2010-12-03 - 17:57
CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, daha önce verdiği önergeler ile ilgili açıklamalarda bulundu.
CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında,
daha önce verdiği önergeler ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Daha önce iki önergesini TBMM'ye verdiğini hatırlatan Seyhan, önergelerinden birinin
Hakan Fidan'ın İmralı'da Abdullah Öcalan ile görüşüp görüşmediği ile ilgili olduğunu,
diğerinin de Başbakan Erdoğan'ın Edirne Keşan'da Şapçı Prestije Otel'de, İpsala'dan
giriş yapan Yunan Gizli Servis Başkanı ile görüşme yapıp yapmadığı ile ilgili olduğunu belirtti.
Başbakan Erdoğan ile ilgili önergesinin ve önergeye Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek tarafından verilen cevabın basına yansıdığını söyleyen Seyhan,
iki önergenin birbirine karıştırıldığını belirtti.
Çiçek'in bugün yaptığı açıklamada, yanıtlarının doğru yansımadığını
belirttiğini kaydeden Seyhan, şöyle devam etti:
''Sayın Cemil Çiçek'in verdiği cevap Başbakan'ın Yunan İstihbarat Başkanı
ile görüşmesinin kabulüdür. Bir görüşme yapıldığını, ancak bu görüşmenin mevzuat
ve teamüllerle gerçekleştiğini söylüyor. Herhangi bir siyasetçi çıkıp, bir
Başbakan'ın gizli bir istihbarat başkanı ile 3 gün kaybolduğu bir dönemde bir
otelde gizlice görüşmeyi neden yaptığını açıklamak zorundadır. Böyle bir teamül
yoktur. Bir başbakan eğer bir istihbarat teşkilatı başkanını kabul edecekse
makamına çağırır öyle kabul eder. Üstelik Edirne Keşan'da böyle bir görüşmeyi
basından kaçırarak yapmış olmasının anlaşılabilir bir yanı yoktur. Başbakanın
muhatabı değildir. Görüşmeyi MİT Müsteşarının yapması gerekirdi.''
Seyhan, Fidan'ın Öcalan ile bir görüşme yapıp yapmadığı soru önergesine
verilen yanıtta ise MİT faaliyetlerinin ilgili yasa gereğince ''gizli olarak
yürütüldüğünün'' ifade edildiğini kaydetti.
Seyhan, ''Yani bu şudur: Bir görüşme yapıldı ama görüşme ilgili kanun
çerçevesinde gizlidir'' diye konuştu.
İki görüşmenin de kabul edildiğini öne süren Seyhan, Öcalan ile ilgili
görüşmenin içeriğinin iç güvenlik nedeniyle açıklanmayabileceğini, Keşan'da
yapılan görüşmenin ise çok düşündürücü olduğunu, bir başbakanın bir istihbarat
başkanı ile ne görüşeceğinin devlet adamları tarafından çok iyi bildiğini
kaydetti. Seyhan, ''Benim yadırgadığım nokta budur'' dedi.
Seyhan, Abdullah Öcalan'ın adını anarken ''sayın'' dediğinin belirtilmesi
üzerine, ''Dil sürçmesi. Bu Türkiye'de çok kullanıldı, ama ben içime sinerek
hiçbir zaman kullanmadım. Kamuoyunun değer yargılarını aynen içimde taşıyorum''
karşılığını verdi.
(17.57)
daha önce verdiği önergeler ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Daha önce iki önergesini TBMM'ye verdiğini hatırlatan Seyhan, önergelerinden birinin
Hakan Fidan'ın İmralı'da Abdullah Öcalan ile görüşüp görüşmediği ile ilgili olduğunu,
diğerinin de Başbakan Erdoğan'ın Edirne Keşan'da Şapçı Prestije Otel'de, İpsala'dan
giriş yapan Yunan Gizli Servis Başkanı ile görüşme yapıp yapmadığı ile ilgili olduğunu belirtti.
Başbakan Erdoğan ile ilgili önergesinin ve önergeye Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçek tarafından verilen cevabın basına yansıdığını söyleyen Seyhan,
iki önergenin birbirine karıştırıldığını belirtti.
Çiçek'in bugün yaptığı açıklamada, yanıtlarının doğru yansımadığını
belirttiğini kaydeden Seyhan, şöyle devam etti:
''Sayın Cemil Çiçek'in verdiği cevap Başbakan'ın Yunan İstihbarat Başkanı
ile görüşmesinin kabulüdür. Bir görüşme yapıldığını, ancak bu görüşmenin mevzuat
ve teamüllerle gerçekleştiğini söylüyor. Herhangi bir siyasetçi çıkıp, bir
Başbakan'ın gizli bir istihbarat başkanı ile 3 gün kaybolduğu bir dönemde bir
otelde gizlice görüşmeyi neden yaptığını açıklamak zorundadır. Böyle bir teamül
yoktur. Bir başbakan eğer bir istihbarat teşkilatı başkanını kabul edecekse
makamına çağırır öyle kabul eder. Üstelik Edirne Keşan'da böyle bir görüşmeyi
basından kaçırarak yapmış olmasının anlaşılabilir bir yanı yoktur. Başbakanın
muhatabı değildir. Görüşmeyi MİT Müsteşarının yapması gerekirdi.''
Seyhan, Fidan'ın Öcalan ile bir görüşme yapıp yapmadığı soru önergesine
verilen yanıtta ise MİT faaliyetlerinin ilgili yasa gereğince ''gizli olarak
yürütüldüğünün'' ifade edildiğini kaydetti.
Seyhan, ''Yani bu şudur: Bir görüşme yapıldı ama görüşme ilgili kanun
çerçevesinde gizlidir'' diye konuştu.
İki görüşmenin de kabul edildiğini öne süren Seyhan, Öcalan ile ilgili
görüşmenin içeriğinin iç güvenlik nedeniyle açıklanmayabileceğini, Keşan'da
yapılan görüşmenin ise çok düşündürücü olduğunu, bir başbakanın bir istihbarat
başkanı ile ne görüşeceğinin devlet adamları tarafından çok iyi bildiğini
kaydetti. Seyhan, ''Benim yadırgadığım nokta budur'' dedi.
Seyhan, Abdullah Öcalan'ın adını anarken ''sayın'' dediğinin belirtilmesi
üzerine, ''Dil sürçmesi. Bu Türkiye'de çok kullanıldı, ama ben içime sinerek
hiçbir zaman kullanmadım. Kamuoyunun değer yargılarını aynen içimde taşıyorum''
karşılığını verdi.
(17.57)
