2016-12-10 - 11:48
2017 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığının 2017 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığının 2017 yılı bütçeleri kabul edildi.

Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

Bahçekapılı, oturum açılışında 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününü kutlayarak, "Yaşasın tüm insanlığın kardeşliği." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de İnsan Hakları Günü dolayısıyla söz alarak, Türkiye'nin insan hakları ihlalleriyle anılan bir ülke haline geldiğini, uluslararası örgütlerin Türkiye'ye yönelik tespitlerinde insan haklarında ciddi gerileme olduğunu savundu.

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye ile müzakereleri durdurma kararının Avrupa'nın Türkiye'ye bakış açısından dolayı önemli olduğunu vurgulayan Gök, Venedik Komisyonu, AGİT gibi uluslararası kuruluşların son kararlarında Türkiye'deki başta OHAL uygulaması olmak üzere birçok uygulamanın insan haklarının ihlali niteliğinde olduğunu belirttiklerini aktardı.

Gök, "Türkiye böyle bir tabloyu aşmak durumundadır, Türkiye böyle bir yönetim anlayışına da layık değildir." dedi.

HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da insan haklarının bir güne sığmayacak bir gün olduğunu vurgulayarak, "Her gün insan haklarının tüm insanlarca, halklarca özgürce yaşandığı günler diliyoruz. Başta eş başkanlarımız, grup başkanvekilimiz olmak üzere, bütün seçilmişlerin iradesinin tanındığı, bu şekilde insan haklarının hayata geçirileceği günler diliyoruz. Bu ülkede hepimizin özgürce yaşayacağı günler diliyoruz." diye konuştu.

MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek de dünyanın ilk insan hakları evrensel beyannamesinin Hazreti Muhammed tarafından Veda Hutbesi olarak okunduğunu anımsatarak, "Ağlayan Halep, Telafer, Musul, Kerkük... Küresel güçler dünyaya insanlık dersi vermeye kalkıyorlar yalnız Halep'de yüzbinlerce, milyonlarca Müslümanlar bombaların altında. Bugün Kandil kimin kontrolünde? Dünyaya insanlık dersi vermeye çalışan küresel güçler Kandil'e neden ses çıkarmıyorlar? İnsan haklarıyla ilgili hem ülkemizde hem dünyada üzerimize düşenin çok şey olduğuna inanıyorum. Bu konuda vermemiz gereken mücadele olduğuna inanıyorum." ifadesini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise insan hakları gününün dünyanın bazı bölgelerinde yaşayanlar için kutlanan bir gün olmadığını belirterek, Suriye'de beşinci yılına giren iç savaşa "dünyanın en azılı insan hakları savunucularının" gözlerini kapattığını kaydetti.

Muş, "Suriye'deki insanlar oradaki şartlardan dolayı dünyanın farklı bölgelerine göçmek zorundalar. Türkiye'de 3 milyon civarında oradan gelen insan var. Bunların bir kısmı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi beyannameleri yayınlayan ülkelere de gitti. Buradaki muamele kendi yazdıkları sözleşmelerle tamamen çelişen, uyuşma göstermeyen tutumlardır." dedi.

Siyasi parti temsilcilerinin 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yaptıkları konuşmaların ardından, TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığının 2017 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlandı.

AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Türk milletinin, günü geldiğinde bedeninde emanet olarak taşıdığı canını, millet, devlet ve vatan için feda etmekten asla tereddüt göstermeyeceğini belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hayal edilemeyen fikir özgürlüklerini AK Parti'nin getirdiğini, her özgürlüğün arkasında olduklarını vurgulayan Gider, şunları söyledi:

"Ancak, dünyada hiçbir sistem, hiç kimseye, savaşmaları için kendilerine teslim edilen silahlarla bu milleti öldürme hakkı vermez. Dünyadaki hiçbir sistem, hiç kimseye, adalet dağıtması için kendisine teslim edilen kürsüyü Amerika'daki hain hocasının ya da cemaatinin çıkarları doğrultusunda kullanma hakkı vermez. Dünyada hiçbir sistem, hiç kimseye, millete hizmet etmesi için makamına tahsis edilen iş makineleriyle eşkıya olup hendek açma hakkı vermez. Dünyada hiçbir sistem, hiç kimseye, sözüm ona 'Haber yapıyorum' maskesiyle memlekete ihanet etme hakkı vermez. Devlet alidir, milletine özgürlük tanır. Bunlar insanlığa zulmetmek için kullanıldığında da tepesine binmeyi bilir. Ağlamak, sızlamak, yalan dolana sığınmak da fayda etmez."

