2017-12-19 - 11:20
TBMM Genel Kurulunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Türk Patent ve Marka Kurumu, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsünün 2018 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2018 yılı bütçeleri görüşüldü.
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.
Sekizinci turda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Türk Patent ve Marka Kurumu, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsünün 2018 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Gıda, Tarım ve Hayvancılık ile Orman ve Su İşleri bakanlıkları ile bağlı kurumların 2018 yılı bütçeleri üzerinde MHP milletvekilleri söz aldı.
MHP İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, son 7 yılda inşaat yatırımlarının, sanayi yatırımlarını ikiye katladığını ve firmaların kullandığı kredilerin sadece yüzde 2.5'inin yatırıma gittiğini belirterek, sanayideki verimsizliğin uzun yıllardır bir türlü aşılamadığını ifade etti.
Türkiye'deki politik ve ekonomik belirsizliklerin, özel sektörü uzun vadeli yatırımlar konusunda tedirginliğe yol açtığını, bunun sektörel ve ekonomik güven endekslerindeki düşüşlerde kendini belli ettiğini belirten Tanrıkulu, sanayideki büyüme rakamlarının neden düşük olduğunun teşhisinin net bir şekilde belirlenerek çözüm üretilmesi gerektiğini vurguladı.
Tanrıkulu, "Sanayide gerçekleşen son büyüme rakamlarını yeterli bulursak, geleceğe dair hedeflerimiz, enflasyon hedeflerindeki gibi kağıt üzerinde kalacak. Dünya ülkeleri 'sanayi 4.0' dönemini kullanırken biz hala cam filmini tartışıyoruz. Yüzümüzü sanayiye, teknolojiye dönerek yeni üretim modellerini konuşmamız gerekir." değerlendirmesinde bulundu.
Sanayinin teknolojik içerikli,yaratıcı fikirlerle donatılması ve üretim platformlarının da buna göre geliştirilmesi gerektiğine işaret eden Tanrıkulu, MHP olarak beklentilerinin imalat sanayinde ithalata bağımlılığın makul düzeye indirilmesi, orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerine geçiş yapılması için yapısal dönüşümlerin sağlanması olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin inşaata dayalı ekonomi modeliyle fazla yol katedemeyeceğini vurgulayan Tanrıkulu, sanayiye dayalı şirket sayılarının her geçen yıl azaldığını, sanayi şirketlerinin inşaat sektörüne kaydığını iddia etti.
Uygulanan politikaların Türkiye'yi sanayisizleştirdiğini öne süren Tanrıkulu, 2015 yılında açıklanan Sanayi Strateji Belgesi'nin sektörün sorunları için çözüm olmadığını, Türkiye'yi fason üretim ülkesi olmaktan öteye geçiremediğini savundu.
Hükümetin sağlam bir sanayi politikası oluşturmasını, sanayinin altyapısının kuvvetlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tanrıkulu, üretici dostu adımlar atılması gerekliliğinin her geçen gün kendisini hissettirdiğini bildirdi.
Akla ve bilime dayanan, eleştiren, sorgulayan bir eğitim sistemiyle tasarım ve teknoloji eğitimi almış, bilimsel ve akılcı düşünceye sahip insan sermayesine ihtiyaç bulunduğunu belirten Tanrıkulu, "KOBİ'lerin de çözüm bekleyen sorunları var, krediler için istenen teminatları karşılamakta güçlük çeken KOBİ'ler var." diye konuştu.
Döviz kurlarındaki yükseliş, kredi faizlerindeki artış gibi birçok etkenin KOBİ'leri zor durumda bıraktığını öne süren Tanrıkulu, "Kredi faizleriyle ilgili ciddi bir çalışmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Politikaları belirleyen bakanlıkla teşvik sağlayan bakanlığın farklı olması da imalat sanayinde beklenen sıçramayı gerçekleştirmemizi engelliyor." değerlendirmesini yaptı.
KOBİ'lerdeki üretimin durma noktasına geldiğini, organize sanayi bölgelerindeki firmaların yüksek elektrik fiyatlarıyla maliyetlerini artırdığını anlatan Tanrıkulu, yerli otomobil konusunda da alternatif yakıtlara dayalı projeler üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etti.
MHP Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu da Türkiye ekonomisinin özellikle son 2 yılda çok zor bir dönem geçirdiğini ileri sürerek, kamu açıkları nedeniyle ekonominin içinde bulunduğu durumun her geçen gün daha da zorlaştığını bildirdi.
Türkiye ekonomisine güvenin azaldığını, yabancı yatırımcılar açısından belirsizliklerin arttığını, genç işsiz oranının geçen yıla oranla yüzde 20 arttığını iddia eden Ahrazoğlu, şöyle konuştu:
"4.0 sanayi devrimi ülkemiz için önemli bir fırsattır, fırsatın tehdite dönüşmemesi için bazı tedbirler alınmalı. Bilişim ve internet sürecinin üretime entegrasyonu temel işlem olmalı. Dışa bağımlı imalat sektörümüzün gerekli atılımı yapması için tasarımcı, yazılımcı ve uygulamacı insan kaynakların temini için doğru planlama yapılmalıdır."
Bütçeyle ilgili Sayıştay raporlarının ayrı bir komisyon tarafından incelenmesi gerektiğini belirten Ahrazoğlu, geçen yıllarda Sayıştay raporlarında belirtilen olumsuzlukların hala devam ettiğini öne sürdü.
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, 2B arazilerinin çiftçilere satış miktarlarının çok yüksek olduğunu belirterek, bu arazilerin faiz lobilerince alınmasının istendiğini öne sürdü.
