2012-07-18 - 12:25
MHP'Lİ YENİÇERİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında son bir hafta içinde Türkiye gündemini meşgul eden siyasi gelişmeler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında son bir hafta içinde Türkiye gündemini meşgul eden siyasi gelişmeler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, "Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi retorik ve edebiyat diplomasisi yapıyor. Esip gürlüyor, saçıp savuruyorlar ancak eyleme ve uygulamaya gelince yerlerine çakılıp kalıyor. İktidar içeride ve dışarıda olayları ardından takip ediyor. Bölgede her türlü insiyatif ABD ver Rusya bir yana Irak, İran, İsrail, Rum Yönetimi ve Yunanistan'ın eline geçmiştir. Türkiye'nin Başbakanı yalnızca konuşuyor.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, sözlerinde şunları kaydetti:

" İstanbul'da trafik başlı başına ve baştan bu yana sorundu. Bugün Türkiye'nin Başbakanı da bir zamanlar İstanbul'un belediye başkanlığını yapmış birisidir. Halen de hem İstanbul hem de trafiği, Başbakan Erdoğan ve zihniyeti tarafından yönetilmektedir. İstanbul Belediyesi onlarca yıldır AK Parti zihniyetlerin yönetimdedir. Gelinen nokta vatandaşın her gün en az dört ya da beş saat araçların içinde geçirmek zorunda kalmasıdır. Yetkililer sorunu çözmek için vatandaşa İstanbul'u terk edin çağrısı yapmaktadırlar. İstanbul'da köprülerde gece yarılarında dahi yaşanan trafik sıkışıklığı sürücüleri canından bezdiriyor. Sürücüler Avrupa Yakasından, Anadolu Yakası'na geçebilmek için saatlerce yollarda beklemek zorunda kalıyor.

Bir sürücü FSM girişinde tıkanan trafikte, Belçika'dan uçakla Türkiye'ye 3 saatte geldiğini, fakat Atatürk Havalimanı'ndan Beykoz Kavacık'daki evine gidebilmek için 5 saattir yolda olduğunu söylemesi her şeyi özetliyor. Başbakan halkta biriken bu gerilimi ve öfkeyi dindirmek için geçişleri iki ay süreyle ücretsiz hale getirdiğini müjde olarak veriyor. Başbakanın bu açıklaması bile İstanbul'daki ulaşım sorununu ne denli ciddiyetten uzak bir biçimde ele aldığının delilidir. Böylece AK Parti iktidarı vatandaşın trafikte 1 saat beklemesinin saat ücretini 1 TL olarak belirlemiş olmaktadır.

Cumartesi günü Diyarbakır'da BDP izinsiz bir miting düzenledi. BDP'nin her mitinginde olduğu gibi bunda da Kent yine savaş alanına döndü. Mitingin adı " Demokratik Özerklik ve Öndere Özgürlük" olarak uygun görmüşlerdir. Yapılan izinsiz mitingin adının " öndere özgürlük " olarak konması dikkat çekicidir. Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz günlerde Zana- Erdoğan görüşmesinde, Zana, katliamcı başı Öcalan için ev hapsi istemişti. Ardından da Bülent Arınç, Öcalan için ev hapsinin düşünülebileceğini söylemişti. Ev hapsi tekliflerine CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "partiler anlaşırsa neden olmasın?" diyerek katkı sunmuştu.

Diyarbakır'daki miting sırasında BDP'li vekiller tarafından PKK terör örgütünün propagandası yapılmış demokratik özerklik mektubu okunmuş yani suç işlenmiştir. BDP açıkça bu tür mitingleri "Kürt Tahriri" yaratmak amacıyla kullandığını söylemektedir. Durum budur. AK Parti ve CHP'yi BDP'nin kuyruğuna takılmamaları konusunda bir kez daha ikaz ediyorum.

BDP'nin arkasını PKK'ya dayayarak "bir oy bir ölü, beş oy beş ölü" tehdidiyle aldığı oylarla bölge halkını kendisinin temsil ettiği propagandasını yayıyor. Kürt asıllı yurttaşlardan gelen yakınmaların, bölgede yaşayan insanların çıkmazını göstermesi bakımından ilginçtir. Fotoğrafın gerçek tarafını göstermesi bakımdan anlatılmaya değerdir. Basına yansıdığı gibi Mersin'de 42 yaşındaki Mehmet Nuri Sayılır, 9 ve 16 yaşındaki iki erkek çocuğunun terör örgütü PKK ile uyuşturucu satıcıları tarafından kullanılmak istediğini ileri sürerek devletten yardım istedi.

Örgüt yandaşlarının terör olaylarına katılmalarını için kendilerine baskı yapıldığını belirten Sayılır'ın küçük oğlu ise mahalleden taşınmak istediğini söyledi. Baskılar nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu ve bu yüzden evlerinin damından atladığını ifade eden küçük çocuk, suça karışmak istemediğini okuyup meslek sahibi olmak istediğini kaydetti.

Geçtiğimiz hafta anlamlı mesajları olan olaylar da yaşandı. Bunlardan bir tanesi Suriyeli Mültecilerin kaldığı kamplarda meydana geldi. Suriyeli mültecilerin kaldığı Kilis'teki konteynır kentte "yeterli su verilmediği" gerekçesiyle başlatılan eylemlerde olaylar çıktı. Çıkan olaylarda 4 polis ile 10 Suriyeli yaralandı.

