2012-12-24 - 13:18
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmaları AK Parti'nin, 15 maddelik mutabakat metniyle bağdaşmayan, uzlaşma ve müzakere kavramlarını gözardı eden dayatmacı anlayışı sebebiyle 40 günden bu yana tıkanmış durumdadır. Komisyon çalışmaları fiilen askıya alınmış durumdadır." dedi
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmaları AK Parti'nin, 15 maddelik mutabakat metniyle bağdaşmayan, uzlaşma ve müzakere kavramlarını gözardı eden dayatmacı anlayışı sebebiyle 40 günden bu yana tıkanmış durumdadır. Komisyon çalışmaları fiilen askıya alınmış durumdadır." dedi
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Türkiye Cumhuriyetinin tüm kazanımları ve Anayasal Kurumlarının Cumhurbaşkanlığı kariyeri için araç olarak kullanılmak istendiğini, Makyavelist yöntemler ve Göbels propagandalarının siyasi iktidar tarafından kararlıkla uyguladığını ileri sürdü.
CHP'Lİ Kart, sözlerinde şunları kaydetti:
" Uzlaşma Komisyonu çalışmaları başlangıcında varılan mutabakata göre, Komisyon çalışmalarını 31 Aralık 2012 tarihine kadar bitirmeyi hedeflemiştir. Bunun anlamı, pekâlâ 2013 yılı 4-5. Aylarına kadar bu çalışmaların uzayabileceği gerçeğidir.
Adı üstünde Anayasa çalışması yapılıyor? İlk kez 1876'dan bu yana Sivil Toplum ve TBMM'nde Grubu bulunan tüm siyasi partiler, aynı masa etrafında Anayasa yapımı için bir araya geliyorlar.
Tarihi bir sorumluluk. Türkiye'nin ihtiyacı olan ortak paydayı oluşturmak istiyorlar. Bu çalışmalara 22 Çatı Kuruluşu her bakımdan destek veriyor, sahip çıkıyor. TBMM Başkanı, samimi bir gayretle ve sorumluluk duygusuyla çalışmaların başarıya ulaşması için katkı sağlıyor.
13 Bölge'yi dolaşıyoruz. Her Bölge'de Sivil Toplum ve sayıları 650 ile 1100 arasında değişen iştirakçilerin katılımıyla toplantılar yapılıyor?
Bu sürecin sonucunda, daha doğrusu 1 yılın sonunda, yani Kasım 2012 ayı başında Temel Hak ve Özgürlükler büyük ölçüde tamamlanıyor. Sıkıntı bundan sonra başlıyor. AK Parti, siyaset biliminde Başkanlık Sistemi kalıplarına da uymayan, demokrasilerde yeri olmayan " Başkancı Sistem Taslağını" sunuyor.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmaları AK Parti'nin, 15 maddelik mutabakat metniyle bağdaşmayan, uzlaşma ve müzakere kavramlarını gözardı eden bu dayatmacı anlayışı sebebiyle; 40 günden bu yana tıkanmış durumdadır. Komisyon çalışmaları fiilen askıya alınmış durumdadır.
Komisyon çalışmalarını fiilen kısıtlayan AK Parti, bir taraftan da sözcüleri vasıtasıyla "? bu iş Ocak'ta en geç Şubat ayında bitmezse yeni arayışlara gireriz?." Diyerek gerçek amacını ifade ediyor.
Medya gücüyle, Devlet nüfuzuyla, bilgi kirliliği ve karartma yoluyla toplumu maniple ediyor. Gerçek oyun planını devreye sokuyor.
Bu gelişme toplumun ve aydınların bir kesimi için şaşırtışı olmuş ise de, Bizim için, bu gelişmenin hayret edilecek bir yönü yoktur. Zira, AK Parti ve Başbakan'ın; uzlaşma yoluyla demokratik bir anayasa yapılması konusunda samimi ve dürüst olmadığını, bu süreci tamamen konjonktürel olarak kullanmak istediklerini, kendilerince topluma bir Anayasa yapımı konusunda bir iyi niyet mesajı vermek amacı ve görüntüsü içinde olduklarını hep anlattık.