Tarımın cari açık vermeyen tek üretim kalemi olduğunu ancak buna rağmen hükümetin çiftçileri korumadığını savunan Varlı, "Üretim yapan insanları gerçekten koruyor muyuz? Çiftçinin maliyetinin en yüksek olduğu şey mazot ve gübre. 20-30 milyon dolar verip yat alanlar 1.75 liradan mazot alıyor ama çiftçi 5 liradan alıyor mazotu. 'Battı' dediğiniz Yunanistan'da bile çiftçi mazotu 1,75 liradan alıyor. Bu imkanları bizim çiftçimize verin neler yapabiliyor o zaman görün." dedi.
Türk çiftçisinin dünyanın en pahalı gübresini kullandığını, hükümetin mısır ve buğday hasatı başladığında bu ürünlerin ithalatını gerçekleştirdiğini ve çiftçinin zor durumda kaldığını anlatan Varlı, "Enflasyon düşsün diye mısır ve buğday fiyatlarını düşürüyorsunuz, peki cips mi, ekmek mi ucuzladı? Eğer muhalefet yapmak için konuşuyorsam Allah belamı versin, ben çiftçiyi korumak için konuşuyorum. Mısır tam çıktı bir ay önce mısır fiyatın 900-800 lira, hasat başladı bir ithalat kararı fiyat düştü 700 lira. Üreticiyi korumak yerine aracıları, tüccarı, faizcileri koruyorsunuz, paradan para kazananları koruyorsunuz." diye konuştu.
Varlı, ithal et konusunu da eleştirerek, dişi düve ithal edilmesinin sektörün sorunlarını çözmede daha etkili olacağını kaydetti.
MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi üzerine söz alarak, tarım politikalarında zihniyet ve anlayışın değiştirilmesi gerektiğini savundu.
Tarımın sadece ekonomik sektör olarak kabul edilemeyeceğini belirten Karakaya, tarımın tüm ekonomik sektörlere katkı sağlayan ekonomik, sosyal, çevre ve milli güvenlik sektörü olduğunu kaydetti.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, "Bu bütçe AKP'nin müteahhitleri, yandaşları zenginleştirme bütçesidir, küçük üreticinin, köylünün, çiftçinin bütçesi değildir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda görüşülen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile bağlı kurum ve kuruluşlarının 2018 yılı bütçeleri üzerinde CHP milletvekilleri söz aldı.
CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan, AK Parti'nin, Cumhuriyet tarihinin en kötü kentsel yapılaşmasına neden olduğunu iddia ederek, "(Sanayi can damarımızdır) dedikçe, sizler sanayileşmeye bürokratik engeller çıkarmaya devam ettiniz. Cumhuriyet tarihinde sanayi ve sanayii hiç bu kadar kötü olmamıştı." diye konuştu.
"Türkiye'de bir çarpık kentleşme varsa, bunun sorumlusu rant sevdalısı Hükümet'tir." diyen Tarhan, Hükümetin, bilim yuvaları olan üniversitelerin rektörlerini bile atamayla yapmak istediğini, her üniversiteye yandaş rektör atandığını savundu.
Tarhan, dünyada dron taksiler hizmet vermeye başlarken, Türkiye'nin yerli otomobili 7 yıldır yapamadığını da ileri sürdü.
CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan da iş dünyasında piyasanın şu anda tıkanma noktasında olduğunu ve bunun aşılması gerektiğini vurguladı.
Piyasanın rahatlaması için vergilerin azaltılması gerektiğini, böylece olağanüstü bir dönemde devletin fedakarlık yapmış olacağını ifade eden Arslan, "Birçok işletme kapanıyor, icra işlemleri ile karşı karşıya kalıyor." diye konuştu.
CHP'li Arslan, kapanan iş yeri sayısının 11 bin 502'ye çıktığını savundu.
Arttığı söylenen büyümeden vatandaşın yararlanamadığını kaydeden Arslan, birçok iş yerinin vergisini ödeyemeyecek duruma geldiğini kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin ise "Osmanlı'da nasıl duraklama, gerileme dönemi olduysa, AK Parti'nin 15 yıllık tek başına iktidarı da gerileme dönemidir." diye konuştu.
Sanayileşmede gerileme dönemi yaşandığını savunan Engin, şunları söyledi:
"15 yılda hiç bir şey yapamadık. 15 yılda; Güney Kore'nin, Singapur'un yaptığı gibi eğitim odaklı bir kalkınma modelini örnek alabilirdik. Amerika ve İngiltere gibi sürücüsüz arabalara ağırlık verip, yerli otomobil için babayiğit aramak zorunda kalmazdık. Rusya'ya, Japonya'ya. Fransa'ya bağlı nükleer enerji yerine, kendi yerli enerjimizi üretebilirdik. 15 yılda devrim niteliğinde adımlar atmanız için hiç bir engel yoktu ama siz atmadınız."
CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, dünya hızla yapay zeka araştırmaları yaparken, Hükümetin gündeminde yapay zeka araştırmalarının bulunmadığını bildirdi.
Gelecekte siber savaşların yaşanacağını anlatan Arık, "Gelecekte dünya savaşlarının, bir düğmeye basılarak finans kuruluşlarını, elektrik şebekelerini yok ederek gerçekleşeceğini öngörmekteyiz ama Hükümet bunu görememektedir." dedi.
CHP'li Arık, "Her gün İsrail'e hakaretler ediliyor ama ülkemizin devlet kurumlarının siber güvenlik duvarlarının İsrail yapımı olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu.
Arık, AK Parti iktidarında bilim üssü olan TÜBİTAK'ın FETÖ üssü haline getirildiğini iddia ederek, "TÜBİTAK sizin elinizdeki düzmece belgelere 'sahte' bile diyemedi." ifadelerini kullandı.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımdaki büyümenin ithalata dayalı büyüme olduğunu ileri sürdü.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yabancı büyük firmaları desteklerken, ülkedeki küçük firmaları, işletmecileri, köylüleri desteklemediğini iddia eden Sarıbal, mazot ve yem fiyatları çok yüksek arttığı halde, Hükümetin çiftçiye çok az yardım yaptığını kaydetti.
