2013-03-18 - 13:00
MHP'Lİ YENİÇERİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, İmralı sürecini eleştirerek, "AKP zihniyeti aşama aşama, hazmettire hazmettire Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni terör örgütüyle muhatap etmiştir." diye savundu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, İmralı sürecini eleştirerek, "AKP zihniyeti aşama aşama, hazmettire hazmettire Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni terör örgütüyle muhatap etmiştir." diye savundu.

Yeniçeri bu günün Çanakkale Savaşı Zaferinin 98. Yıl dönümü olduğunu söyleyerek. "Vatanın varlığı, milletin bağımsızlığı uğruna genç yaşında toprağa düşen bütün şehitlerimizin maneviyatı önünde saygı ve minnetle eğiliyorum." dedi.

PKK tarafından kaçırılarak iki yıldır rehin tutulan sekiz devlet görevlisi geçen hafta ailelerine kavuştuğunu hatırlatan Yeniçeri, "PKK tarafından rehin tutulan devlet memurlarının sağ-salim evlerine dönmesinden insanlığını kaybetmemiş her yurttaş büyük mutluluk duyduğu açıktır. Kim ki bunun aksini düşünüyor, yazıyor ya da söylüyorsa hem ahlaksız hem de vicdansızdır." diye konuştu.

PKK tarafından rehini tutulanlar için hükümetin onları kurtarmak için ciddi bir caba içine girilmemiş olmasının sorgulanması gereken önemli bir husus olduğunu ifade eden Yeniçeri, "Bütün bunlar olurken PKK'yı yaptığına da yapacağına da pişman edecek bir karşı harekat AKP iktidardan gelmemiştir. AKP, hükümet olmanın gereklerini yerine getirmemiş, PKK'ya müdahale etmemiştir." şeklinde konuştu.

Milli İstihbarat Teşkilatı'nın PKK tarafından rehin tutulan devlet memurlarının yerini ve sorumlularını tespit etmemesinin ilginç olduğunu dile getiren Yeniçeri, "Kaçırılan ve iki yıla yakın rehin tutulan devlet memurlarını kurtarmak için iktidar bu süre zarfında kılını dahi kıpırdatmamıştır." Diye konuştu.

Yeniçeri sözlerine şöyle devam etti:

"PKK kaçırdığı vatan evlatlarını pazarlık konusu yaptı. AKP hükümeti Öcalan'ı muhatap aldı. PKK da kaçırdığı sekiz vatan evladını serbest bıraktı. Hükümet ve besleme unsurlar bundan kendilerine pay çıkarmaktan öte bir şey yapmamışlardır.

Terör örgütü tarafından kaçırılan vatan evlatlarının özgürlüğüne kavuşması için onu kaçıran örgütün İmralı'daki eli kanlı terörist başının himmetine sığınmak AKP'ye özgün bir onursuzluktur. Ayrıca Mehmetçik katillerinin, rehineleri teslim ederken "teslim-tesellüm" belgesi düzenletmeleri ise alçaklığın bir başka türüdür. AKP de bütün bu olup bitenleri pişkin pişkin sineye çekebilmiştir.

AKP yetkilileri, AKP yanlısı medya mensupları, yazar/çizer takımı sekiz vatan evladının rehinelik durumlarına son verilirken terör örgütünün takındığı devlet tavrını önemsememişlerdir. "Önemli olan sekiz vatan evladının sağ/salim ailelerinin yanına dönmüş olmalarıdır" diyerek konuyu geçiştirmişlerdir. İktidarın, Öcalan'ın "her iki tarafın da elinde tutsaklar var" sözüne tepki vermek yerine PKK'ya "taraf" ya da "jest yaptı" ve "tutsakları bıraktı" gibi söylemleri de kullanmaktan geri durmamışlardır."

İktidarın devleti, milleti ve tarihi ayaklar altına alarak, sorunu çözmek için terörist ele başı Abdullah Öcalan'ın himmetine sığındığını savunan Yeniçeri, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu durum Türk milletini üzmüş, incitmiş ve küçük düşürmüştür. Vatansever hiçbir yurttaşın bu rezaleti sindirmesi mümkün değildir. Buna karşın elini binlerce şehidin kanına bulamış olan Öcalan'la AKP hükümetinin yürüttüğü bu görüşmelere karşı çıkanları, AKP ve yandaşlar "barış düşmanı", "kan dökülmesinden yararlananlar" olarak nitelemekte gecikmemişlerdir. Şehitlerin kanını dökenlerin elini sıkanlar, onu Türkiye'nin ortağı ve "barış havarisi" haline getirenler, gerçekte kanın dökülmesinden yararlananlardır. Otuz yıldır Türkiye'ye kan kusturanlarla kanı durduracağını söyleyenler ya gafil ya da barış düşmanıdırlar. Katillerin ihtiyaçlarına uygun bir barış aramak gerçekte barışa kurulan hain bir tuzaktır.

AKP'nin yandaşı bir köşe yazarı şunları yazıyor: "Herkes görüyor ve biliyor ki, "barış"ın sağlanması Abdullah Öcalan'ın iki dudağı arasında". Öcalan istiyor cezaevlerindeki "açlık grevleri" sona eriyor. O, istiyor, iki yıldır rehine tutulan sekiz devlet yetkilisi serbest bırakılıyor. O halde Öcalan isteyince Nevruz da barış içinde kutlanır, silah da bırakılır! "Barış" sağlanacaksa, neden Abdullah Öcalan bunu sağlamasın! AKP, yarattığı böyle bir kudret elitinin marifetiyle örgütün yurt dışına çekilmesini ve PKK'nın silah bırakmasını sağlayacağını düşünüyor. PKK ve bölücü çevreler ise Türkiye Cumhuriyeti devletini güçlü bir Öcalan vasıtasıyla dize getirmeyi amaçlıyor. Öcalan'ı devletle muhatap edenlerin kendi elleriyle kendi ayaklarına kurşun sıkmış olduklarını zaman ortaya çıkaracaktır.

AKP hükümetinin PKK ile başlattığı süreç eninde sonunda Birleşik Bağımsız Kürdistan'a gidecektir. Bunun yalnızca zamanla ilişkisi vardır. Bu amaçla Nevruz'da "Kürdistan'a statü, Öcalan'a özgürlük ve Türkiye'ye demokrasi" sloganları atılmaktadır. AKP zihniyeti aşama aşama, hazmettire hazmettire Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni terör örgütüyle muhatap etmiştir. Bu zihniyet "bizi süpürmeyin kullanın" diyen, BOP eş başkanlığını ABD'nin ihtiyaçları için benimseyen bir zihniyettir. Maalesef bağımsızlık, egemenlik özrü vardır."

M. Fatih Kılıç