2016-01-19 - 17:40
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak, maddelerine geçilmesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.

Buldan, "Nefret dilinin ve söylemlerinin terk edilmesi, barışın dilinin egemen kılınması elzemdir" dedi.

Buldan, ölüm yıldönümünde Hrant Dink'i saygıyla andığını belirterek, "Ömrünü halklar arasındaki diyaloğun kurulmasına adamış, diline barışı pelesenk etmiş bir güvercindi Hrant Dink ve bu nedenle katlinde karar kılındı. Tahir Elçi de aynı şekilde kanatlarından vuruldu" dedi.

Kendisinin de şahsen bu acıları yaşadığını vurgulayan Buldan, "Acılı geçmişimize rağmen hiçbir zaman acıyı besleme taraftarı olmadım. Kin tutmanın kimseye fayda sağlamayacağına inanıyorum. Parlamento çatısı, bu ülkede soluk alan herkesin hakkını, hukukunu ve canını korumalıdır" diye konuştu.

Buldan, barış çağrılarının karşılık bulmasını temenni etti.

Genel Kurulda, İzmir'in sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşma yapan AK PARTİ İzmir Milletvekili Necip Kalkan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in hizmetlerine ilişkin sunumunu izlediği zaman aklına İzmir'in geldiğini ve utandığını söyledi. Kalkan, Ankara'nın eski ve yeni halinin fotoğrafları ile İzmir'in bugünkü halinin fotoğraflarını gösterdi.

İzmir'in eski ve yeni halini gösterecek bir pano olmadığını belirten Kalkan, "Dün neyse bugün de aynı haldedir. 17 senedir İzmir'de CHP belediyeciliği var. İşte sizin yapacağınız budur" diye konuştu.

CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, gazetecilerin yaşam hakkının korunmasına ilişkin yaptığı gündemdışı konuşmada, bugün Hrant Dink'in ölüm yıldönümü olduğunu anımsatarak, "Hrant Dink bir gazetecidir. Uğur Mumcu da bir gazetecidir. Bugün düşüncelerini açıkladıkları için yargı önüne taşınan aydınlar varsa, Türkiye gerçekliğinde bu olgu yenilenmiş ve onlar yaşamlarını kaybetmek durumunda kalmıştır. Yaşama hakkının güvencesinin alınmasına ilişkin önlemler bizim görevimidir" ifadesini kullandı.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar ise HGS uygulamasından dolayı yurttaşların yaşadığı sorunlara dikkati çekti. Akar, kendisinin KİT Komisyonu üyesi olduğunu ve o dönem bu uygulamanın test edilmeden hayata geçirilmesini eleştirdiğini bildirdi.

AK PARTİi Grup Başkanvekili Coşkun Çakır ise yerinden söz alarak yaptığı konuşmada, her şehit haberinin yüreklerini yaktığına işaret ederek, "İnşallah bundan sonra şehitlerimiz gelmez. İnşallah bundan sonra huzur ve barış içinde yaşarız. Rahmetli Hrant Dink'in 9'uncu ölüm yıldönümüdür. Bir arada yaşama kültürünün yüzlerce yıllık örneğini kanıtlamış bir kültüre sahibiz" diye konuştu.

Kültürel zenginliğe vurgu yapan Çakır, "Ermenilerin ve Anadolu'da yaşayan milletimizin karşı karşıya kaldığı acılar söz konusudur. Bu acıları yarıştırmamalıyız" ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, yerinden söz alarak, kürsüden daha önce "Diktatör Recep Tayyip Erdoğan" dediğini, ancak o zaman tepki verilmediğini belirterek, "Şimdi size ne oldu? Bir yerden talimat mı aldınız?" dedi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Coşkun Çakır ise sataşma olduğu gerekçesiyle yaptığı konuşmada, "Sayın Grup Başkanvekilinin bu üslubu savunmasını kınıyorum ve yadırgıyorum. Biz birimiz çıkıp 'Sayın Grup Başkanvekili bozuntusu' desek kabul edilir mi?" ifadesini kullandı.

Sataşma olduğu gerekçesi ile söz alan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, cezaevinde bulunan gazetecilere tecrit uygulandığını savunarak, "Ben de, 'bu tecrit diktatör bozuntusunun emriyle mi yapılıyor' diyorum" dedi.

Yarkadaş'a bazı AK PARTİ milletvekilleri, "Sensin diktatör bozuntusu", "terbiyesiz" diyerek tepki gösterdi.

Tartışmanın devam etmesi üzerine Başkanvekili Buldan birleşime 10 dakika ara verdi.

TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, Kıbrıs meselesinin çözümü için KKTC ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi arasında sürdürülen müzakerelerle ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine MHP, grup önerisini Genel Kurula taşıdı. Öneri üzerinde konuşan MHP Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, Kıbrıs'ta toplumlar arası görüşmelerin bir süreden beri devam ettiğini hatırlatarak, 6 ana başlıktan ilk üç başlıkta görüşmelerin son erdiğini kaydetti.