Bir taraftan Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarını sürdüren, Diğer taraftan ise Bütünşehir, Sayıştay, MİT, Parti ve Cemaat Memuru Yapılanması, HSYK Yapılanması, Yasa Dışı İzleme Dinleme ve Görüntüleme yoluyla toplumu kontrol altına alan ve demokratikleşmenin tüm dinamiklerini yok eden bir Siyasi İktidarın; Anayasa yapımı konusunda samimi olduğundan, tutarlı olduğundan esasen söz edilemezdi.
Türkiye Cumhuriyetinin tüm kazanımlarını, Anayasal Kurumlarını, Cumhurbaşkanlığı kariyeri için araç olarak kullanmak isteyen, Makyavelist yöntemleri ve Göbels propagandalarını kararlılıkla uygulayan Siyasi İktidar, artık tam anlamıyla çıkmaza girmiştir. Kendisini daha fazla kamufle edemez hale gelmiştir.
Başbakan kendi eseri olan "Bürokratik Oligarşi" tarafından kuşatılmış durumdadır. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı "yasa dışı yollarla izlendiği ve görüntülendiğinden" endişe eder, şikâyet eder hale gelmiştir. 11 yıldan bu yana olağan üstü bir güç ve yetkiyle Türkiye'yi yöneten AKP; ehliyetsizliğini ve öngörüsüzlüğünü kamufle etmek ve gündemi değiştirmek amacıyla, bu kez "Başkancı Sistem" dayatmasıyla karşımıza gelmiştir.
Biz CHP olarak; Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını kucaklayan, özgürlükçü, demokratik, birey odaklı bir Anayasa'yı yapmak istiyoruz. Bu Anayasa'yı yaparken de zaman baskısı altına girmeden çalışmalarımızı sürdürmek istiyoruz.
Kadın haklarına dair düzenlemeleri, ilgili her maddede açıkça ve ayrı bir fıkra önerisi olarak kota veya cam tavan gibi sınırlamalara da tabii tutmaksızın, eşit temsil-eşit katılımı önermiştir. Sendika hakkında herhangi bir sınırlama olmamasını önermiş, güvenlik güçleriyle silahlı kuvvetleri mensuplarının bu haktan ne derece yararlanacağının yasayla düzenlemesi gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca İşyerinde sendika üyeliğini teşvik amacıyla uygulanacak vergi ve prim muafiyetleri ile diğer önlemler kanunla düzenlenir fıkrasını önererek sendikalaşmayı teşviki esas almıştır.
Ayrıca Gazetecilik mesleği ile ilgili düzenlemeler, sendikal hak ve özgürlüklerin serbestçe kullanılması, basın özgürlüğünün etkili biçimde gerçekleşmesi ve kamuoyunun serbestçe oluşumu esas alınarak kanunda gösterilir denilerek gazetecilik mesleği bakımından sendikalaşma ayrıca vurgulanmıştır.
Toplumsal dışlanmanın, nefret söylemi ve ötekileştirme-kutuplaştırma süreçlerine hizmet eden birincil araç olmasından hareketle CHP, ayrı bir madde olarak toplumsal dışlanmaya karşı korunmayı önermiştir. Yoksulluğa karşı korunma ve toplumsal yaşamda daha fazla desteğe ihtiyaç duyan kesimleri dikkate alan öneriler geliştirilmiştir. Sosyal haklar kataloğu en kapsayıcı önerileri olan parti Cumhuriyet Halk Partisidir.
Siyasal partilere yapılacak mali yardıma dair, son milletvekili genel seçimlerinde geçerli oyların en az %3'ü oranında oy alan siyasal partilere, bunlar arasında seçimlerde fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde yeterli düzeyde ve hakça malî yardım yapar önerisi getirilmiştir." dedi
CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen de ortada büyük bir emeğin olduğunu, 6 ayda 20 binden fazla görüş aldıklarını, özgürlükçü ve demokratik Anayasa konusuna toplumsal beklenti oluştuğunu ifade etti.
