2012-06-21 - 13:13
CHP'li Hamzaçebi, 2B ve orman arazileri ile ilgili olarak verdikleri kanun tasarısı hakkında parlamentoda bir basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısına şehitlerin ailelerine ve tüm Türkiye'ye başsağlığı dileyerek başlayan Hamzaçebi, TBMM tatile girmeden önce "milyonlarca insanımızı ilgilendiren 2B arazilerine ilişkin yasal düzeleme ihtiyacı olduğuna" dikkat çekti.
2B ile ilgili yasanın 26 Nisan tarihinde yürürlüğe girdiğini ancak o zamandan bu zamana 2-B arazilerinde evi veya binası bulunan vatandaşlarla bu arazilerde tarım veya hayvancılık yapan veya başka amaçlarla bu arazileri kullanan vatandaşların "hala tapularını alma konusunda bir umuda sahip olamadıklarını" hatırlatan Hamzaçebi şunları kaydetti:
"Tasarının 2B arazilerinin mülkiyetinin vatandaşlara intikali için öngördüğü satış bedeli vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmını mali ölçüden zorlayacak durumdadır. Kanun hiçbir ayırım yapmaksızın bütün 2B arazilerinde satış bedelini rayiç bedelin yüzde 70'i olarak belirlemiştir. Rayiç bedelin yüzde 70'i vatandaşlarımızı zorlamaktadır, vatandaşlarımızı büyük ölçüde endişeye sevk etmiştir"
TBMM Başkanlığı'na sundukları kanun teklifinin içeriğini detaylarıyla aktaran Hamzaçebi, "Teklifimiz rayiç bedelin yüzde 70'i olarak öngörülmüş olan satış bedelinin belirli gruplar ve belirli 2B arazileri ile gruplandırılmasını öngörüyor. Birinci olarak orman köylülerine bu arazilerin tarım ve hayvancılık amaçlarında kullanılmak şartıyla bedelsiz vermeyi öngörmektedir. Orman köylüleri Türkiye'nin en yoksul kitlesidir. Türkiyede 7 milyon orman köylüsü vardır ve kişi başına düşen milli gelirin 1/10'u düzeyinde bir gelir düzeyine sahiptir. Orman köylülerinin diğer 2B arazilerini kullanan vatandaşlardan farkı bu arazileri yüzlerce yıldır yani atalarından dedelerinden bu yana kullanıyor olmasıdır. Bu arazileri kendi mülkiyetlerinde görmektedirler, o nedenle biz orman köylülerine 2B arazilerinin bedelsiz olarak devredilmesini öngörüyoruz. Şehir ve kasaba yapılarının bulunduğu yerlerde ikili bir bedel sistemi öngörüyoruz. Birincisi şehirlerdeki yerleşimlerde, kasabalardaki yerleşimlerde ihtiyacı için bina yapmış olanlar ile bu arazilerde yatırım amaçlı bina yapmış olanlar ya da bu arazileri 2B yasası çıksın alayım düşüncesi ile yatırım amacıyla elinde tutan vatandaşlar vardır, bunların arasında bir ayrım öngörüyoruz. 2B arazisinde kendi ihtiyacı için bina yapmış olup bu binayı daimi olarak kullananlara arazilerin emlak vergi değeri üzerinden satışını öngörüyoruz. Arazileri yatırım amacıyla ellerinde bulunduranlar ile bu arazilerde hafta sonu evi ya da yazlık ev gibi kullananlara ise yine rayiç bedel yani piyasadaki alım satım bedeli üzerinden satışını öngörüyoruz. Bu arazilerde alışveriş merkezi otel ve diğer ticari yatırımlar yapmış olan kişilere yine rayiç bedel yani satış bedeli üzerinden öngörüyoruz, orman köylüsü olmayıp da bu arazilerde tarım ve hayvancılık faaliyetinde bulunanlara ise yine emlak vergisi değeri üzerinden satış öngörüyoruz ve satış bedelinin de yasada öngörüldüğü gibi belediye sınırları içerinde üç yılda 6 eşit taksit, belediye sınırları dışında 4 yılda 8 taksit yerine herkes için ayrım yapmaksızın 5 yılda 10 eşit taksitle ödenmesini öngörüyoruz. İktidar partisine ve parlamentoda grubu bulunan diğer siyasi partilere buradan çağrıda bulunuyorum, parlamento tatile girmeden önce bu teklifi esas alalım ve bunu yasalaştıralım. Milyonlarca insanımız istanbulda ankarada anadoluda türkiyenin 61 vilayetinde bedel konusundaki düzeltmeyi iyileştirmeyi beklemektedir. Bu umutları boşa çıkarmayalım, bu sorunu çözelim" şeklinde konuştu.
