2016-01-27 - 15:45
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da doğum yapan memur ve işçilere yeni haklar getiren düzenlemeyi de içeren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümünde yer alan 8 maddesi daha kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, "Farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul ettik. Bundan sonra da bin yıllık kardeşliğimizi, kardeşlik hukukumuzu burada gelip niyet okumalarımızla asla bozamayacaksınız" dedi.
AK PARTİ Antalya Milletvekili Mustafa Köse, yatırımlar yaptıklarını ve şehirlerin marka değerini yükselttiklerini belirterek, bunlara en güzel örneğin Antalya olduğunu, ilin marka değerinin, AK PARTİ iktidarları döneminde çok ciddi anlamda arttığını söyledi.
Kös, bu şehre 18 milyar liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerini anımsatarak, "Ama bu yatırımların ötesinde başka işler de yaptık. Tabiri caizse elimizi Antalya?nın üzerine değdirdik" ifadesini kullandı.
Şehirde bugüne kadar önemli uluslararası organizasyonlara imza atıldığını hatırlatan Köse, Antalya'nın, EXPO 2016'ya da ev sahipliği yapacağını, bu organizasyon kapsamında 21 ülkenin stand açarak kendi kültürlerini ve bitkilerini tanıtacağını dile getirdi.
CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, bu haftanın demokrasi haftası olduğunu anımsatarak, Türkiye'nin, ulusal birliğinin ve sınırlarının tartışıldığı, ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dönemden geçtiğini savundu.
Ülkenin bir takım değerlerini yitirdiğini ileri süren Bozkurt, milletvekillerinin bir araya gelerek Türkiye'nin sorunlarını tartışamadığını bildirdi.
Bozkurt, "Benim kanıma dokunuyor. Allah aşkına sizin gücünüze gitmiyor mu? Biz burada 550 milletvekili olarak ülkemizin temel sorunlarını bir araya gelip bir komisyonda tartışamıyorken acaba ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden iç barıştan demokrasiye, hatta hukuka nizamat vermeye kalktığı zaman bu bizim gücümüze gitmiyor mu?" ifadesini kullandı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, sokağa çıkma yasaklarını, TBMM'de sadece partilerinin gündeme getirdiğini ileri sürerek, "Tekçi anlayışa karşı biz ne diyoruz? 'Öz yönetim' diyoruz. Siz ne diyorsunuz? 'Tekiz. Her şeye biz karar veririz'. Ama şunu da söylüyorsunuz? 'Biz kardeşiz.' Hani kardeşliğiniz? Sizin kardeşlik anlayışını nedir biliyor musunuz? 'Ben her şeyi bilirim, benim dilimi konuşacaksın, benim kültürümü yaşayacaksın, benim tarihimi yaşayacaksın'. Onun dışında ben sana 'Kardeşim' diyeceğim. Yok öyle bir kardeşlik, olmayacak" dedi.
"Türk ve Kürt halkları olarak kardeş olduklarını" vurgulayan Yiğitalp, AK PARTİ sıralarına yönelik "Ama sizin zihniyetinizle asla kardeş değiliz ve olmayacağız" diye konuştu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, "Biz, siz ne kadar zorlarsanız zorlayın, Türk, Kürt kardeşiz, et tırnak olmuşuz. Buna asla halel getiremeyeceksiniz. Ben sizden bütün konuşmanız içerisinde dönüp terör örgütüne, terör örgütünün sözcülüğünü yapmak yerine 'Dur kardeşim, oradaki Kürt vatandaşlarımın yaşam hakkını, can, mal güvenliğini tehdit edemezsiniz' demenizi tercih ederdim" ifadesini kullandı.
Her türlü milliyetçiliğe karşı olduklarını vurgulayan İnceöz, "Farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul ettik. Bundan sonra da bin yıllık kardeşliğimizi, kardeşlik hukukumuzu burada gelip niyet okumalarınızla asla bozamayacaksınız. Oradaki terörle mücadelemiz de sonuna kadar sürecek" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, "HDP'nin, sokağa çıkma yasaklarının bulunduğu bölgelerde yaşanan insan hakları ihlalleri ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği tedbir kararlarına ilişkin önergenin gündeme alınması" önerisi görüşüldü.
Hükümet adına söz alan Müezzinoğlu, ülke bütünlüğü ve milletin bölünmez bütünlüğü adına sıkıntılı bir sürecin yaşandığını belirterek, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde son aylarda sokaklarda insanların huzur ve güveninin büyük oranda sarsıldığını söyledi.
Bunun temel nedenlerinin doğru ve sağlıklı şekilde ele alınması gerektiğini belirten Müezzinoğlu, "Türkçemizde güzel bir söz var; 'Eğri oturalım, doğru konuşalım' der. Bence doğru oturalım, doğru konuşalım. Şimdi bir defa sokakta mayın varsa, hendek varsa, silah varsa, molotofkokteyli patlıyorsa, orada bu ülkenin insanının huzuru ve güveni ile ilgili sorumluluk, güvenlik güçlerinindir. Huzuru ve güveni sağlamak da bu ülkenin yönetiminin görevidir" değerlendirmesinde bulundu.