AK Parti'nin tüm toplumu aldattığını öne süren Türmen, AK Parti iktidarının "Başkanlık Sistemi" önerisini geri çekmesi gerektiğini söyledi.
H. Alper Durmaz
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Türkiye Cumhuriyetinin tüm kazanımları ve Anayasal Kurumlarının Cumhurbaşkanlığı kariyeri için araç olarak kullanılmak istendiğini, Makyavelist yöntemler ve Göbels propagandalarının siyasi iktidar tarafından kararlıkla uyguladığını ileri sürdü.
CHP'Lİ Kart, sözlerinde şunları kaydetti:
" Uzlaşma Komisyonu çalışmaları başlangıcında varılan mutabakata göre, Komisyon çalışmalarını 31 Aralık 2012 tarihine kadar bitirmeyi hedeflemiştir. Bunun anlamı, pekâlâ 2013 yılı 4-5. Aylarına kadar bu çalışmaların uzayabileceği gerçeğidir.
Adı üstünde Anayasa çalışması yapılıyor? İlk kez 1876'dan bu yana Sivil Toplum ve TBMM'nde Grubu bulunan tüm siyasi partiler, aynı masa etrafında Anayasa yapımı için bir araya geliyorlar.
Tarihi bir sorumluluk. Türkiye'nin ihtiyacı olan ortak paydayı oluşturmak istiyorlar. Bu çalışmalara 22 Çatı Kuruluşu her bakımdan destek veriyor, sahip çıkıyor. TBMM Başkanı, samimi bir gayretle ve sorumluluk duygusuyla çalışmaların başarıya ulaşması için katkı sağlıyor.
13 Bölge'yi dolaşıyoruz. Her Bölge'de Sivil Toplum ve sayıları 650 ile 1100 arasında değişen iştirakçilerin katılımıyla toplantılar yapılıyor?
Bu sürecin sonucunda, daha doğrusu 1 yılın sonunda, yani Kasım 2012 ayı başında Temel Hak ve Özgürlükler büyük ölçüde tamamlanıyor. Sıkıntı bundan sonra başlıyor. AK Parti, siyaset biliminde Başkanlık Sistemi kalıplarına da uymayan, demokrasilerde yeri olmayan " Başkancı Sistem Taslağını" sunuyor.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmaları AK Parti'nin, 15 maddelik mutabakat metniyle bağdaşmayan, uzlaşma ve müzakere kavramlarını gözardı eden bu dayatmacı anlayışı sebebiyle; 40 günden bu yana tıkanmış durumdadır. Komisyon çalışmaları fiilen askıya alınmış durumdadır.
Komisyon çalışmalarını fiilen kısıtlayan AK Parti, bir taraftan da sözcüleri vasıtasıyla "? bu iş Ocak'ta en geç Şubat ayında bitmezse yeni arayışlara gireriz?." Diyerek gerçek amacını ifade ediyor.
Medya gücüyle, Devlet nüfuzuyla, bilgi kirliliği ve karartma yoluyla toplumu maniple ediyor. Gerçek oyun planını devreye sokuyor.
Bu gelişme toplumun ve aydınların bir kesimi için şaşırtışı olmuş ise de, Bizim için, bu gelişmenin hayret edilecek bir yönü yoktur. Zira, AK Parti ve Başbakan'ın; uzlaşma yoluyla demokratik bir anayasa yapılması konusunda samimi ve dürüst olmadığını, bu süreci tamamen konjonktürel olarak kullanmak istediklerini, kendilerince topluma bir Anayasa yapımı konusunda bir iyi niyet mesajı vermek amacı ve görüntüsü içinde olduklarını hep anlattık.