Son 15 yılda 171 milyar dolarlık tarımsal ithalat yapıldığını, halen milyonlarca hektar arazinin ekilemediğini, birçok arazinin de tarımsal üretimden çıkarıldığını savunan Sarıbal, "Bu bütçe AKP'nin müteahhitleri, yandaşları zenginleştirme bütçesidir, küçük üreticinin, köylünün, çiftçinin bütçesi değildir." dedi.
CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz da yanan ormanlar yerine otel ve benzeri yerler yapıldığını öne sürerek, "Bir ormanı yok ettiğinizde, başka bir yere ağaç dikince orman yapmış olmuyorsunuz. Ormanlar yıllar boyunca oluşan yerlerdir." değerlendirmesinde bulundu.
Üçüncü köprü için binlerce ağaca kıyıldığını ve İstanbul'un akciğerleri olan ormanların yok edildiğini vurgulayan Durmaz, "Bize 'yatırıma, her şeye karşı' diyorsunuz. Ama biz her şeye karşı değiliz, biz sürdürülebilir kalkınma istiyoruz, 'ormanları yok edelim' demiyoruz." dedi.
CHP Isparta Milletvekili İrfan Bakır ise sulama konusunun hayati önem taşıdığına işaret ederek, vatandaşın işi ve aşıyla ilgili olduğunu aktardı.
Kullanılan su şebekelerinden yeterli verimin alınamadığını kaydeden Bakır, hızlı kentleşmenin, yer altı sularının kirlenmesine neden olduğunu, şehirlerde insanların şebeke suyu içemediğini bildirdi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, "Et fiyatını düşürürken Et ve Süt Kurumunun et alım fiyatını 25 liraya çıkardık. 1 Ocak'tan sonra da 200 baş ve altı hayvanı kesime götüren üretici kardeşlerimize hayvan başı 250 lira destek vereceğiz." dedi.
Fakıbaba, TBMM Genel Kurulunda, bakanlığının 2018 yılı bütçesi görüşülürken, HDP Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan'ın, ucuz etin satıldığı 2 marketin, seçim bölgesinde başta kasaplar olmak üzere esnafa büyük zarar verdiği iddialarına cevap verdi.
Hem üreticiyi hem de halkı düşünmek zorunda olduklarını aktaran Fakıbaba, "Hakkari'nin nüfusu 100 bindir. 100 bin insanın et alması, ucuz fiyata et alması çok önemlidir. Biz bölgede esnaflarımızı yalnız bırakmadık. Et fiyatını düşürürken Et ve Süt Kurumunun et alım fiyatını 25 liraya çıkardık. 1 Ocak'tan sonrada 200 baş ve altı hayvanı kesime götüren üretici kardeşlerimize hayvan başı 250 lira destek vereceğiz." diye konuştu.
Bakan Fakıbaba, Hakkari'deki kasapları tek tek dolaştığını vurgulayarak, "Hakkarili kasaplarımız çok mutlu. Onlar 'Allah razı olsun, işimiz arttı. Eskiden 10 kilo satarken, fiyatı düşürdük şimdi 50 kilo satıyoruz, aynı karı yine elde ediyoruz' diyorlar." ifadesini kullandı.
Adaletli davranmak adına 81 il ve ilçelerde şubesi olan marketlerden ucuz et satışını gerçekleştirdiklerini, bu özellikteki iki marketin de aynı fiyatı verdiği için ihaleyi bu marketlere verdiklerine dikkati çeken Fakıbaba, "Marketler aynı fiyatı verdi, eğer fiyatlardan birisi üstün, bize uygun olsaydı bir markete verecektik. Bizim için önemli olan halkın tümüdür, Türkiye'nin tümünü kucaklamaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Sırbistan'dan daha et alımı yapılmadığına işaret eden Bakan Eşref Fakıbaba, şunları kaydetti:
"Biz, süs olsun diye et almıyoruz, halkımız için alıyoruz. Sırbistan'ın hayvanı ayrı, Şırnak'ın havyanı farklı mıdır? Amacımız insanlara, kesesine uygun et yedirmektir. 45 liraya et alabilirsiniz ama benim vatandaşımın 30 liraya et alması en doğal hakkıdır. Anneler şunu söylüyor; 'mutfağımız şenlendi', öğrenci diyor ki 'ben yarım kilo kıymayla 2 öğün yemek yapıyorum'. Bunlar bizim için önemli."
HDP'li Akdoğan da söz alarak, sadece Hakkari'deki 40 kasap esnafından söz etmediğini, BİM ve A101 marketlerinin Hakkari'de açılmasının ardından, şehirdeki yüzlerce esnafın dükkanını kapatmak zorunda kaldığını öne sürdü. Akdoğan, "Devlet oradaki 6 noktaya eti verdiğinde, şehirdeki esnaf diğer ürünleri sattığı müşterilerini de kaybediyor. Devlet sadece 2 firmayı değil, halkını da düşünmeli, esnafın mağdur edecek girişim içinde olmamalı." dedi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, dün İstanbul'da Suriyeli aşiretlerle toplantı yapıldığını ileri sürerek "Bu aşiret ve kabilelerle İstanbul'da ÖSO ile ulusal ordu kurmak için yaptığınız toplantı, Astana ve Cenevre sürecinin parçası mıdır?" diye sordu.
TBMM Genel Kurulunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile bağlı kurumların 2018 yılı bütçeleri üzerinde HDP milletvekilleri söz aldı.
