2013-04-22 - 13:15
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI LOĞOĞLU'NUN BASIN TOPLANTISI?
CHP Genel Başkan Yardımcısı, Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin dış politikadaki gelişmeleri değerlendirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı, Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin dış politikadaki gelişmeleri değerlendirdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı, Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu, daha önce Suriye Halkının Dostları Grubu Çekirdek Toplantısı olarak adlandırılan toplantının, Dışişleri Bakanlığı sitesinde Suriye konulu Dışişleri Bakanları Toplantısı olarak duyurulduğunu belirterek Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, toplantıyı değerlendirirken, ''Siyasi çözümde, kesinlikle eli kana bulaşmış olan, bu katliamlarda yer alanların yeri yoktur.'' dediğini anımsattı.

Suriye'de rejimin, muhalefetin elinin kana bulaştığını hatırlatan Loğoğlu, bu kanın akmasına neden olan ülkelerin başında gelenin Türkiye, AK Parti ve Dışişleri Bakanı olduğunu savundu.
''Beşar Esed gitsin'' diye her gün sesini duyuran Türk Hükümet'inin, Suriye'nin bütünlüğüne, birliğine sahip çıkması gerektiğini kaydetti.

Akil İnsanlar'ın sürecin neresini anlattığını sorarak, ''Halk ikna edilmez, dinlenir. Hep aynı sözler, hamaset. O sözlere itirazım yok, samimiyetine de kuşkum yok ama bu konuda devamlı patinaj yapan ülke konumundayız. Sonuç sıfır'' dedi.

Mavi Marmara olayının ardından ''sözde özür dilendiğini'' belirten Loğoğlu, ancak işin asıl sahipleri olan yakınlarını kaybeden ailelerin bu sürece tamamen karşı çıktığını vurguladı. Loğoğlu, ailelerin, ''Biz bu pazarlığın içinde yokuz'' dediklerini ve bu Hükümet'ten daha tutarlı, samimi, cesur çizgi içinde bulunduklarını belirtti.

Loğoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın'ın Gazze ziyaretine ilişkin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin, ''Biz gitmemesini tavsiye, telkin ettik, karar Sayın Başbakan'ın'' dediğini anımsattı. Loğoğlu, diplomatik teamül açısından bunun, son derece vahim çıkış olduğunu ifade ederek, hiç kimsenin böyle bir konuda Türkiye Başbakanı'na, böyle bir telkinde bulunduğunu kamuoyu önünde açıklayamayacağını kaydetti. Loğoğlu, Başbakan'a ne yapacağını, ne yapamayacağını söylemeye cesaret eden dış güçlerin bulunduğunu ifade ederek, bunun, Türkiye'nin dostu, müttefiki olan ABD'den gelmesinin fark etmediğini, hatta daha da kötü yaptığını belirtti.

Fazıl Say'a verilen mahkûmiyet kararına da değinen Loğoğlu, Hükümet yetkililerinin, inanılmaz savlarla bunun neden doğru olduğunu söylediğini kaydetti. Loğoğlu, Say'ın bir ayrıcalığının olmadığını, yasalara uyması gerektiğini ancak ifade, vicdan özgürlüğü açısından yapılanı yanlış bulduğunu belirtti. Loğoğlu, Erdoğan'ın, ''Onlarla bizi meşgul etmeyin'' açıklamasına işaret ederek, ''Türkiye'de din ve vicdan hürriyeti, meşgul olunacak, ciddi konu olmaktan Başbakan açısından çıkmış durumda'' dedi.

Loğoğlu, arka arkaya Türkiye raporlarının çıktığını anımsatarak, bu raporlarda Türkiye'ye yönelik yargı bağımsızlığı, ifade, inanç özgürlüğü bağlamında çok ağır eleştirilerin bulunduğunu söyledi. Loğoğlu, bunun, AK Parti'ye göre giderek özgürleşen, demokratikleşen bir Türkiye ortamında olduğunu kaydetti.

Irak'taki şiddeti kınayan Loğoğlu, Suriye halkının olduğu kadar Irak halkının acılarının da kendilerinin acıları olduğunu dile getirdi. Irak'ta 2014'te genel seçimlerin yapılacağını anımsatan Loğoğlu, ''Türkiye'nin aklını başına toplayarak, Irak'ın içişlerine karışmaktan vazgeçmesi gerektiğini'' öne sürdü.

