2012-05-17 - 13:42
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Poşu" kıyafeti ve "Demokratik Haklar" konularında değerlendirmelerde bulundu.
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Poşu" kıyafeti ve "Demokratik Haklar" konularında değerlendirmelerde bulundu.
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, "Yargısız ve hukuksuz siyasi gerekçeler ve kaygılarla halkları, bireyleri ve toplulukları özgürlüklerinden mahrum bırakmak, onları tutsak muamelesi ile karşı karşıya bıraktırmak hukuk devleti ile bağdaşmaz." dedi
2010'da bir marketin molotofkokteylle bombalanmasının ardından gözaltına alınan sanıklardan birisinin de Cihan Kırmızıgül olduğunu anımsattı.
Kırmızıgül'ün, boynuna sardığı poşu potansiyel suç unsuru olarak görülerek gözaltına alındığını iddia eden Çelik, Kırmızıgül'ün yargılama sonunda 11 yıl 3 ay cezaya çarptırıldığını söyledi.
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, sözlerinde şunları kaydetti:
" Ülkemizde adaletsizliğin diz boyu olduğu bir süreç yaşıyoruz. 2010 İstanbul'da bir markette, marketin Molotof kokteyli ile bombalandığının hemen sonrasında sanık olarak gözaltına alınan Cihan Kırmızıgül'dür. Cihan Kırmızıgül boynuna taktığı poşu yüzünden potansiyel suçlu olarak gözaltına alınmış 25 aylık bir tutukluluk süresi sonrasında da tahliye edilerek 12 Mayıs 2012 tarihinde görülen davasında da 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
Poşu olarak bilinen giysi sembolü yüzyıllardır Mezopotamya'da, Ortadoğu'da ve Türkiye'de başta Araplar olmak üzere, Arap ve Filistinliler olmak üzere Türk halklarının da de çok kullandığı bir semboldür. Bu sembol yeri geldiğinde siyah, beyaz yeri geldiğinde kırmızı beyaz desenlerin bulunduğu bu giysi kıyafeti Söğüt şenliklerinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin boynunda, yeri geldiğinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun boynunda, yeri geldiğinde de Başbakan'ın da dahil olduğu siyasilerin boynunda .
Söz konusu olan poşu kıyafet özgürlüğünün hüküm sürdüğü birey hak ve özgürlüklerinin üçüncü kuşak insan haklarındandır. Üçünçü kuşak haklarından olan poşuyu takmak kanunla sınırlandırılamaz ve engellenemez. Buna rağmen takan kişi Kürt ise, takan muhalif ise boynu vurulması gereken hukuksal ve yargısal süreçleri evrensel hukukun dışında kanun devletine sığınarak mahkum edilmesi gereken zatlardır.
Poşuyu Cihan Kırmızıgül taktığı gibi Sayın Başbakan da yeri geldiğinde takmaktadır. Siyasetse ikisinin de gerekçesi siyasettir. Kılık kıyafet özgürlüğü ise ikisinin de hakkı olan bir şeyin gaspıdır. Bu gasp sonucudur ki şu an üniversite öğrencisi olan 600 civarında öğrenci kardeşimiz, yüzlerce gazeteci, yüzlerce avukat ve sekiz binin üzerinde BDP'li siyasetçiler iradeleri kırılacak tarzda cezaevlerindedir.
Siyasi tutsak konumundalar. Bunun arına birileri ileri demokrasi diyebilir ama bu olsa olsa imparatorlukların, padişahlıkların ve şahlıkların hüküm sürdüğü ortaçağ engizisyon mahkemelerinin biz zati kendisidir. Yargısız ve hukuksuz siyasi gerekçeler ve kaygılarla halkları, bireyleri ve toplulukları özgürlüklerinden mahrum bırakmak, onları tutsak muamelesi ile karşı karşıya bıraktırmak hukuk devleti ile bağdaşmaz. Hele hele ileri demokrasi ile kabul edilebilecek bir şey değildir.
Ama biz biliyorz ki sorun tek başına ne Cihan Kırmızıgül sorunudur nede tek başına Büşra Ersan'ın sorunudur. Sorun 90 yıldır kendisi dışında siyasal düşünceye, inanca, kültüre ve kimliğe sahip olanın İstiklal Mahkemeleri ile Sıkıyönetim Mahkemeleri ile Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile ve en sonunda Özel Yetkili Mahkemeler ile irade kırma sorunudur. Özel Yetkili Mahkemelerin biz zati karar vericileri hala iktidardadır.