Hamzaçebi, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. AK Parti Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, tıbbi zorunluluk bulunması halinde doğumun sezaryenle yaptırılması için verdiği yasa teklifi ve kürtaj tartışmalarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Hamzaçebi, dün gece sunulan teklifin, TBMM Sağlık Komisyonu'nda gündeme alınmasının planlandığını anımsattı. Hamzaçebi, yasal düzenleme yapılmak istenen konuyu, ilgili milletvekillerine en az 2 gün önceden haber vermesi gerektiğini ifade ederek, Komisyonun ve iktidarın bu tutumunu kınadığını belirtti.
Hamzaçebi, Hükümet'in, sezaryen konusunda kafasının karışık olduğunu savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugün geldiğimiz noktada, iktidar partisinin, bu konuda geri adım atacağı, doğruya doğru geleceği şeklinde izlenim çıktı. Sayın Bakan, konuyu rapor olarak sunacağını ifade ediyor, tasarı hazırlığından söz etmiyor. Buradaki geri adım olumludur. Kürtajı, kadın hakkı olarak ele almak gerekir. Bütün ülkelerdeki düzenlemenin, Türkiye'de olmaması Türkiye açısından eksiklik, yanlışlık olur. Sezaryenle ilgili olarak Hükümet'in, Sayın Bakan'ın açıklamaları gerçekleri yansıtmıyor. Hükümet'in, sağlık politikası iflas etmiştir. Sağlık harcamalarındaki olağanüstü artış nedeniyle sağlık harcamalarını frenlemek amacıyla Hükümet, devamlı yeni bir önlemi yürürlüğe koyuyor. Sağlıkta katılım payı olağanüstü artmıştır. Hükümet işbaşına geldiğinde sezaryenle doğan bebeklerin, toplam doğuma oranı yüzde 22'ler düzeyindeydi, 10 yıl sonra yüzde 44'lere çıktı. ABD'de bu oran yüzde 35'ler düzeyinde sezaryen oranı var, diğer ülkelerde Türkiye'den daha düşüktür. Hükümet, sezaryenle ilgili yasa getireceğine, sağlıkla ilgili performans sistemini sorgulasın. Performans sistemi, doktorları, hastaneleri sezaryene yöneltmektedir. Bu kadar ciddi artış, sağlık politikasının sorgulanmasını gerektiriyor. Asıl sorun görülmüyor, onun yerine sezaryeni önlemek üzere teklif geliyor, bu doğru, gerçekçi değil. Hastane, doktor aynı; ne oldu da 10 yılda sezaryen oranı ikiye katlandı. Hükümet, Sağlık Bakanı otursun, performans sistemini sorgulasın. Hekimlerin sorunlarını, Sağlık Bakanlığı tarafından itilmesi yönündeki politikayı, hekimlere yönelik şiddeti, kısacası sağlık politikasını sorgulasın. Türkiye'nin buna ihtiyacı var.''
Hamzaçebi, bir soruyu yanıtlarken, CHP'nin gündeminde ''Öcalan'a ev hapsi'' yönünde bir konunun bulunmadığını bildirdi.
Bir soru üzerine Akif Hamzaçebi, ''Kandil için Silahlı Kuvvetler, ne yapması gerekiyorsa yapmalıdır, bunun için ne talep ediyorsa -devlet kararıysa, devlet kararı- yapmalıdır. Türkiye, Kuzey Irak'ta oyalanmaktadır. Kamuoyuna yapılan açıklamalar, sağlıklı değildir. Barzani'nin destek vereceği şeklinde açıklamalar yapılıyor. Yıllardır, o yönetim Kuzey Irak'ta. Türkiye, yıllardır terör örgütü konusunda Kuzey Irak'ta oyalanıyor. Terör örgütünün dış desteği kesildiği an, Türk Silahlı Kuvvetleri gerekli, etkili harekatı orada yapabilecektir. Silahlı Kuvvetlerimiz, hangi desteğe ihtiyaç duyuyorsa, bu destek kendisine tartışmasız verilir'' diye konuştu.
Dağlıca'da terör örgütünün saldırısı sonucu şehit olan 8 askere Allah'tan rahmet dileyen Hamzaçebi, ''Terörü vasıta kılan kimlik politikalarının, Türkiye'ye ve adına hareket ettiğini söylediği halka, vereceği hiçbir şey yoktur. Terörle, Türkiye Cumhuriyeti'nden bir şey alacağını zannedenler, o örgüt, bu yolla Türkiye Cumhuriyeti'nden hiçbir şey elde edemeyecektir. Tam tersine terör, sorunun çözümünü çıkmaza sokan bir araçtır'' dedi.