HDP Batman Milletvekili Saadet Becerekli, TÜBİTAK bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, kurumun bütün bilim insanlarına eşit mesafede durması gerektiğini belirterek, kurumda, atamalardan projelere kadar çifte standart uygulandığını öne sürdü.
TÜBİTAK'ın yönetim ve faaliyetlerinin, kurumsal vizyonunda belirtilen hedeflerinin çok uzağında olduğunu savunan Becerekli, kuruma yapılan atamalar incelendiğinde, vizyon hedeflerine ulaşmasının da bir hayal olduğunu iddia etti.
Becerekli, bir hayvanat bahçesi müdürünün TÜBİTAK bünyesindeki Bilim Araştırma ve Teknoloji Politikalar Birimine müdür olarak atandığını ileri sürerek, kurumun son yıllarda desteklediği projelerin de alay konusu olduğunu savundu.
TÜBİTAK'ın kabul etmediği, ödüle layık görmediği bazı projelerin, NASA tarafından kabul edildiğini ifade eden Becerekli, Wikipedia'ya erişim yasağını da eleştirdi.
HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar da Türkiye'de son 15 yılda bilim dünyasını etkileyen büyük bir yıkım yaşandığını ileri sürdü.
AK Parti'nin iktidara geldiği 2002'den bu yana üniversitelerde, bilim akademilerinde hızlı bir kadrolaşma yaşandığını, FETÖ mensuplarının bu kadrolara yerleştirildiğini savunan Sancar, "Bütün bunlar dönemin iktidarları marifetiyle gerçekleşebilirdi. Siyasi kararları hükümetler veriyordu, icraatı alt kademede cemaat gerçekleştiriyordu. 2013 yılında ortaya çıkan çatışma o güne kadar yapılanların görülmesi için fırsat oldu ancak hükümet bu fırsatı iyi kullanmadı." dedi.
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından, AK Parti hükümetinin, üniversitelerdeki yıkımı hızlandırdığını, üniversitelerde yoğun ihraçlar yaşandığını öne süren Sancar, "15 Temmuz'dan sonra 5 bin 700 civarında akademisyenin ihraç edildiğini söyleyebiliriz. 15 vakıf üniversitesi cemaate bağlı olduğu için kapatıldı, buradaki öğretim üyelerinin durumu belirsiz. Öğretim üyesi yetiştirme projesi kapsamında 23 bin 427 akademisyen adayı, kadro güvencesinden yoksun bırakıldı. Üniversitelerin bütün yatırımlarının, akademisyen yatırımlarının bir çırpıda yok edildiğini görebiliyorsunuz." görüşünü dile getirdi.
Darbe teşebbüsünün ardından ihraçların belli ölçü, usul ve denetime tabi olması gerektiğini belirten Sancar, "Üniversitelerde kanun hükmünde kararnamelerle hangi ölçüte dayalı olduğu bilinmeyen tasfiyeler yaşandı. Bu süreçte cemaatin mağdur etmek istediği akademisyenler de tasfiye edildi. Buradaki amaç bütün kurumları iktidarın kontrolü altına almaktı. Tıpkı 1933'deki tasfiyeler, 27 Mayıs'tan sonra gerçekleşen, 12 Eylül'den sonra gerçekleşen tasfiyeler gibi." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise HDP üyelerine, il ve ilçe örgütlerine yönelik siyasi operasyonlar yapıldığını öne sürdü.
İstanbul'da dün Suriyeli aşiret ve kabile reisleriyle bir toplantı yapıldığını ve Özgür Suriye Ordusu ile bağlantılı ulusal ordu kurulması için Türkiye'nin girişimlerde bulunduğunu iddia eden Yıldırım, "Bu aşiret ve kabilelerle İstanbul'da ÖSO ile ulusal ordu kurmak için yaptığınız toplantı Astana ve Cenevre sürecinin parçası mıdır? Yabancı bir ülkenin kendi ülkemiz için bunu yapması durumunda ne hissedeceksek, bu yapılan başka bir ülkenin içini karıştırma, orayı daha fazla istikrarsızlaştırma çalışmasıdır." iddiasını dile getirdi.
HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçesi üzerinde söz alarak, Türkiye'de bakan değiştikçe politikası değişen bir tarım ve hayvancılık sektörü bulunduğunu ileri sürdü.
Tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlılığın her geçen gün artarak devam ettiğini, politikaların yerli üretimi bitirecek noktaya geldiğini savunan Birlik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının büyük hayvan ihalelerinin birçoğunun Rizeli şahıs ya da firmalar tarafından alındığını iddia etti.
Seçim bölgesi Şırnak'ta birçok mezra ve köyün askeri yasak bölge ilan edilmesi nedeniyle tarım ve hayvancılığa kapatıldığını, bölge insanının fakirleştirildiğini ileri süren Birlik, köylere dönüşlerin etkin şekilde gerçekleştirilerek, bu insanların kendi topraklarında tarım ve hayvancılık yapmalarının önünün açılması gerektiğini söyledi.
HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü de Orman ve Su İşleri Bakanlığının bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, seçim bölgesi ve civarındaki illerde ormanların güvenlik gerekçesiyle tahrip edildiğini öne sürdü. Önlü, "İktidar Doğu'da güvenlik nedeniyle, Batı'da ise rant için ormanları sistematik şekilde yakıp tahrip etmiştir. 90'lı yılların savaş stratejisi olan orman ve köyleri yakmak AKP iktidarında 2015'te başlamak üzere Dersim, Hakkari, Siirt, Şırnak başta olmak üzere bölgede uygulamaya konularak doğal yaşam alanı yok edildi. Kürt'ün dilini, kimliğini her şeyini inkar eden bu zihniyet aynı zamanda doğasını da inkar etmiştir." iddiasında bulundu.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.
