2017-12-16 - 11:23
2018 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA...
TBMM Genel Kurulunda İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Devlet Personel Başkanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının 2018 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda İçişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Kültür ve Turizm Bakanlıklarının 2018 yılı bütçeleri görüşüldü.

Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

Beşinci turda İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Devlet Personel Başkanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının 2018 yılı bütçeleri de görüşüldü.

TBMM Genel Kurulunda, AK Parti milletvekilleri İçişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Kültür ve Turizm Bakanlıklarının 2018 yılı bütçelerine ilişkin söz aldı.

AK Parti Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger, Türkiye'nin gerek güvenlik tedbirleriyle gerek operasyonlarıyla gerekse demokratik siyaset alanını genişleten adımlarıyla terör ve şiddeti bitirme konusunda kararlı olduğunu belirterek, "Son bir yılda kırsalda yapılan operasyonlarda 3 bin 69 terörist etkisiz hale getirilerek örgütün beli kırılmıştır." diye konuştu.

AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel, hükümet ve güvenlik güçlerinin var güçleriyle gece gündüz demeden terörle mücadele ettiğini söyledi.

Bu mücadeleden rahatsızlığını çeşitli şekillerde gösteren CHP'nin, Malkara ilçesindeki kongresi öncesinde, kongre salonunun önünde CHP bayrakları ile birlikte HDP bayraklarının da asıldığını ifade eden Yel, kürsüden buna ilişkin fotoğrafları gösterdi.

İlçe yöneticilerinin "Yanlışlık oldu." dediğini aktaran Yel, "Neden başka bir partinin bayrakları değil de HDP'nin bayraklarıyla bu yanlışlık yapılmıştır? CHP artık Atatürk'ün CHP'si değil, Kılıçdaroğlu'nun CHP'sidir. Fabrika ayarlarından çoktan uzaklaşmış olan CHP'nin, neye ve kime hizmet ettiğini merak ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Atatürk, Cumhuriyet ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ilişkisinin "etle tırnak gibi" olduğunu ifade etti.

Bayrakların özellikle seçim dönemlerinde yan yana gelebilmesinin doğal olduğunu belirten Özkoç, bunun üzerinden CHP'nin Atatürk'le olan ilişkilerini bağdaştırmanın "riyakarca davranmak" olduğunu söyledi.

Milletvekillerinin konuşurken geçmişlerini unutmamasını isteyen Özkoç, "FETÖ ile iç içe olan, PKK ile masaya oturan, Habur Sınır Kapısı'ndan onları Türkiye'ye alan ve onları kucaklayan; Abdullah Öcalan'ı gerçekten "bir bilen" ilan eden siz, kendi liderinize ve kendi hükumetinize bakın." ifadelerini kullandı.

Sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ise terör örgütleriyle her türlü mücadeleyi yaptıklarını ve önemli başarılar elde ettiklerini belirtti.

Hukukun, suç işlendiğinde devreye girdiğine dikkati çeken Muş, AK Parti hükümetlerinin, devletin FETÖ'nün örgütlü şekilde suç işlemeye başladıktan sonra verdiği mücadelede, o yapının gazetelerinin kapanmaması için direnen, 2014 seçimlerinden önce FETÖ'nün kanalına çıkıp "Erdoğan kaçacak, seçimin sonucunu beklemeyecek." diyecek kadar küçülen bir siyasi anlayışa hiçbir zaman sahip olmadığını dile getirdi. Muş, "Ne oldu? Tayyip Erdoğan dimdik burada. Başbakandı, Cumhurbaşkanı seçildi ama FETÖ'nün kanalında onun kaçacağını iddia edenler nerede, ilelebet muhalefette. Sanırım ana muhalefet görevlerini de bu gidişle kaybedecekler." değerlendirmesinde bulundu.

Engin Özkoç da 17-25 Aralık dönemini bir darbe tarihi olarak görmediklerini aktararak, "CHP, 17-25 Aralık dönemini, düne kadar kol kola giren, devletin her birimine özenle FETÖ'nün elemanlarını yerleştiren, ona 'Biz sizin için daha başka ne yapabiliriz? Bizden ne istediniz de vermedik?" diyen kol kola girmiş iki örgütün, 17-25 Aralık'ta kendi çıkarları ve duruşları yüzünden birbirine düştükleri ve onların kendi yaptıkları yolsuzluk, hırsızlıkları Türkiye'ye ve dünyaya ifşa ederek Türkiye'nin itibarını beş paralık ettikleri dönemin tarihidir. 17-25 Aralık tarihi, bir utanç tarihidir. 17-25 Aralık tarihi, elimle gösterdiğim gibi, dört bakanın Türkiye'nin tertemiz sayfalarına kapkara yazılıp bir kişinin onları canı pahasına koruduğu bir dönemdir." diye konuştu.

Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Özkoç'un, terör örgütlerinden bahsederken, AK Parti'nin de onun içerisine sokulduğunu söylediğini savundu ve tutanakların incelenmesini istedi.

Özkoç da "Fetullah da bir örgüttür, AKP hükümeti de kendi hükümet olarak, parti olarak bir örgüttür. Fetullah cemaatiyle bu AKP Hükümeti geçmişte iç içedir, birlikte yol yürümüşlerdir." ifadelerini kullandı.

Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, tartışmanın devam etmesi üzerine, söz konusu konuşmayla ilgili tutanakları inceleyip karar vereceğini belirtti.

TBMM Genel Kurulunda, İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının 2018 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.

Görüşmelerde söz alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, babasının, 2,5 aydır haber alamadığını belirterek, kayıp başvurusunda bulunduğu Murat Araç'ın, "Antalya Emniyet Müdürlüğünde intihar ettiği" söylenerek babasına haber verildiğini dile getirdi.

Kerestecioğlu'nun bilgi vermesini istediği İçişleri Bakanı Soylu, "Jandarma tarafından bir yol kontrolünde aranan bir şüpheli şahıs jandarma tarafından alınmış, daha sonra Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesine götürülmüş. Terörden herhangi bir şey yokken, ailesine haber verilmiş. İkinci kattan camdan atlamak suretiyle intihar etme yolunu seçmiştir. Hastaneye kaldırıldı, kurtarılmak istendi ancak kurtarılamadı." değerlendirmesini yaptı.

Bu konuyu araştırması için hemen Antalya'ya müfettiş gönderdiklerini ifade eden Soylu, "Nasıl gerçekleşti ve nasıl dalgınlık esnasında buradan aşağıya atladı, bu konuyla ilgili arkadaşlarımız bütün soruşturmaları yapıyor. Buradaki niyet açıktır. Aranan bir kişi, ailesine haber verilerek Antalya'ya çağrılıyor. Ama maalesef böyle bir... Aranan kişi de olsa suçlu da olsa böyle bir müeesif olay hepimizi üzer. Gerekli bütün soruşturmalar yapılıyor, olay olduğu andan itibaren bizim bilgimiz çerçevesinde; gerek benim gerek Müsteşarımızın gerekse Emniyet Genel Müdürümüzün. Bu konudaki soruşturma da müfettiş marifetiyle tamamlanacaktır." ifadesini kullandı.

Süleyman Soylu, "Son zamanlarda şöyle bir istihbarat var. Buna ait bizim de birtakım tedbirlerimiz söz konusu. Özellikle PKK terör örgütü, 'Yakalanacağız zaman bu konuda böyle davranın' diye gerek telsiz görüşmelerinden gerekse de bizim." diye konuştu.

İzmir'de polisin kuşattığı bir PKK terör örgütü mensubunun boğazını kestiğini bildiren Soylu, "Polis arkadaşlarımız onu hastaneye yetiştirdiler ve hayatını kurtardılar. Teslim olmamak için boğazını kesti. Bu talimat hangi örgüt mensubuna ne kadar ulaşmıştır, bunu bilemeyiz ama böyle bir talimatın varlığını arkadaşlarımıza biz ilettik. Bu konuda gayet tedbirli olunması lazım geldiğini de talimatlarımızla ortaya koyduk."

Bakan Soylu, kısa bir süre önce, bir DEAŞ mensubunu yakalayan polisin bu kişiyi Vatan Caddesi'ne getirdiğini belirterek, "Bir anlık dalgınlıkla DEAŞ mensubu polisimizi şehit etti." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, MHP milletvekilleri İçişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Kültür ve Turizm Bakanlıklarının 2018 yılı bütçeleri üzerinde görüşlerini dile getirdi.

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, terörle mücadelede gösterdikleri kararlı mücadeleden dolayı İçişleri Bakanlığı ve çalışanlarına teşekkür etti.

Terörle mücadelenin, son terörist etkisiz hale getirilinceye mücadeleye kadar devam etmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Güvenlik güçlerimiz arkalarına bile bakmadan terörle mücadelelerine devam etmelidirler. Sadece FETÖ, PKK, DEAŞ gibi terör örgütleriyle değil, eskiden onlara gizli, şimdi ise açık olarak yardım yapan küresel güçlerle de mücadele etmekteyiz." dedi.

Erdoğan, Türkiye'ye yönelik terör tehdidinin çok yönlü olarak devam ettiğini, bu nedenle terörle mücadelenin sadece silahlı kuvvetlerin mücadelesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.

"DEAŞ militanları sahipleri tarafından Suriye ve Irak'tan çıkarılmıştır." diyen Erdoğan, bu teröristlerin Türkiye'ye sızma girişimlerine dikkat edilmesi gerektiğine işaret etti.

