2016-03-22 - 16:25
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın 8 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Aydın başkanlığında toplandı.

Genel Kurul'da, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 101. yılı nedeniyle gündem dışı söz alan CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Çanakkale ruhundan alınacak önemli dersler bulunduğunu söyledi.

MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy ise Çanakkale'nin bir vicdan ve ruh olduğunu vurguladı.

AK PARTİ Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale'nin yalnızca bir cephe veya kahramanlık destanı değil İstanbul'un fethi gibi çağ açıp çağ kapatan tarihi bir olay olduğunu belirterek, Çanakkale ruhunu veren iki kavram var. Birliktelik ve fedakarlık. İşte şehitlerin yattığı bu topraklar 101 yıllık birlikteliğimizin en büyük ve en şerefli kanıtıdır. Çanakkale, yaşanmış ve bitmiş bir zafer değildir halen devam eden bir süreçtir." diye konuştu.
Başkanvekili Aydın da Çanakkale şehitlerine rahmet dileyerek, şöyle konuştu:

"Birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi hedef alan, kaynağı, amacı, adı ne olursa olsun her türlü terör eyleminin ve terör örgütünün karşısında olduğumuzu buradan bir kez daha tüm dünyaya haykırıyorum. Hep beraber bu insanlık dışı hainliklerin karşısında birlikte olmak mecburiyetindeyiz. Bugün üzülerek hep beraber görüyoruz ki terör dünyanın her yerinde, her an insanlık için en büyük tehdit olmaya devam etmektedir. Dil, din, ırk, renk ayrımı gözetmeksizin insanlığı hedef alan ve insanlığın her türlü değerine saldıran terörü bir kez daha lanetliyorum. Milletimizin huzurunu, ülkemizin güven ve istikrar ortamını bozmayı amaçlayan bu planları hep beraber bozacak kudrette olduğumuza inanıyorum."

Aydın, Nevruz'un ayrışmanın değil bütünleşmenin, kavganın değil barışın bayramı olduğunu da sözlerine ekledi.

CHP'li bazı milletvekilleri yerlerinden söz alarak, "Arsuz'da termik santrale hayır" dövizi açtı.

Grup başkanvekilleri son dönemde gerçekleştirilen terör saldırısına ilişkin söz aldı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan ise Çanakkale'de verilen şanlı mücadelenin Anadolu'nun düşman işgaline uğramasını engellediğini vurgulayarak, "101 yıl önce nasıl ki bağımsızlığımız için düşmana karşı mücadele ettiysek bugün de küresel güçlerin taşeronu olan terör örgütleriyle aynı şekilde kararlılıkla mücadele edeceğiz. Bu ülkenin geleceğine Çanakkale ruhu rehber olacaktır." dedi.

Terörün dini, dili ve milliyetinin olmadığına işaret eden Turan, terör saldırısına uğrayan Belçika'nın yanında olduklarını ifade etti.

Turan, terörle mücadelede şehit olanlara da Allah'tan rahmet diledi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Türkiye'de yaşanan terör saldırılarını sıralayarak, dünyanın Brüksel'de vahşi bir terör saldırısıyla uyandığını kaydetti. Altay, CHP olarak her türlü terör eylemini ve tüm terör örgütlerini şiddet ve nefretle kınadıklarını söyledi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Ankara ve İstanbul'da yapılan saldırıları kınadıklarını belirterek, gündelik yaşamın sürdürülemediği bir tablo ile karşı karşıya kalındığını, iç ve dış politikada kapsamlı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu savundu. Baluken, Belçika halkına da başsağlığı dileklerini iletti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Çanakkale'de ve terörle mücadelede şehit düşenlere rahmet diledi.

MHP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.

Partisinin önergesi hakkında söz alan MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, Türkiye'de bulunan Suriyelilere ilişkin verileri paylaşarak, gelecekte büyük maliyetlerle karşı karşıya kalınacağını savundu. Suriye'deki savaşta beşinci yıla girildiğini hatırlatan Topcu, "Evlerimizden çıktığımızda onlarca Suriyeli sığınmacı ile sokaklarda perişan halde karşı karşıyayız" dedi.

HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise MHP önergesinde yer alan, "Suriyelilerin Türkiye'ye gelmesinin oluşturduğu sorunlar" kavramının yanlış olduğunu söyledi. Suriyelilerin Türkiye'de statüsüz olduğunu belirten Kerestecioğlu, Suriyelilerin yaşamlarını Türkiye'de sürdüreceği gerçeğinin kabul edilmesi ve buna göre politika oluşturulması gerektiğini savundu.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, "Eskiden Ortadoğu denilince akla patlayan bombalar, Beyrut ve Lübnan gelirdi. Şimdi Ortadoğu denince akla Ankara geliyor" diye konuştu. Ağbaba, Suriye politikasının, Türkiye'yi dünyanın gözünde üçüncü sınıf ülke konumuna getirdiğini ileri sürdü.

Türkiye'nin bütün komşularıyla kötü olmasının sorumlusunun AK PARTİ olduğunu savunan Ağbaba, "Türkiye'nin en büyük güvenlik zafiyeti AKP'nin kendisidir. Türkiye'nin bu duruma düşmesine sebep oldunuz" ifadesini kullandı.

AK PARTİ Antalya Milletvekili Atay Uslu ise Anadolu'nun yalnızca bugün değil, geçmişte de göçe ev sahipliği yaptığını söyledi.

Türkiye'nin 2011 sonrasında yaklaşık 3 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaptığını anlatan Uslu, biometrik kaydı yapılan Suriyeli sayısının 2 milyon 750 bin olduğunu bildirdi.

Uslu, şöyle devam etti:

"4 yılda 3 milyonluk bir sığınmacı akınının yönetilmesi kolay bir süreç değildir. Türkiye örnek bir süreç yönetmektedir. Kamplarımız BM standartlarının üstündedir. Suriyelilerin statüsü geçici korumadır. Bu statü Avrupa'da olmadığı kadar Türkiye'de ayrıntısıyla düzenlenmiştir ve bu konuda Bakanlar Kurulu yönetmeliği çıkarılmıştır. Bugünkü süreci minimum sıkıntılarla en iyi şekilde yürütüyoruz. Avrupa'da ise panik var. Yasadışı göçleri durduracağız, oradaki bir kişiye karşı Avrupa'ya bir kişi göndereceğiz. Kalanlar ise tarihi bir görevimiz. Onlar zalim rejimi gidene kadar burada kalacaklar."

MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP, Danışma Kurulunda oy birliği sağlanamaması nedeniyle grup önerisinin görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.

Partisinin önerisi hakkında söz alan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Belçika'daki terör saldırısını kınayarak, terörün milliyetinin olmadığını söyledi. Tezcan, TBMM'nin çalışma süresiyle ilgili görüşme yaptıklarını hatırlatarak, CHP'nin milletvekili dokunulmazlığında sadece kürsü dokunulmazlığı olması gerektiğini, bunun dışındakilerin kaldırılmasını savunduğunu belirtti.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, TBMM Genel Kurulunun çalışmalar bitene kadar daha önce önergeler verdiklerini bunların da kabul edildiğini ve bazı geceler sabah saatlerine kadar çalıştıklarını hatırlattı. Kan, "Bunu neden yaptık? Halkımız hizmet bekliyor. İktidar olarak biz çalışmaları ilerletmeye çalışıyoruz, muhalefet de malum zaman zaman destekliyor, zaman zaman sistemi durdurmak istiyor. Şu saate geldik ama henüz gündeme geçemedik. İnanın ben de evime gitmek istiyorum ama halkımız hizmet bekliyor. Biz sabaha kadar çalışmaya hazırız, onun için bu öneriyi kabul etmemiz mümkün değildir" diye konuştu.