Sekizinci turda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Türk Patent ve Marka Kurumu, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsünün 2018 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Gıda, Tarım ve Hayvancılık ile Orman ve Su İşleri bakanlıkları ile bağlı kurumların 2018 yılı bütçeleri üzerinde MHP milletvekilleri söz aldı.
MHP İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, son 7 yılda inşaat yatırımlarının, sanayi yatırımlarını ikiye katladığını ve firmaların kullandığı kredilerin sadece yüzde 2.5'inin yatırıma gittiğini belirterek, sanayideki verimsizliğin uzun yıllardır bir türlü aşılamadığını ifade etti.
Türkiye'deki politik ve ekonomik belirsizliklerin, özel sektörü uzun vadeli yatırımlar konusunda tedirginliğe yol açtığını, bunun sektörel ve ekonomik güven endekslerindeki düşüşlerde kendini belli ettiğini belirten Tanrıkulu, sanayideki büyüme rakamlarının neden düşük olduğunun teşhisinin net bir şekilde belirlenerek çözüm üretilmesi gerektiğini vurguladı.
Tanrıkulu, "Sanayide gerçekleşen son büyüme rakamlarını yeterli bulursak, geleceğe dair hedeflerimiz, enflasyon hedeflerindeki gibi kağıt üzerinde kalacak. Dünya ülkeleri 'sanayi 4.0' dönemini kullanırken biz hala cam filmini tartışıyoruz. Yüzümüzü sanayiye, teknolojiye dönerek yeni üretim modellerini konuşmamız gerekir." değerlendirmesinde bulundu.
Sanayinin teknolojik içerikli,yaratıcı fikirlerle donatılması ve üretim platformlarının da buna göre geliştirilmesi gerektiğine işaret eden Tanrıkulu, MHP olarak beklentilerinin imalat sanayinde ithalata bağımlılığın makul düzeye indirilmesi, orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerine geçiş yapılması için yapısal dönüşümlerin sağlanması olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin inşaata dayalı ekonomi modeliyle fazla yol katedemeyeceğini vurgulayan Tanrıkulu, sanayiye dayalı şirket sayılarının her geçen yıl azaldığını, sanayi şirketlerinin inşaat sektörüne kaydığını iddia etti.
Uygulanan politikaların Türkiye'yi sanayisizleştirdiğini öne süren Tanrıkulu, 2015 yılında açıklanan Sanayi Strateji Belgesi'nin sektörün sorunları için çözüm olmadığını, Türkiye'yi fason üretim ülkesi olmaktan öteye geçiremediğini savundu.
Hükümetin sağlam bir sanayi politikası oluşturmasını, sanayinin altyapısının kuvvetlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tanrıkulu, üretici dostu adımlar atılması gerekliliğinin her geçen gün kendisini hissettirdiğini bildirdi.
Akla ve bilime dayanan, eleştiren, sorgulayan bir eğitim sistemiyle tasarım ve teknoloji eğitimi almış, bilimsel ve akılcı düşünceye sahip insan sermayesine ihtiyaç bulunduğunu belirten Tanrıkulu, "KOBİ'lerin de çözüm bekleyen sorunları var, krediler için istenen teminatları karşılamakta güçlük çeken KOBİ'ler var." diye konuştu.
Döviz kurlarındaki yükseliş, kredi faizlerindeki artış gibi birçok etkenin KOBİ'leri zor durumda bıraktığını öne süren Tanrıkulu, "Kredi faizleriyle ilgili ciddi bir çalışmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Politikaları belirleyen bakanlıkla teşvik sağlayan bakanlığın farklı olması da imalat sanayinde beklenen sıçramayı gerçekleştirmemizi engelliyor." değerlendirmesini yaptı.
KOBİ'lerdeki üretimin durma noktasına geldiğini, organize sanayi bölgelerindeki firmaların yüksek elektrik fiyatlarıyla maliyetlerini artırdığını anlatan Tanrıkulu, yerli otomobil konusunda da alternatif yakıtlara dayalı projeler üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etti.
MHP Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu da Türkiye ekonomisinin özellikle son 2 yılda çok zor bir dönem geçirdiğini ileri sürerek, kamu açıkları nedeniyle ekonominin içinde bulunduğu durumun her geçen gün daha da zorlaştığını bildirdi.
Türkiye ekonomisine güvenin azaldığını, yabancı yatırımcılar açısından belirsizliklerin arttığını, genç işsiz oranının geçen yıla oranla yüzde 20 arttığını iddia eden Ahrazoğlu, şöyle konuştu:
"4.0 sanayi devrimi ülkemiz için önemli bir fırsattır, fırsatın tehdite dönüşmemesi için bazı tedbirler alınmalı. Bilişim ve internet sürecinin üretime entegrasyonu temel işlem olmalı. Dışa bağımlı imalat sektörümüzün gerekli atılımı yapması için tasarımcı, yazılımcı ve uygulamacı insan kaynakların temini için doğru planlama yapılmalıdır."
Bütçeyle ilgili Sayıştay raporlarının ayrı bir komisyon tarafından incelenmesi gerektiğini belirten Ahrazoğlu, geçen yıllarda Sayıştay raporlarında belirtilen olumsuzlukların hala devam ettiğini öne sürdü.
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da Orman ve Su İşleri Bakanlığı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, 2B arazilerinin çiftçilere satış miktarlarının çok yüksek olduğunu belirterek, bu arazilerin faiz lobilerince alınmasının istendiğini öne sürdü.
