2012-04-09 - 14:05
CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında teşvik paketini eleştirirken, dünyanın hiçbir yerinde, cari açığın teşvik paketi ile kapatılamayacağını belirterek ''Hükümetin teşvik paketi hem masal hem ninni niteliğinde. Masal çocuklara, inansınlar diye anlatılır, ninni ise uyusunlar diye söylenir'' diye konuştu.
CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında teşvik paketini eleştirirken, dünyanın hiçbir yerinde, cari açığın teşvik paketi ile kapatılamayacağını belirterek ''Hükümetin teşvik paketi hem masal hem ninni niteliğinde. Masal çocuklara, inansınlar diye anlatılır, ninni ise uyusunlar diye söylenir'' diye konuştu.
Genel teşvikin geçmişten beri uygulandığını, ancak istenilen ölçüde olumlu sonuçlar vermediğini belirten Güneş, makro dengesizliklerin, mikro politikalarla çözülemeyeceğine işaret etti. Bölgesel teşvikten il teşvikine geçişin eksik ve yetersiz olduğunu ifade eden Güneş, bunun ilçe düzeyine indirilmesi gerektiğini söyledi.
Teşvik paketinin terörü azaltacağın iddiasının da ''hayal ürünü'' olduğunu ileri süren Güneş, ''Teşvik tabii ki verilsin ancak terör olan yere ne kadar teşvik verirseniz verin yatırım gitmez. Devlet, o bölgede yatırımlarını artırmalı'' dedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, sözlerinde şunları kaydetti:
"Geçen hafta Başbakan yeni bir teşvik paketi açıkladı. Ertesi gün Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan süslü bir yansı ile bu paketin ayrıntılarını açıkladı.
Paket açıklanmadan bir süre önce Sanayi Bakanı Nihat Ergün cari açığı teşviklerle azaltılacağı yönünde bir balonu patlatıvermişti. O zaman bunun nasıl olacağını anlamamıştık. Açıkçası hala da anlayabilmiş değiliz.
Hemen ifade edelim ki, Sanayi Bakanı Ergün "6. Bölgede, özellikle Diyarbakır'da pozitif ayrımcılık yaptık" demiş. Aslında teşviklerin özü pozitif ayrımcılıktır. Anlaşılan Sayın Bakan bunu bile bilmiyor. Sayın bakanın açıklanan paketin ne nitelikte, ne içerikte olduğundan haberi yok.
Yatırım teşvikleri yatırımların maliyetini ucuzlatarak artırmak için hükümetlerin aldıkları çeşitli tedbirlerdir. Fakat unutulmamalı ki, yatırımın ucuzlatılması yatırımların artmasını sağlamadığı gibi, yatırımlardaki her artış da her ekonomik sorunu çözmeyebilir.
Birincisi, Başbakan ne denli sıralayıp dökse de, genel teşvik uygulamaları zaten öteden beri uygulanan haliyle istenen ölçüde olumlu sonuçları vermiyor. Örneğin gümrük vergisi muafiyeti ile KDV istisnası da şimdiye dek ciddi yatırım hamleleri getirmiş değil. Yatırım teşviklerinin sonuç verebilmesi için makroekonomik iklim ile para ve maliye politikaların uygun ve uyumlu olması gerekir.
Yıllarca sıkı para politikasının sonucu yüksek reel faiz uygulayacaksınız, TL'yi değerli hale getireceksiniz, ayrıca bütçe dengesi diye kamu yatırımlarını daraltacaksınız sonra da gelip bunu teşviklerle telafi etmeye kalkacaksınız. Bu mümkün değildir!
İşin doğrusu şudur; mikro önlemlerle uzun vadede makro dengelerin sağlanabileceği düşüncesi geridir, cahilcedir.. Makro dengesizlikler ancak makro-ekonomik politika değişiklikleriyle önlenebilir.
Kaldı ki, teşviklerle yatırımların artması ancak uzun yıllar sonra sonuç verebilir. İstihdam artışı veya cari dengede değişim on yıllar sonra elde edilebilir. O arada türlü gelişmeler olabilir. Teşvikler havada kalabilir.
Kısacası, teşvik paketiyle dış açık kapamaya kalkarsanız, iyimser durumda bile 30-40 yıl beklersiniz.
Bölgesel teşvikten il teşvikine geçiş eksik ve yetersiz; ilçe düzeyine geçmek gerek.
