2016-04-12 - 16:37
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. "Zorunlu trafik sigortası, Diyarbakır'ın Sur ilçesinin yeniden inşası, 'Kanal İstanbul', 25 yaşa kadar genel sağlık sigortası primlerinin silinmesi, 15 bin polis alınması ve terörizmin finansmanıyla" ilgili konularda düzenlemeler içeren "torba kanun" tasarısının 1. bölümü, Genel Kurul'da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.

Genel Kurul'da gündemdışı söz alan CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, ildeki tarımsal alanların kaybı konusunda yaptığı konuşmada, şehrin çevre felaketiyle karşı karşıya bulunduğunu belirterek, günlük katı atık miktarının 10 bin ton civarında olduğunu ifade etti.

Büyükşehir Belediyesinin aldığı bir kararla Nilüfer'in güney kesiminde tarım alanları ve ormanın bulunduğu bir bölgenin katı atık toplama alanı olarak belirlendiğini aktaran Aydın, buranın, çöp sızıntıları nedeniyle çevresindeki bölgeleri de etkileyeceğini kaydetti.

Bursa'nın, yeşilinin, tarımının ve ormanının koruma altına alınmasını isteyen Aydın, "Bursa'ya kıymayın efendiler." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu, ABD'de 14-19 Mart 2016 tarihlerinde yapılan Kadının Statüsü Komisyonu'nun 60. Oturumu hakkında yaptığı konuşmada, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyeleri olarak gerçekleştirdikleri temaslara değindi.

MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, Sağlık Haftası nedeniyle yaptığı konuşmada, Türk tarihi boyunca sağlık konusuna her zaman önem verildiğini anımsatarak, Cumhuriyet döneminde de bu alanda önemli çalışmalara imza atıldığını hatırlattı. Ancak son dönemde sağlık alanında atılan adımların yetersiz olduğunu savunan Şimşek, Mersin'deki sağlık sorunlarını anlattı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Diyarbakır'ın Hani ilçesindeki terör saldırısında şehit düşen askerlere rahmet ve yaralılara şifa diledi.

Türkiye'nin, terörün ulaştığı boyut nedeniyle bir beka mücadelesi verdiğini belirten Akçay, "Bu mücadele amasız, fakatsız, lakinsiz, kararlı bir şekilde olmalıdır. Ancak ne yazıktır ki biz Hükümet'te bu iradeyi hala göremiyoruz" dedi.

Akçay, hükümeti terörle mücadelede tutarlı ve kararlı olmaya davet etti.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, operasyon bölgelerinde sivil halkın mağduriyet yaşadığını ileri sürerek, bazı parti yöneticilerinin gözaltına alınarak, tutuklanmasını da kınadı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, ülkede bir hükümetin olmadığını savunarak, "Ülkede bir Hükümet olsaydı, her gün bir şehit haberi almazdık." diye konuştu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Kutlu Doğum Haftası'nın kutlandığını anımsatarak, Hazreti Muhammed'in, güzel ahlakın ne olduğunu insanlığa öğrettiğini, İslam'ın emirlerinin ve anlatımlarının sadece Müslümanlara yönelik olmadığını, bütün insanlığa yönelik mesajlar taşıdığını vurguladı.

Türkiye'nin teröre karşı zorlu bir süreç verdiğini kaydeden Bostancı, ülkenin, vatanın, bayrağın, insanların ve gelecek kuşakların huzuru ve sükunu için bu mücadelenin verilmeye devam edileceğini bildirdi.

Başkanvekili Buldan, Başkanlık Divanı olarak Kutlu Doğum Haftası vesilesiyle, Türkiye'ye bir an önce huzurun, refahın ve barışın gelmesini temenni ettiklerini belirterek, Hazreti Muhammed'i bir kez daha saygı ve minnetle andıklarını kaydetti.

TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine MHP, önerisini Genel Kurul'a taşıdı.

Öneri üzerinde konuşan MHP Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, kişisel verilerin korunmasıyla ilgili yasanın kısa süre önce Meclis'te kabul edildiğini anımsatarak, 50 milyon Türk vatandaşının kişisel verisinin çalınmasına ilişkin skandalın tek sorumlusunun iktidar olduğunu savundu.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da dahil 50 milyon kişinin kimlik bilgileri ve adreslerinin sergilendiğini belirten Ok, "Önemli kamu kurum ve kuruluşlarının geçmişte de bazı bilgi ve belgeleri internet ortamına sızıp yayınlanmıştı. Yaşananlar karşısında iktidar partisi, hiçbir siyasi sorumluluk almamıştır." diye konuştu.

