2012-10-17 - 12:15
Sabahat Tuncel: "Bu ülkede dağa adam göndermek konusunda dava açılacaksa, Başbakan'a açılmalıdır. Kendisi Demirtaş'a Kandil yolunu göstermiştir. O günden bugüne kaç kişi dağa gitmiş araştırılmalıdır. Gelişin değil, gidişin yolu açılıyor."
Tüzel düzenlediği basın toplantısında, cezaevlerinde başlayan açlık grevlerini değerlendirdi. Toplantıya BDP'li Milletvekilleri Sabahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü de katıldı.
Cezaevlerinde 63 tutuklunun 12 Eylül'de başlattıkları açlık grevinin 36. günü olduğunu belirten Tüzel, şunları söyledi: "Açlık grevindekiler, giderek telafisi mümkün olmayan sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalacaktır. Bu duruma ve ölümlere seyirci kalınmamalıdır. Bu insanlar iki temel talepleri için açlık grevine gittiler. Biri, Kürt halkının siyasi temsilcisi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, diğeri ana dilde eğitim ve savunma hakkının tanınmasıdır."
"Türkiye önce kendi Kürtleriyle barışmalı" diyen Tüzel, hükümetin Ortadoğu politikasını da eleştirdi. Tüzel, "Ortadoğu'da planlanan kanlı ve karanlık geleceğe Türkiye ortak olmamalıdır. AKP Ortadoğu'da tehlikeli bir politika izliyor. Kendi içinde barışı kuramayan yurttaşlarının eşitlik ve özgürlük taleplerine kulaklarını tıkayan bir hükümetin Ortadoğu'da barışı sağlayamayacağı açıktır" diye konuştu.
"Bu Meclis her zaman savaş tezkeresi çıkardı. Bir kez de barış tezkeresi çıkarsın" diyen Sabahat Tuncel ise şunları söyledi: "Cezaevlerinde bulunanlar kendi bedenlerini ölüme yatırdılar. Diyarbakır, Silivri, İstanbul Kandıra cezaevlerini ziyaret ettik. Silivri yönetimi, tutukluların grev dilekçesini kabul etmemiş, ısrarları üzerine tek kişilik koğuşlara götürülmüşlerdir. Burada yaşanacak ölümlerden herkes sorumlu olacaktır."
Cezaevlerindeki grevin ağır insani sonuçları olacak kitlesel bir açlık grevi olduğunu söyleyen Ertuğrul Kürkçü ise "Türkiye'nin trajik bir açlık grevi geçmişi var. Yüzlerce insan hayatını kaybetti. Yöneticiler geçmişte olduğu gibi 'birkaç kişi ölür ama bizim borumuz ötmeye devam eder' diye düşünmesinler. Bu çok farklı bir durumdur. Kendini hiçe sayan, ölümü göze almış kararlı insanlar vardır. Türkiye'yi yönetenler, ölümlere son vermek için hayatın yanında yer almalıdır" şeklinde konuştu.
Sabahat Tuncel, hakkında verilen 8 yıl hapis cezasının gerekçeli kararında yer alan '4 kişinin dağa çıkmasına vesile olduğu' ifadesinin sorulması üzerine şunları söyledi: "Gerekçeli kararın benim yargılandığım dava ile alakası yok. Gereğini yapmak için böyle bir gerekçe bulunmuş. Karar siyasidir."
Dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin soruyu da cevaplayan Tuncel, "BDP blok milletvekilleri olarak halka veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız yok. Bu ülkede dağa adam göndermek konusunda dava açılacaksa Başbakan'a açılmalıdır. Kendisi Demirtaş'a Kandil yolunu göstermiştir. O günden bugüne kaç kişi dağa gitmiş araştırılmalıdır. Gelişin değil, gidişin yolu açılıyor" dedi.
Tuncel, seçimlerin erkene alınmasına ilişkin AK Parti'nin diğer partilerle görüşmesinin sorulması üzerine , "İlkinde de bizi sürecin dışında tuttular. 367'yi bulamadılar. Bu davranış demokrasi etiği açısından uygun değildir. 3,5 milyonu yok saymaktır" dedi.