Paketin hem yatay (yani bölgesel), hem de dikey (yani sektörel) temelli olduğu görülmektedir. Bölgesel teşvik uygulamalarını il düzeyine indirgemenin elbette bazı olumlu yanları var.. KDV istisnası, gümrük muafiyeti, vergi indirimleri, işverenin sigorta primi katkısının kalkması, yatırım yeri tahsisi ile faiz desteği son derece önemli katkılar olsa da, aynı il içinde farklı bölgelerin olması karşısında bu politika değişimi de yetersiz kalacaktır. Bölgeler yerine illerin teşvik kategorisine alınması da yetersizdir. Örneğin Bolu'da Dörtdivan diye bilinen ilçe Mudurnu'dan çok geridir. Kocaeli'nde Gebze Kandıra'dan çok daha gelişmiştir. Birçok ilde ilçeler-arası farklar çok büyüktür. Bu farklılıkları ortadan kaldıracak bir sistem de getirilmemektedir.
Terör bölgesine özel bir önem verildiği iddiası da çok saçmadır. Bu bölge öteden beri aynı sınırda ve benzer düzeyde teşvik alan bir bölgeydi. Yarım yüzyıldır ciddi bir ekonomik gelişmenin olmayışı karşısında gelir vergisi stopaj desteğinin sağlandığını belirtmek en mütevazı deyimle o bölgenin halkıyla alay etmektir!
Bölgede ciddi bir kalkınma hamlesi samimiyetle isteniyorsa terörün göreli olarak az olduğu illerde daha ciddi ve kapsamlı bir teşvik hamlesiyle yoğunlaşma hedeflenebilirdi. Çünkü terörün yoğun olduğu odaklarda ne teşvik verirseniz verin yatırım olmaz. Bu nedenle yer seçiminde bu konu pakette değerlendirilmeliydi. Bu odaklardan örneğin Urfa'da bir teşvik paketiyle Diyarbakır'daki teröre karşı model oluşturulabilirdi. Böylece zamanla terör de daha az destek bulurdu.
Tabii Urfa bir örnek.. Siyasal istikrarın ve sosyal huzurun olmadığı 6. Bölgenin hemen sınırındaki birkaç yeni noktada bu türde sanayi gelişmesinin tasarlanmasıyla, sadece ekonomik gelişme değil, aynı zamanda bölgesel iç-göçle umutlar yeşerebilirdi. Ne yazık ki, paketin böylesi bir ufku da yoktur.
Bölgede ciddi bir yatırım hamlesi arzulanıyorsa teşviklerden öte önce devletin bizzat yatırım aktörü olarak yer alması şarttır.
Sektörel boyutuna baktığımızda ise hükümet bizimle dalga geçmektedir. Doğru dürüst araba yapamayan bir sanayi birden bire uçak yapmaya, uzay ve rüzgâr tüneli gibi alanlara teşvik vermeye başlamıştır. Biyoteknik ya da onkolojik ilaçların kapsama alındığı da görülmektedir. Hem de 5. Bölge niteliğinde teşvik alarak. Seçimlerde uydu kentler yaratmayı ya da denizleri yarma hayalini satan bu hükümet şimdi de böylesi hayalleri satıyor.
Ufukla hayal karıştırılmamalı. Ufuk gerçekçi bir amaçtır. Hayal ise gerçekleşebilecek sanılan ama gerçekçi olmayan bir düşüncedir. Bu hükümet hayal âlemi içindedir!
Hatırlar mısınız; Erdoğan'ın hocası rahmetlik Erbakan da makine sanayi kurma yolunda tank sanayiine sarmıştı. Bu başbakan da araba, uçak derken sonunda uzay sanayine sardı. Bizce ekonomi yönetimi ciddi bir iştir. Hayalle peynir gemisi yürümez.Paketin ufku yok; tarım yine göz ardı edilmiş.
Açıklanan teşvik paketinin tarıma yahut da tarımsal sanayiye ilişkin hiçbir öngörüsü yoktur. Oysa önümüzdeki orta ve uzun vadede tarımsal ürün ve gıdaların fiyatlarının küresel olarak çok hızlı artacağı öngörülmektedir. Bu Türkiye için çok önemli bir kayıptır. Tarımsal sanayide katma değer hiç de sanıldığı kadar düşük değildir.
Sadece tarım da değil, turizm, hayvancılık balıkçılık da yine göz ardı edilmiş görünüyor. Bunlar da büyük kayıplardır.Cari açığı önleme tam anlamıyla balon!Cari açığın en önemli etmenlerinden biri olan enerjide yeni hiçbir adım yoktur. Hatta aksine oto-prodüktörlerde sanayinin kendi gereksinimi teşvik edilmekte ama fazlası olan kapasiteye teşvik uygulanmamaktadır. Bu çok saçmadır. Doğru olan tarafı ise ithal girdili enerjiye teşvik uygulanmamasıdır.