Gülseren Onanç'ın istifası ve CHP içinde görüş ayrılığı olup olmadığının sorulması üzerine Loğoğlu, ''Görüş ayrılığı, çok popüler bir mevzu. Herkes CHP içinde farklı sesler, eğilimler, gruplar var noktasını tartışmaktan fevkalade hoşnut. Halkın da hoşuna gidiyor anlaşılan. Her istifa bizi üzer. Onanç, değerli bir arkadaşımız. 'CHP tabanının şu kadarı çözüm sürecini destekliyor' şeklindeki açıklaması, istifa gerekçesi değil. Sayın Genel Başkan'ın da ifade ettiği üzere, disiplin mevzu olacak bir televizyon programına çıkıp çıkmama şeklinde bir noktanın getirdiği bir istifa. Sayın Onanç, PM'deki görevini sürdüreceğini, partiye hizmete devam edeceğini açıkladı. Esas üzerinde durulması gereken nokta o'' diye konuştu.

Loğoğlu, CHP'nin, çözüm sürecine ilişkin görüşlerini, Türkiye ve dünya kamuoyuyla bir iki gün içinde paylaşacağını bildirdi.

Murat Karayılan'ın, 24 Nisan'da çekilmeyi başlatacağına ilişkin haberlerin sorulması üzerine Loğoğlu, şunları kaydetti:

''Silahların susmasının pratik değeri var. Şiddetin azalması veya olmaması bakımından ama çok kıymeti harbiyesi yok. Çünkü silahların susması geçici rahatlık sağlar ama esas olan PKK'nın, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı her türlü terör, şiddet eyleminden vazgeçtiğini ve silahları teslim edeceğini açıklaması lazım. PKK, Karayılan, diğer PKK yetkilileri o noktada değil. Öcalan, Nevruz mesajında, 'Silahları bırakma noktasına geldik, siyasi sürecin başlama noktasına geldik' dedi. Bu iki arada bir açıklama. Yani her an silahları muhafaza etme hakkına sahip tutuyor. Diyelim çekildiler, istediği an silah bulabilirler. Orada oturup keyif yapmayacaklar, ne zaman Türkiye'de işler kendilerine göre sarpa sarıyor, daha önceki dönemde olduğu gibi tekrar silaha sarılıp, gelecekler. PKK'nın, şiddet ve terörden vazgeçtiğini alenen, kesin dille açıklaması lazım. Bu yapılmıyor, Hükümet de bunu istemiyor. Yeter ki nispi rahatlama olsun, Türkiye'de nispi bir sükûnet sağlansın, rahatça seçimlere gidelim, AKP'nin oyları artsın. Tasa bu. Yoksa Türkiye'yi, halkımızı kökten, kalıcı şekilde terör ve şiddetten kurtarma tasası yok. Öyleyse, bu açıklamayı istemesi lazım.''

İçişleri Bakanlığı'nın biber gazı yerine, müzakereyle sorunların çözümüne yönelik yönergesinin sorulması üzerine Loğoğlu, İçişleri Bakanı Muammer Güler'i tebrik etti. Loğoğlu, akılcı bir öneri olduğunu dile getirdi.

Akil insanlara gösterilen tepkinin ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, çözüm sürecine ilişkin, ''Bu akil insanlardan birinin başına bir hal gelirse sorumlusu Devlet Bahçeli'dir'' sözlerinin sorulması üzerine ise Loğoğlu, şunları söyledi:

''Bu açıklamayı şiddetle kınıyorum. Yenilir yutulur tarafı yok. Bütün koşullarda, devlet kendi görevlendirdiği heyetin huzurunu, güvenliğini, selametini korumakla yükümlüdür. Akil insanlara gösterilen tepkiye şaşırıyor musunuz?, Bu sürecin nesini, neresini anlatıyorlar? Hepimiz toplumsal barış istiyoruz, analar ağlamasın, babalar üzülmesin. Bu söylemlerde farklılık yok. Hepimiz aynı söylem içindeyiz. Onun ötesinde ne söylüyorlar, hangi strateji, yol haritası, plan Hükümet'in kamuoyuyla paylaşıp da akil insanlar üzerinden halkı ikna etmeye çalıştığı. Halk ikna edilmez, dinlenir. Halkı neye ikna ediyorsunuz, inanmadığı bir şeye mi ikna ediyorsunuz! Türkiye 2 ay akil insanlarla yatıp kalkacak, o öyle dedi, öbürü öyle dedi. Hep aynı sözler, hamaset. O sözlere itirazım yok, samimiyetine de kuşkum yok ama bu konuda devamlı patinaj yapan ülke konumundayız. Kendi kendimizi avutuyoruz, karşılıklı sözlerle mutlu etmeye çalışıyoruz, gözyaşı döküyoruz, biraz rahatlıyoruz. Sonuçta elimize hiçbir şey geçmiyor." dedi