2013-03-25 - 16:00
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut ve beraberindeki bir grup PTT çalışanıyla birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında PTT'nin anonim şirket olmasını öngören yasa tasarısı hakkında değerlendirmelerde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Türk Haber-Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut ve beraberindeki bir grup PTT çalışanıyla birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında PTT'nin anonim şirket olmasını öngören yasa tasarısı hakkında değerlendirmelerde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'ye getirilen yasa tasarısı ile birlikte PTT'nin özelleştirilmesinin önünün açıldığını ve 200 yıllık güzide kurumun ortadan kaldırılacağını öne sürdü.
MHP'li Vural, PTT çalışanlarının hak ve menfaatlerinin korunmasını istedi ve , ''Bu insanların ıstırabı kimsenin kârına meze yapılamaz'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, sözlerinde şunları kaydetti:
"Asırlık kurumlara göz diken, bu asırlık kurumların içini boşaltarak yabancılara peşkeş çeken bir özelleştirme mantığının yeni bir sayfasında yer almak üzere PTT ameliyat masasına yatırılmıştır.
TBMM'ye getirilen bu yasa ile aslında yapılmak istenen 200 yıllık güzide bir kurumun ortadan kaldırılması ve 200 trilyon olan kârına göz dikenlere peşkeş çekilmesidir. Aslında PTT'nin bir ticari anonim şirket olmasına yönelik TBMM'ye gönderilen kanun tamamen özelleştirmede kemiksiz ve kılçıksız bir PTT teslim etme amacına yöneliktir.
Kılçık olarak görülenler de bu çalışanlardır. Bu yasa ile bu çalışanların hakkı ve emekleri gasp edilmektedir. 30 bin çalışanın gelecek kaygısına düşürüldüğü bir tasarı ile karşı karşıyayız. Bu insanların emeğine ve istihdamına göz dikmek suretiyle PTT'yi parçalamak ve parçalayarak oluşan bu paydada da kendilerine altın hisse almak isteyenler için bir yasa hazırlandı.
Amaç öncelikle çalışan personeli bir köle gibi çalıştırmaktır. Getirilen bu yasayla çalışan personelin bütün hakları askıya alınmaktadır. Geleceği ne olacağı belli değildir ve belirsiz bir sözleşmeye mahkûm edilmek isteniyor bu çalışanlar? Köle ticareti gibi? Sermayelerine sermaye katmak isteyenlere yem ediliyor bu çalışanlar.
Teşvik ikramiyesi vererek emekliye sevk etmek istiyorlar ama emekli oldukları zamanda açlık sınırının altında bir maaşla bu çalışanlar nasıl geçinecekler! Hanımlar 55, erkekler 65 yaşına kadar köle gibi çalıştırılacak ve maalesef teşvik ikramiyesi ile sıkıntı içerisinde olan bu insanlar avlanarak açlığa mahkûm emeklilere dönüştürüleceklerdir.
PTT'nin içi boşaltılmaktadır. 01 Şubat 2013 tarihi itibarı ile kargo ve taahhüt hizmetleri özel sektöre devredilmiştir ve maalesef bu devirden sonra hizmetle zamanında yerine getirilmediği için %52 kargo hizmeti azaldı ve itibarlı PTT kurumuna itibar azaldı. Bugün yapılmak istenen aslında PTT'yi kara geçirmek değildir. PTT zaten kar elde eden bir kurumdur. Ama sonuç itibarıyla bu sektöre göz koymuşlardır. Amaçları sonucunda bir kurum kar hırsı ile ortadan kaldırılmak istenmektedir.
Geçmişte yaşananlar PTT ile ilgili yaşanacakların göstergesidir. Türk Telekom'u üç yıllık kâr uğruna sattılar. Telekom'da çalışanların ne olduğunu biliyorsunuz? Perişan oldular ve sıkıntı içerisine girdiler. Onun içindir ki bugün bu tip kurumları böyle yabancılara sermaye peşkeş çekmek yerine bu kurumların yürüttüğü kaliteli hizmeti arttırmaya yönelik çalışmalar yapmak gerekmektedir.
Şu anda yapılan ise tamamen bir çalışan kıyımıdır, personel kıyımıdır. Köle gibi çalıştırmaktır. Bu bakımdan PTT çalışanlarının tek bir arzusu vardır. Onlar çocuklarına ve evlerine ekmek götürmek istiyorlar. PTT'yi bir aile olarak gördüler. Aile babası olarak gördüler. Bugün aile babası olarak gördükleri devlet bu arkadaşlarımızı kapı dışarı atmaktadır. Gelecekleri belirsizdir. Yazıktır, günahtır!" diye konuştu.