Son günlerde ambulanslarla ilgili birtakım suçlamalarla karşı karşıya kaldıklarını kaydeden Müezzinoğlu, "Hiçbir nokta yok ki ambulansımız normal şehir içinde 10 dakikada ve şehirlerarası alanda da 30 dakikada ulaşmamış olsun. Bu anlamda sağlık hizmetleri sunumunda da özellikle acil sağlık hizmeti sunumunda da ülke olarak dünya standartlarını yakalamış bir ülkeyiz" dedi.
Bölgede, bir ambulans şoförünün, yaralı, acil vakaya giderken direksiyon başında katledildiğini ve sağlık çalışanlarının saldırılara uğradığını vurgulayan Müezzinoğlu, kürsüde, ateşli silahla saldırı yapılan ambulansların fotoğraflarını gösterdi.
Müezzinoğlu, şunları kaydetti:
"Güvenli bir bölge yokken, 4 sağlık şehidimiz varken, defaatle bizim sağlık ekiplerimiz alıkonulmuşken, 19 ambulansımız tahrip edilmişken, hamile kızımız alıkonulmuşken, arkadaşlar, güvenli bölgeye her türlü hizmeti verebilmekte en ufak bir eksik yoksa, gelin hep birlikte güvenli bölgeyi tahsis edecek veya bu ülkenin her sokağını güvenli yapacak çözümleri üretelim. Ama terör örgütüne 'terör' demezseniz, teröriste 'terör' demezseniz ve o silahların, o bombaların, o kazılan çukurların niçin kazıldığına duruşumuz sağlıklı değilse, insanlık suçunu işlemeye devam etmiş olursunuz. Teröriste 'terörist' diyeceğiz, terör örgütüne 'terör' örgütü diyeceğiz. Bu ülkenin huzuru ve güveni hepimizin birlikte sorumluluğudur."
HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın "Bursa'da ne varsa Diyarbakır'da da Hakkari'de de onu istiyorum" sözlerine aynen katıldığını belirten Müezzinoğlu, "Bursa'da ne varsa Diyarbakır'da da o olmalı, Edirne'de ne varsa Hakkari'de de o olmalı. Ama şunu da söyleyeyim, Bursa'nın sokakları tek bir nedenle kazılıyor. Altyapı tesisatı için kazılıyor. Mayın döşemek için kazılmıyor. Bursa'nın sokakları, Bursa'nın gelişmesi için kazılıyor. Ama Cizre'nin sokakları niye kazılıyor" ifadesini kullandı.
Müezzinoğlu, "Bu anlamda herkes bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne, birlik ve beraberliğine karşı bu kürsüde yemin etmiştir. Herkes yemininin arkasında samimiyetle, dürüstçe dursun" diye konuştu.
HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, sokağa çıkma yasaklarını eleştirerek, "Her ne olursa olsun çocukların, kadınların, sivillerin korunması hepimizin ahlaki, insani, vicdanı görevimizdir. Çınar'da, Sur'da, Silopi'de kadınları, çocukları katledenler bir gün gelecek mutlaka hukukun, yargının karşısına çıkacaktır" dedi.
Parti olarak olarak "Savaş çözüm değildir" diye feryat ettiklerini, ancak elinde silah tutanlara güçlerinin yetmediğini söyleyen Baydemir, "Gücümüz yetse bir saniyede durdururuz. Savaşın da bir haysiyeti, ahlakı var. Savaşta kadınlara, çocuklara dokunulmaz, yaralılar ölüme terk edilmez" ifadesini kullandı.
Baydemir, sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı yerlerdeki insan hakları ihlallerinin iç hukuktan sonuç alınamadığı için AİHM'e taşındığını ve tedbir kararları alındığını ifade ederek, Cizre'de yaralıların bir binada mahsur kaldığını, binanın da çökme tehlikesi olduğunu ileri sürdü. "Allah aşkına, Muhammed aşkına, her neye inanıyorsanız onun aşkına, o binada ölenler sizsiniz, siz. O binada ölenler HDP sırasıdır, MHP sırasıdır, CHP sırasıdır, AK PARTİ sırasıdır. Allah'tan korkmuyor musunuz?" şeklindeki sözlerine, Kürtçe "Artık yeter" diyerek devam eden Baydemir, gözlerinin dolması nedeniyle "Daha ne kadar..." şeklindeki cümlesini tamamlayamadı.
Bu sırada MHP'li milletvekilleri Baydemir'e tepki gösterdi.