Cari açığı önleyeceği belirtilen bu teşvik paketinde ara malları ithalatının ikamesinin amaçlandığı belirtilmektedir. Pekiyi bunlar hangi ürünlerdir? O da belli değildir. Anlaşılan henüz bu konu hazır değildir.
Faiz desteğinden bahsediliyor. Dövizde yahut TL faizlerde bunun kaç puan olacağı belirtilmiş. Hemen belirtelim, kredi faizinde 1 ya da 2 puan azalması bir anlam ifade etmez. Hele enflasyon yükselirken bu indirimler pek bir anlam da ifade etmeyebilir. Bize göre bölgesel kalkınma için yatırım katkı oranı adı altında vergi indirimleri değil, doğrudan devletin sermaye desteği olacak biçimde tasarlanmalıdır. Tekrarla, teşvikler yatırımları ucuzlatsa da yatırımların artması için gerekli koşullar çok daha fazladır:
Toplumsal barış sağlanmalıdır; siyasal gerginlikler, gözaltılar, haksız yargılamalar halkı tedirgin eder. Bu durumda da yatırım olmaz. Yine terörün olduğu bir yerde asla yatırım olmaz.
Türkiye'de yatırımların düşük olmasının bir nedeni de tasarrufların, özellikle de özel tasarrufların hızla düşmüş olmasıdır. Son 10 yılda iç özel tasarruflar milli gelir içinde yüzde 25,4'ten 10,4'e düşmüştür. Çünkü karlılık oranları yahut yanlış ekonomik politikalar nedeniyle yabancı mallar karşısında rekabet gücü düşmüştür.Eğitimli, nitelikte işgücü sınırlıdır.
Yurtiçi veya yurtdışı talebin yahut da her ikisinin uzun vade güçlü kalacağı izlenimi olmalıdır.
Durumu özetleyelim; hükümetin teşvik paketini hem masal niteliğindedir, hem de ninni. Çünkü masal çocuklara inansınlar diye anlatılır. Ninniler ise geceleri çocukları uyutmak içindir.. Hükümet bu teşvik paketini masal gibi halka inandırmak istiyor. Ama aynı zamanda ninni gibi tekrar edip, bu arada halkı uyuttuktan sonra zamları yapıştırıveriyor.
Ne yazıktır ki, anlatılan bu masalı geçen hafta tüm TV kanalları naklen verdi. Bu ninni sonucunda halkı uyandırmak ve gerçeği anlatmak da bizim, ana-muhalefetin sorumluluğunda. Her ne kadar Sayın Erdoğan muhalefetin varlığından şikâyetçi olsa da biz görevimizi yapacağız. (14:05)
Genel teşvikin geçmişten beri uygulandığını, ancak istenilen ölçüde olumlu sonuçlar vermediğini belirten Güneş, makro dengesizliklerin, mikro politikalarla çözülemeyeceğine işaret etti. Bölgesel teşvikten il teşvikine geçişin eksik ve yetersiz olduğunu ifade eden Güneş, bunun ilçe düzeyine indirilmesi gerektiğini söyledi.
Teşvik paketinin terörü azaltacağın iddiasının da ''hayal ürünü'' olduğunu ileri süren Güneş, ''Teşvik tabii ki verilsin ancak terör olan yere ne kadar teşvik verirseniz verin yatırım gitmez. Devlet, o bölgede yatırımlarını artırmalı'' dedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, sözlerinde şunları kaydetti:
"Geçen hafta Başbakan yeni bir teşvik paketi açıkladı. Ertesi gün Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan süslü bir yansı ile bu paketin ayrıntılarını açıkladı.
Paket açıklanmadan bir süre önce Sanayi Bakanı Nihat Ergün cari açığı teşviklerle azaltılacağı yönünde bir balonu patlatıvermişti. O zaman bunun nasıl olacağını anlamamıştık. Açıkçası hala da anlayabilmiş değiliz.
Hemen ifade edelim ki, Sanayi Bakanı Ergün "6. Bölgede, özellikle Diyarbakır'da pozitif ayrımcılık yaptık" demiş. Aslında teşviklerin özü pozitif ayrımcılıktır. Anlaşılan Sayın Bakan bunu bile bilmiyor. Sayın bakanın açıklanan paketin ne nitelikte, ne içerikte olduğundan haberi yok.
Yatırım teşvikleri yatırımların maliyetini ucuzlatarak artırmak için hükümetlerin aldıkları çeşitli tedbirlerdir. Fakat unutulmamalı ki, yatırımın ucuzlatılması yatırımların artmasını sağlamadığı gibi, yatırımlardaki her artış da her ekonomik sorunu çözmeyebilir.
