2011-09-23 - 14:10
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL'IN BASINLA SOHBET TOPLANTISI...
MHP Gurp Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlendiği basınla sohbet toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD ziyareti sırasında yaptığı konuşmaları değerlendirdi. Vural, ''Başbakan Erdoğan'ın, İsrail söylemi, Arap ülkelerinde prim yapmak amaçlı'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ''Başbakan
Erdoğan'ın, İsrail söylemi, Arap ülkelerinde prim yapmak amaçlı'' dedi.

Vural, düzenlendiği basın sohbet toplantısında, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın, ABD ziyareti sırasında yaptığı konuşmaları değerlendirdi.

Türk dış politikasının her şeyden önce ''milli'' olması gerektiğini ifade
eden Vural, uluslararası sorunların milli menfaatler doğrultusunda
çözülebilmesinin önemli olduğunu belirtti.

Ülkenin dış politikasının Ankara'da hazırlanmadığını ve milletin bu
politikalardan haberdar olmadığını öne süren Vural, ''Başka ülkelerin
başkentlerinde hazırlanıp servis ediliyor'' dedi.

''Komşularla sıfır sorun'' politikasının iflas ettiğini savunan Vural,
şöyle devam etti:

''Recep Tayyip Erdoğan, etrafı düşmanlarla çevrili bir Türkiye yaratmayı
başardı. 'Stratejik derinlik' dediler. Ülkeyi stratejik karanlığa mahkum ettiler.
Nerede, 'Yurtta sulh, cihanda sulh'? İçeride terör örgütü almış başını gidiyor.
Dışarıda bunu örtmek için habire birileriyle kavga, gerilim politikaları. Her bir
açılım, ülkeyi arkadan vuran hançere dönüştü. Ermenistan ile yapılan protokoller,
Kıbrıs açılımları, Rum açılımları...''

''Türkiye, artık fermanlarla yönetildiğini'' ileri süren Vural, ''Bu
gidişe rağmen herkes susmuş, basın susturulmuş. Sivil toplum kuruluşları baskı
altında. Muhalefet partilerine tuzaklar kuruluyor. Yargı güçlünün elinde sopa
olmuş sonra Başbakan çıkmış BM'deki konuşmasında demokrasiden, insan haklarından,
özgürlükten bahsediyor'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın, ABD ile yapılacak ''model ortaklığa'' ilişkin
sözlerini de eleştiren Vural, ''Sana bu rolü kim verdi? BOP'un eş başkanı idin
sonra stratejik ortak oldun. Biz oyuncak model uçak değiliz. Sök, tak, boz,
yap... Bu ortaklık hangi menfaatleri hizmet ediyor? Bunlar White House'ta
hazırlanıyor, biz de planda model uçak oluyoruz. Türkiye model ortak ise
birilerinin çıkıp bunu anlatması gerekiyor. Model olmuşlar, AB' bunu istediği
gibi kullanıyor'' şeklinde konuştu.

Vural, Başbakan Erdoğan'ın sözlerinden, ''Libya, Tunus ve Mısır
ziyaretlerinin'' de ABD'nin isteği ile yapıldığının anlaşıldığını iddia ederek,
bu ziyaretlerin, ''model ortaklığın'' bir parçası olduğunu öne sürdü. Vural,
''Başbakan diyor ki, 'Ziyaretlerle bana ev ödevi verilmişti, ABD ziyaretinde ise
sözlü sınav'. Demek ki İsrail ile olan ilişkiler de bu model ortaklığın bir
parçası. Rol biçiyorlar bize'' ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin ''model uçak'' olarak kullanılamayacağını belirten Vural,
''Fransız bir Bakanlar Kurulu... Soruyorlar bu politikaları, Hayati Yazıcı'nın
bile haberi yok. Türkiye, yabancıların oluşturduğu bir politikanın güdümüne
girmiş görünüyor'' dedi.

Vural, ''Başbakan Erdoğan'ın, 'İsrail söylemi'nin Arap ülkelerinde prim
yapmak amaçlı'' olduğunu da ileri sürdü.