AK PARTİ sözcüsünün, konuşmasında, Kürtler ve Türklerin et ve tırnak gibi olduğunu söylediğini hatırlatan Baydemir, "Ben bir Kürt olarak tırnak olmayı reddediyorum. Kürtler tırnak değildir. Çünkü tırnak mekruhtur" dedi ve eşit bir yaşamdan yana olduklarını söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Baydemir'in "Allah'tan korkmuyor musunuz?" cümlesine tepki gösterdi. On binlerce insanın terör örgütü tarafından katledildiğini, bunu kınayamayanların demagoji yaptığını belirten Akçay, "Biz Allah'tan korkmasaydık davranışlarımız çok daha farklı olurdu" dedi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, konuşmasına, "Hatip konuşmasında gerçekten tam bir tiyatro sergiledi" diyerek başladı.
"Çocukları katleden kim, bunlarla mücadele eden kim? Camilerimize bomba fırlatan, Kur'an-ı Kerim'leri yakan kim?" diye soran İnceöz, "Eğer hatip konuşmasında o gözyaşlarını akıtırken terör örgütüne seslenebilseydi bunu samimi bulurdum" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan da sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerleşim yerlerinde hukuk kurallarının dışına çıkılmaması gerektiğini söyledi.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner ise söz alarak, bir tiyatro oynandığını ifade etti.
Metiner, "Yavuz hırsız buraya gelse, siyaseten, yavuz hırsızlık yapan insanların suratına bakarken utanır. Çözüm Süreci'ni bozan sizsiniz, silahlı güçleri şehirlere yığan sizsiniz; burada gelip ölümlerden şikayet etmeye asla hakkınız yok. Eli silahlı terörist unsurlarla Kürt halkına zulmeden sizsiniz" ifadelerini kullandı.
Bu sırada HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, partisinin Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir'in sataşma nedeniyle şahsı adına söz aldığını, ancak kendisinin de grupları adına söz istediğini, daha sonra gerçekleştirilen konuşmalar nedeniyle de 4 kez kürsüye çıkma ve eleştirilere yanıt verme hakları olduğunu savundu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ise İçtüzüğün belirlediği sınırlar içinde sataşma nedeniyle kendilerine söz verdiğini, gruplarının da bu hakkı Baydemir'in konuşması yönünde kullandığını söyledi.
Ancak Demirel'in ısrarını uzun süre devam ettirmesi ve gruplarına ayrımcılık yapıldığını iddia etmesi üzerine Aydın, "Dört defa sataşmadan söz mü istiyorsunuz? Bu İçtüzüğe uygun mu? Her ağzınıza geleni söyleyeceksiniz, sonra karşı bir şey söylendiği zaman da 'Herkes bize sataştı' diyeceksiniz. Böyle bir şey var mı?" karşılığını verdi.
Demirel'in ısrarı üzerine "Benimle pazarlık yapmayın" diyen Aydın, daha sonra Baydemir'e tekrar sataşma nedeniyle söz verdi.
Baydemir'in konuşmasının ardından Aydın, "Kardeşliği, bu ülkede bozmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Ülkenin bölünmez bütünlüğünü, milletin temsilcileri olarak hep birlikte bu anayasaya uygun bir şekilde korumak ve muhafaza etmek, savunmak durumundayız" dedi.
Aydın, "Lütfen güvenlik güçlerine, hükümete, devlete söylenenlerin bir kısmını da terör örgütüne karşı hep birlikte söyleyelim. Burada terörü hep birlikte lanetleyelim. Meşru vasıtaları değil, devletin güvenlik güçlerinin üzerinde siyaset yaparak, istismar yaparak değil. Bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü bu Anayasa'ya göre hep birlikte muhafaza etmek durumundayız" ifadesini kullandı.
Milletvekillerinin söylemlerine ve eylemlerine dikkat etmesini isteyen Aydın, kendisinin Anayasa ve İçtüzüğe uygun davrandığını vurguladı.
Ahmet Aydın, şöyle devam etti:
"Bu ülkenin ve bu milletin tarafı olmak, hepimizin asli görevidir, anayasal görevidir. Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü savunmak, bu milletin topyekun kardeşliğini savunmak bizim asli görevimidir. Anayasamız bize emrediyor ve bugün yaptığımız yemine de hepimizin sadık kalması lazım. Sadece benim, sadece Başkanlık Divanı'nın değil, bütün milletvekilleri, seçilmişler olarak milletin iradesiyle burada olan hepimizin, terörle mücadelede ortak bir tavır sergilemesi gerekiyor. Terörle yapılan bu mücadelede halkımız, milletimiz, bu ülke adına sonuç alabilmek adına hepimizin bu parlamentoyu iyi bir şekilde işletmesi, müzakere ortamını sağlıklı bir şekilde geliştirmesi lazımdır."
MHP Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ ise günümüzde terör örgütünün kırsalda saldırmak yerine kentlerde çatışmalar çıkarmayı hedeflediğini ve vatandaşlarda devlete karşı güvensizlik oluşturmayı amaçladığını söyledi.
