2009-10-15 - 13:50
MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş, kendisini ve ailesini domuz gribi salgınından korumak
için koruyucu tedbirlere baş vuracağını, ancak, aşı olmayacağını söyledi. Durmuş, MHP
Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan ve MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy
ile birlikte domuz gribi salgını ve alınacak aşıyla ilgili basın toplantısı düzenledi.
MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş, kendisini ve ailesini domuz gribi salgınından korumak
için koruyucu tedbirlere baş vuracağını, ancak, aşı olmayacağını söyledi. Durmuş, MHP
Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan ve MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy
ile birlikte domuz gribi salgını ve alınacak aşıyla ilgili basın toplantısı düzenledi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın ''Şubat, mart aylarında eğer grip aşısı
yapılmazsa 21 milyon kişi hastalanacak, 5 bin 300 kişi ölecek'' şeklinde
kehanette bulunduğunu ifade eden Durmuş, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla
toplantı yapma ihtiyacı duyduğunu belirtti.
Domuz gribi pandeminin laboratuvarlarda üretilen bir virüs olduğuna dair
resmi beyanların BM Genel Kurulunda ifade edildiğine dikkati çeken Durmuş,
dünyada 60'ı aşkın grip salgını yapan virüs bulunduğunu kaydetti.
Her yıl mevsimsel grip salgınlarından dünyada 250-500 bin, Türkiye'de ise
17 bin kişin hayatını kaybettiğini vurgulayan Durmuş, domuz gribi nedeniyle 1
yılda ölen hasta sayısının tüm dünyada sadece bin 500 kişi olduğunu söyledi.
Osman Durmuş, ''Domuz gribi daha hızlı yayıldığı halde mevsimsel gripler
kadar korkutucu ve öldürücü değildir. Peki niçin toplum paniğe sevk edilmekte
'aman elinizi çabuk tutun ve hemen aşı olun' denilmekte? Küresel krizin faturası
gelişmekte olan ülkelere bu şekilde ödettiriliyor'' dedi.
''İNSANIMIZ DENEK OLARAK KULLANILACAK''
Körfez Savaşı sırasında Amerikalı askerlere yapılan şarbon aşılarına
katılan skualen ismi verilen doymamış yağ asidi ilave edildiğini, bunun sonucunda
askerlerin yüzde 95'inde vücudu tahrip eden hastalık ortaya çıktığını bildiren
Durmuş, Sağlık Bakanlığının aldığı Smith Klein, Pastör ve Novartis aşılarında
alüminyum ve skualen maddesinin bulunduğunu kaydetti. Durmuş, aşının gerekliliği,
etkinliği ve hem de öldürücü ve felç edici etkilerinin, bilim çevrelerinde
isteksizliğe yol açtığını vurguladı.
Osman Durmuş, medeni ülkelerde ilaç veya aşı üretildikten sonra
laboratuvarda etkinliğini, yan etkileri, biyolojik olarak hayvan deneyleriyle
güvenilirliği test edildikten sonra insan üzerinde Faz-1 (üçüncü dünya
ülkelerinde gönüllülere ve özendirme) ile Faz-2 (geri kalmış ülke insanları
üzerinde denenmesi) uygulamalarına gidildiğini anlattı.
Türkiye'ye alınan aşıların henüz Faz-1 ve Faz-2 sonuçlarının
bulunmadığına dikkati çeken Durmuş, ''Yani insanımız denek olarak kullanılacak.
Sayın Bakan, firma yetkililerinin aşıyı Sağlık Bakanlığına vermeyeceklerini,
kendi personelleri menfaatiyle Türkiye'de aşılama yapacaklarını' ifade etmiştir.
Eğer bu bilgi doğru ise bunun anlamı 'biz 40 milyon denek üzerinde Faz-1
uygulaması yapacağız' demektir. Ülkemiz insanının üçüncü dünya ülkesi vatandaşı
gibi kobay olarak kullandırmak, bu Bakan'a ne gibi bir itibar kazandıracaktır''
diye konuştu.
''AŞI OLMAYACAĞIM''
New Jersey'de 1976 yılında askeri personel arasında çıkan domuz gribi
salgınında 1 kişinin öldüğünü, bunun üzerine herkesin aşılanması gerektiğinin
söylendiğini belirten Durmuş, 40 milyon Amerikalının aşılandığını, bu aşıya bağlı
olarak ise 25 kişinin öldüğü ve 532 kişide sinir felcine yol açan Guillian-Barre
sendromu görüldüğünü anlattı. Bunun üzerine aşılamanın durdurulduğunu belirten
Durmuş, ''Dürüst bir devlet adamı olan dönemin ABD Başkanı Gerald Ford, aşılamayı
durdurmuş, ihracını yasaklamış ve her ülkenin kendi ulusal aşı programını
başlatmasını istemiştir. Ben de Başkan Ford'u ciddiye alıyorum. Kendimi ve ailemi
grip salgınından korumak için koruyucu tedbirlere baş vuracağım, ancak aşı
olmayacağım'' diye konuştu.
