2012-03-30 - 13:18
MHP'Lİ YENİÇERİ' NİN BASIN TOPLANTISI?
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında 4+4+4 Eğitim Sistemi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında 4+4+4 Eğitim Sistemi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

MHP'li Yeniçeri, AK Partinin, ülkeyi gerdiğini, kutuplaştırdığını ve safları daha da derinleştirdiğini iddia ederek "Gittikleri yol doğru, yaptıkları iş ahlaki ve tutumları da demokratik değil. AK Parti siyasi muhalefeti her zamankinden daha çok TBMM'nin dışına itiyor. TBMM'nin içinde darp ederek, sokakta ise gaz ve copla muhalefet sorununu çözeceğini düşünüyor." dedi

MHP'li Yeniçeri, üniversitelere Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit'in isimleri verilirken, teklif etmelerine rağmen Alparslan Türkeş ve Şeyh Edebali isimlerinin üniversitelere verilmesinin esirgendiğini de söyledi.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, sözlerinde şunları kaydetti:

"Komisyonda demokratik ortam ve şartlardan uzak, baskı ve fiziki şiddet gösterilerek, tamamlanmamış yasa teklifi genel kurula getirilmiştir.
Bu yasa teklifi 6. Maddeye kadar bu TBMM Eğitim komisyonunun, 6. Maddeden sonrası ise AK Partili komisyon üyelere ait olan bir yasa tasarısını genel kurulda görüşülmesi sırasında inanılmaz olaylar meydana geliyor.

Yasa teklifinin görüşülmesi sırasında çıkarılan olaylarla yalnız yasa teklifi değil siyaset kurumu da büyük zarar görüyor.

Kavga ve kaos görüntülerini çıkaranlar siyaseti kirletmişlerdir. Kavgacılar siyasetin irtifa kaybetmesine ve kamuoyu nezdinde siyaset kurumunun itibarının infaz edilmesine neden olmuştur.

Siyaseti kirleten ve irtifa kaybetmesine neden olan AK Partiyi sosyal ve insanı sorumluluk içinde davranmaya ve topluma "size rahatsızlık verdiğimizden ya da sebep olduğumuz kötü görüntülerden dolayı özür diliyoruz" demesi gerekiyor.

AK Parti bunu yapmadığı gibi zorbalığı komisyonlardan TBMM genel kuruluna taşımış bulunmaktadır. AK Parti milletvekilleri saldırganlıkta perva tanımamaktadır. Nitekim AK Parti milletvekilleri TBMM'nin özgür kürsüsünde konuşan hatibi dar etmişlerdir.

Onca olan bitene karşın, TBMM Başkanvekili görüşmelere ara vermemiş muhalefete saldırarak, darp edip dövüp sindirerek yasa tasarısını geçirmek gibi bir yöntem izlemişlerdir.

Kimi milletvekilleri kandan ve silahtan bahsetmeye başlamışlardır.

AK Parti TBMM'yi ülkede yaptığı gibi kutuplaşma yaratıp gererek istediği gibi tasarruf etmeye çalışmaktadır.

Onlara hatırlatmak isterim ki, demokrasi, üzerinde diledikleri her tasarrufu yapabilecekleri bir kadavra değildir.

Ülkeyi geriyorlar, kutuplaştırıyorlar ve safları daha da derinleştiriyorlar. Gittikleri yol doğru, yaptıkları iş ahlaki ve tutumları da demokratik değil.

AK Parti siyasi muhalefeti her zamankinden daha çok TBMM'nin dışına itiyor. TBMM'nin içinde darp ederek, sokakta ise gaz ve copla muhalefet sorununu çözeceğini düşünüyor.

AK Parti'nin tuttuğu yol yanlış, yaptığı tehlikelidir. Bu gerilimi Türkiye kaldıramayacaktır.

AK Partiyi dün MHP olarak büyük bir samimiyet imtihanına tabi tuttuk. Yasa teklifinde Kuran-ı Kerimi seçmeli ders, İmam Hatiplerin orta kısımlarını da müfredatın insafına terk etmişti. Biz MHP olarak Kuran-ı Kerimi sıradan seçmeli derslerden bir ders olarak gören AK Parti tavrını doğru ve ahlaki bulmadık. Kuran-ı Kerim ve diğer seçmeli dersler şeklinde maddenin değiştirilmesi için önerge verdik. İmam Hatiplerin orta kısmının açılması için açık önerge verdik.

AK Partililer bizim teklifimizi reddederken, yeni bir önerge hazırlayarak bizim önergede yer alan hususları kendi önergelere yazıp, onu oylayıp kabul etmişlerdir. Bizim önergemize hayır diyen AK Parti'nin önergesini biz MHP olarak hiç tereddütsüz kabul ettik ve evet oyu verdik.