PKK terör örgütünün bugüne kadar 323 bebeği katlettiğini aktaran Özdağ, terör örgütünün, iç savaş koşullarını oluşturmak için mümkün olduğunca fazla sivilin hayatını kaybetmesini hedeflediğini kaydetti.
Terörle mücadele eden güvenlik güçlerine de seslenen Özdağ, "Çocuklar böyle devam edin. Allah yardımcınız olsun" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Türkiye'nin çok zor bir durumla karşı karşıya bulunduğunu savunarak, ülkenin şu anda, yakın tarihinde bile karşılaşmadığı şekilde AİHM içtihadıyla karşı karşıya olduğunu ileri sürdü.
Türkiye'de hukukun ve yargı yolunun olmadığını iddia eden Tanrıkulu, AİHM'in Türkiye'yi, 1990'lı yıllardan çok daha fazla bir şekilde, günümüzde yaşam hakkının ihlali gerekçesiyle mahkum edebileceğini öne sürdü. Tanrıkulu, "5 bin yıllık kadim kentlerimiz toplarla, tanklarla yok ediliyor, kültürümüz yok ediliyor, tarihimiz yok ediliyor ve bunun bedeli de Türkiye'ye ve bütün yurttaşlarımıza, hepimize ağır olur" iddiasında bulundu.
AK PARTİ Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz de HDP'nin grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmada, devletin, terörle mücadelede hukuk kurallarına uyulduğunu vurguladı.
Terörle mücadele eden güvenlik güçlerine, teröristi vatandaştan ayırarak yürüttükleri çalışma ve hassasiyetlerinden dolayı teşekkür eden Öz, devletin terörü sonlandırmak konusundaki kararlılığını dile getirdi.
Görüşmelerin ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda, doğum yapan memur ve işçilere yeni haklar getiren tasarı üzerindeki görüşmelerde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Hükümetleri döneminde eğitim ve sağlığın personel politikalarında hep öncelikli alanlar olduğunu ifade eden Yılmaz, "Sağlık personeli sayımızı da her sene arttırıyoruz. Özellikle önümüzdeki dönemlerde de öncelikli alanlardan biri olmaya devam edecektir ancak her yıl bütçe imkanlarımız, ülkemizin gerçekleri çerçevesinde hareket ediyoruz ama elimizden gelen maksimum ölçüde de eğitim ve sağlık başta olmak üzere sosyal alandaki personele her zaman öncelik veriyoruz" diye konuştu.
Son dönemlerde yaptıkları düzenlemelerle araştırma görevlileri başta olmak üzere akademisyenlerin özlük haklarında çok önemli iyileştirmeler gerçekleştirdiklerini, gençlerin akademisyenliği tercih etmesi noktasında önemli bir teşvik sağladıklarını belirten Yılmaz, çok sayıda yeni üniversitenin kurulduğunu ve bu üniversitelere nitelikli gençlerin çekilmesi anlamında önemli adımlar attıklarını söyledi.
Cevdet Yılmaz, başka bir soruyu yanıtlarken, polislerin özlük haklarında iyileştirmelere değindi. Her kurumun kendi içerisinde bir hiyerarşisinin ve değişik düzeylerin ek göstergelerinin bulunduğunu dile getiren Yılmaz, "Bir düzeyle ilgili vereceğimiz bir karar, diğer düzeyleri de etkileyebiliyor. Polis için, emniyet teşkilatımız için böyle bir durum söz konusu. Dolayısıyla bizim gösterge rakamları için uygun gördüğümüz artış 3000 şeklinde. Çünkü o polislerimizin üstleri de var. Belli bir hiyerarşi içinde bu ek göstergeler tespit ediliyor" değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, anne ve bebek sağlığına ilişkin soruyu yanıtlarken, "Son 13 yılda sosyal alanda elde ettiğimiz en büyük başarılardan biri, doğumda anne ve bebek ölümlerinin azalmasıdır. Bunu da tabii daha yaygın, erişilebilir bir sağlık hizmetiyle gerçekleştirdik" dedi.
Türkiye'de devlet personel reformu tartışmalarının yıllardır yapıldığını belirten Yılmaz, Avrupa'da da çeşitli ülkelerde memur ve kamu çalışanı ayrımının bulunduğunu aktardı.
Anayasada da bu ayrımın yer aldığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:
"Kamunun egemenlik yetkisini kullanan, piyasada karşılığı olmayan işlemleri yürüten memurları olduğu gibi, piyasada, sivil kesimde karşılığı olan işleri yapan çalışanları da mevcuttur.
Avrupa'da, gelişmiş ülkelerdeki mevzuat özellikle bu açıdan Türkiye'de de yıllardır tartışılmaktadır ancak henüz devlet personel rejiminin ayrıntıları şekillenmiş değildir."