Daha sonra Grup Başkanvekili Oktay Vural, İmralı süreci ve Başbakan Erdoğan'ın söylediği sözler ile ilgili değerlendirmelerde de bulundu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, ''Süreç nedir bir anlat bakalım. Ne vaat ettin, anlat. Pazarlığın daniskasını yapıyorsun.'' diye seslenen Vural, Başbakan Erdoğan'ın ağzından yine ''şerefsizlik'', ''namertlik'' sözlerinin düşmediğini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın yaptığı bir konuşmada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelik sözleri ile ilgili olarak "iddiasını ispatlamakla yükümlü" olduğunu söylediğini anımsatarak sözlerine şöyle devam etti:
''Bizim herhangi bir şeyi ispatlamamıza gerek yok. Kendisi kendisini ispatlıyor zaten. Daha önce de 'terör örgütüyle görüşüyorsunuz' diyenlere 'ispat etmeyen şerefsizdir' demişti, sonuçta da kendisini İmralı'nın kucağında buldu.
Sen önce Oslo görüşmesini, İmralı meselesini bir anlat. Siyasi ahlakı olanlar için şeref ve haysiyet bozdurulup harcanacak kadar ucuz bir şey değildir. Şeref ve haysiyet hırka değil. Günü birlik giy, çıkar olmaz. Sen PKK ile masaya oturdun mu oturmadın mı? Önce buna bir cevap ver. Ondan sonra şeref ve haysiyetten söz et! Öcalan'a miting düzenledin mi düzenlemedin mi? Öcalan'ın mektubunu hazırladın mı hazırlamadın mı? Daha İmralı görüşmelerinin tutanaklarının mürekkebi kurumadı.
Akil adamlar komisyonunu öneren Öcalan değil miydi? Oslo'da varılan mutabakatlar söz değil mi? Sen bunlarla işbirliği yapmadın mı? Senin özel temsilcin bunlarla görüşmedi mi? Öcalan ile ameliyat masası kurmuşlar milleti kesiyorlar, devleti biçiyorlar. Silahları bırakıyorsa, sınırın dışına çekileceklerse süreç başlar' diyorsun. Soruyorum o zaman, süreç nedir bir anlat bakalım. Ne vaat ettin, anlat. Pazarlığın daniskasını yapıyorsun. Buna pazarlık bile denmez, teslimiyet denir.
Sen Öcalan'ın her dediğini yapıyorsun. Sen İmralı'ya inanıyorsun ki her dediğini yapıyorsun. Biz ateşkesin ve pazarlığın arkasındaki temel gerekçenin gelecek yıl yapılacak yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu biliyoruz. AKP, BDP ile ele ele? Aynı senaryoyu 2011 seçimlerinden önce de görmüştük." diye konuştu.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Vural, İsrail'in Mavi Marmara baskınından dolayı Türkiye'den özür dilemesinin zamanlamasının ilginç olduğunu da söyledi. Başka bir gazetecinin ise akil adamlar komisyonunda yer alacak isimlerin belli olmaya başladığını sorması ve Kadir İnanır gibi isimlerin olduğunu hatırlatması üzerine ''Zaten kim inanır diye soruyor ya Kadir inanır.'' şeklinde konuştu.
H. Alper Durmaz
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'ye getirilen yasa tasarısı ile birlikte PTT'nin özelleştirilmesinin önünün açıldığını ve 200 yıllık güzide kurumun ortadan kaldırılacağını öne sürdü.
MHP'li Vural, PTT çalışanlarının hak ve menfaatlerinin korunmasını istedi ve , ''Bu insanların ıstırabı kimsenin kârına meze yapılamaz'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, sözlerinde şunları kaydetti:
"Asırlık kurumlara göz diken, bu asırlık kurumların içini boşaltarak yabancılara peşkeş çeken bir özelleştirme mantığının yeni bir sayfasında yer almak üzere PTT ameliyat masasına yatırılmıştır.
TBMM'ye getirilen bu yasa ile aslında yapılmak istenen 200 yıllık güzide bir kurumun ortadan kaldırılması ve 200 trilyon olan kârına göz dikenlere peşkeş çekilmesidir. Aslında PTT'nin bir ticari anonim şirket olmasına yönelik TBMM'ye gönderilen kanun tamamen özelleştirmede kemiksiz ve kılçıksız bir PTT teslim etme amacına yöneliktir.
Kılçık olarak görülenler de bu çalışanlardır. Bu yasa ile bu çalışanların hakkı ve emekleri gasp edilmektedir. 30 bin çalışanın gelecek kaygısına düşürüldüğü bir tasarı ile karşı karşıyayız. Bu insanların emeğine ve istihdamına göz dikmek suretiyle PTT'yi parçalamak ve parçalayarak oluşan bu paydada da kendilerine altın hisse almak isteyenler için bir yasa hazırlandı.
Amaç öncelikle çalışan personeli bir köle gibi çalıştırmaktır. Getirilen bu yasayla çalışan personelin bütün hakları askıya alınmaktadır. Geleceği ne olacağı belli değildir ve belirsiz bir sözleşmeye mahkûm edilmek isteniyor bu çalışanlar? Köle ticareti gibi? Sermayelerine sermaye katmak isteyenlere yem ediliyor bu çalışanlar.
Teşvik ikramiyesi vererek emekliye sevk etmek istiyorlar ama emekli oldukları zamanda açlık sınırının altında bir maaşla bu çalışanlar nasıl geçinecekler! Hanımlar 55, erkekler 65 yaşına kadar köle gibi çalıştırılacak ve maalesef teşvik ikramiyesi ile sıkıntı içerisinde olan bu insanlar avlanarak açlığa mahkûm emeklilere dönüştürüleceklerdir.