Birincisi, Başbakan ne denli sıralayıp dökse de, genel teşvik uygulamaları zaten öteden beri uygulanan haliyle istenen ölçüde olumlu sonuçları vermiyor. Örneğin gümrük vergisi muafiyeti ile KDV istisnası da şimdiye dek ciddi yatırım hamleleri getirmiş değil. Yatırım teşviklerinin sonuç verebilmesi için makroekonomik iklim ile para ve maliye politikaların uygun ve uyumlu olması gerekir.
Yıllarca sıkı para politikasının sonucu yüksek reel faiz uygulayacaksınız, TL'yi değerli hale getireceksiniz, ayrıca bütçe dengesi diye kamu yatırımlarını daraltacaksınız sonra da gelip bunu teşviklerle telafi etmeye kalkacaksınız. Bu mümkün değildir!
İşin doğrusu şudur; mikro önlemlerle uzun vadede makro dengelerin sağlanabileceği düşüncesi geridir, cahilcedir.. Makro dengesizlikler ancak makro-ekonomik politika değişiklikleriyle önlenebilir.
Kaldı ki, teşviklerle yatırımların artması ancak uzun yıllar sonra sonuç verebilir. İstihdam artışı veya cari dengede değişim on yıllar sonra elde edilebilir. O arada türlü gelişmeler olabilir. Teşvikler havada kalabilir.
Kısacası, teşvik paketiyle dış açık kapamaya kalkarsanız, iyimser durumda bile 30-40 yıl beklersiniz.
Bölgesel teşvikten il teşvikine geçiş eksik ve yetersiz; ilçe düzeyine geçmek gerek.
Paketin hem yatay (yani bölgesel), hem de dikey (yani sektörel) temelli olduğu görülmektedir. Bölgesel teşvik uygulamalarını il düzeyine indirgemenin elbette bazı olumlu yanları var.. KDV istisnası, gümrük muafiyeti, vergi indirimleri, işverenin sigorta primi katkısının kalkması, yatırım yeri tahsisi ile faiz desteği son derece önemli katkılar olsa da, aynı il içinde farklı bölgelerin olması karşısında bu politika değişimi de yetersiz kalacaktır. Bölgeler yerine illerin teşvik kategorisine alınması da yetersizdir. Örneğin Bolu'da Dörtdivan diye bilinen ilçe Mudurnu'dan çok geridir. Kocaeli'nde Gebze Kandıra'dan çok daha gelişmiştir. Birçok ilde ilçeler-arası farklar çok büyüktür. Bu farklılıkları ortadan kaldıracak bir sistem de getirilmemektedir.
Terör bölgesine özel bir önem verildiği iddiası da çok saçmadır. Bu bölge öteden beri aynı sınırda ve benzer düzeyde teşvik alan bir bölgeydi. Yarım yüzyıldır ciddi bir ekonomik gelişmenin olmayışı karşısında gelir vergisi stopaj desteğinin sağlandığını belirtmek en mütevazı deyimle o bölgenin halkıyla alay etmektir!
Bölgede ciddi bir kalkınma hamlesi samimiyetle isteniyorsa terörün göreli olarak az olduğu illerde daha ciddi ve kapsamlı bir teşvik hamlesiyle yoğunlaşma hedeflenebilirdi. Çünkü terörün yoğun olduğu odaklarda ne teşvik verirseniz verin yatırım olmaz. Bu nedenle yer seçiminde bu konu pakette değerlendirilmeliydi. Bu odaklardan örneğin Urfa'da bir teşvik paketiyle Diyarbakır'daki teröre karşı model oluşturulabilirdi. Böylece zamanla terör de daha az destek bulurdu.
Tabii Urfa bir örnek.. Siyasal istikrarın ve sosyal huzurun olmadığı 6. Bölgenin hemen sınırındaki birkaç yeni noktada bu türde sanayi gelişmesinin tasarlanmasıyla, sadece ekonomik gelişme değil, aynı zamanda bölgesel iç-göçle umutlar yeşerebilirdi. Ne yazık ki, paketin böylesi bir ufku da yoktur.
Bölgede ciddi bir yatırım hamlesi arzulanıyorsa teşviklerden öte önce devletin bizzat yatırım aktörü olarak yer alması şarttır.
Sektörel boyutuna baktığımızda ise hükümet bizimle dalga geçmektedir. Doğru dürüst araba yapamayan bir sanayi birden bire uçak yapmaya, uzay ve rüzgâr tüneli gibi alanlara teşvik vermeye başlamıştır. Biyoteknik ya da onkolojik ilaçların kapsama alındığı da görülmektedir. Hem de 5. Bölge niteliğinde teşvik alarak. Seçimlerde uydu kentler yaratmayı ya da denizleri yarma hayalini satan bu hükümet şimdi de böylesi hayalleri satıyor.