Öte yandan, Genel Kurul'da söz alan HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, "Yaralıların hastaneye götürülmesi için çaba sarf etmelerine rağmen bu gerçekleşmediğinden dolayı arkadaşlarımız İçişleri Bakanlığında açlık grevine başlamışlardır" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, "Farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul ettik. Bundan sonra da bin yıllık kardeşliğimizi, kardeşlik hukukumuzu burada gelip niyet okumalarımızla asla bozamayacaksınız" dedi.
AK PARTİ Antalya Milletvekili Mustafa Köse, yatırımlar yaptıklarını ve şehirlerin marka değerini yükselttiklerini belirterek, bunlara en güzel örneğin Antalya olduğunu, ilin marka değerinin, AK PARTİ iktidarları döneminde çok ciddi anlamda arttığını söyledi.
Kös, bu şehre 18 milyar liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerini anımsatarak, "Ama bu yatırımların ötesinde başka işler de yaptık. Tabiri caizse elimizi Antalya?nın üzerine değdirdik" ifadesini kullandı.
Şehirde bugüne kadar önemli uluslararası organizasyonlara imza atıldığını hatırlatan Köse, Antalya'nın, EXPO 2016'ya da ev sahipliği yapacağını, bu organizasyon kapsamında 21 ülkenin stand açarak kendi kültürlerini ve bitkilerini tanıtacağını dile getirdi.
CHP Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt, bu haftanın demokrasi haftası olduğunu anımsatarak, Türkiye'nin, ulusal birliğinin ve sınırlarının tartışıldığı, ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dönemden geçtiğini savundu.
Ülkenin bir takım değerlerini yitirdiğini ileri süren Bozkurt, milletvekillerinin bir araya gelerek Türkiye'nin sorunlarını tartışamadığını bildirdi.
Bozkurt, "Benim kanıma dokunuyor. Allah aşkına sizin gücünüze gitmiyor mu? Biz burada 550 milletvekili olarak ülkemizin temel sorunlarını bir araya gelip bir komisyonda tartışamıyorken acaba ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden iç barıştan demokrasiye, hatta hukuka nizamat vermeye kalktığı zaman bu bizim gücümüze gitmiyor mu?" ifadesini kullandı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, sokağa çıkma yasaklarını, TBMM'de sadece partilerinin gündeme getirdiğini ileri sürerek, "Tekçi anlayışa karşı biz ne diyoruz? 'Öz yönetim' diyoruz. Siz ne diyorsunuz? 'Tekiz. Her şeye biz karar veririz'. Ama şunu da söylüyorsunuz? 'Biz kardeşiz.' Hani kardeşliğiniz? Sizin kardeşlik anlayışını nedir biliyor musunuz? 'Ben her şeyi bilirim, benim dilimi konuşacaksın, benim kültürümü yaşayacaksın, benim tarihimi yaşayacaksın'. Onun dışında ben sana 'Kardeşim' diyeceğim. Yok öyle bir kardeşlik, olmayacak" dedi.
"Türk ve Kürt halkları olarak kardeş olduklarını" vurgulayan Yiğitalp, AK PARTİ sıralarına yönelik "Ama sizin zihniyetinizle asla kardeş değiliz ve olmayacağız" diye konuştu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, "Biz, siz ne kadar zorlarsanız zorlayın, Türk, Kürt kardeşiz, et tırnak olmuşuz. Buna asla halel getiremeyeceksiniz. Ben sizden bütün konuşmanız içerisinde dönüp terör örgütüne, terör örgütünün sözcülüğünü yapmak yerine 'Dur kardeşim, oradaki Kürt vatandaşlarımın yaşam hakkını, can, mal güvenliğini tehdit edemezsiniz' demenizi tercih ederdim" ifadesini kullandı.
Her türlü milliyetçiliğe karşı olduklarını vurgulayan İnceöz, "Farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul ettik. Bundan sonra da bin yıllık kardeşliğimizi, kardeşlik hukukumuzu burada gelip niyet okumalarınızla asla bozamayacaksınız. Oradaki terörle mücadelemiz de sonuna kadar sürecek" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, "HDP'nin, sokağa çıkma yasaklarının bulunduğu bölgelerde yaşanan insan hakları ihlalleri ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği tedbir kararlarına ilişkin önergenin gündeme alınması" önerisi görüşüldü.
Hükümet adına söz alan Müezzinoğlu, ülke bütünlüğü ve milletin bölünmez bütünlüğü adına sıkıntılı bir sürecin yaşandığını belirterek, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde son aylarda sokaklarda insanların huzur ve güveninin büyük oranda sarsıldığını söyledi.
Bunun temel nedenlerinin doğru ve sağlıklı şekilde ele alınması gerektiğini belirten Müezzinoğlu, "Türkçemizde güzel bir söz var; 'Eğri oturalım, doğru konuşalım' der. Bence doğru oturalım, doğru konuşalım. Şimdi bir defa sokakta mayın varsa, hendek varsa, silah varsa, molotofkokteyli patlıyorsa, orada bu ülkenin insanının huzuru ve güveni ile ilgili sorumluluk, güvenlik güçlerinindir. Huzuru ve güveni sağlamak da bu ülkenin yönetiminin görevidir" değerlendirmesinde bulundu.