Özdağ, "KKTC heyeti; 'federal devlet' meselesi görüşülürken 'kurucu devlet' yerine, 'oluşturucu eyalet' kavramını kabul ederek daha şimdiden kurulması tasarlanan devletin içinde KKTC vatandaşlarının azınlık konumuna doğru kayabileceği politik ve hukuki zeminin oluşmasına müsaade etmiş görünmektedir. Rum tarafı her defasında olduğu gibi bugün de saldırgan, haddini bilmez tavır içindedir. Rumlar, Türkleri Kıbrıs'ın eşit haklara sahip ortaklarından biri değil, kurtulunması gereken azınlık olarak görmektedir" dedi.

Müzakereleri yürüten KKTC heyetinin bazı yapısal zaaflara sahip olduğunu, deneyimsiz ve belli konularda yetkili olmamasıyla ön plana çıktığını savunan Özdağ, heyetin açığının giderilmesi için Türk Dışişleri Bakanlığının olumlu katkı sunduğunu söyledi. Heyette 'ne kurtarırsak kardır' anlayışının hakim olduğunu ileri süren Özdağ, "Görüşmeler şeffaf olmalı. KKTC ile Rum kesimi arasında yürüyen müzakerelerin bir boyutu, hiç olmaması gerekirken Türkiye'nin AB ile tam üyelik süreci irtibatını oluşturmakta. Bir Türk devletinin varlığı, Türkiye Cumhuriyeti'nin AB tam üyeliğine feda edilemez. Ankara'nın kafasının karışık olması, hükümetin yaklaşımının net olmaması, ne yazık ki müzakereleri daha da zor duruma sokmaktadır" diye konuştu.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Yıldız Seferinoğlu, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, müzakerelerdeki görüşme trafiğinin, süreçte kritik bir döneme girildiğini gösterdiğini belirterek, mülkiyet meselesinde görüş farklılıkların devam ettiğini söyledi. Seferinoğlu, sürecin hükümet tarafından hassas şekilde takip edildiğini söyledi.

Öneri lehinde konuşan CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz da Kıbrıs ile ilgili konuların Meclis'te görüşülmesinin doğal olduğunu ifade etti. Kıbrıs'ta çözümün kısa sürede olacağına ilişkin iyi niyetli tablo sergilendiğini anlatan Yılmaz, "Kıbrıs konusunda bir yol haritamız yok. Kıbrıs Rum yönetimini tanımıyorum ama tanımamanın gereğini de yapmıyoruz. Çözümün olacağına inanan var mı? Çözüm zor" görüşünü savundu.

Harita üzerinde Rumların istediği yerleri gösteren Yılmaz, tartışılanın Annan Planı'nın bile gerisinde olduğunu ileri sürdü. Kıbrıs konusunda olumlu hava yaratıldığına işaret eden Yılmaz, konunun Suriyeli mültecilerin Türkiye'de tutulmasından çıktığını savundu. Yılmaz, "3 milyon mültecinin buraya gelip, Avrupa'ya gitmesi gündeme gelince 'Türkiye'ye ne tür bir şey sunabiliriz' diye, akıllarına AB sürecini canlandırmak geldi. 14 fasıl dondurulmuş, açılması için Rum tarafının da onayı gerekiyor. Çözüm, biz ne zaman fazla taviz verirsek olabilir. Müzakere, akılla ve mantıkla olmayan sürece çekiliyor. Siz Kıbrıs konusunu çözseniz de AB konusunu gideremezsiniz" dedi.

Yılmaz, Meclis'te gerekirse kapalı oturumda ele alınması gereken konunun, AB ile bağlantılı götürülmesinden rahatsız olduklarını ifade etti.

Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin Hrant Dink cinayetinde rol alan "derin ilişkilerin" üzerine gidilmesi ve adaletin yerine getirilmesinin araştırılması önergesinin gündeme alınmasına ilişkin önerisi kabul edilmedi.

HDP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, önergenin birlikte yaşamın perçinleşmesinin bir adımı olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Cumhuriyet tarihinin aynı zamanda faili meçhuller, hak arayışının ortadan kaldırılmasının tarihi olduğunu savunan Baydemir, "Toprağa düşen sadece Hrant Dink ve Tahir Elçi'nin bedeni değildir. Bu toplumun onurudur" dedi.

Baydemir, Meclis bünyesinde "Hakikatleri Araştırma Komisyonu" kurulması gerektiğini ifade ederek, "Karanlıkta bırakılan cinayetler, yeni cinayetlerin de zemin hazırlayıcısıdır. Toplumları toplum yapan ve bir arada tutan şey adalet duygusudur" diye konuştu.

CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, AK PARTİ'nin, "AKP" diyenleri ötekileştirdiğini ileri sürerek, "Meclis açıldığından beri savaş mı, terörle mücadele mi, bunu tartışıyoruz. Savaş denildiğinde AKP sıralarından hemen bağırıyorlar. 3 aylık Miray bebek Sur'da öldürüldü. Çınar'da 4 yaşında Mevlüde İrem öldürüldü. Sorumluları kınıyorum" dedi.