AK Parti'nin ikinci samimiyetsizliği ise Üniversitelerde kız öğrencilerin başörtü sorunlarına son vermek konusunda olmuştur. Sorunu kökten çözmek için başörtüsüyle üniversiteye serbestçe girişi öngören ve bunu yasal güvence altına almaya yönelik önergemiz de AK Parti tarafından reddedilmiştir.

AK Parti bu tavrıyla samimiyetten uzak, dini ve ahlaki taşımayan bir organizasyon olduğunu ortaya koymuştur. AK Parti bir partiden daha çok bir çıkar hareketi olduğunu kanıtlanmıştır.

AK Parti'nin yüzüne taktığı maske yırtılmıştır.

Bildiğiniz gibi içinde öğrencinin, öğretmenin, idarecinin kısacası insanın olmadığı, ancak içinde rant, çıkar ve ihalenin bulunduğu bir yasa tasarısını günlerce tartıştık. .

Yasa teklifinde şanını, namını ve şöhretini üniversitelere kazımak isteyenlerin teklifi olduğu da ortaya çıkmıştır. Bu yasa teklifi eğitimi içinde en az barındıran buna karşın ihaleleri ayrıntılarıyla yandaşlarına nasıl aktaracağını en çok içeren bir tasarıdır.

AK Parti kurmayları bu tasarıyla kendilerini efendi, milleti uşak, devleti de babalarından kalan bir mülk olarak görüyor.

Üniversitelere Recep Tayip Erdoğan, Abdullah Gül, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit adlarının verilmesini öngörürken Şeyh Edebali ismini Bilecek, Alpaslan Türkeş ismini Erciyes Üniversitesine verilmesini esirgeyen bir tasarı olmuştur.

AK Parti TBMM'de takındığı tavırla samimiyet, ahlak ve tutarlılıktan yoksun olduğunu göstermiş bulunmaktadır.

AK Partililer Milli görüşün lideriyle sonradan milli görüş gömleğini çıkaranların isimlerini üniversitelere vermiştir.

Kendi mensuplarının adlarını Üniversitelere verenler, o üniversitelerin üzerinde yükseldiği toprağın milli ve manevi sahibi olan Şeyh Edebali'nin ismini Bilecik Üniversitesi'nden esirgemişlerdir.

Alpaslan Türkeş, varlığını milletine adayan, ideallerini de kendi var eden çok nadir insanlardandır. Kuru kalabalıkları ideallerinin peşine takmış, onlara bir amaç ve özlü bir anlam kazandırmıştır. Hevayı, hevesi, zevki ve şöhreti ayaklarının altına koyarak ezen, ezdikçe de yükselen bir insan olmuştur.
Eğilmeğe, bükülmeğe, yılgınlığa ve yorgunluğa hayatında yer vermemiştir. Nesli tükenen türden kahramanlar arasında milleti kendisine "Başbuğ" sıfatını yakıştırmıştır. Hayatını gençliğin milli ülkü ve ahlakla yetişmesi için harcayan Alpaslan Türkeş'in ismi gençliğin kimliğinin mayalandığı bir üniversiteye en fazla yakışırdı.

Diğer yandan Şeyh Edebali'nin sözlerini kitlelere okuyup, sempati toplayanlar kendi isimlerini her önüne gelen yere verirken onun isminin Osmanlıyı mayaladığı topraktaki bir Üniversiteye vermekten kaçınmaları ibret alınacak bir nankörlüktür.

Şeyh Edebali isminin Bilecek Üniversitesine verilsin teklifine ret cevabı verenleri milletin bilmesi şarttır. Onların o kirli ve ikiyüzlü yaklaşımlarını deşifre etmek bizim görevimizdir.

Şeyh Edebali bu milletin ve bu ülkenin milli ve manevi mimarıdır. Ondan daha Üniversiteye ismi yakışacak bir başka kimsenin olduğunu bilen varsa açıklasın!

Yıllardan bu yana Türkiye'de Şeyh Edebali ve onun gibileri öz yurdunda garip, öz vatanında parya haline getiren bir anlayışla Türk milleti karşı karşıyadır.

Necip Fazıllara "öz yurdunda garip, öz vatanında parya", Akiflere "öz diyarında" "bir hanumansız serseri" duygusunu yaşatanlar bugün de Şeyh Edebali'nin torunlarına aynı duyguları yaşatmışlardır.

Her sözünü tepe tepe kullandıkları Şeyh Edebali, yerinden doğrulsa AK Partililere her halde Akif'in sözleriyle şunları söylerdi: "Şark'ın vefasız, kansız evlâdı, Serapa Garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdadı!"?(13:18)