"İLK YARDIM VE SAĞLIK BİLGİLERİ DERSİ"
Durmuş, Sağlık Bakanlığınca 43 milyon doz aşı sipariş verdiğini, bunun
için 500 milyon TL ayrıldığını bildirdi.
Selçuk Üniversitesinde veteriner Prof. Dr. Osman Erganiş'in ''50 milyon
TL'ye Türkiye'nin 10 yıllık aşısının üretilebileceğini'' ifade ettiğini belirten
Durmuş, ''Yani yıllık ihtiyaç 5 milyon TL ile karşılanabilecek iken, 500 milyon
TL veriyoruz. Bunun yorumunu vatandaşlarıma bırakıyorum'' dedi.
Durmuş, 1977'deki ''Rus Gribi'' olarak anılan H1N1 virüsüyle 32 yaşın
üzerindeki bazı insanların karşılaştığını, bunun için direnç kazandıklarını
belirterek, 2009 yılı itibariyle Türkiye'de domuz gribinden ölen olmadığını
anımsattı.
Bilkent'te laboratuvar okulunda 4 vakayla ilgili ''salgın başladı'' gibi
vaveylaya gerek olmadığını söyleyen Durmuş, okullara, laboratuvarlara sıvı
sabunlukların yerleştirilmesi, el yıkama, ağız ve gözün korunmasıyla ilgili
hijyenik bilgilerin basın yayın yolu ve okullardaki eğitimle öğrencilere
verilebileceğini belirtti.
Durmuş, ''Milli Eğitim Bakanı, orta öğretim müfredatına ilk yardım ve
sağlık bilgileri dersi koymalıdır. Böylece Bakan tarafından yaratılan krizin bir
rant fırsatına dönüştürülmesinin yerine, halkımıza da doğru ve faydalı bilgi
verilir'' dedi.
Hastalığa ayrılan 500 milyon lirayla 250 yataklı 25 yüksek ihtisas
hastanesi yapılabileceğini veya yeni kurulan 20 üniversitenin tüm derslikleri,
laboratuvarları ve idari binaların yaptırılabileceğini kaydeden Durmuş, 50 bin
TL'ye 10 yıllık güvenli aşı üretilmesinin mümkün iken, bunun neden yapılmadığını
sordu.
Osman Durmuş, ''500 milyon lirayı bu kadar kolay harcayan Sağlık Bakanı,
Tarım Bakanı gibi firma mı kayırıyor? 3 ayrı firmaya da aşı siparişi verilerek
firmaların susturulması mı amaçlanmıştır? Piyasa araştırması yapılmış mıdır? 500
milyon liralık aşıyı pazarlıkla ve farklı fiyatlarla alan Bakan için savcılar
işlem yapabilecek midir? Savcıların içinde sürülme tehdidi var mıdır? Sağlık
Bakanlığı bu vesileyle grip aşısını rutin aşı programına mı almış oluyor. Sağlık
Bakanlığı personeline hibe edilen grip aşısı neden kullanılmamıştır. Bir bakan
halk sağlığını korumak yerine, toplumu salgınla korkutup virüsten ve zararı
faydasından çok, pahalı aşıyla, ithalatçısından yana tavır koyar mı?''
sorularının cevaplandırılmasını istedi.
''ÜRETİLMEYECEK AŞI VARSA HESABINI BENDEN SORUN''
MHP Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan, salgınlara karşı tedbir
alabilecek, aşı üretimi yapabilecek enstitü ve araştırma merkezlerinin 58.
Hükümet tarafından kapatıldığını belirterek, ''Bu tesisler kapatılıp, her şeyi
özel sektör marifetiyle yapma anlayışıyla hareket ediliyor. 10 milyon liraya 10
yıllık aşınızı üretecek potansiyelimiz var. Eğer ülkemizde üretilemeyecek aşı
varsa gelin hesabını benden sorun. Tüccar zihniyetiyle ülke yönetmekle, insan
sağlığı kurban edilmektedir'' dedi.
Akcan, domuz gribi aşısının 6 ayda bir yenilenmesi gerektiğini
belirterek, her yıl 35 milyon liralık aşının ithal edilebileceğini söyledi.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ise 2 yıl önce kene
vakalarının gündemde olduğunu ve o dönemde de yolsuzluk olduğunu ileri
sürdüklerini belirterek, ''Müfettişlerin hazırladığı haksız kazanç sağlandığına
ilişkin raporlar kabul edilmedi. Bunların takipçisi olacağız. Başka firmalara
haksız kazanç sağlamayın'' dedi.
