

Hollandalı Parlamenter Tinny Kox da, Irak'ta yeni bir istikrar süreci
beklendiğini belirterek, Celal Talabani'nin yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesiyle bu
istikrarın sağlanacağına inandığını söyledi.

Irak'ta şiddet olaylarının devam ettiğini ve kan döküldüğünü anlatan Kox,
''İnsanlara karşı ayrımcılık ve zulüm, terörist saldırılar devam etmekte. Aslında
ölenlerin büyük çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyor. Sünni ve Şii milislerin
birbirleriyle mücadelesinin sonuçlarını unutmamalıyız'' dedi.

Kox, Irak'ı terk ettiği bildirilen El Kaide'nin yeniden Irak'a döndüğüne
yönelik istihbaratlar bulunduğuna da işaret etti.

İtalyan Parlamenter Luca Volante ise, Irak'taki Hristiyanlardan 800
bininin ülkeyi terk etmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Volante, ''Bu insan
haklarıyla alakalı bir konu. Durum yakın geçmişte daha da kötüleşti. Musul'da bir
kaç gün önce bir saldırı gerçekleşti. bir kiliseye ayin sırasında bir baskın
düzenlendi'' diye konuştu.

Irak'ta sadece Hristiyanlara değil, diğer dini inanç sahip insanlara
karşı da saldırı düzenlendiğine dikkati çeken Volante, ''Bizler dayanışmamızı
sergilemeliyiz. Uluslararası baskı yaratılmasını sağlamalıyız. İnsanların
onurları korunmalı. Komisyon'un bu konuda cesaret göstermesi gerekiyor''
ifadelerini kullandı.

Belçikalı Parlamenter Patrick Moriao da, saldırılar düzenleyen Iraklı
milislere İran'dan gelen Şii milislerin de destek olduklarını öne sürdü. Bu
bilgileri destekleyen belgeler bulunduğunu kaydeden Moriao, Avrupa Konseyi'nin bu
konuya eğilmesini istedi. Moriao, ''Bu bir medeniyetler çatışması ya da Haçlı
Savaşı değil. Daha geniş kapsamlı yaklaşmalı, sadece Hristiyanları değil,
bölgedeki tüm dini azınlıkları kucaklayan bir yaklaşım sergilemeliyiz'' dedi.

Moriau, eski Irak Dışişleri Bakanı Tarık Aziz'in de bir Hristiyan
olduğunu anımsatarak, Tarık Aziz'in eline kan bulaştığına inanmadığını, bu
nedenle idam cezasına çarptırılmayı hak etmediğini belirterek, Tarık Aziz'in
affedilmesi için çağrı yapılmasını önerdi.

Toplantıda söz alan diğer parlamenterler de, gözlemci olarak gittikleri
Bosna Hersek ve Azerbaycan'da yapılan seçimlerle ilgili gözlem ve
değerlendirmelerini aktardılar.

Bazı parlamenterler, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde çadırlarda yaşayan
Romanlar'ın bu ülkeleri terk etmeye zorlandıklarına değinerek, Romanlar'a
mültecilik hakkı tanınması konusunda girişimlerde bulunulmasını istediler.

Kosova'dan sınır dışı edilen 100 bin Roman'ın tekrar bu ülkeye
gönderilmesinin daha acı sonuçlar doğuracağına değinen parlamenterler,
Romanlar'ın yaşam tarzının korunması gerektiğini de ifade ettiler.

MHP Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu da toplantıda, ''Kaybolan
Diller'' konusundaki raporunu okudu. Bugün dünyada yaşayan 5 bin dil olduğunu
anlatan Kumcuoğlu, bir çok dilin son yıllarda kaybolduklarına işaret etti.
Kumcuoğlu şöyle konuştu:

''Son yıllarda kullanılan dillerin sayısı azalmakta. Doğal afetler, etnik
düşmanlıklar ve savaşlar dolayısıyla dillerin kullanımı azalmakta. Küreselleşme
ve kentleşme de bazı dillerin yok olmasına neden oluyor. Son yıllarda 300 dil yok
oldu. Şu anda bin dil ciddi tehdit altında. Bu eğilim değiştirilmezse 50-100 yıl
sonra dünya yüzeyinden bin kadar farklı dil kalkmış olacak. Bu sürecin sürati son
yıllarda inanılmaz şekilde arttı. Dillerin kaybı etnik köken ve kültürlerin kaybı
olarak nitelendirilebilir. Bir dilin kaybı, son derece önemli tarihsel sosyolojik
ve kültürel bir dünya görüşünün ortadan kalkması demektir.'' (14.38)

NOT: HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR"DA BULABİLİRSİNİZ.