2013-02-27 - 12:47
MHP'Lİ YENİÇERİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yeniçeri, Oslo görüşmeleri sırasında 'çatışmasızlık' adı altında yürütülen gizli mutabakat gereği Tük Silahlı Kuvvetleri'nin, terörist saldırılar hariç operasyonları durdurduğunu savunarak. "Jandarma garnizona, polis karakola ve vali de vilayet binasına çekilmişti. Böylece Güneydoğu'da kent sokakları ve kırsal PKK'lı milislerin inisiyatifine terk edilmiştir. PKK'lılar bu altın fırsatı kırsal alan hakimiyeti, kentlerde ise KCK örgütlenmesiyle tamamlamışlardı." dedi.

İktidarın gizlice yürüttüğü Oslo görüşmelerinin başarısız olması sonucunda birden bire karşısında sivil KCK'yı bulduğunu ifade eden Yeniçeri, Şu sıralarda tutuklu KCK'lılar serbest bırakılıyor. Ölüm orucu tuttular Öcalan'a uygulanan tecriti kaldır dediler. Ana dilde savunma hakkı istediler. Ana dilde eğitim istiyoruz, diye direttiler. Talepleri birer birer yerine getirildi." diye konuştu.

PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın, Türkiye'nin gündemini belirler hale getirdiğini iddia eden Yeniçeri, "Ana dilde savunma Türkiye'de zaten vardı. Onun üstüne herkes her istediği yani keyfine göre uygun gördüğü dile savunma hakkı yasalaştı. Büyük Şehir Yasa tasarısı da üstüne bonus oldu." şeklinde konuştu.

Yeniçeri sözlerine şöyle devam etti:

"KCK'lılar bölgede hem kır hem kentlerde alan hakimiyeti için yeniden hareket halindeler. KCK'lılar büyük bir hoşgörü ve müsamaha altında yurttaşlara otorite devletten bize geçti, devlet dize geldi. Öcalan, yalnız PKK'nın değil Türkiye'nin de kaderini belirler duruma geldi, bundan böyle TC'nin değil KCK'nın yurttaşlarınız demeye başladı. Bölgede devletin birliğine, milletin bütünlüğüne bağlı olanlar ile korucular iki arada bir derede kaldılar. Öcalan'ın İmralı'dan gönderdiği mesajları heyecanla bekleyen Başbakan Erdoğan'a bakınca yöredeki halkın hangi duygulara kapılacağını söylemeye gerek yoktur."

Bugün itibari ile homojen bir PKK'dan söz etmek mümkün olamayacağını dile getiren Yeniçeri. "PKK; ABD, İran, Irak, Suriye, İsrail, Ermenistan, Yunanistan ve Avrupa ülkelerinin Türkiye ile ilişkilerine şu ya da bu ölçüde bağlı bir araçtır." şeklinde konuştu

Türkiye'de bulunan PKK'lıların bir kısmının silah bırakmaya razı olması PKK belasını def etmeye yetecek midir? Diye soran Yeniçeri, "Bu sorulara olumlu cevap vermek, gerçeklerle örtüşmüyor. Nitekim yeni sürece karşı Suriyeli Fehman Hüseyin'in direndiği, silah bırakmaya karşı çıktığı haberleri medyaya yansımış durumdadır." diye konuştu.

Yeniçeri, şöyle devam etti:

"PKK'daki sözde çözüm yanlılarının Öcalan-Karayılan ekseninde, silah bırakmaya karşı çıkanların ise İran-Suriye eksenini temsil eden Cemil Bayık- Fehman Hüseyin cephesi olarak iki ana eksene ayrıldıkları anlaşılmaktadır. Kandildeki terör fitnesinin çok başlı, çok eksenli ve çok farklı yapıda olduğunun farkına varmak gerekir.

AKP iktidarının İmralı'daki terör örgütü başını, mutlak sorun çözücü bir otorite kabul ederek görüşme yürütmesi ve bunun sonucu olarak bir takım düzenlemeler yapması doğru değildir. Demokratik hukuk devletlerinde iktidarlar demokratik hak ve özgürlükleri terör örgütüyle pazarlık sonucu verdiği görüntüsü yaratması tehlikeli, riskli ve yanlıştır."

AK Parti iktidarının, bir yandan iktidar yorgunluğu ve bitkinliği emareleri gösterirken diğer yandan israf ve yolsuzluk rekorları kırmakta olduğunu savunan Yeniçeri, "AKP iktidarının eleştiri ve muhalefete kapalı olması ve kontrol de edilememesi yozlaşmasına neden olmuştur." şeklinde konuştu.

İktidarın on iki yıl içinde çürüme, yabancılaşma ve keyfileşme sürecine girdiğini söyleyen Yeniçeri, "AKP bilimsel bir ifadeyle entropik bir süreç içindedir." dedi.

Yeniçeri sözlerini şöyle sürdürdü:

"AKP iktidarı her anlamda kusursuz bir iktidar olduğu kanaatine sahiptir. AKP'li Belediyelerde yolsuzluk, ihaleye fesat, yanlış olan hiçbir şey yoktur ki bütün denetim elemanları muhalif belediyelerin iş ve işlemlerini kontrol etmekle görevlendirilmiştir. Türkiye'de en fazla AKP'li belediye var. En fazla ihaleyi onlar yapmakta ve parayı da AKP'li belediyeler harcamaktadır. Ancak AKP'li belediyelere yapılan herhangi bir operasyondan bahsetmek mümkün değildir. Bu durum AKP'li Belediyelerin her türlü icraatlarının koruma altında olduklarını göstermektedir.

İhaleler başlı başına bir facia... Onlar ancak AKP iktidarının yokluğunda irdelenebilecektir. Bakanlıkların yurt dışı seyahatleri, kiralamalar, davetler, karşılamalarda ki keyfilikleri ile har vurup harman savuran yaklaşımları ve kitleselleşen yoksulluğun resmini önünüze koymak istiyorum. Yükselen yeni muhafazakar sosyete ile açlık sınırının altında yaşamak zorunda kalan yoksulluk sosyolojisi karşı karşıyadır."

İktidarın, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ikamet için kiralanan konuta 2012 yılı itibarıyla aylık 47.664.47 TL olmak üzere yıllık 571.973.70 TL ödediğini söyleyen Yeniçeri, "Bu konuta bütçeden dört yıl için ödenen para 1.820.794.26 TL'dir. Ahlaki değildir. O parayla konut alınabilir. Orada oturmasının bir anlamı yoktur" diye konuştu.

Son sekiz yılda üç milyon 222 bin kişi işini kaybettiğini İfade eden Yeniçeri "Ancak Ocak 2013'te 61 milyar lirayı bulan İşsizlik Fonunun sadece %8'lik bölümü işsizlere aktarılmıştır. Bu rakamlar İşsizlik Fonunun amaç dışı kullanıldığı açık biçimde ortaya koyar niteliktedir." dedi.

M.Fatih Kılıç