2010-12-02 - 13:25
BDP'Lİ KAPLAN'IN BASIN TOPLANTISI?
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Cezaevleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Cezaevleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Adalet Bakanlığı resmi verilerine göre 04.11.2010 tarihi itibariyle 371 ceza infaz kurumu ve bu kurumlarda toplam 120 bin 916 hükümlü ve tutuklu bulunduğunu belirten Kaplan, bu rakamın Cumhuriyet tarihi hükümetleri içinde rekor bir rakam olduğunu söyledi

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, cezaevlerindeki ihlallerde ciddi artışın söz konusu olduğunu savundu.

Cezaevlerinden, özellikle sağlık hakkı ihlali ve kötü muameleye ilişkin çok sayıda şikayet mektubu aldıklarını belirten Kaplan, cezaevlerindeki kanayan yaranın devam ettiğini savundu.

TBMM İnsan Hakları Komisyonuna da bu yönde şikayetler intikal ettiğini anlatan Kaplan, buna rağmen Adalet Bakanlığının duyarsızlığının, endişeleri artırdığını öne sürdü.

Cezaevlerindeki ihlallerde ciddi bir artışın söz konusu olduğunu savunan Kaplan, hükümetin bu konuda önlem alması gerektiğini söyledi.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, IHD raporuna göre; 2009 yılında cezaevlerinde 24 kişinin yaşamını yitirdiği, 49 kişinin de ağır hasta olup salıverilmesi gerektiğinin ifade edildiğini belirterek " 2008 yılına oranla 2009'da işkence, kötü muamele, sağlık hakkı ihlali, beslenme, barınma, ve fiziki koşullardan kaynaklı ihlaller, sevk uygulamalarında yaşanan ihlaller, 45/1 nolu genelgenin uygulanmama ihlali, üst arama ve ziyaret engelleri konusundaki iddialarda oldukça artış yaşanmıştır." dedi

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye İnsan Hakları Vakfı Dokümantasyon Merkezi'nin derlediği verilere göre cezaevlerinde 2009 yılında 37 kişi, 2010 yılının başından 21 Temmuz 2010'a kadar geçen sürede de 24 kişi yaşamını yitirdi. Halen 96 tutuklu ve hükümlü de karşı karşıya oldukları ciddi sağlık sorunları nedeniyle yaşam savaşı veriyor. İHD 2009 yılı Cezaevleri raporu'na görez ise, 554 tutuklu ve hükümlü sağlık sorunları yaşadıkları halde tedavileri yapılmıyor.

Çağdaş Hukukçular Derneği F tipi cezaevleri raporuna göre; tecridin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için yürürlüğe giren, 45/1 sayılı genelgenin sohbet hakkına ilişkin maddeleri tam ve amacına uygun olarak uygulanmamaktadır. Tutuklu ve hükümlülerin keyfi, mantık dışı, insan onuruna aykırı bulduğu uygulamalara yönelik tepkileri, haklarında disiplin soruşturması yürütülmesine neden olmaktadır.

Disiplin kararlarına karşı İnfaz Hakimliğine ve Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan itirazların hemen hemen tümü reddedilmekte ve hatta matbu olduğu için kimi zaman itirazla ilgisi olmayan kararlar verilmektedir. İnfaz hakimlerinin sadece şekilsel bir kurum olarak ele alınması bu uygulamalara yol açmaktadır.

Cezaevlerindeki ihlallerde ciddi artışın söz konusu olduğu bu günlerde, Bunlarla ilgili olarak hükümetin alabileceği önlemler vardır. Bunlanrın başında BM İşkenceye karşı sözleşme seçmeli prokokolün TBMM'de bir ana önce kabul edilip hayata geçirilmesi ve bir yıl içerisinde sözleşmeye uygun olarak bir ulusal önleme mekanizmasının oluşturulması gerekir.

Bu mekanizmaların oluşumunda sivil toplum örgütlerinin süreçte yer alması cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin azaltılmasında ve mahpusların haklarının korunmasında önemli bir işlev olacaktır.

Adalet Bakanlığını uyarıyoruz, bir milyonu aşkın dosya Yargıtayda bekleyerek "müruru zamana" uğruyorsa özellikle işkence kötü muamele başta olmak üzere " yüz kızartıcı suçların" failleri adeta af ediliyorsa; AK Parti Milletvekilleri benzer suçlarda " suç indirimi" yasa teklifleri meclise sunuyorsa, uzun tutukluluk, cezaya " yargısız infaza" dönüşüyorsa, DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler'in davası 30 yılda sonuçlandırılmayıp, zamanaşımına uğratılıyorsa, kızının adliyede " adalet geçikti katil kazandı" çığlıkları yankılanıyorsa?geldiğimiz nokta? adaletin olmadığı yerdir.

Üniversitelerde "alarm veren", Kürt öğrencilere yönelik saldırıları "kız meselesi", partimize yönelik saldırıları "deliler", demokratik haklarını kullanan muhalefete "terörist" deniyorsa, milletvekillerimize saldıranlar ödüllendirilir gibi korunuyorsa, "Hayata dönüş katliamlarında" failler dahi tespit edilemiyorsa, korunuyorsa, yargılaramıyorsa, gizli dinlemelerde yargı yoksa, Wikileaks belgelerinde siyasiler bağırırken savcılar susuyorsa; adalet yaralı , kanıyorsa, vicdanlar, toplum isyan ediyorsa; değil içerdekilerin artık dışarıdakilerin güvenliği ve özgürlüğü dahi yoksa DUWERGER deyimiyle " adaletin olmadığı yerde herkes suçlu duruma düşebilir?" dedi (13:25)