Verilerin ele geçirilmesi halinde Türkiye'nin her türlü uluslararası tehdit ve şantajla karşı karşıya kalacağını ifade eden Ok, şunları söyledi:

"Bu olay başka ülkede olsa deprem olurdu. Ama biz hala ders çıkarmadık. Bugüne kadar devlet bilgileri sızdırılmıştı ama önümüzdeki günlerde özel kişi ve kuruluşların da bilgileri sızdırılabilir. Biyometrik veriler ele geçirildiğinde Türkiye ve Türk milletini büyük tehlike bekliyor."

AK Parti Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz, Araştırma Önergesi'nin önemli ve iyi niyetle verilmiş olduğunu belirterek, "Ancak ortada yasal mevzuat var. Hangi partilere seçmen listesinin verileceğini YSK belirlemiş. 29 partiye veriliyor. Bunlar seçime katılma hakkı elde eden partidir. 29 partiye seçmen listesi verildiğinde kontrolünün yapılması mümkün mü? Elbette bu yasal haktır, kanun hükmü oldukça da YSK vermek zorunda. Verdiğinde de takip etme şansınız kalmıyor. Bazı partiler sitelerinde yayınladı, sonra kaldırdılar. Bir şey yapılacaksa, bazı yasal değişikliklerle çözülebilir." dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, öneri lehindeki konuşmasında, önerinin ülkeyi 14 yıldır yönetenlerin eseri olduğunu belirterek, ancak yaşanan hiçbir olumsuzluğu üzerine almadığını kaydetti.

Berberoğlu, CHP'nin, seçmen kütüklerini elektronik ortamda tekrarlamaktan başka bir işlem yapmadığını ifade ederek, bir partinin sitesinden sızdırıldığı yönündeki iddianın, konuyla ilgili soruşturma sonrasında ortaya çıkacağını bildirdi.

Sızan bilgilerin içeriği ve formatına dikkati çeken Berberoğlu, "Sızan bilgileri hangi programcı İngilizce'ye çevirme zahmetine katlanır, olduğu gibi kullanmasına ne engel var? Bu bilgiler kaynağından çalınmıştır. Alan bilgilerinin İngilizce olması, MERNİS'ten çıkma ihtimalini açıklayan en kuvvetli sebeptir. Sızdıran kaynak bir partiyse, niye 2008 tarihli verileri kullansın?" diye konuştu.

Gelinen noktanın vahim olduğunu ifade eden Berberoğlu, "Adalet Bakanı, sızmadan sonra 'YSK'nın siyasi partilerle bilgi paylaşımını kısıtlamayı düşünüyoruz.' dedi. Bir parti bunları kendi sitesinde ilan etmiş değil. Bu komplo teorisiyle izah edilecekse, acaba 2008 tarihli eski bilgiler gelecek seçimlerin şeffaflığını etkileyecek büyük kumpasın parçası olabilir mi? Bu bilgilerin formatı çok şüpheli. Partilerden sızdırılacak bilgiler bunlar değil. Bu kadar detaylı bilgi ancak kaynağından çalınmıştır." dedi.

Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, verilerin YSK sisteminden sızmadığının açıklandığını hatırlatarak, siyasi partilerin konu üzerinde daha hassas durmalarının önemli olduğunu vurguladı.

Bakanlığın konuyla ilgili doyurucu açıklama yaptığını ve yasal çalışma başlattığını aktaran Çavuşoğlu, "Ortada bir vaka var, kişisel veriler bir şekilde kötü niyetli insanların eline geçmiştir. Soruşturma başlatılmıştır. Şu, bu parti demeyeceğiz." ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından, MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

HDP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle önerisini TBMM Genel Kuruluna taşıdı.

Partisinin önerisi üzerine söz alan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, çocuk istismarına karşı önleyici ve denetleyici bütünlüklü bir politikanın olmadığını ve buna ilişkin kayıtların tutulmadığını savunarak, istismar ve cinsel şiddetin güç ilişkilerinden kaynaklandığını ileri sürdü.