Bir taraftan Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarını sürdüren, Diğer taraftan ise Bütünşehir, Sayıştay, MİT, Parti ve Cemaat Memuru Yapılanması, HSYK Yapılanması, Yasa Dışı İzleme Dinleme ve Görüntüleme yoluyla toplumu kontrol altına alan ve demokratikleşmenin tüm dinamiklerini yok eden bir Siyasi İktidarın; Anayasa yapımı konusunda samimi olduğundan, tutarlı olduğundan esasen söz edilemezdi.
Türkiye Cumhuriyetinin tüm kazanımlarını, Anayasal Kurumlarını, Cumhurbaşkanlığı kariyeri için araç olarak kullanmak isteyen, Makyavelist yöntemleri ve Göbels propagandalarını kararlılıkla uygulayan Siyasi İktidar, artık tam anlamıyla çıkmaza girmiştir. Kendisini daha fazla kamufle edemez hale gelmiştir.
Başbakan kendi eseri olan "Bürokratik Oligarşi" tarafından kuşatılmış durumdadır. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı "yasa dışı yollarla izlendiği ve görüntülendiğinden" endişe eder, şikâyet eder hale gelmiştir. 11 yıldan bu yana olağan üstü bir güç ve yetkiyle Türkiye'yi yöneten AKP; ehliyetsizliğini ve öngörüsüzlüğünü kamufle etmek ve gündemi değiştirmek amacıyla, bu kez "Başkancı Sistem" dayatmasıyla karşımıza gelmiştir.
Biz CHP olarak; Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını kucaklayan, özgürlükçü, demokratik, birey odaklı bir Anayasa'yı yapmak istiyoruz. Bu Anayasa'yı yaparken de zaman baskısı altına girmeden çalışmalarımızı sürdürmek istiyoruz.
Kadın haklarına dair düzenlemeleri, ilgili her maddede açıkça ve ayrı bir fıkra önerisi olarak kota veya cam tavan gibi sınırlamalara da tabii tutmaksızın, eşit temsil-eşit katılımı önermiştir. Sendika hakkında herhangi bir sınırlama olmamasını önermiş, güvenlik güçleriyle silahlı kuvvetleri mensuplarının bu haktan ne derece yararlanacağının yasayla düzenlemesi gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca İşyerinde sendika üyeliğini teşvik amacıyla uygulanacak vergi ve prim muafiyetleri ile diğer önlemler kanunla düzenlenir fıkrasını önererek sendikalaşmayı teşviki esas almıştır.
Ayrıca Gazetecilik mesleği ile ilgili düzenlemeler, sendikal hak ve özgürlüklerin serbestçe kullanılması, basın özgürlüğünün etkili biçimde gerçekleşmesi ve kamuoyunun serbestçe oluşumu esas alınarak kanunda gösterilir denilerek gazetecilik mesleği bakımından sendikalaşma ayrıca vurgulanmıştır.
Toplumsal dışlanmanın, nefret söylemi ve ötekileştirme-kutuplaştırma süreçlerine hizmet eden birincil araç olmasından hareketle CHP, ayrı bir madde olarak toplumsal dışlanmaya karşı korunmayı önermiştir. Yoksulluğa karşı korunma ve toplumsal yaşamda daha fazla desteğe ihtiyaç duyan kesimleri dikkate alan öneriler geliştirilmiştir. Sosyal haklar kataloğu en kapsayıcı önerileri olan parti Cumhuriyet Halk Partisidir.
Siyasal partilere yapılacak mali yardıma dair, son milletvekili genel seçimlerinde geçerli oyların en az %3'ü oranında oy alan siyasal partilere, bunlar arasında seçimlerde fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde yeterli düzeyde ve hakça malî yardım yapar önerisi getirilmiştir." dedi
CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen de ortada büyük bir emeğin olduğunu, 6 ayda 20 binden fazla görüş aldıklarını, özgürlükçü ve demokratik Anayasa konusuna toplumsal beklenti oluştuğunu ifade etti.
AK Parti'nin tüm toplumu aldattığını öne süren Türmen, AK Parti iktidarının "Başkanlık Sistemi" önerisini geri çekmesi gerektiğini söyledi.
H. Alper Durmaz
