2012-01-23 - 14:30
Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Yerel gazete temsilcileri ve gazete cemiyeti başkanlarının MHP'ni ziyaret ettiklerini belirten Vural, yerel medyayı 'demokrasinin yeşil kökleri' olarak tanımladığı konuşmasında şunları söyledi: "Yerel medyanın önemli bir fonksiyon icra ettiğini düşünüyoruz. Ancak demokrasinin yeşil kökleri olan yerel medyanın hayat damarları kesilmeye ve yeşil kökler kurutulmaya çalışılıyor. 1960 yılında kurulan, ekmek teknelerini sürdürmeye çalışan yerel medya, kendisini yenileme imkanına sahip değil. Basın ilan gelirlerinin de kesilmesiyle yerel medya, dükkan sahiplerinin, güç sahiplerinin eline bırakılmak isteniyor. Genel medyanın da yerel medyanın sorunlarına önem vermesi gerekir."
Cumhurbaşkanı Seçim Kanununa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vural, "Anayasanın AKP'yi bağlamadığı açık. Öyleyse Anayasa kimi bağlar? Hani Anayasa bağlayıcıydı? Anayasanın üstünlüğü yok muydu? Yol geçen hanı gibi istediğini yap. Böyle bir Anayasa ile hukuk Cumhuriyeti olabilir mi? TBMM'nde Anayasa darbesi yapılmıştır. Meclis çoğunluğuyla parmak darbesi yapılmıştır. 12 Eylül, Evren zihniyetinden ne farkı var bunların? İkisi de darbeci, zihniyettir" diye konuştu.
19 Mayıs törenlerinin kutlanmasına ilişkin genelgeyi de değerlendiren Vural, "Başbakan 'Milli bayramlarla ilgili yönergeyi bizden önce yapmışlar' diyor. Başbakan yönerge ile yönetmelik arasındaki farkı bilmiyor. Kendilerinden önce yapılan yönetmelikti. Ancak kendileri döneminde garip gerekçelerle genelge hazırlandı. Başbakana 'bu kılavuzunu değiştir' diyorum. Hazırlanan yönerge, 19 Mayıs'ı halktan koparmaya yöneliktir. Bir şey yapıyorsanız adam gibi arkasında durun. Başbakan işine geldiğinde pası geçmişe atıyor. Minareyi çalmışlar, zihniyetlerini kapatmak için kılıf kullanıyorlar" dedi.
Oktay Vural, Bülent Arınç'a planlanan suikast iddialarına yönelik soru önergesi verdiğini, gelen cevapta soruşturmanın halen derdest olduğunun yazıldığını ifade etti. Vural, "Aradan geçen iki seneye rağmen halen soruşturma devam ediyor. Alın size faili meçhul. Suikast iddiası kim tarafından, hangi amaçla, neden yapıldı? Kamuoyu olarak bilmemiz gerekiyor. Sorgulayan yok, unuttuk. Maalesef sorgulamaktan, dile getirmekten korkuyoruz" şeklinde konuştu.
Basın toplantısı öncesi kürsüye Türk Bayrağı asan Oktay Vural, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Hrant Dink davasının sonucuna ilişkin, Ogün Samast'ın cinayet sonrasında Türk bayrağı önünde çektirdiği fotoğrafı anımsatarak "O fotoğraf bile başlı başına bir örgüt, yönlendirme olduğunu gösteren bir delil" sözlerini hatırlattı. Oktay Vural, kürsüye neden Türk bayrağı astığını şu sözlerle açıkladı: " Bülent Arınç Türk bayrağını suç delili olarak göstermiştir. Türk bayrağıyla fotoğraf çektirmeyi, örgüt varlığının delili olarak göstermiştir. Açıkça bayrağa hakaret ediyor ve polisi de örgüt üyesi olarak gösteriyor. Türk bayrağını suç delili olarak göstermek, ancak milli değerler konusunda hassasiyeti olmayan insan Bülent Arınç'a yakışır. Türk bayrağını bu kadar aşağılayan insan, nasıl oluyor da Başbakan Yardımcısı oluyor? Devletine, milletine, bayrağına bu kadar saygısız davranan bir Başbakan Yardımcısı, Dink istismarcısı, rantçısı olarak suç üretmeye çalışıyor. Bu zorlama zihniyettir. Ortada bir suç örgütü varsa lideri de olmalı, o dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay'dı. Arınç'ın sözlerini esefle kınıyorum ve Türk halkından özür dilemesi gerektiğini düşünüyorum."