AK Parti iktidarı, "Suriye'den mülteci değil sorun ithal ediyor" diye hep ikaz ettik. Mültecileri Türkiye'ye gelmeye adeta teşvik eden politikaların Türkiye'yi getirdiği yer işte burasıdır. Şu ana kadar Türkiye mültecilere 200 milyon dolar civarında yardım yaptı. AK Parti mültecileri Esat'a karşı kullanmayı hesap ediyordu. Mülteci sorunu bumerang etkisi yaratarak Türkiye'yi sıkıntıya sokacak sonuçlar doğurma ihtimali çok yüksektir.
Suriye ile uçak krizine ise değinmeye bile gerek yoktur. Yalnız radarı değil kafası karışık, ne yapacağını bilemeyen bir iktidarla Türkiye karşı karşıyadır. Konu yalnız Suriye'yle de sınırlı değil aynı zamanda Irak hükümetiyle de Türkiye'nin ilişkileri kopmak üzeredir.

Irak hükümet sözcüsü "Türkiye'nin toprakları üzerinden ruhsatlı olmayan Irak petrolünün ihracatına izin vermemesi gerektiğini" ifade ettiler. Kürt bölgesinden Türkiye'ye petrol ihraç edilmesinin yasal olmadığını ifade eden Iraklı yetkili Debbağ, Türkiye'nin tutumunun, iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyeceğini ve ülkeler arasındaki iktisadi ilişkilerin zarar göreceğini belirtti.

Irak hükümeti Türkiye'nin Kuzey Irak Kürt yönetiminin bağımsız bir devletmiş gibi ikili siyasi ve ekonomik ilişkiye girmesini doğru bulmuyor. Irak hükümeti Türkiye'ye karşı Irak hava sahasını kapatmış durumdadır. Böylece Erbil'e inmiş olan THY uçakları orada mahsur kalmış durumdadır.
Suriye'de zalim, gaddar ve halkının katleden bir Baas Rejimi var. AKP söyleminde Suriye halkının yanında rejimin karşısında olduğu için Suriye ile ilişkiler bozuldu. Irak'ta ise demokratik, seçimle iş başına gelmiş bir iktidar var. Ne oldu da AKP, Irak'la köprüleri attı?

Yunanistan bile yaşadığı onca krize rağmen Türkiye'yi oldu bittilerle karşı karşıya bırakmış durumdadır. Yunanistan 2004 yılında Ege'de Türkiye ait olan Bulamaç ve Eşek Adasını işgal etmişti. Bu adaların tarihi olarak haritalarda Türk toprağı olduğu kayıtlıdır. Buna rağmen AKP hükümeti konuyla ilgili gerekli, yeterli diplomatik ve diğer tepkileri göstermemiştir. Son zamanlarda Fener Rum Patrikhanesi'nin sitesinde Nergizçik adasının da Yunan işgali altında olduğu açıkça görülüyor.

Bu gelişmeler yaşanırken Yunanistan-İsrail askeri işbirliği çerçevesinde gerçekleştirilecek tatbikat bu ay içinde Ege'nin Milos Adası'nın kuzeyinde yer alan ''Karavia'' bölgesinde icra edilecek. Gerçek mermilerin kullanılacağı tatbikat, Atina'nın kuzeyindeki radar sistemleri tarafından da koordine edilecek. Tatbikatla ilgili bölgedeki gemi ve uçaklar uyarılmış durumda.

İsrail'e Davos'ta "One Minute" diyen Başbakan Erdoğan'ın retorik diplomasisi, Mavi Marmara Gemisinde dokuz vatandaşın katledilmesiyle son bulmuştur. İsrail'in Türkiye'nin nasırlarını basarak yürüttüğü reel ve rasyonel strateji yalnız Rumlarla Kıbrıs'ın güneyinde Doğal Gaz yataklarındaki operasyonlarla sınırlı da değildir. Yunanistan'ın Türkiye'nin burnunun dibindeki tarihi toprakları üzerine diktiği bayrağının çevresinde İsrail önümüzdeki ay tatbikata hazırlanıyor. Bütün bunların ne anlama geldiğini konuyla ilgili olanlar anlayacaktır.

Sizinle paylaştığım bütün bu gözlem ve tespitler doğrultusunda Türkiye'nin yönetilmediği, güdüldüğü sonucu ortaya çıkıyor. Hükümet olayların önünden değil ardından gidiyor. Uzun vadeli ve stratejik ilişkilerle değil günü birlik ilişkilerle sorunları çözmeye çalışıyor. Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi retorik ve edebiyat diplomasisi yapıyor. Esip gürlüyor, saçıp savuruyorlar ancak eyleme ve uygulamaya gelince yerlerine çakılıp kalıyor. İktidar içeride ve dışarıda olayları ardından takip ediyor. Bölgede her türlü inisiyatif ABD ver Rusya bir yana Irak, İran, İsrail, Rum Yönetimi ve Yunanistan'ın eline geçmiştir. Türkiye'nin Başbakanı yalnızca konuşuyor.

Türkiye Erdoğan'ın yönetiminde askerinin başına çuval geçirilen, Mavi Marmara gemisinde vatandaşları katledilen, Akdeniz'de uçağı düşürülebilen, Ege'de kendisine ait adacıklara başka ülkelerin bayrak dikebildiği bir ülke haline gelmiştir. AKP iktidarı Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü ve varlığını ne bölücülere karşı ne de Türkiye'nin çıkarlarına karşı harekete geçen ülkelere karşı koruyamıyor." (12:25)