PTT'nin içi boşaltılmaktadır. 01 Şubat 2013 tarihi itibarı ile kargo ve taahhüt hizmetleri özel sektöre devredilmiştir ve maalesef bu devirden sonra hizmetle zamanında yerine getirilmediği için %52 kargo hizmeti azaldı ve itibarlı PTT kurumuna itibar azaldı. Bugün yapılmak istenen aslında PTT'yi kara geçirmek değildir. PTT zaten kar elde eden bir kurumdur. Ama sonuç itibarıyla bu sektöre göz koymuşlardır. Amaçları sonucunda bir kurum kar hırsı ile ortadan kaldırılmak istenmektedir.
Geçmişte yaşananlar PTT ile ilgili yaşanacakların göstergesidir. Türk Telekom'u üç yıllık kâr uğruna sattılar. Telekom'da çalışanların ne olduğunu biliyorsunuz? Perişan oldular ve sıkıntı içerisine girdiler. Onun içindir ki bugün bu tip kurumları böyle yabancılara sermaye peşkeş çekmek yerine bu kurumların yürüttüğü kaliteli hizmeti arttırmaya yönelik çalışmalar yapmak gerekmektedir.
Şu anda yapılan ise tamamen bir çalışan kıyımıdır, personel kıyımıdır. Köle gibi çalıştırmaktır. Bu bakımdan PTT çalışanlarının tek bir arzusu vardır. Onlar çocuklarına ve evlerine ekmek götürmek istiyorlar. PTT'yi bir aile olarak gördüler. Aile babası olarak gördüler. Bugün aile babası olarak gördükleri devlet bu arkadaşlarımızı kapı dışarı atmaktadır. Gelecekleri belirsizdir. Yazıktır, günahtır!" diye konuştu.
Daha sonra Grup Başkanvekili Oktay Vural, İmralı süreci ve Başbakan Erdoğan'ın söylediği sözler ile ilgili değerlendirmelerde de bulundu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, ''Süreç nedir bir anlat bakalım. Ne vaat ettin, anlat. Pazarlığın daniskasını yapıyorsun.'' diye seslenen Vural, Başbakan Erdoğan'ın ağzından yine ''şerefsizlik'', ''namertlik'' sözlerinin düşmediğini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın yaptığı bir konuşmada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelik sözleri ile ilgili olarak "iddiasını ispatlamakla yükümlü" olduğunu söylediğini anımsatarak sözlerine şöyle devam etti:
''Bizim herhangi bir şeyi ispatlamamıza gerek yok. Kendisi kendisini ispatlıyor zaten. Daha önce de 'terör örgütüyle görüşüyorsunuz' diyenlere 'ispat etmeyen şerefsizdir' demişti, sonuçta da kendisini İmralı'nın kucağında buldu.
Sen önce Oslo görüşmesini, İmralı meselesini bir anlat. Siyasi ahlakı olanlar için şeref ve haysiyet bozdurulup harcanacak kadar ucuz bir şey değildir. Şeref ve haysiyet hırka değil. Günü birlik giy, çıkar olmaz. Sen PKK ile masaya oturdun mu oturmadın mı? Önce buna bir cevap ver. Ondan sonra şeref ve haysiyetten söz et! Öcalan'a miting düzenledin mi düzenlemedin mi? Öcalan'ın mektubunu hazırladın mı hazırlamadın mı? Daha İmralı görüşmelerinin tutanaklarının mürekkebi kurumadı.
Akil adamlar komisyonunu öneren Öcalan değil miydi? Oslo'da varılan mutabakatlar söz değil mi? Sen bunlarla işbirliği yapmadın mı? Senin özel temsilcin bunlarla görüşmedi mi? Öcalan ile ameliyat masası kurmuşlar milleti kesiyorlar, devleti biçiyorlar. Silahları bırakıyorsa, sınırın dışına çekileceklerse süreç başlar' diyorsun. Soruyorum o zaman, süreç nedir bir anlat bakalım. Ne vaat ettin, anlat. Pazarlığın daniskasını yapıyorsun. Buna pazarlık bile denmez, teslimiyet denir.
Sen Öcalan'ın her dediğini yapıyorsun. Sen İmralı'ya inanıyorsun ki her dediğini yapıyorsun. Biz ateşkesin ve pazarlığın arkasındaki temel gerekçenin gelecek yıl yapılacak yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu biliyoruz. AKP, BDP ile ele ele? Aynı senaryoyu 2011 seçimlerinden önce de görmüştük." diye konuştu.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Vural, İsrail'in Mavi Marmara baskınından dolayı Türkiye'den özür dilemesinin zamanlamasının ilginç olduğunu da söyledi. Başka bir gazetecinin ise akil adamlar komisyonunda yer alacak isimlerin belli olmaya başladığını sorması ve Kadir İnanır gibi isimlerin olduğunu hatırlatması üzerine ''Zaten kim inanır diye soruyor ya Kadir inanır.'' şeklinde konuştu.
H. Alper Durmaz