Bekleyen hizmetlerin olduğunu bildiren Kan, AK PARTİ hükümetleri döneminde yapılan hizmetleri anlattı.

AK PARTİ Samsun Milletvekili Hasan Basri Kurt ise Meclisin çalışma temposunun yoğun bir şekilde devam ettiğini, bu saate kadar esas olan kanuna henüz geçemediklerini, bütçe döneminde de sadece bir maddeyi gün boyu geçirebildiklerini, bundan dolayı çalışmaya ihtiyaçları olduğunu hatırlattı.

CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

HDP; TBMM Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine, grup önerisini Genel Kurula taşıdı. Öneri üzerinde konuşan HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, 1925 yılında 46 arkadaşıyla Dağkapı'da asıldıktan sonra kimsenin bilmediği çukura gömülen Şeyh Said'in cenazesinin 1960 darbesinden sonra Şanlıurfa'dan alınarak bilinmeyen yere götürüldüğünü söyledi.

Kürtlerin değer biçtiği kişilerin cenazelerine yapılan uygulamanın bugün de sürdüğünü, birçok yerde ailelerin çocuklarının cenazelerini teşhis edemediğini dile getiren Özsoy, "Kürtlerin ölü bedenlerine yapılan hakaret son bulsun. Bu uygulamaların İslam hukukunda, savaş hukukunda, insan hakları hukukunda ve TCK'da yeri yoktur. Söz konusu Kürt olunca kendi yasasına bile riayet etmeyen bir devlet anlayışı var. Kürtlerin insanca ölememe sorunu var" dedi.

Öneri aleyhinde söz alan AK Parti Isparta Milletvekili Sait Yüce, şunları kaydetti:

"Said Nursi'den Said-i Kürdi çıkar ama Said-i Kürdi'den Said Nursi çıkmaz. Öcalan'ın bu Said'lerle ilgili hem 'gerici' hem 'İngiliz ajanı' diye beyanları var. Öneriyi verenlerin Öcalan ile de hesaplaşmaları gerekir. Kürt milliyetçilerinin Said Nursi'den ellerini çekmeleri ve onu siyasi bir araç olarak kullanmaktan vazgeçmeleri ahlaki bir sorumluluktur. Said Nursi sadece Kürtlerin değil, Türkiye'nin, hatta alem-i İslam'ın çimentolarından biridir ve öyle de kalacaktır. Tek partinin baskı ve zulüm ortamının yöneticileri insanlığa, İslamiyet'e, kardeşliğe yakışmayan vahim hatalara imza atmışlardır. Biz yakın tarihimizdeki bu kabul edilemez zulüm ve yanlışlıkları sonuna kadar reddediyoruz. O zulümleri yapanlar bu insanların dirisinden rahatsız oldukları gibi, ölüsünden, naaşından, kabirlerinden de rahatsızdılar, mezarlarını bu yüzden de kaybettiler."

Yüce, önerinin yapıcı değil, ayrıştırıcı bir nitelik taşıdığını ve Kürt milliyetçiliğine sembolik kazanımlar sağlamayı amaçladığını söyledi.

AK PARTİ Sinop Milletvekili Nazım Maviş de öneri aleyhine yaptığı konuşmada, HDP'nin samimi olmadığını, ölüler dahil her türlü kutsaldan siyasi rant devşirdiğini savunarak, "HDP'nin temsil ettiği değerler, Bediüzzaman'ın, karşısında mücadele ettiği değerlerdir. Bediüzzaman, Şeyh Sait, Seyit Rıza da bu toprakların değerleridir. Doğru ya da yanlış, bu toprakların değerlerinden beslenerek fikir üretmiş, çözüm sunmuşlardır. Siz bu coğrafyanın problemlerinin çözümünü Marksist ya da Leninist teoride arayacağınıza Bediüzzaman'ın reçetelerinde, risalelerinde arasaydınız, bugün, bu samimiyetinizi burada tartışmıyor olacaktık. Eğer siz samimi olsaydınız, bugün Türkiye bölgenin ve dünyanın en huzurlu ülkelerinden birisi olacaktı" görüşünü savundu.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, iktidarın hiçbir insani değeri tanımadığını savunarak, "Önce siz IŞİD ile aranıza mesafe koyun, Brüksel'de, Taksim'de bomba patladı. IŞİD dünyanın başına bela. IŞİD'i besleyen, bu hale getirenler önce onlarla kendi arasına mesafe koysun. İktidar, şu anda Kürt illerinde PKK , terörle değil, halkla savaşıyor. Halka savaş açmış durumda. İstismar konusunda Guinness Rekorlar Kitabı'na girecek kadar istismarcı bir partisiniz" dedi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, sataşma gerekçesiyle söz alarak, şunları söyledi:

"AK PARTİ ve hükümetin savaştığı bir tane yer var; alçaklarla, teröristlerle, Güneydoğu'yu harabeyle çevirenlerledir. PKK, Ankara'nın göbeğinde, en ağır terör faaliyetlerini yaptığında ses çıkarmayanlar, IŞİD yapınca laf söylemeye kalkıyorlar. Sahte yaklaşımlar, iki yüzlü yaklaşımlar halkın gördüğü gerçeklerdir. Terörün her birisi lanetlidir; IŞİD de yapsa öyle, PKK da öyle, DHKP-C de öyle. Samimiyseniz, terörün hepsine tepki göstermeniz lazım. Terör, Brüksel'de de terör, Taksim'de de terör, Ankara'da da terör. Onlara ses çıkarmayacaksınız ancak çukur kazarak, hendek kazarak bu ülkenin güvenlik güçlerini, sivil insanlarını şehit edeceksiniz ama bununla ilgili ufak bir eleştiri olduğunda en ağır ifadeleri kullanacaksınız. Hem de kim kullanacak? Daha dün, nevruz gibi tüm bölgemizin kutladığı bir bahar bayramında, arkasında kalaşnikoflu fotoğraflarla miting yapanlar diyecek. Haydi oradan size."

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de sataşma gerekçesiyle söz alarak, sivilleri hedef alan tüm saldırıları ayrım yapmadan kınadıklarını belirterek, "Hükümetin sorumluluğunu gözardı edecek, sizi aklayacak birtakım hamaset bildirilerinin altına imza atmadık, atmamaya devam edeceğiz. İkircikli davranan sizsiniz. IŞİD saldırı yaptığında deklarasyon imzalamıyorsunuz. Bu sizin iki yüzlülüğünüzü gösterir. Siz bu ülkenin adını IŞİD ile özdeşleştirdiniz. Yazıklar olsun" dedi.

AK PARTİ'li Turan, tekrar söz aldı ve bazı fotoğraflar göstererek, "Daha dün kalaşnikof arkada, siz konuşma yapıyorsunuz. İnsan biraz mahcup olur, yüzü kızarır. Daha vahimi bunun adı 'barış mitingi'... Devam edin, halk sizi görüyor. Daha önce 'bebek katili' ifadesi vardı. Sizi tebrik ediyorum; 'bebek katili' ifadesinin ötesine geçtiniz, doğmamış bebeklerin katili haline geldiniz. Ankara saldırısında 6 aylık bebek öldü, doğmamamış bebeğin katilisiniz" diye konuştu.

Birleşimi yöneten Başkanvekili Ahmet Aydın, tartışmanın sürmesi üzerine, "Terör konusunda ortaklaşmayacağız da hangi konuda ortaklaşacağız? Allah aşkına bunun üzerinde polemik yapmayalım. IŞİD, PKK, DHKP-C ve her türlü terör grubunu ayaklar altına alalım ve hep birlikte lanetleyelim" dedi.

Konuşmaların ardından öneri kabul edilmedi.