Meclis Genel Kurulu'nda, çocuklara yönelik her türlü istismar iddialarına ilişkin Meclis araştırması açılmasının kabul edildiğine işarete eden Kerestecioğlu, bununla ilgili hala bir komisyon kurulmamasını eleştirdi. Kerestecioğlu, çocuklarla ilgili konuların öncelikle ele alınması gerektiğini belirtti.

Göçmen ve mülteci kadınlara yönelik şiddet ve istismarlar üzerine çalışan tek bir kamu kurumunun bulunmadığını ifade eden Kerestecioğlu, "Kız çocuklarının erken evlendirilmesi ve kadınların ikinci eş olarak evlenmeye mecbur bırakılmasıyla ilgili verileri eksiksiz biçimde kamuoyuyla paylaşabilecek tek kurum, imam nikahlarını eğer izliyorsa Diyanet İşleri Başkanlığı." diye konuştu.

AK PARTİ Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya da Meclis'in aynı konuda bir araştırma komisyonu olduğunu hatırlatarak, bu çerçevede Türkiye'nin her yerinde aile bütünlüğünü etkileyen olayları araştırdıklarını aktardı.

Komisyon çalışmaları kapsamında, Kilis'te yaptıkları incelemelerde, genç yaşta Suriyeli kızlarla ikinci evliliklere ilişkin sadece bir olayla karşılaştıklarını dile getiren Özkaya, olmayan bir olayın olmuş gibi Meclis gündemine getirilmemesi gerektiğini söyledi.

Şiddete uğrayan Suriyeli kadınların da Türkiye'deki sığınma evlerinden faydalanabildiğini kaydeden Özkaya, evliliklerle ilgili olarak da Suriye ve Türkiye'nin mevzuatındaki farklılıklardan kaynaklanan bir takım sorunların yaşandığını belirtti.

CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, açıklanan bir rapora göre, Suriyeli çocukların yüzde 4,5'inin erken yaşta evlendirildiklerini anlatarak, savaştan mağdur olanların, mülteci olarak gittikleri ülkelerde bir kez daha sömürüldüklerini ve mağdur edildiklerini ileri sürdü.

Kayışoğlu, "Çocuklarınızı, Allah korusun ama o kız çocuklarının yerine koyun. Manavda bir meyve gibi sıralanıp satılan kız çocukları için ne yapabileceğimizi, bütün siyasi görüşlerimizi bir tarafa bırakarak yeniden değerlendirelim. Suriyelilere kapıları açtık. Ama insanlara açtığımız bu kapılar savaşın yarattığı tahribatı önlemiyor, maalesef onların buralarda da sömürülmelerine, daha çok tahribat yaşamalarına sebep oluyor." ifadelerini kullandı.

AK PARTİ İstanbul Milletvekil Tülay Kaynarca, TBMM Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu üyeleri olarak birçok bölgede incelemelerde bulunduklarına değindi.

Konuşmaların ardından yapılan oylama sonucunda önergenin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

TBMM Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine CHP, önerisini Genel Kurula taşıdı.

Öneri üzerinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, devletin izniyle çay üretimi yapıldığını belirterek, bölgede özel sektörün çay alabilmesi için ÇAYKUR?un uyguladığı kota ve günlük kontenjanların olduğunu kaydetti. Bölgede çaydan başka iş alanı bulunmadığını ifade eden Bekaroğlu, otomasyon nedeniyle işçi sayısının da azaldığını söyledi. Bekaroğlu, organik çay gayretinin, kimyasal gübre lobilerince engellendiğini savundu.

