2012-05-02 - 12:45
CHP'Lİ KART'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti iktidarında yapılan özelleştirmelerin haksız, hukuksuz, yasal dayanağı olmayan adrese teslim özelleştirmeler olduğunu iddia etti.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti iktidarında yapılan özelleştirmelerin haksız, hukuksuz, yasal dayanağı olmayan adrese teslim özelleştirmeler olduğunu iddia etti.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, AK Parti iktidarında yapılan özelleştirmelerin haksız, hukuksuz, yasal dayanağı olmayan adrese teslim özelleştirmeler olduğunu iddia ederek "Seydişehir Eti Alüminyum, Balıkesir SEKA, Tüpraş'ın %14.6'sının satışı, Telekom özelleştirmesi, Kuşadası Limanı, Çeşme Limanı gibi olaylarda bu tablonun acımasız örnekleri görülmüştür. " dedi

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, sözlerinde şunları kaydetti:

"AK Parti İktidarlarıyla birlikte; Haksız, hukuksuz, yasal dayanağı olmayan "adrese teslim" özelleştirmelerin yapılması mutad bir hal almıştır. Hükümet'e yakın olduğu bilinen, özel himayeye mazhar olan sermaye gruplarına, belli tesislerin yok pahasına aktarıldığı bir dönem yaşanmaktadır.
Seydişehir Eti Alüminyum, Balıkesir SEKA, Tüpraş'ın %14.6'sının satışı, Telekom özelleştirmesi, Kuşadası Limanı, Çeşme Limanı gibi olaylarda bu tablonun acımasız örnekleri görülmüştür.

Talan ve işgal süreçlerini Seydişehir Eti Alüminyum üzerinden bir kez daha değerlendirmek ve gelişmeleri kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz;
Değeri asgari ölçülerde 4,5 Milyar Dolar olan bu tesisler 305 Milyon Dolara birilerine aktarıldı? Metalurji Mühendisleri Odası, TES-İŞ KİGEM ve Tarafımızdan açılan davalar sonucunda Danıştay ; Kasım 2007 tarihinde, yapılan özelleştirme işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu somut olarak tespit etti ve özelleştirme işlemini iptal etti.

1 ay içinde uygulanması gereken bu karar Hükümet tarafından uygulanmadı. Karar Hükümet tarafından uygulanmadığı gibi, alıcı firma işgalini sürdürdü, haksız kazanç sağlamaya devam etti.

Bir taraftan da Eti Alüminyum'un içini boşaltmaya devam etti. Oymapınar Hidroelektrik Santrali ve boksit madeni rezervini kayıt dışı ve haksız bir şekilde kullanmaya devam etti. Bunların hepsi İktidarın himayesiyle yapıldı. Alıcı firma bir taraftan da, "Davanın konusunun kalmadığı ve fiili imkânsızlığın doğduğu" gerekçesini yaratabilmek için, Kendince, Şirket hisselerini, Şirket Ortaklarının üzerine devrederek suçtan kurtulmaya çalıştı.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı uyarılarımız üzerine, nihayet bu devrin hileli olduğu gerekçesiyle 4. Asliye Ticaret Mahkemesine dava açtı. Ancak, her nedense kendi açtığı davadan feragat ederek yeni bir suç daha işledi. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı; hangi Mahkeme kararı olursa olsun, "Ben, bu tesislerin Hazine'ye geri alınması konusunda üstüme düşeni yapmayacağım?" dedi?

Daha doğrusu Siyasi İktidar , "Kanunsuz Emir ve Talimat" yoluyla, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na bu suçu da işletti.

Bu arada Türk Ceza Kanunu anlamında suç teşkil eden ve Anayasal anlamda ihlâl teşkil eden bu organize suç ilişkileri sebebiyle; hem Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Yetkilileri ve hem de Başbakan ve Özelleştirme Yüksek Kurulu Üyesi olan Ali Babacan, Mehmet Şimşek, Binali Yıldırım ve Erdoğan Bayraktar haklarında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına 23.03.2012 tarihinde yeniden suç duyurularında bulunduk.

"Suçüstü" boyutlarında müteselsil suç ilişkileri söz konusuydu. 10 Milyar Dolarla ifade edilen kamu zararı ve talanı söz konusuydu.
Bu Hükümet'in her türlü hukuksuzluğa "Kanuni kılıf" yaratma konusunda olağanüstü bir mahareti olduğunu biliyorduk!!!!
Ancak bu kadarını da tasavvur edemiyorduk. Onu da gördük. 10 Milyar Dolarları aşan bir talan ve işgal tablosundan söz ediyoruz.

Ne yaptı Hükümet? Hükümet 26 Nisan Perşembe gecesi yine "Gece Yarısı Operasyonu" niteliğindeki bir önerge ile tüm bu talan ve işgallere "Özel Af" anlamına gelen bir düzenlemeyi yine bir oldu-bittiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirdi.

Hükümet, bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisini iğfal etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin bir kısmı da bu iğfal esnasında işbirliği içindeydi. Halkın oylarıyla Halk bir kez daha soyuldu. Halkın Oylarıyla Milletin Vekilleri, Halkın kendilerine verdiği yetkiyi, yapılan soygunlar için araç olarak kullandılar.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi kimliği, İktidar eliyle yapılan soyguna alet edildi. Komisyon Başkanı önce önergeye "katılmıyoruz" diyor?. Yapılan uyarılar üzerine düzeltmesini yapıyor? Oturumu yöneten Başkan da bu süreçte maalesef rolünü üstleniyor ve gereğini yapıyor. "Anayasa açısından değerlendirme yapıldı" diyerek bu suçu gizlemeye çalışıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde 26 Nisan Gecesi bir utanç yaşanmıştır. Hükümet eliyle yapılan soyguna Meclis alet edilmiştir.

Yapılan soyguna Milli İrade alet edilmiştir. AK Parti İktidarı , kendi grubunu da bu işe alet etmiştir. Kendi grubundan da muhalif sesler çıkabileceğini düşünerek, oldu-bitti yaratmış ve Anayasanın 87. maddesini ayaklar altına almıştır. Bu bir tükeniştir, bir iflastır ve suçüstü halidir. AK Parti artık gerçek kimliğini gizleyemez hale gelmiştir. AK Parti; Devlet nüfuzunu hiyerarşik olarak kötüye kullanan ve "çıkar örgütlenmelerini" himaye eden bir siyasi anlayışın Temsilcisi ve uygulayıcısı haline gelmiştir.

Bu süreci sorgulamaya devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Bütçesini soyan ve talan eden bu anlayışı Halka anlatmaya devam edeceğiz."

Kart, bir soru üzerine, ''Tutuklu milletvekillerine çözüm bulabilmek için anayasa değişikliği zorunlu değil'' diye konuştu. Bazı yasalarda değişiklikle sorunun halledilebileceğini ifade eden Kart, ''Bu konuya üç gün içinde çözüm bulmak mümkün ama iktidar samimi ve dürüst değil'' diye konuştu.

Kart, yeni anayasayla ilgili iktidarın uzlaşma zemininden kaçmaya çalıştığını öne sürdü.

Kart, bir başka soru üzerine de ''hükümetin kız çocuklarının erken yaşta evlenmesine yönelik bir politikası olduğunu'' savundu. (12:45)