AK PARTİ; TBMM Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine gündem ve çalışma saatlerine ilişkin grup önerisini Genel Kurula taşıdı. AK PARTİ'nin, TBMM Genel Kurulu gündemi ve yasama yılı sonuna kadar çalışma saatlerini düzenleyen grup önerisi, kabul edildi.

Buna göre, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, esnek çalışma ve bazı uluslararası sözleşmelerin onaylanmasını içeren yasa tasarıları gündemin ön sıralarına çekildi. Genel Kurul, gündemindeki Kişisel Verilerin Korunması Yasa Tasarısı'nın bitmemesi halinde 25 Mart Cuma günü de çalışacak.

Alınan kararda, TBMM Genel Kurulu, haftalık çalışma günlerinin dışında 1 Nisan Cuma günü de toplanacak. Genel Kurul; ay sonuna kadar günlük programını tamamlamaması halinde saat 24.00'ten sonra da çalışmalarını sürdürecek.

Genel Kurul, 26. Dönem 1. Yasama yılı sonuna kadar salı günleri 15.00-24.00, çarşamba ve perşembe günleri 14.00-24.00 saatleri arasında çalışacak.

Öneriyle ilgili bilgi veren AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, bugünden itibaren gündemin bitmemesi durumunda cuma günü de dahil olmak üzere Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinin devam etmesini ümit ettiklerini söyledi. Turan, haftaya, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun kurulmasıyla ilgili kanun tasarısının görüşülmesini, bunun için salı gününden cuma gününe kadar çalışmayı öngördüklerini kaydetti.

Turan, iki düzenlemenin Avrupa Birliği'ne vizesiz seyahat kapsamı çerçevesinde kıymetli olduğunu ve bir an önce yasalaşması gerektiğine inandıklarını söyledi. Turan, bu iki tasarının ardından esnek çalışmayla ilgili kanun tasarısını görüşmek istediklerini bildirdi.

Turan, "Dokunulmazlık, parlamenter rejimde milletvekilinin görevini endişesiz, rahat yapması için kürsüye ulaşabilmesi ve kürsüde istediğini konuşabilmesi için verilmiş bir hak. 'Parlamenter rejimde dokunulmazlık olmasın' diye bir yaklaşımın parlamenter rejimi zayıflatan bir adım olduğunu düşünüyorum." dedi.

Dokunulmazlığın milletvekilinin görevini yapması için bir hak olduğunu belirten Turan, şöyle konuştu:

"Yoksa milletvekilliğinin dışındaki görevlerde, aracında silah taşıyan, 'PYD'ye komşu olacağız' diyen, onun dışında terörle arasına mesafe koyamayan ilişkilere zemin hazırlasın diye bir zırh değildir. Milletvekili varsa dokunulmazlık olur ama istismar varsa da bunun istisnası olur. Derdimiz üzüm yemekse, bağcıyı dövmek gibi bir derdimiz yoksa hemen gelin bu işi yapalım. Biz kendi dosyalarımızın ne olduğunu biliyoruz. Hiçbir çekincemiz yok. İstiyoruz ki kamuoyunun beklediği dokunulmazlıklar bir an önce kalksın."

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 2002 yılından beri dokunulmazlıkların kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılmasını ifade ettiklerini belirterek, "Bunlar gerçekten AB normları ise bir saatte buradan çıkar. AB normlarının içine AKP normları katacaksınız, biz size buradan bunları geçirtmeyiz, İçtüzüğü kullanırız. Hükümeti uyarıyorum diğer hayallerinizi erteleyin, başka zaman görüşün." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Türkiye'nin yararına gördükleri düzenlemelerin bir an evvel çıkması için ellerinden gelen katkıyı vereceklerini, bunun geçmişte örneklerinin de olduğunu söyledi. Akçay, Hükümetin destek istediğini, ancak bilgi vermediğini belirtti.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise Parlamentonun bilinçli olarak işlevsizleştirildiğini ileri sürerek, Meclisin gündeminin halkın gerçek gündemi olması gerektiğini ifade etti. Baluken, Çözüm Süreci'nde masaya dönülmesini istedi.