Son günlerde ambulanslarla ilgili birtakım suçlamalarla karşı karşıya kaldıklarını kaydeden Müezzinoğlu, "Hiçbir nokta yok ki ambulansımız normal şehir içinde 10 dakikada ve şehirlerarası alanda da 30 dakikada ulaşmamış olsun. Bu anlamda sağlık hizmetleri sunumunda da özellikle acil sağlık hizmeti sunumunda da ülke olarak dünya standartlarını yakalamış bir ülkeyiz" dedi.
Bölgede, bir ambulans şoförünün, yaralı, acil vakaya giderken direksiyon başında katledildiğini ve sağlık çalışanlarının saldırılara uğradığını vurgulayan Müezzinoğlu, kürsüde, ateşli silahla saldırı yapılan ambulansların fotoğraflarını gösterdi.
Müezzinoğlu, şunları kaydetti:
"Güvenli bir bölge yokken, 4 sağlık şehidimiz varken, defaatle bizim sağlık ekiplerimiz alıkonulmuşken, 19 ambulansımız tahrip edilmişken, hamile kızımız alıkonulmuşken, arkadaşlar, güvenli bölgeye her türlü hizmeti verebilmekte en ufak bir eksik yoksa, gelin hep birlikte güvenli bölgeyi tahsis edecek veya bu ülkenin her sokağını güvenli yapacak çözümleri üretelim. Ama terör örgütüne 'terör' demezseniz, teröriste 'terör' demezseniz ve o silahların, o bombaların, o kazılan çukurların niçin kazıldığına duruşumuz sağlıklı değilse, insanlık suçunu işlemeye devam etmiş olursunuz. Teröriste 'terörist' diyeceğiz, terör örgütüne 'terör' örgütü diyeceğiz. Bu ülkenin huzuru ve güveni hepimizin birlikte sorumluluğudur."
HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın "Bursa'da ne varsa Diyarbakır'da da Hakkari'de de onu istiyorum" sözlerine aynen katıldığını belirten Müezzinoğlu, "Bursa'da ne varsa Diyarbakır'da da o olmalı, Edirne'de ne varsa Hakkari'de de o olmalı. Ama şunu da söyleyeyim, Bursa'nın sokakları tek bir nedenle kazılıyor. Altyapı tesisatı için kazılıyor. Mayın döşemek için kazılmıyor. Bursa'nın sokakları, Bursa'nın gelişmesi için kazılıyor. Ama Cizre'nin sokakları niye kazılıyor" ifadesini kullandı.
Müezzinoğlu, "Bu anlamda herkes bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne, birlik ve beraberliğine karşı bu kürsüde yemin etmiştir. Herkes yemininin arkasında samimiyetle, dürüstçe dursun" diye konuştu.
HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, sokağa çıkma yasaklarını eleştirerek, "Her ne olursa olsun çocukların, kadınların, sivillerin korunması hepimizin ahlaki, insani, vicdanı görevimizdir. Çınar'da, Sur'da, Silopi'de kadınları, çocukları katledenler bir gün gelecek mutlaka hukukun, yargının karşısına çıkacaktır" dedi.
Parti olarak olarak "Savaş çözüm değildir" diye feryat ettiklerini, ancak elinde silah tutanlara güçlerinin yetmediğini söyleyen Baydemir, "Gücümüz yetse bir saniyede durdururuz. Savaşın da bir haysiyeti, ahlakı var. Savaşta kadınlara, çocuklara dokunulmaz, yaralılar ölüme terk edilmez" ifadesini kullandı.
Baydemir, sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı yerlerdeki insan hakları ihlallerinin iç hukuktan sonuç alınamadığı için AİHM'e taşındığını ve tedbir kararları alındığını ifade ederek, Cizre'de yaralıların bir binada mahsur kaldığını, binanın da çökme tehlikesi olduğunu ileri sürdü. "Allah aşkına, Muhammed aşkına, her neye inanıyorsanız onun aşkına, o binada ölenler sizsiniz, siz. O binada ölenler HDP sırasıdır, MHP sırasıdır, CHP sırasıdır, AK PARTİ sırasıdır. Allah'tan korkmuyor musunuz?" şeklindeki sözlerine, Kürtçe "Artık yeter" diyerek devam eden Baydemir, gözlerinin dolması nedeniyle "Daha ne kadar..." şeklindeki cümlesini tamamlayamadı.
Bu sırada MHP'li milletvekilleri Baydemir'e tepki gösterdi.
