2009-11-25 - 16:16
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Çek Yasa Tasarısında, ''Tarafların karşılıklı rızasıyla vadesinde ödenmeyen borcun belirli vadelerde ödenmesi konusunda anlaşması halinde yürütülen kovuşturma, soruşturma ve cezanın infazının ertelenmesini'' önereceklerini belirterek, 'yapmaya çalıştığımız, tarafları hem vade hem içerik konusunda mutabakata varacakları bir ortamı oluşturmaya teşvik etmektir'' dedi.
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Canikli, halen TBMM Adalet
Komisyonu gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı üzerindeki çalışmalar ve önerileri
hakkında bilgi verdi. Çekin Türkiye'de, dünya uygulamasından farklı olarak sadece
ödeme aracı olarak değil, aynı zamanda mübadele aracı olarak kullanıldığına
işaret eden Canikli, bu özelliğinden dolayı ileri vadeli çek tanzimine parasal
fonksiyon kazandırdığını anlattı. Bu yönünün önemli ve kullanımının son derece
yaygın olduğuna dikkati çeken Canikli, 2008 yılında kullanılan çek sayısını 34
milyon 936 bin oLarak verdi. Canikli, bu rakamın 2007 yılında 30 milyon 106 bin,
2006 yılında 26 milyon, 2009 Ekim sonu itibariyle ise 37 milyon 790 bin olarak
gerçekleştiğini bildirdi.
İleri tarihli çek uygulamasının Türkiye ve birkaç ülke dışında söz konusu
olmadığınI, ancak kabul gördüğünü kaydeden Canikli, ''Ekonomideki bu ağırlığı
gözardı etmek kesinlikle söz konusu değildir, yapılması gereken zaptı rapt altına
almak, kurallara bağlamaktır. Geçmişte de böyle yapılmıştır zaten'' dedi.
Yaygın kullanımına rağmen, Vadesinde ödenmeyen ve dava konusu yapılan çek
sayısının 2000 yılında 262 bin, 2001'de 307 bin, 2002'de 177 bin, 2003'te 131
bin, 2005'te 97 bin, 2006'da 115 bin, 2007'de 142 bin, 2008'de 160 bin, 2009
yılının (10 aylık) Ekim ayı sonu itibariyle 240 bin olduğunu anlatan Canikli,
tanzim edilen toplam çekle kıyaslandığında rakamların cüzi olduğunu vurguladı.
-AF DÜŞÜNÜLMÜYOR-
Çek Kanuna muhalefetten mahkum olan ve hapis cezası çekenlerin sayısının
24 Kasım itibariyle 2 bin 116 kişi olduğunu kaydeden Canikli, şöyle konuştu:
''Sadece 2009 yılında verilen mahkumiyet sayısının 60 bin, 2008 yılında
110 bin olduğu dikkate alındığında, şu anda mahkum olarak cezası infaz
edilenlerin sayısının çok cüzi rakamda kaldığı görülüyor. Tartışma esas
itibariyle burada başlamaktadır. Şu anda mahkum olan 2 bin 116 kişi, haklarında
mahkumiyet kararı verilen ve yargı süreci devam eden yüz binlerce kişi bu
sıkıntılardan bu baskıdan kurtulmak istemektedir. Kendilerini 'çek mağduru'
olarak tanımlayan bu grubun sorunlarının giderilmesi için ciddi tartışma var.
Belli bir kesim, uygulanan cezanın tamamen kaldırılması ve affedilmesini
önermektedir. Bu ciddi ve ağırlıklı bir kesimdir.
Biz kesinlikle bir af düşünmüyoruz. Önereceğimiz düzenleme de af
mahiyetinde değil, olamaz. Her şeyden önce bu bir özel hukuk ilişkisidir.
Taraflar edimlerini yerine getirmek üzere anlaşma yapmışlardır. Kamunun tek
taraflı iradeyle bu özel ilişkiyi yönlendirmesi, değiştirmesi, bu dengeyi bozması
kesinlikle söz konusu olamaz. Doğru değildir. Kamu böyle bir şeye tevessül ettiği
takdirde, bu dengenin bozulması nedeniyle hakları haleldar olanların haklarının
tazmin edilmesi gerekir. Bu durumda alacaklı korumasız hale gelir. Kamu ya da
devlet ilke olarak özel ilişkiye müdahale edemez.''