Konuşmaların ardından AK PARTİ'nin grup önerisi kabul edildi.

TBMM Genel Kurulunda, Kişisel Verilerin Korunması Yasa Tasarısı'nın görüşmelerinde kapalı oturuma geçildi.

Genel Kurulda, grup önerilerin ardından Kişisel Verilerin Korunması Yasa Tasarısı'nın görüşülmesine geçildi. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, tasarının "kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi"ni düzenleyen 7. maddesi üzerindeki önergelerin görüşülmesine geçilmeden, kapalı oturum önergesi verdi.

Bunun üzerine Genel Kurul, kapalı oturuma geçti.

Öte yandan, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, TBMM İçtüzüğü uyarınca 45 günde ilgili komisyonlarda görüşülmeyen "Toplumsal Barış ve Demokrasinin Tesisi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi"nin doğrudan gündeme alınması önergesi kabul edilmedi.

Tanrıkulu, teklifiyle ilgili yaptığı konuşmada, Brüksel'de meydana gelen ve birçok insanın yaşamına mal olan terör eylemini lanetlediğini belirterek, "Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da meydana gelen, yine birçok insanın yaşamına mal olan terör eylemini lanetliyorum. Umarım, bir daha böyle terör eylemleriyle karşı karşıya kalmayız." dedi.

AK PARTİ sıralarından kendisine "MED TV'deki canlı yayınını da söyle. Ankara'da bomba patlarken?" diye laf atılması üzerine Tanrıkulu, "Bak, şimdi, o tv'ye bu kürsülerden kimin çıktığını söylerim, utanırsın. Bana isim söylemek yakışmaz ama şu anda en üst görevde olan arkadaşlarınız var bu sıralarda oturan. Ayıp." karşılığını verdi.

Konuşmasını sürdüren Tanrıkulu, "Bakın, tam da bu nedenlerle sorunları çözemiyoruz. Ben geçen hafta yaptığım konuşmanın CD'sini bugün Sayın Başbakana gönderdim. Beni hedef gösterdiler, hedef göstermeye devam ediyorlar ve burada bu vesileyle söylüyorum: Bana ve yakınlarımın bu hedef göstermelerden dolayı kılına zarar gelirse eğer, Başbakan ve saraydaki Erdoğan bundan sorumludur, tam da bu söylemden dolayı." diye konuştu.

Tanrıkulu, AK PARTİ sıralarından kendisine laf atılması üzerine, "Bana bile tahammül edemiyorsanız ne olacak? Bu Meclisin üyesiyim ben. Yarın bir gün benim başıma bir şey gelse kına mı yakacaksınız?" diye karşılık verdi.

Tasarının 7. maddesi üzerindeki kapalı görüşmenin ardından birinci bölümde yer alan maddelerin görüşülmesine devam edildi. Tasarının 9. maddesinde AK PARTİ tarafından verilen değişiklik önergesi kabul edildi.

Buna göre; kişisel veriler, uluslararası sözleşme hükümleri saklı kalmak üzere Türkiye?nin ilgili kişinin menfaatinin ciddi bir şekilde zarar göreceği durumlarda, ancak ilgili kamu kurum veya kuruluşunun görüşü alınarak kurulun izniyle yurt dışına aktarılabilecek.

Önergenin gerekçesinde, kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasının bazı durumlarda Türkiye'nin veya ilgili kişilerin menfaatlerine ciddi şekilde zarar verebildiği vurgulandı. Gerekçede, bu durumun engellenmesi amacıyla Türkiye'nin veya ilgili kişinin menfaatlerinin ciddi zarar göreceği durumlarda Dışişleri Bakanlığı ya da ilgili kamu kurum veya kuruluşlarının bu hususta görüşü alınarak kurulun izin vermesinden sonra verilerin yurt dışına aktarılmasının amaçlandığı kaydedildi.

Tasarının, birinci bölümde yer alan 5 maddesi daha kabul edildi.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****