Bekaroğlu, şunları kaydetti:

?Rize boşalıyor, bölgede başka kentler de boşalıyor. Büyük şehirlerde bu insanlar nasıl yaşayacak? Bu insanların doğdukları yerde doyabilmeleri sağlanmalı. Biz insanların bulundukları yerde refahının sağlanması için çay araştırma komisyonu kurulmasını istiyoruz, buna destek bekliyoruz. Çayla ilgili sorunlar çözülse bile arazi bölünmeleri nedeniyle çayla geçim mümkün değil, başka nelerin yapılacağı da araştırılmalı. Organik çay üretimi, bölgeyi kurtarabilir, turizmin gelişmesine katkı sağlar. Çayda tekel kaldırılmıştır, ama herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Rize?de insanlar endişeli, çıkarılması düşünülen Çay Kanunu kapalı kapılar arkasında hazırlanıyor. Çay Kanunu ile Çay Piyasası Kurulu oluşturulmaya çalışılıyor. Şeker ve Tütün kurulları ile şeker ve tütün bitti. ÇAYKUR'un özelleştirilmesi demek bölgenin bitmesi demektir. Çay tekelleri gözünü buraya dikmiş, 'Siz üretmeyin' diyor.?

MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta, çay üretiminin yoğun yapıldığı Doğu Karadeniz illerinde nüfusun gerilediğini ifade ederek, bölgenin tarımdaki payının da azaldığını söyledi. Usta, şöyle devam etti: "770 bin dekar alanda çay üretimi yapıyoruz. 1,3 milyon ton bizim çay üretimimiz var. Türkiye'nin aslında çay tüketimi 300 bin ton civarında, çay üretimi de 262 bin ton civarında. Yaklaşık 2 milyarın üzerinde bir çay satış hasılatından bahsediyoruz. 210 bin aile, 1 milyona yakın nüfus da çayla geçimini sağlamakta. Bu kadar önemli bir kitleyi ilgilendirmesine rağmen çay alım fiyatlarının istikrarsız olduğunu, özel sektörde çok düşük fiyatla çay alımlarının yapıldığını görüyoruz. Çayda en önemli sorun kaçakçılıktır. Kaçağa karşı ciddi önlem alınmalı. Çay borsası sistemi kurulmalı. Organik çay üretimine önem verilmeli, kimyasal gübre terk edilmeli."

HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Karadeniz'in tek geçim kaynağının çay olduğunu ancak yıllarca çözüm bekleyen sorunların bulunduğunu belirterek, dönemsel, günü kurtaran teşvik politikalarının sorunu çözmeye yetmediğini savundu. Bilinçsiz gübre kullanımının toprağın verimliliğini düşürdüğünü, kaliteli ürün yetiştirilmediğini anlatan Toğrul, Doğu Karadeniz'in HES'ler, yeşil yol ve maden arama faaliyetleriyle doğasının tahrip edildiğini öne sürdü.

AK PARTİ Rize Milletvekili Hasan Karal, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, "Çay bizim her şeyimiz. Alternatifi yoktur ama alternatif ürün konusunda çalışmalarımız olacak. 1980 öncesinde üretilen çayların derelere döküldüğünü herkes çok iyi bilir. AK PARTİ öncesi ile sonrası arasında sektörün durumu farklıdır. ÇAYKUR Genel Müdürlüğünün telefonları kapalıydı, çalışanlarına maaş veremiyordu, üreticiler paralarını almakta sıkıntı çekiyordu. Şimdi mayıs ayının çay paraları haziranda ödeniyor. Kontenjanlı alım yerine, randevulu alıma geçtik. Çay tarım alanları artırıldı. Çaya destekleme, AK PARTİ ile geldi. Amacımız bölgenin tamamını organik üretime geçirmektir. Çay ile ilgili yatırımlar da bizim dönemimizde artmıştır" dedi.

Çay Kanunu ile illi çalışmaların sürdüğünü belirten Karal, herkese, sağlık için dünyada kimyasal madde kullanılmadan üretilen "Türk çayı" içmesini tavsiye etti.

CHP'li Bekaroğlu, "Sayın milletvekili şehit camisinde imam iken, ben bu kürsüde çayın sorunlarıyla uğraşıyordum" demesi, tartışmaya yol açtı.

Karal, sataşma gerekçesiyle söz alarak, Bekaroğlu'nun imamlara hakaret ettiğini belirterek, "Onurla ve şerefle imamlık yaptım. Sen 1999'da benim gibi imamların sayesinde seçilerek geldin. Sana oy verdim, keşke elim kırılsaydı. Din istismarı yaparak bizim desteğimizi alarak buraya geldin, şimdi imamlarla alay ediyorsun. Bölgeden, bölge gerçeklerinden uzaksın" diye konuştu.