Ufukla hayal karıştırılmamalı. Ufuk gerçekçi bir amaçtır. Hayal ise gerçekleşebilecek sanılan ama gerçekçi olmayan bir düşüncedir. Bu hükümet hayal âlemi içindedir!
Hatırlar mısınız; Erdoğan'ın hocası rahmetlik Erbakan da makine sanayi kurma yolunda tank sanayiine sarmıştı. Bu başbakan da araba, uçak derken sonunda uzay sanayine sardı. Bizce ekonomi yönetimi ciddi bir iştir. Hayalle peynir gemisi yürümez.Paketin ufku yok; tarım yine göz ardı edilmiş.
Açıklanan teşvik paketinin tarıma yahut da tarımsal sanayiye ilişkin hiçbir öngörüsü yoktur. Oysa önümüzdeki orta ve uzun vadede tarımsal ürün ve gıdaların fiyatlarının küresel olarak çok hızlı artacağı öngörülmektedir. Bu Türkiye için çok önemli bir kayıptır. Tarımsal sanayide katma değer hiç de sanıldığı kadar düşük değildir.
Sadece tarım da değil, turizm, hayvancılık balıkçılık da yine göz ardı edilmiş görünüyor. Bunlar da büyük kayıplardır.Cari açığı önleme tam anlamıyla balon!Cari açığın en önemli etmenlerinden biri olan enerjide yeni hiçbir adım yoktur. Hatta aksine oto-prodüktörlerde sanayinin kendi gereksinimi teşvik edilmekte ama fazlası olan kapasiteye teşvik uygulanmamaktadır. Bu çok saçmadır. Doğru olan tarafı ise ithal girdili enerjiye teşvik uygulanmamasıdır.
Cari açığı önleyeceği belirtilen bu teşvik paketinde ara malları ithalatının ikamesinin amaçlandığı belirtilmektedir. Pekiyi bunlar hangi ürünlerdir? O da belli değildir. Anlaşılan henüz bu konu hazır değildir.
Faiz desteğinden bahsediliyor. Dövizde yahut TL faizlerde bunun kaç puan olacağı belirtilmiş. Hemen belirtelim, kredi faizinde 1 ya da 2 puan azalması bir anlam ifade etmez. Hele enflasyon yükselirken bu indirimler pek bir anlam da ifade etmeyebilir. Bize göre bölgesel kalkınma için yatırım katkı oranı adı altında vergi indirimleri değil, doğrudan devletin sermaye desteği olacak biçimde tasarlanmalıdır. Tekrarla, teşvikler yatırımları ucuzlatsa da yatırımların artması için gerekli koşullar çok daha fazladır:
Toplumsal barış sağlanmalıdır; siyasal gerginlikler, gözaltılar, haksız yargılamalar halkı tedirgin eder. Bu durumda da yatırım olmaz. Yine terörün olduğu bir yerde asla yatırım olmaz.
Türkiye'de yatırımların düşük olmasının bir nedeni de tasarrufların, özellikle de özel tasarrufların hızla düşmüş olmasıdır. Son 10 yılda iç özel tasarruflar milli gelir içinde yüzde 25,4'ten 10,4'e düşmüştür. Çünkü karlılık oranları yahut yanlış ekonomik politikalar nedeniyle yabancı mallar karşısında rekabet gücü düşmüştür.Eğitimli, nitelikte işgücü sınırlıdır.
Yurtiçi veya yurtdışı talebin yahut da her ikisinin uzun vade güçlü kalacağı izlenimi olmalıdır.
Durumu özetleyelim; hükümetin teşvik paketini hem masal niteliğindedir, hem de ninni. Çünkü masal çocuklara inansınlar diye anlatılır. Ninniler ise geceleri çocukları uyutmak içindir.. Hükümet bu teşvik paketini masal gibi halka inandırmak istiyor. Ama aynı zamanda ninni gibi tekrar edip, bu arada halkı uyuttuktan sonra zamları yapıştırıveriyor.
Ne yazıktır ki, anlatılan bu masalı geçen hafta tüm TV kanalları naklen verdi. Bu ninni sonucunda halkı uyandırmak ve gerçeği anlatmak da bizim, ana-muhalefetin sorumluluğunda. Her ne kadar Sayın Erdoğan muhalefetin varlığından şikâyetçi olsa da biz görevimizi yapacağız. (14:05)