AK PARTİ sözcüsünün, konuşmasında, Kürtler ve Türklerin et ve tırnak gibi olduğunu söylediğini hatırlatan Baydemir, "Ben bir Kürt olarak tırnak olmayı reddediyorum. Kürtler tırnak değildir. Çünkü tırnak mekruhtur" dedi ve eşit bir yaşamdan yana olduklarını söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Baydemir'in "Allah'tan korkmuyor musunuz?" cümlesine tepki gösterdi. On binlerce insanın terör örgütü tarafından katledildiğini, bunu kınayamayanların demagoji yaptığını belirten Akçay, "Biz Allah'tan korkmasaydık davranışlarımız çok daha farklı olurdu" dedi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, konuşmasına, "Hatip konuşmasında gerçekten tam bir tiyatro sergiledi" diyerek başladı.
"Çocukları katleden kim, bunlarla mücadele eden kim? Camilerimize bomba fırlatan, Kur'an-ı Kerim'leri yakan kim?" diye soran İnceöz, "Eğer hatip konuşmasında o gözyaşlarını akıtırken terör örgütüne seslenebilseydi bunu samimi bulurdum" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan da sokağa çıkma yasaklarının olduğu yerleşim yerlerinde hukuk kurallarının dışına çıkılmaması gerektiğini söyledi.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner ise söz alarak, bir tiyatro oynandığını ifade etti.
Metiner, "Yavuz hırsız buraya gelse, siyaseten, yavuz hırsızlık yapan insanların suratına bakarken utanır. Çözüm Süreci'ni bozan sizsiniz, silahlı güçleri şehirlere yığan sizsiniz; burada gelip ölümlerden şikayet etmeye asla hakkınız yok. Eli silahlı terörist unsurlarla Kürt halkına zulmeden sizsiniz" ifadelerini kullandı.
Bu sırada HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, partisinin Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir'in sataşma nedeniyle şahsı adına söz aldığını, ancak kendisinin de grupları adına söz istediğini, daha sonra gerçekleştirilen konuşmalar nedeniyle de 4 kez kürsüye çıkma ve eleştirilere yanıt verme hakları olduğunu savundu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ise İçtüzüğün belirlediği sınırlar içinde sataşma nedeniyle kendilerine söz verdiğini, gruplarının da bu hakkı Baydemir'in konuşması yönünde kullandığını söyledi.
Ancak Demirel'in ısrarını uzun süre devam ettirmesi ve gruplarına ayrımcılık yapıldığını iddia etmesi üzerine Aydın, "Dört defa sataşmadan söz mü istiyorsunuz? Bu İçtüzüğe uygun mu? Her ağzınıza geleni söyleyeceksiniz, sonra karşı bir şey söylendiği zaman da 'Herkes bize sataştı' diyeceksiniz. Böyle bir şey var mı?" karşılığını verdi.
Demirel'in ısrarı üzerine "Benimle pazarlık yapmayın" diyen Aydın, daha sonra Baydemir'e tekrar sataşma nedeniyle söz verdi.
Baydemir'in konuşmasının ardından Aydın, "Kardeşliği, bu ülkede bozmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Ülkenin bölünmez bütünlüğünü, milletin temsilcileri olarak hep birlikte bu anayasaya uygun bir şekilde korumak ve muhafaza etmek, savunmak durumundayız" dedi.
Aydın, "Lütfen güvenlik güçlerine, hükümete, devlete söylenenlerin bir kısmını da terör örgütüne karşı hep birlikte söyleyelim. Burada terörü hep birlikte lanetleyelim. Meşru vasıtaları değil, devletin güvenlik güçlerinin üzerinde siyaset yaparak, istismar yaparak değil. Bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü bu Anayasa'ya göre hep birlikte muhafaza etmek durumundayız" ifadesini kullandı.
Milletvekillerinin söylemlerine ve eylemlerine dikkat etmesini isteyen Aydın, kendisinin Anayasa ve İçtüzüğe uygun davrandığını vurguladı.
Ahmet Aydın, şöyle devam etti:
"Bu ülkenin ve bu milletin tarafı olmak, hepimizin asli görevidir, anayasal görevidir. Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü savunmak, bu milletin topyekun kardeşliğini savunmak bizim asli görevimidir. Anayasamız bize emrediyor ve bugün yaptığımız yemine de hepimizin sadık kalması lazım. Sadece benim, sadece Başkanlık Divanı'nın değil, bütün milletvekilleri, seçilmişler olarak milletin iradesiyle burada olan hepimizin, terörle mücadelede ortak bir tavır sergilemesi gerekiyor. Terörle yapılan bu mücadelede halkımız, milletimiz, bu ülke adına sonuç alabilmek adına hepimizin bu parlamentoyu iyi bir şekilde işletmesi, müzakere ortamını sağlıklı bir şekilde geliştirmesi lazımdır."
MHP Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ ise günümüzde terör örgütünün kırsalda saldırmak yerine kentlerde çatışmalar çıkarmayı hedeflediğini ve vatandaşlarda devlete karşı güvensizlik oluşturmayı amaçladığını söyledi.
PKK terör örgütünün bugüne kadar 323 bebeği katlettiğini aktaran Özdağ, terör örgütünün, iç savaş koşullarını oluşturmak için mümkün olduğunca fazla sivilin hayatını kaybetmesini hedeflediğini kaydetti.