Bekaroğlu ise "İmamlık yapıyordun demek, imamlara hakaret etmek mi? O imamlık yapıyordu, ben öğretim üyesiydim, öbürü başka bir şeydi. Konuşmayı öğreneceksiniz önce. Aynen Temel'in fıkrası gibi konuya gelmiyor. Bana oy vermiş bilmiyorum, orada değildim. Din istismarına gelince, bunun dibine vuran sizsiniz. Ben hiçbir zaman din istismarı yapmadım. Bana oy vermiş, karşılığında ne yapmam gerekiyor?" dedi.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, TCK'nın "cumhurbaşkanına hakaret"i düzenleyen maddesinin yasadan çıkarılmasıyla ilgili teklifinin doğrudan gündeme alınması kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup önerilerinin ardından Tanrıkulu'nun, "cumhurbaşkanına hakaret"i düzenleyen TCK'nın 299. maddesinin yasadan çıkarılmasını içeren yasa teklifinin, İçtüzükte öngörülen sürelerde komisyonda görüşülmemesi nedeniyle doğrudan gündeme alınması önergesi ele alındı.

Sezgin Tanrıkulu, teklifini 2012 yılında verdiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgisi olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanına hakaretle ilgili davaların vahim hale geldiğini ileri süren Tanrıkulu, Ahmet Necdet Sezer döneminde 26, Abdullah Gül döneminde 139, Recep Tayyip Erdoğan döneminde ise bin 800'ün üzerinde dava açıldığını dile getirdi.

Herhangi bir davada savcının "takipsizlik" kararı verme ihtimalinin olmadığını savunan Sezgin Tanrıkulu, bir belge göstererek, "Bu benim berat nişanım, fezlekem, Meclis'e yeni geldi. Bunu odama asacağım. Tek bir yerinde hakaret yok, normal bir eleştiri var." diye konuştu.

Venedik Komisyonu'nun da konuyu gündemine aldığını hatırlatan Tanrıkulu, AİHM'in gazeteci Erbil Tuşalp davasında, "siyasetçilerin ağır eleştirilere hoşgörülü olması gerektiği"nden hareketle Türkiye'yi mahkum ettiğini söyledi.

Sezgin Tanrıkulu, "Bütün bunlar yine AİHM'e gedecek." görüşünü savundu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz ise sataşma gerekçesiyle söz alarak, seviyesiz konuşmaların kutuplaşmaya yol açtığını belirterek, "299. madde 91 yıldır var. Bunun uygulanmasından rahatsız olmamak lazım. Temiz dili muhafaza etmek durumundayız. Düzenleme dün vardı, bundan sonra da olacak. Hakaret ediliyorsa elbette cezasız kalmayacak. Avrupa ülkelerinde de var." değerlendirmesinde bulundu.

AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç da "Kılıçdaroğlu'na akıl hastası denilse rahatsız olmaz mısınız" diye laf attı.

Tanrıkulu, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Almanya'ya muhtıra verme noktasına geldik. Burada olanlar yetmedi. Yurt dışına, Almanya'ya, sağa sola da sataşmaya başladı. 90 yıl da olsa, yanlış hükümdür. Türkiye bunlardan mahkum olacak." dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu ise önerge üzerinde yaptığı konuşmada, "Niye bu kadar çok fazla dava açılıyor. 'Sosyal medya yoktu' deniliyor. Sayın Cumhurbaşkanı'nın her gün 3,5 saat konuşması, siyaseti germesi, bağırması, çağırması, herkesi hizaya sokmasının da ciddi katkısı vardır. Bu insanlar da bizim insanlarımız. Birbirimize tahammül edeceğiz. Bunda örnek olacak insan da en tepedekidir. Kutuplaştırıcı dilin en büyük sorumlusu Cumhurbaşkanı'dır. Buna gerek yok. Millet zaten kendisini destekliyor. Ülkeyi hukuk içinde yöneteceksiniz, germeyeceksiniz." şeklinde konuştu.

AK PARTİ'li milletvekilleri ise Bekaroğlu'na tepki gösterdi.

Konuşmaların ardından Tanrıkulu'nun, TCK'nın "cumhurbaşkanına hakaret"i düzenleyen maddesinin yasadan çıkarılmasıyla ilgili teklifinin doğrudan gündeme alması önergesi kabul edilmedi.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****