Hamzaçebi, CHP'nin komisyon kurulması önerisi çağrısına MHP'nin olumsuz yanıt verdiğini ancak sürecin bitmediğini, işlediğini hatırlattı. Hamzaçebi, şartlar uygun olduğunda görüşmeye yönelik randevu talep edileceğini vurguladı.
2B ile ilgili yasanın 26 Nisan tarihinde yürürlüğe girdiğini ancak o zamandan bu zamana 2-B arazilerinde evi veya binası bulunan vatandaşlarla bu arazilerde tarım veya hayvancılık yapan veya başka amaçlarla bu arazileri kullanan vatandaşların "hala tapularını alma konusunda bir umuda sahip olamadıklarını" hatırlatan Hamzaçebi şunları kaydetti:
"Tasarının 2B arazilerinin mülkiyetinin vatandaşlara intikali için öngördüğü satış bedeli vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmını mali ölçüden zorlayacak durumdadır. Kanun hiçbir ayırım yapmaksızın bütün 2B arazilerinde satış bedelini rayiç bedelin yüzde 70'i olarak belirlemiştir. Rayiç bedelin yüzde 70'i vatandaşlarımızı zorlamaktadır, vatandaşlarımızı büyük ölçüde endişeye sevk etmiştir"
TBMM Başkanlığı'na sundukları kanun teklifinin içeriğini detaylarıyla aktaran Hamzaçebi, "Teklifimiz rayiç bedelin yüzde 70'i olarak öngörülmüş olan satış bedelinin belirli gruplar ve belirli 2B arazileri ile gruplandırılmasını öngörüyor. Birinci olarak orman köylülerine bu arazilerin tarım ve hayvancılık amaçlarında kullanılmak şartıyla bedelsiz vermeyi öngörmektedir. Orman köylüleri Türkiye'nin en yoksul kitlesidir. Türkiyede 7 milyon orman köylüsü vardır ve kişi başına düşen milli gelirin 1/10'u düzeyinde bir gelir düzeyine sahiptir. Orman köylülerinin diğer 2B arazilerini kullanan vatandaşlardan farkı bu arazileri yüzlerce yıldır yani atalarından dedelerinden bu yana kullanıyor olmasıdır. Bu arazileri kendi mülkiyetlerinde görmektedirler, o nedenle biz orman köylülerine 2B arazilerinin bedelsiz olarak devredilmesini öngörüyoruz. Şehir ve kasaba yapılarının bulunduğu yerlerde ikili bir bedel sistemi öngörüyoruz. Birincisi şehirlerdeki yerleşimlerde, kasabalardaki yerleşimlerde ihtiyacı için bina yapmış olanlar ile bu arazilerde yatırım amaçlı bina yapmış olanlar ya da bu arazileri 2B yasası çıksın alayım düşüncesi ile yatırım amacıyla elinde tutan vatandaşlar vardır, bunların arasında bir ayrım öngörüyoruz. 2B arazisinde kendi ihtiyacı için bina yapmış olup bu binayı daimi olarak kullananlara arazilerin emlak vergi değeri üzerinden satışını öngörüyoruz. Arazileri yatırım amacıyla ellerinde bulunduranlar ile bu arazilerde hafta sonu evi ya da yazlık ev gibi kullananlara ise yine rayiç bedel yani piyasadaki alım satım bedeli üzerinden satışını öngörüyoruz. Bu arazilerde alışveriş merkezi otel ve diğer ticari yatırımlar yapmış olan kişilere yine rayiç bedel yani satış bedeli üzerinden öngörüyoruz, orman köylüsü olmayıp da bu arazilerde tarım ve hayvancılık faaliyetinde bulunanlara ise yine emlak vergisi değeri üzerinden satış öngörüyoruz ve satış bedelinin de yasada öngörüldüğü gibi belediye sınırları içerinde üç yılda 6 eşit taksit, belediye sınırları dışında 4 yılda 8 taksit yerine herkes için ayrım yapmaksızın 5 yılda 10 eşit taksitle ödenmesini öngörüyoruz. İktidar partisine ve parlamentoda grubu bulunan diğer siyasi partilere buradan çağrıda bulunuyorum, parlamento tatile girmeden önce bu teklifi esas alalım ve bunu yasalaştıralım. Milyonlarca insanımız istanbulda ankarada anadoluda türkiyenin 61 vilayetinde bedel konusundaki düzeltmeyi iyileştirmeyi beklemektedir. Bu umutları boşa çıkarmayalım, bu sorunu çözelim" şeklinde konuştu.