Terörle mücadele eden güvenlik güçlerine de seslenen Özdağ, "Çocuklar böyle devam edin. Allah yardımcınız olsun" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Türkiye'nin çok zor bir durumla karşı karşıya bulunduğunu savunarak, ülkenin şu anda, yakın tarihinde bile karşılaşmadığı şekilde AİHM içtihadıyla karşı karşıya olduğunu ileri sürdü.
Türkiye'de hukukun ve yargı yolunun olmadığını iddia eden Tanrıkulu, AİHM'in Türkiye'yi, 1990'lı yıllardan çok daha fazla bir şekilde, günümüzde yaşam hakkının ihlali gerekçesiyle mahkum edebileceğini öne sürdü. Tanrıkulu, "5 bin yıllık kadim kentlerimiz toplarla, tanklarla yok ediliyor, kültürümüz yok ediliyor, tarihimiz yok ediliyor ve bunun bedeli de Türkiye'ye ve bütün yurttaşlarımıza, hepimize ağır olur" iddiasında bulundu.
AK PARTİ Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz de HDP'nin grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmada, devletin, terörle mücadelede hukuk kurallarına uyulduğunu vurguladı.
Terörle mücadele eden güvenlik güçlerine, teröristi vatandaştan ayırarak yürüttükleri çalışma ve hassasiyetlerinden dolayı teşekkür eden Öz, devletin terörü sonlandırmak konusundaki kararlılığını dile getirdi.
Görüşmelerin ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda, doğum yapan memur ve işçilere yeni haklar getiren tasarı üzerindeki görüşmelerde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Hükümetleri döneminde eğitim ve sağlığın personel politikalarında hep öncelikli alanlar olduğunu ifade eden Yılmaz, "Sağlık personeli sayımızı da her sene arttırıyoruz. Özellikle önümüzdeki dönemlerde de öncelikli alanlardan biri olmaya devam edecektir ancak her yıl bütçe imkanlarımız, ülkemizin gerçekleri çerçevesinde hareket ediyoruz ama elimizden gelen maksimum ölçüde de eğitim ve sağlık başta olmak üzere sosyal alandaki personele her zaman öncelik veriyoruz" diye konuştu.
Son dönemlerde yaptıkları düzenlemelerle araştırma görevlileri başta olmak üzere akademisyenlerin özlük haklarında çok önemli iyileştirmeler gerçekleştirdiklerini, gençlerin akademisyenliği tercih etmesi noktasında önemli bir teşvik sağladıklarını belirten Yılmaz, çok sayıda yeni üniversitenin kurulduğunu ve bu üniversitelere nitelikli gençlerin çekilmesi anlamında önemli adımlar attıklarını söyledi.
Cevdet Yılmaz, başka bir soruyu yanıtlarken, polislerin özlük haklarında iyileştirmelere değindi. Her kurumun kendi içerisinde bir hiyerarşisinin ve değişik düzeylerin ek göstergelerinin bulunduğunu dile getiren Yılmaz, "Bir düzeyle ilgili vereceğimiz bir karar, diğer düzeyleri de etkileyebiliyor. Polis için, emniyet teşkilatımız için böyle bir durum söz konusu. Dolayısıyla bizim gösterge rakamları için uygun gördüğümüz artış 3000 şeklinde. Çünkü o polislerimizin üstleri de var. Belli bir hiyerarşi içinde bu ek göstergeler tespit ediliyor" değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, anne ve bebek sağlığına ilişkin soruyu yanıtlarken, "Son 13 yılda sosyal alanda elde ettiğimiz en büyük başarılardan biri, doğumda anne ve bebek ölümlerinin azalmasıdır. Bunu da tabii daha yaygın, erişilebilir bir sağlık hizmetiyle gerçekleştirdik" dedi.
Türkiye'de devlet personel reformu tartışmalarının yıllardır yapıldığını belirten Yılmaz, Avrupa'da da çeşitli ülkelerde memur ve kamu çalışanı ayrımının bulunduğunu aktardı.
Anayasada da bu ayrımın yer aldığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:
"Kamunun egemenlik yetkisini kullanan, piyasada karşılığı olmayan işlemleri yürüten memurları olduğu gibi, piyasada, sivil kesimde karşılığı olan işleri yapan çalışanları da mevcuttur.
Avrupa'da, gelişmiş ülkelerdeki mevzuat özellikle bu açıdan Türkiye'de de yıllardır tartışılmaktadır ancak henüz devlet personel rejiminin ayrıntıları şekillenmiş değildir."
Öte yandan, Genel Kurul'da söz alan HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, "Yaralıların hastaneye götürülmesi için çaba sarf etmelerine rağmen bu gerçekleşmediğinden dolayı arkadaşlarımız İçişleri Bakanlığında açlık grevine başlamışlardır" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