Tarımın cari açık vermeyen tek üretim kalemi olduğunu ancak buna rağmen hükümetin çiftçileri korumadığını savunan Varlı, "Üretim yapan insanları gerçekten koruyor muyuz? Çiftçinin maliyetinin en yüksek olduğu şey mazot ve gübre. 20-30 milyon dolar verip yat alanlar 1.75 liradan mazot alıyor ama çiftçi 5 liradan alıyor mazotu. 'Battı' dediğiniz Yunanistan'da bile çiftçi mazotu 1,75 liradan alıyor. Bu imkanları bizim çiftçimize verin neler yapabiliyor o zaman görün." dedi.
Türk çiftçisinin dünyanın en pahalı gübresini kullandığını, hükümetin mısır ve buğday hasatı başladığında bu ürünlerin ithalatını gerçekleştirdiğini ve çiftçinin zor durumda kaldığını anlatan Varlı, "Enflasyon düşsün diye mısır ve buğday fiyatlarını düşürüyorsunuz, peki cips mi, ekmek mi ucuzladı? Eğer muhalefet yapmak için konuşuyorsam Allah belamı versin, ben çiftçiyi korumak için konuşuyorum. Mısır tam çıktı bir ay önce mısır fiyatın 900-800 lira, hasat başladı bir ithalat kararı fiyat düştü 700 lira. Üreticiyi korumak yerine aracıları, tüccarı, faizcileri koruyorsunuz, paradan para kazananları koruyorsunuz." diye konuştu.
Varlı, ithal et konusunu da eleştirerek, dişi düve ithal edilmesinin sektörün sorunlarını çözmede daha etkili olacağını kaydetti.
MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesi üzerine söz alarak, tarım politikalarında zihniyet ve anlayışın değiştirilmesi gerektiğini savundu.
Tarımın sadece ekonomik sektör olarak kabul edilemeyeceğini belirten Karakaya, tarımın tüm ekonomik sektörlere katkı sağlayan ekonomik, sosyal, çevre ve milli güvenlik sektörü olduğunu kaydetti.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, "Bu bütçe AKP'nin müteahhitleri, yandaşları zenginleştirme bütçesidir, küçük üreticinin, köylünün, çiftçinin bütçesi değildir." dedi.
TBMM Genel Kurulunda görüşülen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile bağlı kurum ve kuruluşlarının 2018 yılı bütçeleri üzerinde CHP milletvekilleri söz aldı.
CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan, AK Parti'nin, Cumhuriyet tarihinin en kötü kentsel yapılaşmasına neden olduğunu iddia ederek, "(Sanayi can damarımızdır) dedikçe, sizler sanayileşmeye bürokratik engeller çıkarmaya devam ettiniz. Cumhuriyet tarihinde sanayi ve sanayii hiç bu kadar kötü olmamıştı." diye konuştu.
"Türkiye'de bir çarpık kentleşme varsa, bunun sorumlusu rant sevdalısı Hükümet'tir." diyen Tarhan, Hükümetin, bilim yuvaları olan üniversitelerin rektörlerini bile atamayla yapmak istediğini, her üniversiteye yandaş rektör atandığını savundu.
Tarhan, dünyada dron taksiler hizmet vermeye başlarken, Türkiye'nin yerli otomobili 7 yıldır yapamadığını da ileri sürdü.
CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan da iş dünyasında piyasanın şu anda tıkanma noktasında olduğunu ve bunun aşılması gerektiğini vurguladı.
Piyasanın rahatlaması için vergilerin azaltılması gerektiğini, böylece olağanüstü bir dönemde devletin fedakarlık yapmış olacağını ifade eden Arslan, "Birçok işletme kapanıyor, icra işlemleri ile karşı karşıya kalıyor." diye konuştu.
CHP'li Arslan, kapanan iş yeri sayısının 11 bin 502'ye çıktığını savundu.
Arttığı söylenen büyümeden vatandaşın yararlanamadığını kaydeden Arslan, birçok iş yerinin vergisini ödeyemeyecek duruma geldiğini kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin ise "Osmanlı'da nasıl duraklama, gerileme dönemi olduysa, AK Parti'nin 15 yıllık tek başına iktidarı da gerileme dönemidir." diye konuştu.
Sanayileşmede gerileme dönemi yaşandığını savunan Engin, şunları söyledi:
"15 yılda hiç bir şey yapamadık. 15 yılda; Güney Kore'nin, Singapur'un yaptığı gibi eğitim odaklı bir kalkınma modelini örnek alabilirdik. Amerika ve İngiltere gibi sürücüsüz arabalara ağırlık verip, yerli otomobil için babayiğit aramak zorunda kalmazdık. Rusya'ya, Japonya'ya. Fransa'ya bağlı nükleer enerji yerine, kendi yerli enerjimizi üretebilirdik. 15 yılda devrim niteliğinde adımlar atmanız için hiç bir engel yoktu ama siz atmadınız."
CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, dünya hızla yapay zeka araştırmaları yaparken, Hükümetin gündeminde yapay zeka araştırmalarının bulunmadığını bildirdi.
Gelecekte siber savaşların yaşanacağını anlatan Arık, "Gelecekte dünya savaşlarının, bir düğmeye basılarak finans kuruluşlarını, elektrik şebekelerini yok ederek gerçekleşeceğini öngörmekteyiz ama Hükümet bunu görememektedir." dedi.
CHP'li Arık, "Her gün İsrail'e hakaretler ediliyor ama ülkemizin devlet kurumlarının siber güvenlik duvarlarının İsrail yapımı olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu.
Arık, AK Parti iktidarında bilim üssü olan TÜBİTAK'ın FETÖ üssü haline getirildiğini iddia ederek, "TÜBİTAK sizin elinizdeki düzmece belgelere 'sahte' bile diyemedi." ifadelerini kullandı.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımdaki büyümenin ithalata dayalı büyüme olduğunu ileri sürdü.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yabancı büyük firmaları desteklerken, ülkedeki küçük firmaları, işletmecileri, köylüleri desteklemediğini iddia eden Sarıbal, mazot ve yem fiyatları çok yüksek arttığı halde, Hükümetin çiftçiye çok az yardım yaptığını kaydetti.