AK Parti Kilis Milletvekili Hilmi Dülger, 14 yıllık iktidarları döneminde insan hakları alanında da devrim niteliğinde yasal düzenlemeler hayata geçirildiğini kaydetti.

Dülger, "Ülke olarak demokratik olgunluğumuzdan rahatsız olan terör örgütleri ve terörden nemalanan güçler, geçtiğimiz yıl içerisinde ülkemize karşı yürütülen terör faaliyetlerini hızlandırmış, 15 Temmuz günü ise bunu en üst seviyeye çıkarmış ve kanlı darbe girişimiyle de açıkça bunu ortaya koymuştur. Bu girişim, ülkemizin maruz kaldığı terör eylemleri arasındaki en kanlı saldırı olarak tarihteki yerini almıştır." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Nevşehir Milletvekili Ebubekir Gizligider, son yıllarda yaşanan Türkiye'ye karşıtı gelişmelerin ardından şimdi de ekonomiyi çökertme planlarının kurulduğunu anlattı.

"Tanktan, füzeden korkmayan; bedenini siper etmeyi, şehadete yürümeyi, bu dünyada ulaşılabilecek en büyük ülkü sayan bir millet paradan korkmaz." ifadesini kullanan Gizligider, "Reis 'Dövizi bozdur' dedi, şimdi herkes bozduruyor. Ekmeğini ayakkabı boyacılığıyla çıkarmaya çalışan bir kardeşimiz '100 doları bozduranın ayakkabısını bedava boyayacağım' diyor. Siz, bu milleti yenemezsiniz ve yenemeyeceksiniz." dedi.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara da Türkiye'nin amaç birliği içindeki kimi merkezler tarafından hedefe konulduğunu kaydetti.

Ancak siyasetin kararlılığı ve toplumsal destekle şu ana kadar sergilenen tüm oyunların boşa çıkarıldığını vurgulayan Boynukara, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu süreçte önemli kazanımlar elde edildi, şu an üretilmiş krizlere ve operasyonlara karşı direnme gücünü tahkim etmiş bir Türkiye var. Türkiye, kendisine karşı yapılan operasyonların tümünü güçlenerek boşa çıkartmıştır. Bu haliyle, Türkiye, Avrupa'nın hatta dünyanın güvenlik sigortasıdır. Terör saldırıları ve farklı operasyonlar üzerinden test edilmemiz durumunda biz değil, bu oyunları kuranlar kaybeder. Bunu görmeleri kendilerinin yararınadır. Ancak gelişmelere baktığımızda, batıda yapıcı bir akıl görülmüyor, tam tersine küresel bir akıl tutulması var. Terör örgütlerine destek verenler, ortaya çıkacak tüm risklerin kendilerine ulaşacağını bilsinler. Türkiye'yi farklı noktalardan test etmeye çalışanlar kendileri bu testten geçemeyebilir. Söylemek istediğimiz, Türkiye'nin katettiği değişimi fark edin, direnme gücünü görün, bunu ciddiye alın ve oynayacağınız oyunları ona göre oynayın."

AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, Türkiye'nin göçmenler bakımından hem bir transit ülke hem de hedef ülke konumunda bulunduğuna işaret ederek, son dönemde dünyanın hemen her bölgesinde göç ve iltica hareketlerinde dramatik bir artış olduğunu, bilhassa bölgede ortaya çıkan türbülansların ani ve kitlesel göç hareketlerini birbiri ardına tetiklediğini kaydetti.

