2021-10-26 - 15:16
TBMM GENEL KURULU
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Türkiye'nin, Lübnan'da konuşlu Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü'ne (UNIFIL) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarıyla verdiği desteğin süresinin, 31 Ekim 2021'den itibaren bir yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Başkanvekili Adan, Genel Kurul açılışında yaptığı konuşmada, kurulduğu günden beri TBMM ile Türk milletinin kader çizgisinin birbirini tamamladığını, Türk milletinin ateşle imtihana çekildiği günlerde işgalcilere teslim olmayanların kutlu Meclisin temellerini attığını söyledi.

Son Osmanlı Mebusan Meclisinin harp yorgunu olduğu sıralarda Kuvayımilliye'nin barut kokan saflarından yola çıkanların, bu çatının altında toplandığının altını çizen Adan, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde ay yıldızın ışığını yükseltenler, TBMM'nin de kurucu kadrosu olmuşlardır. Onların emsalsiz kahramanlıkları sayesinde bu Meclis, 'Gazi' unvanı ile şereflenmiştir. TBMM, devletin kurucusu, milletin koruyucusudur. TBMM, Türk askeri ile omuz omuza vermiş, Polatlı'ya kadar ilerleyen düşmana karşı gelmiştir. Sakarya'da destan yazan ruhun arkasında bu Meclisin Mehmetçiğe verdiği teminat vardır. Büyük Taarruz'un süvarileri dört nala hücuma kalkmışken, onların hızına hız katan güç, bu Meclisin onlara duyduğu inançtır." diye konuştu.

Bugün TBMM Genel Kurulunda görüşülecek olan Türk askerinin Irak ve Suriye'de görev süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresini anımsatan Adan, şöyle devam etti:

"Bugün de Türkiye Cumhuriyeti müdafaa-i nefs için Suriye ve Irak'ta varlık göstermek zorundadır. Ankara, İzmir, İstanbul, Trabzon, Diyarbakır'da bombalar patlamasın diye bu milletin evlatları sınırlarımızın ötesinde nöbettedir.

Bu tezkere PKK'nın, PYD'nin, IŞİD'in ve hudutlarımızın ötesinde pusu kurup Türkiye'yi avlamaya çalışanların kabusudur. Türkiye'nin kendini koruma refleksi dünyanın en meşru hareketidir. Bu meşruiyetin TBMM tarafından tasdik edilmesi hayatidir. Ümit ediyorum, 100 yıl önce Mehmetçiğin arkasında duran kurucu Meclisin ruhu bugün yine konuşacaktır. Bu tezkere yalnızca Suriye'de, Irak'ta değil, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak isteyen tüm güçlerin tam kalbinde hissedilecektir."

Adan'ın konuşmasının ardından MHP İstanbul Milletvekili Bülent Karataş, "İstanbul'un sorunları" CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel "Türkiye?deki genç işsizlik", AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ise "Kadın girişimcilerin Türkiye?deki gelişimi" konularında gündem dışı söz aldı.

TBMM Genel Kurulunda grup başkanvekilleri, yerlerinden söz alarak değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, büyük zorluklarla ve gayret üstü bir mücadeleyle demokrasiyi, hukuku, adaleti ve muasır medeniyet seviyesini hedef alarak kurulan İYİ Parti'nin, 4. yıl dönümünü kutladıklarını söyledi.

Türkkan, "Kuramaz dediler kurduk, devam ettiremez dediler, ettirdik. Engelleri aşa aşa, bariyerleri devire devire inandığımız yolda yürüdük ve başardık. Bugün milletimizin gönlünde yer edinerek TBMM'de temsil edilen güçlü bir siyasi parti konumuna geldik. Aynı kararlılıkla iktidar olmak için çığ gibi büyümeye ve hızla koşmaya devam ediyoruz." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye'ye düşmanlık güden birtakım odakların yeniden harekete geçtiğini ve organize saldırılara tevessül edildiğini belirtti.

Bazı batılı ülkeler ve uluslararası kuruluşların yayınladıkları "düzmece raporlar" ve "küstah açıklamalar"la düşmanlıklarını bir kez daha ortaya çıkardıklarını dile getiren Akçay, şunları kaydetti:

"18 Ekim 2021'de büyükelçilerin müşterek açıklamasıyla başlayan sistematik saldırılar, 19 Ekim 2021'de Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan Türkiye raporu ile devam etmiştir. 21 Ekim'de Mali Eylem Görev Gücü'nün Türkiye'nin gri listeye alındığını açıklamasıyla kaos planının son perdesi aralanmıştır. Irkçı batının ülkemize düşmanlığı aynen devam etmektedir. Türkiye'nin terörle mücadelesini orantısız ve gereksiz bulan odaklar, etkin ve kararlı terörle mücadelemizi baltalamaya çalışmakta, teröristlere kol kanat germektedirler. Emperyal odaklar, demokrasi ve insan hakları kisvesi altında terör örgütlerini eğit donat faaliyetleri ile açıkça desteklemekte ve finanse etmektedir. Türkiye terör örgütlerinin kuyruğuna basmakta, yankıları ne hikmetse batıdan gelmektedir. Türkiye bütün terör örgütleriyle en etkin mücadeleyi yürüten ve en çok bedel ödeyen ülkedir. Türkiye aleyhinde yürütülen bütün faaliyetler, asılsız itham ve kara propagandalar ayaklarımızın altındadır. "

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da büyükelçiler meselesinin daha uzun süre tartışılmaya devam edeceğini söyledi.