Hamzaçebi, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. AK Parti Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl'ün, tıbbi zorunluluk bulunması halinde doğumun sezaryenle yaptırılması için verdiği yasa teklifi ve kürtaj tartışmalarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Hamzaçebi, dün gece sunulan teklifin, TBMM Sağlık Komisyonu'nda gündeme alınmasının planlandığını anımsattı. Hamzaçebi, yasal düzenleme yapılmak istenen konuyu, ilgili milletvekillerine en az 2 gün önceden haber vermesi gerektiğini ifade ederek, Komisyonun ve iktidarın bu tutumunu kınadığını belirtti.
Hamzaçebi, Hükümet'in, sezaryen konusunda kafasının karışık olduğunu savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugün geldiğimiz noktada, iktidar partisinin, bu konuda geri adım atacağı, doğruya doğru geleceği şeklinde izlenim çıktı. Sayın Bakan, konuyu rapor olarak sunacağını ifade ediyor, tasarı hazırlığından söz etmiyor. Buradaki geri adım olumludur. Kürtajı, kadın hakkı olarak ele almak gerekir. Bütün ülkelerdeki düzenlemenin, Türkiye'de olmaması Türkiye açısından eksiklik, yanlışlık olur. Sezaryenle ilgili olarak Hükümet'in, Sayın Bakan'ın açıklamaları gerçekleri yansıtmıyor. Hükümet'in, sağlık politikası iflas etmiştir. Sağlık harcamalarındaki olağanüstü artış nedeniyle sağlık harcamalarını frenlemek amacıyla Hükümet, devamlı yeni bir önlemi yürürlüğe koyuyor. Sağlıkta katılım payı olağanüstü artmıştır. Hükümet işbaşına geldiğinde sezaryenle doğan bebeklerin, toplam doğuma oranı yüzde 22'ler düzeyindeydi, 10 yıl sonra yüzde 44'lere çıktı. ABD'de bu oran yüzde 35'ler düzeyinde sezaryen oranı var, diğer ülkelerde Türkiye'den daha düşüktür. Hükümet, sezaryenle ilgili yasa getireceğine, sağlıkla ilgili performans sistemini sorgulasın. Performans sistemi, doktorları, hastaneleri sezaryene yöneltmektedir. Bu kadar ciddi artış, sağlık politikasının sorgulanmasını gerektiriyor. Asıl sorun görülmüyor, onun yerine sezaryeni önlemek üzere teklif geliyor, bu doğru, gerçekçi değil. Hastane, doktor aynı; ne oldu da 10 yılda sezaryen oranı ikiye katlandı. Hükümet, Sağlık Bakanı otursun, performans sistemini sorgulasın. Hekimlerin sorunlarını, Sağlık Bakanlığı tarafından itilmesi yönündeki politikayı, hekimlere yönelik şiddeti, kısacası sağlık politikasını sorgulasın. Türkiye'nin buna ihtiyacı var.''
Hamzaçebi, bir soruyu yanıtlarken, CHP'nin gündeminde ''Öcalan'a ev hapsi'' yönünde bir konunun bulunmadığını bildirdi.
Bir soru üzerine Akif Hamzaçebi, ''Kandil için Silahlı Kuvvetler, ne yapması gerekiyorsa yapmalıdır, bunun için ne talep ediyorsa -devlet kararıysa, devlet kararı- yapmalıdır. Türkiye, Kuzey Irak'ta oyalanmaktadır. Kamuoyuna yapılan açıklamalar, sağlıklı değildir. Barzani'nin destek vereceği şeklinde açıklamalar yapılıyor. Yıllardır, o yönetim Kuzey Irak'ta. Türkiye, yıllardır terör örgütü konusunda Kuzey Irak'ta oyalanıyor. Terör örgütünün dış desteği kesildiği an, Türk Silahlı Kuvvetleri gerekli, etkili harekatı orada yapabilecektir. Silahlı Kuvvetlerimiz, hangi desteğe ihtiyaç duyuyorsa, bu destek kendisine tartışmasız verilir'' diye konuştu.
Dağlıca'da terör örgütünün saldırısı sonucu şehit olan 8 askere Allah'tan rahmet dileyen Hamzaçebi, ''Terörü vasıta kılan kimlik politikalarının, Türkiye'ye ve adına hareket ettiğini söylediği halka, vereceği hiçbir şey yoktur. Terörle, Türkiye Cumhuriyeti'nden bir şey alacağını zannedenler, o örgüt, bu yolla Türkiye Cumhuriyeti'nden hiçbir şey elde edemeyecektir. Tam tersine terör, sorunun çözümünü çıkmaza sokan bir araçtır'' dedi.
Hamzaçebi, CHP'nin komisyon kurulması önerisi çağrısına MHP'nin olumsuz yanıt verdiğini ancak sürecin bitmediğini, işlediğini hatırlattı. Hamzaçebi, şartlar uygun olduğunda görüşmeye yönelik randevu talep edileceğini vurguladı.