Yaşar, "Suriyeli kardeşlerimizin de Türkiye'ye sığınmasıyla birlikte, ülkemizdeki yabancı nüfusun hem sayısı hem de çeşitliliği artmıştır. Dolayısıyla, günümüz koşullarında etkili bir göç yönetimi tercihten ziyade bir zaruret olmuştur." dedi.

Macaristan'ın, Avrupa Birliği tarafından "Bir zahmet dayatılan" bin 294 kişilik zorunlu mülteci kotasını kabul etmemek için 30 milyon avro harcayarak referandum yapmayı göze aldığı düşünülürse, ne denli büyük bir yükün sırtlandığının daha iyi anlaşılabileceğini belirten Yaşar, "Bu süreçte Avrupa Birliği ve üye devletler mültecileri kapıdan geri çeviremeyeceklerini çok iyi bilmelerine rağmen trajikomik adımlar atmaktan geri durmadılar." diye konuştu.

AK Parti Samsun Milletvekili Fuat Köktaş, kültür merkezlerinden kütüphane ve müzelere, tarihi eserlerden sanata, konaklama ve deniz turizmi tesislerinden seyahat acentelerine kadar, bütün hükümetler döneminden daha çok desteğin AK Parti döneminde verildiğini bildirdi.

Sağlık ve kış turizmi, yayla turizmi, Karadeniz kültür ve doğa turizmi başta olmak üzere turizmin çeşitlendirildiğini, mavi bayraklı tesislerin sayısının artırıldığını belirten Köktaş, "İzleri kaybolmaya yüz tutmuş, özelliklerini kaybetmekte olan değerlerimizi aslına döndürmek, restore etmek, tarihimizi iç ve dış turizme açmak için 14 yıldır kaynak aktarılmakta ve aktarılmaya da devam edilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, "Dünyanın bir bölümünde giyimi, damak zevki, inançları farklı olanlara, kendisi gibi düşünmeyen, kendisi gibi giyinmeyen, kendisi gibi oturup kalkmayan insanların reva gördükleri mücadele, yaklaşım, katliam gerçekten de tüyler ürpertici düzeye ulaşmıştır. Şimdi, hep birlikte, hiç kimsenin ötekinden daha çok insan olmadığı gün ve an gelip çatıncaya kadar bu mücadelemiz devam edecektir." dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım, özellikle AK Parti iktidarlarıyla tarihe, kültüre, unutulmuş eserlere ve köklü mirasa sahip çıkmada devrim niteliğinde işler başarıldığını aktardı.

2002 yılında müze yerlerinin ziyaretçi sayısı 8 milyonken bu sayının 2015 yılında 28 milyona ulaştığını kaydeden Yıldırım, 2002 yılında 26 milyon olan müze gelirlerinin, 2015 yılında 447 milyon TL olduğunu; 2003 yılında turist sayısının 15 milyonken 2015 yılında bu sayının 39 milyona çıktığını bildirdi.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, 10 Aralık İnsan Hakları Gününde İçişleri Bakanlığının bütçesinin görüşülmesinin tevafuk ve hayırlı olduğunu belirterek, "Dünyada, bölgemizde demokratik bir devlette evrensel beyannameyi koruma, kollama görevi objektif olarak herkesten önce hükümetindir, icracı pozisyonu nedeniyle İçişleri Bakanlığınındır." diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı'nın internet sitesindeki misyonları arasında "temel hak ve hürriyetleri esas almak, mahalli idarelerin hizmet standardını yükseltmek, sivil toplumu yükseltmek, insan odaklı olmak" ifadelerinin yer aldığını aktaran Baydemir, "Sayın Bakan, bu misyona uygun mudur sizin 'ya herro ya merro' demeniz? Ya herro ya merro bir devlet adamının sözü olabillir mi? Bu siyasetin bugüne kadar tezahürleri bu ülkede olmuştur. Bunu diyenlerin büyük çoğunluğu tarumar olmuştur, arkalarında da çok büyük acılar, travmalar bırakmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de şiddetin, zorbalığın, kötülüğün sıradanlaştığını, KHK, hükümet politikaları ve bakanların söylemleriyle de kurumsallaştığını öne süren Baydemir, "Bir devleti meşru kılan onun hukukudur, anayasasıdır, tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerdir. Bir devlet bir musibetle karşılaştığında elbette mücadele edecektir ama bu mücadele hukuk zemininden çıktığında her türlü eleştiriyi hak edecektir." ifadesini kullandı.

