2012-04-19 - 13:30
MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI AYHAN'IN BASIN TOPLANTISI...
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, tarım ve ekonomiye ilişkin sorunları değerlendirdiği bir basın toplantısı düzenledi. Ayhan: "Türkiye tarımda dönüşümü sağlayamamaktadır. Tarımsal destekler genel olarak para dağıtım aracı olarak görülmekte, sektörün çözüm bekleyen sorunlarına çare olmaktan oldukça uzaktadır."
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, tarım ve ekonomiye ilişkin sorunları değerlendirdiği bir basın toplantısı düzenledi.

Türkiye'de tarım sektörünün temel sorunlarının başında yapısal problemler geldiğini belirten Ayhan bunların genel olarak üretim faktörlerinden kaynaklandığını, bu çerçevede mevcut sorunların ard arda sıralandığını vurguladı. Ayhan bu sorunları şöyle değerlendirdi:

" Toprak kalitesi ve verimliliği düşük düzeydedir.Ülkede yeterli işgücü olmakla birlikte, niteliği ve eğitim düzeyi oldukça düşük seviyededir.Üreticilerin sermayeleri yetersiz ve finansmana erişimleri sınırlıdır.Düşük maliyetle kaliteli üretim için eksik sermayenin (teknoloji) tamamlanması, verimli (eğitimli) işgücü, doğru üretim miktarı (işletme büyüklüğü) sağlanmalıdır.Üretim, pazarlama kolaylığı ve altyapı yatırımlarıyla desteklenmelidir.
Kurumsal alt yapı ve üreticilere götürülen hizmetler yetersizdir. Girdi piyasaları önemli oranda dışa bağımlılık arz etmektedir. En önemli girdiler olan mazot ve gübre fiyatları dünyanın en pahalısı konumundadır.Üretim faktörleri genel olarak diğer sektörlerle rekabet edememektedir. Rekabet sürekli tarım aleyhine gelişmektedir.Üretim faktörleri ve girdilerde yaşanan sorunlar nedeniyle üretim maliyetleri oldukça yüksek ve işletmelerin ve üreticilerin rekabet gücü düşüktür. Tarımsal ürün piyasalarında oldukça fazla sayıda aracı bulunmaktadır. Bu durum aynı zamanda vergi yükleri ve kar maksimizasyonu davranışı nedeniyle nihai tüketici fiyatları yüksektir.İç ve dış faktörleri dikkate alan ve tarımsal piyasalarda rekabetçi bir ortamın sağlanmasına yönelik politikalarda önceliklerin ne olduğu bilinmemektedir. Tarımsal arazilerde ve işletmelerde mülkiyet hakkı halen çözüm bekleyen en önemli sorunlardan birisi durumundadır. Tarımsal araştırma ve yayım hizmetlerinde çok başlılık ve verimsizlik sürmektedir.
Tarımsal istatistiklerin güvenilirliği bulunmamaktadır.İzlenebilirliğin sağlanabilmesi amacıyla kurulması öngörülen bilgi sistemlerinin halen tamamlanamadığı konuşulmaktadır. Başta sulama, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri olmak üzere, tarımsal üretimin fiziksel altyapısı önemli sorunlar barındırmaktadır."

Bu sorunlara ve sorun alanlarına birçok konunun daha ilave edilmesinin mümükün olduğunu söyleyen Ayhan, "Türkiye halen tarımda dönüşümü sağlayamamaktadır.Tarımsal destekler genel olarak para dağıtım aracı olarak görülmektedir. Sektörün çözüm bekleyen sorunlarına çare olmaktan oldukça uzaktadır." ifadesini kullandı.

Ayhan sözlerini şöyle sürdürdü:

" Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın açıkladığı destekler geçmiş yıllarda da olduğu gibi, sektörün sorunlarını çözmeyi hedefleyen bir amaca yönelik değil, bütçe için ayrılan belirli miktardaki paranın oransal olarak dağıtımı şeklinde paylaştırılmış durumdadır. Bu destekleme politikaları ve bu popülist yaklaşım ile desteklerin üretimi yönlendirici bir etki yaratması da beklenilmemelidir.

2012 yılı destekleme bütçesinde toprak analizi desteği 2011 yılı seviyesindedir. Dekar başına 2,5 lira olarak tespit edilmiş, gübre ve mazot desteğinde ise üretim alanına göre 20-40 kuruş arasında artış yapılmıştır. Ancak, yıllardır ödenen tütüne alternatif ürün desteği kaldırılmış, aynı zamanda alan bazlı fındık desteklemesi de kapsamdan çıkarılmıştır. Her yıl hem üreticiler ve hem de ihracatçılar tarafından talep edilen ve verilmeyen sofralık zeytin desteği ise yine kapsama alınmamıştır.