Son 15 yılda 171 milyar dolarlık tarımsal ithalat yapıldığını, halen milyonlarca hektar arazinin ekilemediğini, birçok arazinin de tarımsal üretimden çıkarıldığını savunan Sarıbal, "Bu bütçe AKP'nin müteahhitleri, yandaşları zenginleştirme bütçesidir, küçük üreticinin, köylünün, çiftçinin bütçesi değildir." dedi.
CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz da yanan ormanlar yerine otel ve benzeri yerler yapıldığını öne sürerek, "Bir ormanı yok ettiğinizde, başka bir yere ağaç dikince orman yapmış olmuyorsunuz. Ormanlar yıllar boyunca oluşan yerlerdir." değerlendirmesinde bulundu.
Üçüncü köprü için binlerce ağaca kıyıldığını ve İstanbul'un akciğerleri olan ormanların yok edildiğini vurgulayan Durmaz, "Bize 'yatırıma, her şeye karşı' diyorsunuz. Ama biz her şeye karşı değiliz, biz sürdürülebilir kalkınma istiyoruz, 'ormanları yok edelim' demiyoruz." dedi.
CHP Isparta Milletvekili İrfan Bakır ise sulama konusunun hayati önem taşıdığına işaret ederek, vatandaşın işi ve aşıyla ilgili olduğunu aktardı.
Kullanılan su şebekelerinden yeterli verimin alınamadığını kaydeden Bakır, hızlı kentleşmenin, yer altı sularının kirlenmesine neden olduğunu, şehirlerde insanların şebeke suyu içemediğini bildirdi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, "Et fiyatını düşürürken Et ve Süt Kurumunun et alım fiyatını 25 liraya çıkardık. 1 Ocak'tan sonra da 200 baş ve altı hayvanı kesime götüren üretici kardeşlerimize hayvan başı 250 lira destek vereceğiz." dedi.
Fakıbaba, TBMM Genel Kurulunda, bakanlığının 2018 yılı bütçesi görüşülürken, HDP Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan'ın, ucuz etin satıldığı 2 marketin, seçim bölgesinde başta kasaplar olmak üzere esnafa büyük zarar verdiği iddialarına cevap verdi.
Hem üreticiyi hem de halkı düşünmek zorunda olduklarını aktaran Fakıbaba, "Hakkari'nin nüfusu 100 bindir. 100 bin insanın et alması, ucuz fiyata et alması çok önemlidir. Biz bölgede esnaflarımızı yalnız bırakmadık. Et fiyatını düşürürken Et ve Süt Kurumunun et alım fiyatını 25 liraya çıkardık. 1 Ocak'tan sonrada 200 baş ve altı hayvanı kesime götüren üretici kardeşlerimize hayvan başı 250 lira destek vereceğiz." diye konuştu.
Bakan Fakıbaba, Hakkari'deki kasapları tek tek dolaştığını vurgulayarak, "Hakkarili kasaplarımız çok mutlu. Onlar 'Allah razı olsun, işimiz arttı. Eskiden 10 kilo satarken, fiyatı düşürdük şimdi 50 kilo satıyoruz, aynı karı yine elde ediyoruz' diyorlar." ifadesini kullandı.
Adaletli davranmak adına 81 il ve ilçelerde şubesi olan marketlerden ucuz et satışını gerçekleştirdiklerini, bu özellikteki iki marketin de aynı fiyatı verdiği için ihaleyi bu marketlere verdiklerine dikkati çeken Fakıbaba, "Marketler aynı fiyatı verdi, eğer fiyatlardan birisi üstün, bize uygun olsaydı bir markete verecektik. Bizim için önemli olan halkın tümüdür, Türkiye'nin tümünü kucaklamaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Sırbistan'dan daha et alımı yapılmadığına işaret eden Bakan Eşref Fakıbaba, şunları kaydetti:
"Biz, süs olsun diye et almıyoruz, halkımız için alıyoruz. Sırbistan'ın hayvanı ayrı, Şırnak'ın havyanı farklı mıdır? Amacımız insanlara, kesesine uygun et yedirmektir. 45 liraya et alabilirsiniz ama benim vatandaşımın 30 liraya et alması en doğal hakkıdır. Anneler şunu söylüyor; 'mutfağımız şenlendi', öğrenci diyor ki 'ben yarım kilo kıymayla 2 öğün yemek yapıyorum'. Bunlar bizim için önemli."
HDP'li Akdoğan da söz alarak, sadece Hakkari'deki 40 kasap esnafından söz etmediğini, BİM ve A101 marketlerinin Hakkari'de açılmasının ardından, şehirdeki yüzlerce esnafın dükkanını kapatmak zorunda kaldığını öne sürdü. Akdoğan, "Devlet oradaki 6 noktaya eti verdiğinde, şehirdeki esnaf diğer ürünleri sattığı müşterilerini de kaybediyor. Devlet sadece 2 firmayı değil, halkını da düşünmeli, esnafın mağdur edecek girişim içinde olmamalı." dedi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, dün İstanbul'da Suriyeli aşiretlerle toplantı yapıldığını ileri sürerek "Bu aşiret ve kabilelerle İstanbul'da ÖSO ile ulusal ordu kurmak için yaptığınız toplantı, Astana ve Cenevre sürecinin parçası mıdır?" diye sordu.
TBMM Genel Kurulunda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile bağlı kurumların 2018 yılı bütçeleri üzerinde HDP milletvekilleri söz aldı.