Baydemir, cezaevi ve gözaltında bulunan bin 200 kişinin işkenceye, kötü muameleye maruz kaldığını savunarak, listeyi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya verebileceklerini belirtti.

AK Parti'den önce de Kürt sorunu bulunduğunu, AK Parti döneminde tarihi ezberlerin bozularak Kürt sorunun diyalogla çözümü için paradigma geliştirildiğini anlatan HDP'li Baydemir, bu paradigma içinde HDP'nin farklılıklara özgürlük için doğduğunu, Türkiye halklarının teveccühünü kazandığını ve 7 Haziran'da AK Parti'nin tek başına hükümet olmasını engellediğini öne sürdü.

Baydemir, 8 Haziran sabahında Türkiye'de yeni bir sürecin başladığını ve bugün yaşanan sorunların o gün ortaya çıkan iradenin tanınmamasıyla başladığını savundu.

15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişiminin ardından şiddetle, baskıyla, zorla ve zorbalıkla özgürlüklerin kısıtlandığını öne süren Baydemir, "12 Eylül darbesiyle 8 bin 500 insan işinden edildi, bugün ise yüzbini aştı, bu bir darbedir. 12 Eylül darbesinden daha ağır darbedir." dedi.

HDP'li belediyelere kayyum atanmasını ve belediye başkanlarının tutuklanmasını da eleştiren Baydemir, "Bu yapılırken de yalana, iftiraya başvuruluyor. Ahmet Türk'ü tutuklamak barışı tutuklamaktır, birlikte yaşama arzusuna darbe vurmaktır. Sayın Bakan, Ahmet Türk'ü tutuklattıktan sonra ona iftira atmak size hiç yakışmamıştır. Ahmet Türk'ün odasına birisi gelmiş, 'gel benim sigaramı yak' demiş. Size bu yalanı söyleten kimse onun yakasına yapışın. O kumpaslara ben de maruz kaldım. Bu bir cemaat pratiğiydi. KCK ana davası ve operasyonlardaki bütün süreçte benzer kumpaslar kuruldu. Bu toplumun bundan hızla çıkmaya ihtiyacı vardır." diye konuştu.

Baydemir'in konuşmasının ardından sataşma nedeniyle AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş söz aldı.

Muş ile Baydemir arasında sözlü tartışma yaşanırken, AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ile CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç arasında da tartışma çıktı.

CHP'li Özkoç, Çavuşoğlu'nun üzerine yürüdü. Özkoç'u araya giren CHP ve AK Partili milletvekilleri Genel Kurul Salonu dışına çıkardı.

Oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da yaşanan tartışma üzerine oturuma 30 dakika ara verdi.

Genel Kurul'a verilen aranın ardından konuşan HDP Mardin Milletvekili Ali Atalan, AK Parti'nin politikasının, anlayışının irrasyonel, tutarsız ve günübirlik olduğunu iddia etti.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ün tutuklanmasını eleştiren Atalan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya dönerek, "İstediği kişi, isterse de kendisi olabilir, Mardin'de Ahmet Türk'e karşı aday olsunlar, kazanırlarsa hepimizi istifa etmeye hazırız." dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 81 milyonun iradesini temsil ettiğini öne süren Atalan, "Sayın AKP'liler hiç merak etmeyin, böyle devam ederseniz, Sayın Selahattin Demirtaş 2017 yılında Nobel Barış Ödülü'nü alacaktır." diye konuştu.

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, Dolmabahçe Sarayı'nda 2015 yılında dönemin iki bakanı, AK Parti grup başkanvekili ve kendisi ile İdris Baluken arasında imzalanan "Dolmabahçe deklarasyonu"nu imzalanma sürecini anlattı.