Yine en önemli destekleme kalemlerinden olan ve prim desteği olarak adlandırılan fark ödemeleri de hemen aynı seviyede tutulmuş, dane mısır, zeytinyağı, aspir, soya, kanola, çeltik, buğday, nohut, mercimek, kuru fasulye ve çay primlerinde artış yapılmamıştır. Bunun yanı sıra, ayçiçeği, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale priminde 1 kuruşluk bir artış yapılmışken, pamuk primi ise 4 kuruş yükseltilmiştir.

Bu çerçevede Türkiye'de bir destekleme politikasından bahsetmek mümkün olmadığı gibi politika araçlarında da bir istikrar söz konusu değildir. Destekleme konusunda Hükümet çıkardığı Kanuna uymamaktadır. GSYİH'nin yüzde 1 oranındaki destek nerededir?

2008 yılından bu yana tarım istihdamı, tarım dışı istihdamdan daha hızlı artıyor. Üç yıllık tarım dışı istihdam artışı yüzde 11,6 olurken, tarımdaki istihdam artışı yüzde 22,46'yla bunun iki katını aştı

Tarımda üretimin istihdamdan daha yavaş artmasına rağmen hala tarım istihdamının artmaya neden ve nasıl devam edebildiğini açıklamak ise çok zor.

Yani tarım üreticileri, 2010'da çalışan başına verimlilik ciddi ölçüde düşmesine rağmen, 2011'de istihdam artışını sürdürmüşler. Bunu ekonomik olarak açıklamak zor gözüküyor. "

Basın toplantısında ekonomik verilerle ilgili açıklamalarda da bulunan Ayhan şunları söyledi:

"Özel sektörün yurtdışına kredi borcu Şubat ayında geçen yıl sonuna göre yaklaşık 5 milyar TL artarak 159 milyar dolara ulaştı. Geçen yıl özel sektörün yurtdışına kredi borcu 15 milyar dolar artarak 154 milyar dolara yükselmişti. 2012 yılının ilk iki ayında özel sektörün yurtdışına kredi borcunda bir yavaşlama görülmüyor.

Geçen yıl ilk çeyrekte 4 milyar TL bütçe açığı verilmişken, bu yıl 6,5 milyar TL açık verilmiştir. Ekonomi yavaşladığında cari işlemler açığı azalırken, bütçe açığı artıyor. Faizler de geçen yıla göre yüksek olunca faiz giderleri artıyor ve bütçe olumsuz etkileniyor.
Mart ayı gerçekleşmelerine bakıldığında, ithalde alınan KDV'nin yüzde 3 gerilediği dikkat çekiyor. Bu durum ithalatta dolayısıyla iç talepteki sert yavaşlamayı gösteriyor.

Ekonomideki yavaşlamaya rağmen işsizlik oranının düşmeye devam etmesi ilginç bir gelişme. İşsizlik oranı, Ocak 2012'de geçen yıla göre 1,7 puan düşerek yüzde 10,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Halen çift haneli rakamlar gündemde.
Kredi artışı yavaşlamaktadır. 6 Nisan haftası itibarıyla toplam kredilerin yıllık artış hızı yüzde 24'tür. Toplam kredilerin yıllık artış hızı geçen yılın aynı döneminde yüzde 35, geçen yıl sonunda yüzde 30'du.

Yabancıların sermaye girişi hız kesmiş durumda. Yılbaşından 6 Nisan haftasında kadar yabancıların net hisse senedi ve DİBS alım tutarı sadece 0,7 milyar dolardır. Geçen yıl 8,6 milyar dolar portföy girişi vardı.

Kredi faizleri yüksektir. Yılbaşına göre kredi faizleri bir miktar gevşemekle birlikte geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında faizlerin hala yüksek olduğu görülüyor. 6 Nisan haftası itibarıyla ticari kredi, konut kredisi, taşıt kredisi ve ihtiyaç kredisi faizleri sırasıyla yüzde 15, yüzde 13, yüzde 13 ve yüzde 19'dur. Geçen yılın aynı döneminde söz konusu faizler sırasıyla yüzde 9, yüzde 10, yüzde 11 ve yüzde 12'ydi.

para Politikası Kurumu'nun verdiği mesajlar ise şöyle: Yılın ilk çeyreğinde tüketimde belirgin bir yavaşlama var. Yüksek petrol fiyatları cari açık için risk. Yüksek enerji fiyatları ve zamlar nedeniyle enflasyon fırlayabilir. Bunun enflasyon beklentilerini bozmasına TCMB'nin izin vermeyeceği söyleniyor. 11-17 Nisan arasında yaptığı gibi istisnai gün sayısını sıklıkla kullanabilir. Piyasaya 5,75'ten değil de daha yüksek faizden borç verebilir.
İşsizlikte dikkat çeken husus Son bir yılda istihdam 1 milyon kişi artmış. Artışın yaklaşık 850 bini hizmetlerden, 125 bini inşaattan geliyor. Sanayinin katkısı sadece 28 bin."

Ayhan, ekonomide hükümetin yaymaya çalıştığı iyimser beklentilerin gerçekleşmediğini, önümüzdeki dönem beklentilerinin de çok müspet gelişmelere açık olmadığını sözlerine ekledi.(13.30)