HDP Batman Milletvekili Saadet Becerekli, TÜBİTAK bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, kurumun bütün bilim insanlarına eşit mesafede durması gerektiğini belirterek, kurumda, atamalardan projelere kadar çifte standart uygulandığını öne sürdü.
TÜBİTAK'ın yönetim ve faaliyetlerinin, kurumsal vizyonunda belirtilen hedeflerinin çok uzağında olduğunu savunan Becerekli, kuruma yapılan atamalar incelendiğinde, vizyon hedeflerine ulaşmasının da bir hayal olduğunu iddia etti.
Becerekli, bir hayvanat bahçesi müdürünün TÜBİTAK bünyesindeki Bilim Araştırma ve Teknoloji Politikalar Birimine müdür olarak atandığını ileri sürerek, kurumun son yıllarda desteklediği projelerin de alay konusu olduğunu savundu.
TÜBİTAK'ın kabul etmediği, ödüle layık görmediği bazı projelerin, NASA tarafından kabul edildiğini ifade eden Becerekli, Wikipedia'ya erişim yasağını da eleştirdi.
HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar da Türkiye'de son 15 yılda bilim dünyasını etkileyen büyük bir yıkım yaşandığını ileri sürdü.
AK Parti'nin iktidara geldiği 2002'den bu yana üniversitelerde, bilim akademilerinde hızlı bir kadrolaşma yaşandığını, FETÖ mensuplarının bu kadrolara yerleştirildiğini savunan Sancar, "Bütün bunlar dönemin iktidarları marifetiyle gerçekleşebilirdi. Siyasi kararları hükümetler veriyordu, icraatı alt kademede cemaat gerçekleştiriyordu. 2013 yılında ortaya çıkan çatışma o güne kadar yapılanların görülmesi için fırsat oldu ancak hükümet bu fırsatı iyi kullanmadı." dedi.
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından, AK Parti hükümetinin, üniversitelerdeki yıkımı hızlandırdığını, üniversitelerde yoğun ihraçlar yaşandığını öne süren Sancar, "15 Temmuz'dan sonra 5 bin 700 civarında akademisyenin ihraç edildiğini söyleyebiliriz. 15 vakıf üniversitesi cemaate bağlı olduğu için kapatıldı, buradaki öğretim üyelerinin durumu belirsiz. Öğretim üyesi yetiştirme projesi kapsamında 23 bin 427 akademisyen adayı, kadro güvencesinden yoksun bırakıldı. Üniversitelerin bütün yatırımlarının, akademisyen yatırımlarının bir çırpıda yok edildiğini görebiliyorsunuz." görüşünü dile getirdi.
Darbe teşebbüsünün ardından ihraçların belli ölçü, usul ve denetime tabi olması gerektiğini belirten Sancar, "Üniversitelerde kanun hükmünde kararnamelerle hangi ölçüte dayalı olduğu bilinmeyen tasfiyeler yaşandı. Bu süreçte cemaatin mağdur etmek istediği akademisyenler de tasfiye edildi. Buradaki amaç bütün kurumları iktidarın kontrolü altına almaktı. Tıpkı 1933'deki tasfiyeler, 27 Mayıs'tan sonra gerçekleşen, 12 Eylül'den sonra gerçekleşen tasfiyeler gibi." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise HDP üyelerine, il ve ilçe örgütlerine yönelik siyasi operasyonlar yapıldığını öne sürdü.
İstanbul'da dün Suriyeli aşiret ve kabile reisleriyle bir toplantı yapıldığını ve Özgür Suriye Ordusu ile bağlantılı ulusal ordu kurulması için Türkiye'nin girişimlerde bulunduğunu iddia eden Yıldırım, "Bu aşiret ve kabilelerle İstanbul'da ÖSO ile ulusal ordu kurmak için yaptığınız toplantı Astana ve Cenevre sürecinin parçası mıdır? Yabancı bir ülkenin kendi ülkemiz için bunu yapması durumunda ne hissedeceksek, bu yapılan başka bir ülkenin içini karıştırma, orayı daha fazla istikrarsızlaştırma çalışmasıdır." iddiasını dile getirdi.
HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçesi üzerinde söz alarak, Türkiye'de bakan değiştikçe politikası değişen bir tarım ve hayvancılık sektörü bulunduğunu ileri sürdü.
Tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlılığın her geçen gün artarak devam ettiğini, politikaların yerli üretimi bitirecek noktaya geldiğini savunan Birlik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının büyük hayvan ihalelerinin birçoğunun Rizeli şahıs ya da firmalar tarafından alındığını iddia etti.
Seçim bölgesi Şırnak'ta birçok mezra ve köyün askeri yasak bölge ilan edilmesi nedeniyle tarım ve hayvancılığa kapatıldığını, bölge insanının fakirleştirildiğini ileri süren Birlik, köylere dönüşlerin etkin şekilde gerçekleştirilerek, bu insanların kendi topraklarında tarım ve hayvancılık yapmalarının önünün açılması gerektiğini söyledi.
HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü de Orman ve Su İşleri Bakanlığının bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, seçim bölgesi ve civarındaki illerde ormanların güvenlik gerekçesiyle tahrip edildiğini öne sürdü. Önlü, "İktidar Doğu'da güvenlik nedeniyle, Batı'da ise rant için ormanları sistematik şekilde yakıp tahrip etmiştir. 90'lı yılların savaş stratejisi olan orman ve köyleri yakmak AKP iktidarında 2015'te başlamak üzere Dersim, Hakkari, Siirt, Şırnak başta olmak üzere bölgede uygulamaya konularak doğal yaşam alanı yok edildi. Kürt'ün dilini, kimliğini her şeyini inkar eden bu zihniyet aynı zamanda doğasını da inkar etmiştir." iddiasında bulundu.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