"Oradaki iki sayın bakan, grup başkanvekili 'Sırrı doğruları söylemedi' derse ben hemen özür dileyeceğim." diyen Önder, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın silahsızlanma kongresi için tarih verdiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da deklarasyonu olumlayan yaklaşımda bulunduğunu öne sürdü.

Önder'in terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a "sayın" diye hitap etmesine, AK Parti sıralarından "hain Öcalan" diye tepki geldi. Bunun üzerine de Önder, "Devlet ve hükümet heyeti de oradaki heyet de 'sayın Öcalan' diyordu." dedi.

İmralı'ya 25-30 kişilik toplantı salonu yapıldığını, konferans sisteminin kurulduğunu, mutabakatın Nevruz'a yetiştirilmek istendiğini anlatan Önder, süreci izleme heyetinin büyük çoğunlunun hükümet tarafından önerildiğini, bu isimlerin basına yansıması üzerine, bunun sabotaj olarak değerlendirildiğini savundu.

HDP'li Önder, "Hükümet yaklaşımımızı onaylayan bir duruş sergiledi. Biz de Dolmabahçe fotoğrafını verdik. Oradaki 9 madde bu ülkede demokratikleşme manifestosu olarak bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün... Bu ülkenin birliğine, dirliğine, bölünmezliğine bir hassasiyeti olan herkes tarafından hiçbir yerinden eleştirilmeyecek, insanlığın ortak değerlerine, iyilik kavramlarına dair en ufak bir engel olmadığı kabul edilecek." dedi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklandığını, Çözüm Süreci'ndeki çalışmalarındaki rolünün de buna karine olarak gösterildiğini anlatan Önder, "Sayın Baluken ile ben PKK'nın, KCK'nın bütün devletin bildiği bilmediği bütün yöneticileriyle 117 kez toplantı yaptık. Bu 117 toplantının hiçbirisi şahsımın, HDP'nin, BDP'nin gündemi değildi. Hepsi barışa varma yolunda pürüzleri aşmak, ortak dil yakalamak, çatışmasızlığın devamını sağlamak içindi." diye konuştu.

HDP milletvekillerinin tutuklanmasını eleştiren Önder, "Askeri ateşeleri, dışarıda bu orduyu temsil eden, devleti temsil edenlerin yarısından fazlası devlet hainiymiş, siz kalkıp Meclis sırasında hain arıyorsunuz. Bu ordunun general, subay kadrosunun yarısından fazlası devlet haini, içerde hesap veriyor. Siz kalkıyorsunuz Meclis sırasında halkın oylarıyla, en az sizin aldığınız kadar aziz oylarıyla gelmiş vekillerin içinde devlet haini arıyorsunuz." ifadesini kullandı.

HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran da Türkiye'de sivil iradeye karşı bir savaş olduğunu anımsatarak, HDP milletvekillerine karşı eş zamanlı bir operasyon düzenlendiğini savundu.

Başaran, Mavi Marmara davasının düşürülmesini de eleştirerek, İsrail ile yapılan anlaşmanın mağdurları yaraladığını, mağdurların yaşananlara isyan ettiğini öne sürdü.

HDP'li Başaran konuşmasının bazı bölümlerinde terörle mücadele konusunda "savaş" değerlendirmesini yaptı.

Bunun üzerine Meclis Başkanvekili Bahçekapılı, "Ben ülkede terörle mücadele olduğunu düşünüyorum. Savaşın olmadığını düşünüyorum." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de söz alarak, Mavi Marmara davasından dolayı AK Parti iktidarının dünyada ve ahirette hesap vereceğini belirterek, "Yıllardır Mavi Marmara üzerinden siyaset geliştiren iktidar, mağdurların hakkını İsrail'e 20 milyona bağışlamakla çok büyük mağduriyete yol açmıştır. Bugün gelinen nokta ibret vericidir, yıllardır istismar edilen halkımız, iktidarın aymaz tutumuyla ibretlik bir hala düşmüştür." diye konuştu.

Gök, Mavi Marmara davasının mağdurlarının haklarının çiğnendiğini, yaşananların adalet açısından unutulmaz olduğunu belirtti.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***