"Diktatör" tartışmalarına değinen Hakverdi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı görüşte olduğunu belirtti.

CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, Hrant Dink'in barış özlemini yüksek sesle ve cesurca dile getirdiğini söyledi.

"Hrant 9 yıl önce bugün vahşice katledildi" diyen Adıgüzel, soruşturmada "tetikçi"den öteye geçilemediğini, haklarında soruşturma açılan kamu görevlilerinin görevlerine devam etmesinin adaletsizliği iyice derinleştirdiğini belirtti. Faili meçhuller döneminin kapanmadığını, aksine hızla devam ettiğini iddia eden Adıgüzel, "Halen bu ülkenin aydınları güvercin tedirginliğinde yaşamaya devam ediyor" diye konuştu.

Önerinin aleyhinde konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal ise erken ölümlerin olmadığı bir coğrafyayı arzuladıklarını söyledi. Hrant Dink'in "Kim bizim doktorumuz? Ermeniler Türklerin, Türkler de Ermenilerin doktorudur" sözünü hatırlatan Ünal, Dink'in statükonun dili dışında Anadolu insanının nasıl olacağını öğreten bir yapısı olduğunu kaydetti.

Ünal, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Cumhuriyetin kurulmasının ilk yıllarında bu ülkede birçok etnik gurup ve mezhep için zor bir süreç başladı. Özellikle tek parti CHP döneminde diktatörlüğün ne olduğunu bu ülke çok yakından yaşadı. 1940'lı yıllarda birçok etnik grup ve mezhebe karşı çok büyük baskı yapıldı. Bundan zulüm görenler sadece Müslümanlar değildi. Ermeniler ve Kürtler de vardı. Adnan Menderes'in gelmesiyle bir rahatlama oldu ama darbelerle statüko her seferinde yerine oturdu. Türkiye, 2000'li yıllarda kendine geldi. Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'yi kurdu ve Başbakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı döneminde çok sayıda sessiz devrime imza attı."

Ünal, Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından güvenlik güçlerinin çok kısa bir sürede tetiği çekenleri yakaladığını vurgulayarak, "Arkadaki çetenin bulunması için yoğun çaba sarf edildi. Fethullah Gülen Terör Örgütü bu katliamın arkasındadır. Onlarla birlikte yol yürüyerek Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması mümkün değildir. Hrant Dink cinayetinin arkasında Fethullah Gülen Terör Örgütü'nün yer aldığı açıktır. Fethullah Gülen Terör Örgütü, İstanbul'da Ergenekon gibi operasyonları başlatabilmek için bu cinayeti işlemiştir" değerlendirmesinde bulundu.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, sataşma olduğu gerekçesiyle yaptığı konuşmada, samimiyet testi aracının henüz icat edilmediğini belirterek, somut adımların ve hadiseler karşısında takınılacak tutumların samimiyetin ölçütü olacağını söyledi. Baydemir, "Bütün faili meçhul cinayetleri gerçekleştirenler bu toplumda engerekler ve çıyanlardır. Oy kullanacak arkadaşlar kendisi de faili meçhul mağduru olan Pervin Buldan'ın gözlerinin içine bakarak oy kullansın. Meclis bunları korumamalıdır" dedi.

Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm ise, "İsmet İnönü'nün diktatör olduğunu söylüyorsunuz. Onlar diktatör olsaydı siz burada olmazdınız. Siz, Atatürk'ten önceki padişahlığı savunuyorsunuz. Önce vatana düşmanlıktan vazgeçeceksiniz. Dersim diyorsunuz sürekli. İçinizde bir tane Alevi milletvekili var mı? Alevi vali var mı?" diye sordu.

AK PARTİ Ankara Milletvekili Aydın Ünal yeniden söz alarak, CHP'li milletvekilleri tarafından kendisinin Atatürk'e "diktatör" dediğinin iddia edildiğini, kendisinin ise böyle bir ifade kullanmadığını söyledi. Ünal, "CHP aynaya bakmak yerine Recep Tayyip Erdoğan'ı suçlayarak buradan bir paye elde etmeye çalışıyor. 'Diktatör bozuntusu' diyenler kendi tarihlerine baksınlar. Kendileri genel başkan bozuntusu bile olamadılar" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay sataşma olduğu gerekçesiyle yaptığı konuşmada, "Biz 1950'ye kadar olan dönemle ilgili 'bu dönem demokrasinin en parlak dönemi' mi dedik? Demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu içine sindiremeyenlerden CHP demokrasi dersi almaz" dedi.

HDP'nin grup önerisinin kabul edilmemesi üzerine Başkanvekili Pervin Buldan, "Sayın Baydemir, ne yazık ki hiç kimse gözlerimin içine bakmadı, bakamadı" ifadesini kullandı.

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***