-AK PARTİ'NİN ÖNERİSİ-
AK Parti'nin, ''Tarafların karşılıklı rızasıyla vadesinde ödenmeyen
borcun belirli vadelerde ödenmesi konusunda anlaşması halinde yürütülen
kovuşturma, soruşturma ve cezanın infazının ertelenmesini'' önereceğini belirten
Canikli, ''Sistem, borçlu ve alacaklının anlaşmasını sağlamak üzerine kurulu
olacak. Yapmaya çalıştığımız, tarafları hem vade hem içerik konusunda mutabakata
varacakları bir ortamı oluşturmaya teşvik etmektir'' dedi.
''Bunu alacaklı ve borçlu her zaman yapabilir, bunun neresi yenilik?''
denilebileceğine işaret eden Canikli, ''Mevcut mevzuata göre, bunu yaparlarsa,
alacaklı anlaşma sonucunda şikayetinden vazgeçtiğinde korumasız hale gelmektedir.
Yani, borçlu borcunu ödemediği takdirde hapis cezası ortadan kalkacağı için
alacaklı korumasız hale gelmektedir. Önerimizle anlaşmanın şartlarının yerine
getirilmemesi halinde, ertelenen kovuşturma, soruşturma ve infaz kaldığı yerden
devam edecek. Bu süre içinde zaman aşımı da işlemeyecek'' diye konuştu.
Canikli, tarafların belirli bir vade konusunda anlaşamaması halinde kamu
otoritesinin devreye gireceğini ve minimum bir süre tanıyacağını belirterek, bu
sürenin henüz netleşmediğini, Komisyon ve Genel Kurulda yapılacak tartışmalarda
nihai şeklini alacağını söyledi.
Yapılacak düzenlemeyle borcun ödenmesinin amaçlandığına işaret eden
Canikli, hapiste veya kaçak olan kişinin borcunu ödemesinin söz konusu
olmadığını, alacaklının haklarının da tehlikeye düşürülmemesi gerektiğini,
bunların ikisini formüle eden düzenlemenin önemli olduğunu anlattı.
-''ÇEK KAYITLARI BİR MERKEZDE TUTULACAK''-
Canikli, tasarıda yapılacak bir başka önemli düzenlemenin de çek
tanzimine ilişkin kayıtların merkezi sistemde tutulması olduğunu ifade ederek,
''Bütün çek tanzimleri, çek düzenleyenler ve ödeme durumlarına ilişkin kayıtlar
bir merkezde tutulacak. Herkes kendisine verilen şifreyle kendi kayıtlarını
görerek, kişi isterse kendi kayıtlarının şifresini kullanarak dijital ortamda
başkasına da gösterebilecek. Bu, alacaklı konuma geçecek olan kişinin, çeki
tanzim eden kişinin kredibilitesini ve tahahhütlerinin ne kadarını yerine getirip
getirmediğini görüp karar verecek. Bu bilgiler kamuya açık olmayacak'' dedi.
Yapılacak düzenlenmenin, ''Uzun vadede çek kullanımının ciddi anlamda
zaptı rapt altına alınmasını ve sağlıklı kararlar verilmesinin önünü açacağını''
belirten Canikli, tasarının bayramdan sonra Komisyon gündemine gelmesini ve
normal şartlar altında yılbaşından önce yasalaşmasını tahmin ettiklerini
söyledi.
Canikli, ''Düzenlemeyi geçici madde olarak yapacağız. Belirli tarihe
kadar savcılığa intikal ettirilmiş dosyalar bundan faydalanacak. Bu tarih, geçmiş
tarih olacak. Çünkü ileri tarih için yapılacak düzenleme, piyasa ve özel
ilişkilerin gidişatını etkiler, yönlendirir. Böyle bir şey yapmak istemiyoruz''
dedi."