Toplantı sonrası soruları cevaplayan Vural, Fransa senatosunda oylanacak sözde Ermeni soykırımı yasasıyla ilgili şunları söyledi: "Kanun onaylanırsa, hükümet hemen ilk uçakla büyükelçiyi Türkiye'ye çağıracak. Yaptırım mı bu? Sonra büyükelçi sessiz sedasız dönecek. Adam gibi yaptırım olacaksa görüşmeye kadar büyükelçiyi göndermezsin. Gider Fransa'ya 'soykırım yok' dersin. Fransa kendi menfaati için bu kararla insanlığı öldürüyor, kıyıma uğratıyor. Bu karara karşı iktidar, muhalefet beraber dimdik ayaktayız. İnşallah kanun onaylanmaz ama eğer onaylanırsa, palyatif yaptırımlar yerine daha etkili yaptırımlar uygulamak gerekir." (14:30)
Cumhurbaşkanı Seçim Kanununa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vural, "Anayasanın AKP'yi bağlamadığı açık. Öyleyse Anayasa kimi bağlar? Hani Anayasa bağlayıcıydı? Anayasanın üstünlüğü yok muydu? Yol geçen hanı gibi istediğini yap. Böyle bir Anayasa ile hukuk Cumhuriyeti olabilir mi? TBMM'nde Anayasa darbesi yapılmıştır. Meclis çoğunluğuyla parmak darbesi yapılmıştır. 12 Eylül, Evren zihniyetinden ne farkı var bunların? İkisi de darbeci, zihniyettir" diye konuştu.
19 Mayıs törenlerinin kutlanmasına ilişkin genelgeyi de değerlendiren Vural, "Başbakan 'Milli bayramlarla ilgili yönergeyi bizden önce yapmışlar' diyor. Başbakan yönerge ile yönetmelik arasındaki farkı bilmiyor. Kendilerinden önce yapılan yönetmelikti. Ancak kendileri döneminde garip gerekçelerle genelge hazırlandı. Başbakana 'bu kılavuzunu değiştir' diyorum. Hazırlanan yönerge, 19 Mayıs'ı halktan koparmaya yöneliktir. Bir şey yapıyorsanız adam gibi arkasında durun. Başbakan işine geldiğinde pası geçmişe atıyor. Minareyi çalmışlar, zihniyetlerini kapatmak için kılıf kullanıyorlar" dedi.
Oktay Vural, Bülent Arınç'a planlanan suikast iddialarına yönelik soru önergesi verdiğini, gelen cevapta soruşturmanın halen derdest olduğunun yazıldığını ifade etti. Vural, "Aradan geçen iki seneye rağmen halen soruşturma devam ediyor. Alın size faili meçhul. Suikast iddiası kim tarafından, hangi amaçla, neden yapıldı? Kamuoyu olarak bilmemiz gerekiyor. Sorgulayan yok, unuttuk. Maalesef sorgulamaktan, dile getirmekten korkuyoruz" şeklinde konuştu.
Basın toplantısı öncesi kürsüye Türk Bayrağı asan Oktay Vural, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Hrant Dink davasının sonucuna ilişkin, Ogün Samast'ın cinayet sonrasında Türk bayrağı önünde çektirdiği fotoğrafı anımsatarak "O fotoğraf bile başlı başına bir örgüt, yönlendirme olduğunu gösteren bir delil" sözlerini hatırlattı. Oktay Vural, kürsüye neden Türk bayrağı astığını şu sözlerle açıkladı: " Bülent Arınç Türk bayrağını suç delili olarak göstermiştir. Türk bayrağıyla fotoğraf çektirmeyi, örgüt varlığının delili olarak göstermiştir. Açıkça bayrağa hakaret ediyor ve polisi de örgüt üyesi olarak gösteriyor. Türk bayrağını suç delili olarak göstermek, ancak milli değerler konusunda hassasiyeti olmayan insan Bülent Arınç'a yakışır. Türk bayrağını bu kadar aşağılayan insan, nasıl oluyor da Başbakan Yardımcısı oluyor? Devletine, milletine, bayrağına bu kadar saygısız davranan bir Başbakan Yardımcısı, Dink istismarcısı, rantçısı olarak suç üretmeye çalışıyor. Bu zorlama zihniyettir. Ortada bir suç örgütü varsa lideri de olmalı, o dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay'dı. Arınç'ın sözlerini esefle kınıyorum ve Türk halkından özür dilemesi gerektiğini düşünüyorum."
Toplantı sonrası soruları cevaplayan Vural, Fransa senatosunda oylanacak sözde Ermeni soykırımı yasasıyla ilgili şunları söyledi: "Kanun onaylanırsa, hükümet hemen ilk uçakla büyükelçiyi Türkiye'ye çağıracak. Yaptırım mı bu? Sonra büyükelçi sessiz sedasız dönecek. Adam gibi yaptırım olacaksa görüşmeye kadar büyükelçiyi göndermezsin. Gider Fransa'ya 'soykırım yok' dersin. Fransa kendi menfaati için bu kararla insanlığı öldürüyor, kıyıma uğratıyor. Bu karara karşı iktidar, muhalefet beraber dimdik ayaktayız. İnşallah kanun onaylanmaz ama eğer onaylanırsa, palyatif yaptırımlar yerine daha etkili yaptırımlar uygulamak gerekir." (14:30)