18 yaşındakilerin milletvekili olabilmelerine ilişkin görüşü sorulan Tuncel, "Biz öğrencilerle bir araya geldik ve bu konuda çok istekli olmadıklarını gördük. Gençlerin gündeminde özgürlük, iş, YÖK'ün kaldırılması var. Bu seçim öncesi oy alma meselesidir" diye konuştu. Kürkçü ise, "Gençlere bu kadar düşman bir partinin onları milletvekili yapmak istemesi izah edilemez. Genç işsizliği diz boyu. Bu laflar, laf ola beri gele?Ama artık Başbakan'ın gece rüyasında gördüklerini sabah proje olarak karşımıza çıkarmasından illallah." (12:15)
Meltem SALİMOĞLU
Cezaevlerinde 63 tutuklunun 12 Eylül'de başlattıkları açlık grevinin 36. günü olduğunu belirten Tüzel, şunları söyledi: "Açlık grevindekiler, giderek telafisi mümkün olmayan sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalacaktır. Bu duruma ve ölümlere seyirci kalınmamalıdır. Bu insanlar iki temel talepleri için açlık grevine gittiler. Biri, Kürt halkının siyasi temsilcisi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, diğeri ana dilde eğitim ve savunma hakkının tanınmasıdır."
"Türkiye önce kendi Kürtleriyle barışmalı" diyen Tüzel, hükümetin Ortadoğu politikasını da eleştirdi. Tüzel, "Ortadoğu'da planlanan kanlı ve karanlık geleceğe Türkiye ortak olmamalıdır. AKP Ortadoğu'da tehlikeli bir politika izliyor. Kendi içinde barışı kuramayan yurttaşlarının eşitlik ve özgürlük taleplerine kulaklarını tıkayan bir hükümetin Ortadoğu'da barışı sağlayamayacağı açıktır" diye konuştu.
"Bu Meclis her zaman savaş tezkeresi çıkardı. Bir kez de barış tezkeresi çıkarsın" diyen Sabahat Tuncel ise şunları söyledi: "Cezaevlerinde bulunanlar kendi bedenlerini ölüme yatırdılar. Diyarbakır, Silivri, İstanbul Kandıra cezaevlerini ziyaret ettik. Silivri yönetimi, tutukluların grev dilekçesini kabul etmemiş, ısrarları üzerine tek kişilik koğuşlara götürülmüşlerdir. Burada yaşanacak ölümlerden herkes sorumlu olacaktır."
Cezaevlerindeki grevin ağır insani sonuçları olacak kitlesel bir açlık grevi olduğunu söyleyen Ertuğrul Kürkçü ise "Türkiye'nin trajik bir açlık grevi geçmişi var. Yüzlerce insan hayatını kaybetti. Yöneticiler geçmişte olduğu gibi 'birkaç kişi ölür ama bizim borumuz ötmeye devam eder' diye düşünmesinler. Bu çok farklı bir durumdur. Kendini hiçe sayan, ölümü göze almış kararlı insanlar vardır. Türkiye'yi yönetenler, ölümlere son vermek için hayatın yanında yer almalıdır" şeklinde konuştu.
Sabahat Tuncel, hakkında verilen 8 yıl hapis cezasının gerekçeli kararında yer alan '4 kişinin dağa çıkmasına vesile olduğu' ifadesinin sorulması üzerine şunları söyledi: "Gerekçeli kararın benim yargılandığım dava ile alakası yok. Gereğini yapmak için böyle bir gerekçe bulunmuş. Karar siyasidir."
Dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin soruyu da cevaplayan Tuncel, "BDP blok milletvekilleri olarak halka veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız yok. Bu ülkede dağa adam göndermek konusunda dava açılacaksa Başbakan'a açılmalıdır. Kendisi Demirtaş'a Kandil yolunu göstermiştir. O günden bugüne kaç kişi dağa gitmiş araştırılmalıdır. Gelişin değil, gidişin yolu açılıyor" dedi.
Tuncel, seçimlerin erkene alınmasına ilişkin AK Parti'nin diğer partilerle görüşmesinin sorulması üzerine , "İlkinde de bizi sürecin dışında tuttular. 367'yi bulamadılar. Bu davranış demokrasi etiği açısından uygun değildir. 3,5 milyonu yok saymaktır" dedi.
18 yaşındakilerin milletvekili olabilmelerine ilişkin görüşü sorulan Tuncel, "Biz öğrencilerle bir araya geldik ve bu konuda çok istekli olmadıklarını gördük. Gençlerin gündeminde özgürlük, iş, YÖK'ün kaldırılması var. Bu seçim öncesi oy alma meselesidir" diye konuştu. Kürkçü ise, "Gençlere bu kadar düşman bir partinin onları milletvekili yapmak istemesi izah edilemez. Genç işsizliği diz boyu. Bu laflar, laf ola beri gele?Ama artık Başbakan'ın gece rüyasında gördüklerini sabah proje olarak karşımıza çıkarmasından illallah." (12:15)
Meltem SALİMOĞLU