Tüm dünyanın yaşanan krizi konuştuğunu ifade eden Beştaş, "Burada sorun hukuktur. Türkiye hukuka bağlı mı değil mi? Mesele bu. Kavala ve Demirtaş kararını büyükelçiler değil AİHM verdi. Türkiye hukuka uymak durumundadır." ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Ankara Şehir Hastanesindeki nöbetin ardından evine giden asistan doktor Rümeysa Şen'in, uyuması sonucu karıştığı trafik kazasında hayatını kaybettiğini anımsattı.

Yoğun iş yükü ve uykusuz nöbetlerin, bu kaçınılmaz sonu hazırladığını savunan Özel, şöyle devam etti:

"Geçmişte sağlık sisteminde yapılan göreceli iyileştirmelerle övünenlerin görmesi gereken, sağlık sistemimizin çöktüğüdür. İnsanlar sağlığa erişemiyor, hastanelerde kuyruklar var, sağlık çalışanları mutsuz, umutsuz, yorgun. Daha beter olaylar yaşanmadan Türkiye'deki sağlık sisteminin fotoğrafının çekileceği ve sağlık emekçilerinin insani şartlarda çalışmaları için gerekli düzenlemelerin birlikte kararlaştırılacağı bir araştırma komisyonu kurulması noktasında tüm gruplardan destek bekliyoruz."

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ise bugün iki tezkerenin görüşüleceğini anımsattı.

Irak'ın parçalanmasıyla beraber Türkiye'nin komşusu olan ülkelerin, bazı terör gruplarına meydan bıraktığını kaydeden Elitaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O günden bu tarafa Irak'ın kuzeyinden veya komşu ülkelerden Türkiye aleyhine yapılacak her türlü faaliyetleri, sınır ötesi harekatı da göze alarak veya düşünerek engelleyeceğimizin kararlı duruşunu ortaya koyduk.

İkinci tezkere ise Suriye tezkeresi. Suriye'nin kuzeyinde mikro devletçikler kurarak ülkemizin milli birliğini ve bekasını engellemeyi amaçlayan başta PKK, DEAŞ, YPG gibi örgütlere fırsat vermemek üzere Türk Silahlı Kuvvetlerine yetki veren tezkereyi görüşeceğiz. Umuyorum ve diliyorum ki Türkiye'nin bekası, birliği ve beraberliği, bütünlüğü ve geleceği için seçilmiş milletvekillerinin olumlu oy vereceklerini düşünüyorum. Hiç kimse terör örgütü destekçisi değildir, olduğuna da inanmıyorum. Bu parlamento içinde terör örgütü destekçilerinin yaşamayacağı, barınmayacağı kanaatindeyim."

Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere Irak ve Suriye'ye gönderilmesi konusunda Cumhurbaşkanına verilen yetkinin 2 yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda CHP ve HDP'nin "hayır" oylarına karşı AK Parti, MHP ve İYİ Partinin "evet" oylarıyla kabul edildi.

Irak ve Suriye tezkeresinde, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan gelişmeler ve süregiden çatışma ortamının milli güvenlik açısından taşıdığı risk ve tehditlerin artarak devam ettiğinin altı çizildi.

Türkiye'nin, komşusu Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiği belirtilen tezkerede, "Diğer taraftan Irak'ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Suriye'de, sınırımıza mücavir alanlarda PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere mevcudiyetini sürdüren terör örgütleri, ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik eylemlerini sürdürmektedir." denildi.

Terör örgütü PKK/PYD-YPG'nin, Suriye'de bölücü faaliyetlerine devam ettiğine dikkat çekilen tezkerede, Türkiye'nin harekat alanlarında tesis edilen sükunet ve istikrarı korumak amacıyla meşru ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda önlemler alındığı anlatıldı.

İdlib'de, Astana süreci kapsamında istikrar ve güvenliğin tesisine ilişkin faaliyetleri hedef alan risk ve tehditlerin devam ettiği vurgulanan tezkerede, "Bütün bu gelişmeler kapsamında, terörle Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozmaya ve sahada gayrimeşru oldubittiler oluşturmaya yönelik, milli güvenliğimize tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı, uluslararası hukuktan doğan haklarımız doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması milli güvenliğimiz açısından hayati önem arz etmektedir." ifadeleri kullanıldı

Cumhurbaşkanlığı tezkeresinde, şunlar kaydedildi:

"Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak, DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye'nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır.

Bu mülahazalar ışığında, Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye'nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2 Ekim 2014 tarihli ve 1071 sayılı TBMM kararı ile verilen ve son olarak 7 Ekim 2020 tarihli ve 1266 sayılı TBMM kararı ile 30 Ekim 2021'e kadar uzatılan izin süresinin, 30 Ekim 2021'den itibaren 2 yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasanın 92. maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım."

****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****