MHP'li Erdoğan, terör örgütlerinin yönetici ve militanlarına yönelik, kesin sonuç alınacak nokta operasyonlar yapılmasının önemine işaret ederek, "Bunun yanında terör örgütlerinin sempatizanlarına yönelik çalışmalar da yapılmalı." dedi.

Güvenlik birimlerinde çalışan personel arasından, FETÖ ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle atılan çok sayıda kişi bulunduğu kadar, aylardır açıkta olan personel de bulunduğunu belirten Erdoğan, bu kişilerin durumlarının bir an önce giderilmesi, varsa mağduriyet giderilmesi gerektiğini kaydetti.

MHP Muğla Milletvekili Erdoğan, terörün finansmanı konusunun önemine işaret etti.

Bu konuya dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Hala İçişleri Bakanlığının karşısında kaçak sigara satılmaya devam ediliyor. Her yerde 'ucuz mazot' tabelası vardır. İnsan kaçakçılığını da görmekteyiz." dedi.

Mehmet Erdoğan, 100 binden fazla kamu görevlisinin KHK ile ihraç edildiğini belirtti. Yeni atanan kamu görevlileri hakkında güvenlik soruşturmalarının uzamasının, o kişilerin mağduriyetine neden olacağını ifade eden Erdoğan, güvenlik birimleri arasındaki ücret eşitsizliğinin giderilmesi gerektiğini bildirdi. MHP'li Erdoğan, emniyette çalışan sivil memurların "üvey evlat" durumunda olduğunu, onlara emniyetin öz evlatları olduğunu hissettirecek şekilde davranılması gerektiğini söyledi.

MHP Kahramanmaraş Milletvekil Fahrettin Oğuz Tor da kamu kaynaklarının kullanımı ve dağıtımında hak ve hukuk kavramlarından ayrılınmamasını istedi.

Sayıştay raporları incelendiğinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) açısından çok ciddi tespitlerin bulunduğunu aktaran Tor, SGK'nin ağlanacak halde olduğunu savundu.

Tor, "SGK açıkları yani kara delik gittikçe büyümektedir. Nüfusun yaşlandığı da hesaba katılırsa belki de en önemli, en önce çözmemiz gereken konu SGK açıklarının azaltılmasıdır." şeklinde konuştu.

Taşeron işçilere kadro verilmesinin gündemde olduğunu hatırlatan Tor, MHP'nin "köleliği andıran işçi çalışma düzenini kaldırılması için desteğe açık olduğunu" belirtti.

850-900 bin kişi kadroya alınırken KİT'leri ayırmanın Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olacağını dile getiren Tor, "KİT'lerde çalışanlara kadro verilmemesi yasanın ölü doğmasına, binlerce emekçinin mağdur olmasına, toplumsal barışın bozulmasına sebep olacaktır. Bu ve diğer birçok sebeple, MHP olarak dilek ve temennimiz, KİT'lerde çalışan taşeron işçilerine de kadro verilmesidir çünkü hiçbir işçimiz köleliği andıran bu çalıştırma düzenine layık değildir diyorum." diye konuştu.

MHP Adana Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya da kamuda liyakata dikkat edilmediğini, kamu çalışanları arasında ücret adaletsizliği bulunduğunu, çalışanların mobbinge maruz kaldığını ve birçok sorunu bulunduğunu belirterek, sorunlara çözüm bulunmasını istedi.

Taşeronlara kadro verilmesini desteklediklerini ancak düzenlemenin eksik olduğunu savunan Karakaya, belediye ve KİT'lerdekilere kadro verilmemesinin önemli bir eksiklik olduğunun altını çizdi.

Taşeron işçiliğin kölelik haline dönüştürüldüğünü vurgulayan Karakaya, taşeron uygulaması kaldırılırken taşeron firmalarındaki işçilerin de mağdur edilmemesini istedi.

Karakaya, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya terörle mücadeledeki başarılı çalışmalardan dolayı teşekkür etti.

MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit de kültür eserlerinin mazi ile istikbal arasında bağlantı kuran eserler olduğuna işaret etti. Kültür ve sanatın parayla ölçülmemesi gerektiğini belirten Mit, bunun kültür ve medeniyete en büyük ihanet olacağını söyledi.

Mit, "Sayın Cumhurbaşkanının 'İstanbul'a ihanet ettik", ikazına rağmen Topkapı Sarayı'nın Hasbahçe'sinin imara açılması ihanette ısrardan başka bir şey değildir." ifadesini kullandı.

Müze ve ören yerlerinin işletmesini ihale ile şirketlere devredilmesinin de asla kabul edilemeyeceğini belirtten Mit, bu işletmeyi Kültür ve Turizm Bakanlığının yapması gerektiğini söyledi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***