İktidarda olan AK Parti Terörle Mücadele Yasasını ve Özel Yetkili Mahkemeleri Kaldıracağına, demokratik özgür bir ülke yaratacağına her gün bizleri aldatıyor. En son Meclis Başkanının girişimi ile tutsak milletvekillerinin serbest bırakılması yönlü bir girişim otoriter zihniyetin komutasına bağlı olarak bir kez daha bu talep ertenmiş ve ötelenmiştir." (13:42)
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, "Yargısız ve hukuksuz siyasi gerekçeler ve kaygılarla halkları, bireyleri ve toplulukları özgürlüklerinden mahrum bırakmak, onları tutsak muamelesi ile karşı karşıya bıraktırmak hukuk devleti ile bağdaşmaz." dedi
2010'da bir marketin molotofkokteylle bombalanmasının ardından gözaltına alınan sanıklardan birisinin de Cihan Kırmızıgül olduğunu anımsattı.
Kırmızıgül'ün, boynuna sardığı poşu potansiyel suç unsuru olarak görülerek gözaltına alındığını iddia eden Çelik, Kırmızıgül'ün yargılama sonunda 11 yıl 3 ay cezaya çarptırıldığını söyledi.
BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, sözlerinde şunları kaydetti:
" Ülkemizde adaletsizliğin diz boyu olduğu bir süreç yaşıyoruz. 2010 İstanbul'da bir markette, marketin Molotof kokteyli ile bombalandığının hemen sonrasında sanık olarak gözaltına alınan Cihan Kırmızıgül'dür. Cihan Kırmızıgül boynuna taktığı poşu yüzünden potansiyel suçlu olarak gözaltına alınmış 25 aylık bir tutukluluk süresi sonrasında da tahliye edilerek 12 Mayıs 2012 tarihinde görülen davasında da 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.
Poşu olarak bilinen giysi sembolü yüzyıllardır Mezopotamya'da, Ortadoğu'da ve Türkiye'de başta Araplar olmak üzere, Arap ve Filistinliler olmak üzere Türk halklarının da de çok kullandığı bir semboldür. Bu sembol yeri geldiğinde siyah, beyaz yeri geldiğinde kırmızı beyaz desenlerin bulunduğu bu giysi kıyafeti Söğüt şenliklerinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin boynunda, yeri geldiğinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun boynunda, yeri geldiğinde de Başbakan'ın da dahil olduğu siyasilerin boynunda .
Söz konusu olan poşu kıyafet özgürlüğünün hüküm sürdüğü birey hak ve özgürlüklerinin üçüncü kuşak insan haklarındandır. Üçünçü kuşak haklarından olan poşuyu takmak kanunla sınırlandırılamaz ve engellenemez. Buna rağmen takan kişi Kürt ise, takan muhalif ise boynu vurulması gereken hukuksal ve yargısal süreçleri evrensel hukukun dışında kanun devletine sığınarak mahkum edilmesi gereken zatlardır.
Poşuyu Cihan Kırmızıgül taktığı gibi Sayın Başbakan da yeri geldiğinde takmaktadır. Siyasetse ikisinin de gerekçesi siyasettir. Kılık kıyafet özgürlüğü ise ikisinin de hakkı olan bir şeyin gaspıdır. Bu gasp sonucudur ki şu an üniversite öğrencisi olan 600 civarında öğrenci kardeşimiz, yüzlerce gazeteci, yüzlerce avukat ve sekiz binin üzerinde BDP'li siyasetçiler iradeleri kırılacak tarzda cezaevlerindedir.
Siyasi tutsak konumundalar. Bunun arına birileri ileri demokrasi diyebilir ama bu olsa olsa imparatorlukların, padişahlıkların ve şahlıkların hüküm sürdüğü ortaçağ engizisyon mahkemelerinin biz zati kendisidir. Yargısız ve hukuksuz siyasi gerekçeler ve kaygılarla halkları, bireyleri ve toplulukları özgürlüklerinden mahrum bırakmak, onları tutsak muamelesi ile karşı karşıya bıraktırmak hukuk devleti ile bağdaşmaz. Hele hele ileri demokrasi ile kabul edilebilecek bir şey değildir.
Ama biz biliyorz ki sorun tek başına ne Cihan Kırmızıgül sorunudur nede tek başına Büşra Ersan'ın sorunudur. Sorun 90 yıldır kendisi dışında siyasal düşünceye, inanca, kültüre ve kimliğe sahip olanın İstiklal Mahkemeleri ile Sıkıyönetim Mahkemeleri ile Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile ve en sonunda Özel Yetkili Mahkemeler ile irade kırma sorunudur. Özel Yetkili Mahkemelerin biz zati karar vericileri hala iktidardadır.
İktidarda olan AK Parti Terörle Mücadele Yasasını ve Özel Yetkili Mahkemeleri Kaldıracağına, demokratik özgür bir ülke yaratacağına her gün bizleri aldatıyor. En son Meclis Başkanının girişimi ile tutsak milletvekillerinin serbest bırakılması yönlü bir girişim otoriter zihniyetin komutasına bağlı olarak bir kez daha bu talep ertenmiş ve ötelenmiştir." (13:42)