Erdoğan'ın, İsrail tarafından Mavi Marmara'ya yapılan saldırının ''savaş
nedeni sayılabileceğini'' ifade ettiğini anımsatan Vural, sözlerini şöyle
sürdürdü:

''Madem öyleydi neden bunu gemi yola çıkmadan önce söylemedin. Bizim
dönemimizde aynı sorunu Yunanistan ile yaşadık. Casus Belli'yi hatırlattık. Ne
oldu? Yerlerinden kımıldayamadılar. 'Biz sadece İsrail'i titretiriz' dedi. Sen
titrettin, adamlar OECD'ye üye oldu. Sen titretiyorsun, BOP'un eşbaşkanı olup
menfaatlerine hizmet ediyorsun. O titretiyor adamlar habire Akdeniz'de
sondajlıyor. Titrettikçe bu İsrail kendine geliyor. Asıl sen titre, milletine ve
Başkentin Ankara'ya dön. Yabancı yerlerde alkış peşinde koşacağına, milli
menfaatlerini koru. Böyle titretilmekten İsrail de zevk alıyor.''

Hükümetin, Kıbrıs politikalarını da eleştiren Vural, adanın bulunduğu
bölgenin petrol ve doğalgaz açısından çok önemli olduğuna dikkati çekti.

Dönemin AK Parti Hükümeti'nin Annan Planı çerçevesinde kuzeydeki petrol
ve doğalgaz yataklarını Rumlara verilmesini kabul ettiğini ileri süren Vural,
Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Mısır, Lübnan ve İsrail ile imzaladığı ''münhasır
ekonomik bölge'' anlaşmalarıyla önemli avantajlar elde ettiğini söyledi.

Bu anlaşmalar çerçevesinde Türkiye'nin kuşatıldığını savunan Vural, ''Ama
Türkiye bu oyunu bozamadı. 'Her zaman Rumların bir adım ötesinde olacağız' diyen
Başbakan Erdoğan, adamlar ne istediyse iki katını veriyor'' diye konuştu.

Dışişleri Bakanlığının, Rumların İsrail ile imzaladığı münhasır ekonomik
bölge anlaşmalarıyla ilgili 21 Aralık 2010'da yaptığı açıklamada, ''anlaşmalara
konu alanlarda bir hak iddiasının bulunmadığını'' belirttiğine dikkati çeken
Vural, ''Yolun açık olsun. Şimdi çıkmış, 'sondaj yapamazsın' diyor ama hala ilan
ettiğimiz bir münhasır ekonomik bölge var mı Akdeniz'de?'' dedi.

Vural, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

Bir gazetecinin, ''CHP, yeni anayasa yapım çalışmaları için uzlaşma
komisyonunda üye sayısının 3'e çıkarılmasını istiyor. Sizin değerlendirmeniz
nedir?'' sorusu üzerine Vural, ''Sayı ne için önemli? 2 üye olur da arkasında 150
danışmanı olur. Ana muhalefet partisini anlamak güç. Sayıları tartışmanın bir
anlamı yok. Önemli olan ülkenin ihtiyacı olan bir anayasa yapılması'' diye
konuştu.

''12. sınıf coğrafya kitaplarından 7 bölgenin çıkartıldığı'' yönündeki
iddiaların hatırlatılması üzerine Vural, bölgelerin kaydırılmasının hangi amaca
hitap ettiğini bilmediğini söyledi. Vural, ''Gerçekten bilmiyorum ama bu yeniden
Türkiye bölge ve eyaletlere ayrılacak bu şekilde coğrafi paylaşımı ortadan
kaldırıp sonra da eyalet özerk bölgeye çevirmenin alt yapısı mıdır, insanın
aklına sual geliyor. Türkiye için yeni bir idare fiziki bölünme ve tanımlanmaya
gidiş aşaması olabilir'' şeklinde konuştu.

Bir başka gazetecinin, ''Başbakan Erdoğan, İsrail'e yönelik olarak,
'gerekirse savaşırız' diyor'' sözleri üzerine Vural, şöyle konuştu:

''Eğer ülkenin milli menfaatlerine yönelik ciddi bir tehdit olduğunu
düşünüyorsa -ki anlaşılan öyle düşünüyor- İsrail'i füze kalkanı ile koruyoruz...
İsrail'in bölgedeki güvenliğini sağlayacak politikalarını uygulamasına rağmen
Başbakan 'savaş sebebi' demesi bir retorik ve nutuktan ibaret değilse bu tehdidi
TBMM'ye getirmeli. Savunmadan sorumlu olan Bakanlar Kurulu'dur. Konuyu TBMM'ye
getirmeli ve gerekli hududu, şümulü, zamanı hükümet tarafından belirlenmek üzere
bir yetki almalı. Ya da bir savaş sebebine ilişkin bir notayı vermeli.'' (14.10)