2021-10-07 - 14:45
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç, "cami, din görevlileri ve vefa", AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, "TEKNOFEST kuşağı", İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, "yeni yasama yılında siyaset kurumundan beklenti ve temenniler" ile ilgili gündem dışı konuşma yaptı.
Camiler ve Din Görevlileri Haftası'nı kutlayan AK Parti'li Kılıç, "Camilerimiz, vatanımızın ölümsüz tapuları, medeniyetimizin merkezi; din görevlilerimiz, toplumumuzun ender ve önder kişileridir. İtibar suikastçıları, Diyanetimize, camilerimize ve din görevlilerimize leke süremeyecek, zarar veremeyeceklerdir." diye konuştu.
Din görevlilerinin, donanımlı yetiştirilmesi, sorumluluklarını kuşanması gerektiğini belirten Kılıç, "Kadro dağıtımı ve görevli atamalarında israfa kapı açmayacak şekilde özenle davranılmalıdır çünkü iyi örnekleri yanında kadro ve görevli bekleyen camiler ve cemaatlerle, cemaat olmadığı için atıl kalan kadrolarda boşta kalıp zor duruma düşmüş, çok sayıda görevliler vardır." ifadelerini kullandı.
AK Parti'li Yıldız da kadim geleneklerle üreterek ışıl ışıl gençlerle muazzam bir gelecek inşa ettiklerini anlattı. Yıldız, "Kültürümüzde yer alan imece usulünün bugün takım çalışmasıyla geleceğe taşındığı, memleket sevgisini aklından çıkarmayan gençlerin muazzam bir üretim halkası oluşturuluyor. Buna mutlulukla şahidim. Milli teknoloji hamlesinin lokomotifi olan TEKNOFEST kuşağını sevgiyle selamlıyorum." dedi.
İYİ Parti'li Nuhoğlu, yeni yasama yılından beklentisinin, seçilmiş herkesin ettiği yemine sadık kalması, TBMM'nin yeniden itibar kazanmasına çalışması olduğunu söyledi. Nuhoğlu, "Beklentim, kuvvetler ayrılığının devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmediği, belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret, sınırlı bir iş birliği olduğu, üstünlüğün yalnızca Anayasa ve yasalarda olduğunun uygulamalarla gösterilmesidir." diye konuştu.
Genel Kurulda daha sonra yerlerinden söz alan milletvekilleri, gündemlerindeki konulara ilişkin görüşlerini dile getirdi.
AK Parti Sivas Milletvekili Semiha Ekinci'nin, 6-8 Ekim olaylarına ilişkin yerinden konuşma yaptığı sırada, MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz ile HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, karşılıklı laf attı. Kılavuz'un HDP sıralarına yürümesi üzerine gerginlik yaşandı. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Bilgiç, milletvekillerini yerlerine oturmaları konusunda uyardı. Bilgiç, tartışmanın sürmesi üzerine birleşime ara verdi. Tartışma verilen arada da bir süre devam etti.
Genel Kurulda, gündem dışı konuşmalardan sonra grup başkanvekilleri yerlerinden söz aldı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, hükümetin, süreci daha fazla uzatmadan 3600 ek göstergeyi yasalaştırmasını istedi. Dervişoğlu, polisler, öğretmenler, din görevlileri ve sağlık çalışanlarının gözü kulağının 3600 ek göstergede olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 3600 ek göstergeye ilişkin 2022'nin sonunu işaret ettiğini belirterek, "2022 sonunu işaret etmesi şundan; seçim 2022'de olacak ya, 'Bu CHP iktidara gelir. 2022 sonuna varmadan da 3600'ü verir' diyor. Kimse bizim üzerimizden müjde vermesin." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, herkesin, 3600 ek göstergeyle ilgili müsterih olmasını isteyerek, "Bu konuda en ufak bir tereddüt yok. Her sözümüzü gerçekleştirdiğimiz gibi bu sözümüzü de gerçekleştireceğiz." diye konuştu.
Terör örgütü PKK'nın elebaşı Duran Kalkan'ın, "HDP bizim kontrolümüzde. CHP de HDP'ye muhtaç." sözünü hatırlatan Akbaşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İYİ Parti ile olan ilişkiyi CHP üzerinden, HDP ile ilişkilendirmek suretiyle denklemi kurmuşlar, hep beraber parlamenter hükümet sistemini ortaya koyuyorlar. Bu yamalı bohça ittifakı bileşenlerinin orada ortaya koydukları; biri diyor ki 'Ben cumhurbaşkanı olacağım.' Biri diyor ki 'Ben başbakan olacağım.' Diğeri de 'Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağım, bakanlık isterim ha.' diye hepinize değneği gösteriyor. Oradan hepiniz ulufe dağıtımına giriyorsunuz. Parlamenter sistemi talep edenlerin ortak noktası; milletin doğrudan cumhurbaşkanını seçme hakkını geri almak istiyorlar. Millete, bu hak ve yetkinin doğrudan verilmesine maalesef bu zillet ittifakı rıza göstermemiş. Bu ittifak, millete bu hakkı çok görüyor. Millete bu hakkı çok görenlerin, bu hakkı tanımayanların millete söyleyecekleri sözü olamaz. Milletimiz bunu maşeri vicdanında tartacaktır. Bu partilerin tabanlarından kopuk yönetimlerine, zihniyetlerine, takiyeci yöneticilere söylüyorum. Hiç kimse seçmene, millete bir şey söylediğimize dönük bir çarpıtmada bulunmasın."
Bu sırada CHP ve HDP milletvekilleri, Akbaşoğlu'na tepki gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, "İttifakımız adını milletten alıyor. Sen millete 'zillet' yakıştırması yapmaya başlarsan bu, siyasi iktidarın gücünden değil, tükenmişliğinin itirafından başka bir şey değildir." diye konuştu.
Türkiye'de psikolojik iktidarın el değiştirdiğini savunan Özel, "Kendisine 'zillet' diye lakap takılan millet, siyasi iktidarın el değişmesi için gün saymaktadır, seçimi beklemektedir." ifadesini kullandı.
Sataşmadan söz alan Akbaşoğlu, CHP'li Özel'e, "Kendi tabanlarını dahi kandıran ittifaka dönük bir değerlendirme yaptım. Asla bunun dışında başka bir değerlendirmem olmadı. PKK, 'Kürt' diyerek aldattı, FETÖ 'hizmet' diyerek aldattı. Siz de 'Millet İttifakı' diyerek milleti aldatıyorsunuz, vurguladığım şey buydu." karşılığını verdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Dervişoğlu ise "Sayın Akbaşoğlu söyledikleriyle kendini, mensubu bulunduğu zihniyeti tarif ediyor. Şimdi 'PKK şunu kandırdı', 'FETÖ bunu kandırdı' diye söylüyorsunuz. Hem PKK hem de FETÖ önce sizi kandırdı. Dolayısıyla biz ham, hımbıl, anlama, kavrama ve yorumlama kabiliyeti olmayan adamlardan sayılmıyoruz. Bizi aldatmak ve kandırmak öyle kolay değil. Aslında siz aldatılıp kandırılmışlar da değilsiniz, işinize geldiği için öyle davrananlardansınız." görüşünü savundu.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, "Milleti doğrudan 'zillet' ilan etmek meselesini, milletin takdirine bırakıyorum. 'Zillet' dedikleri halk, sandıkta kendilerine çok yakın bir zamanda gerekli cevabı verecek. Çok acele etmesinler, sabırlı olsunlar." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, "Hiç kimsenin şahsını, bulunduğu yeri rencide etmek için konuşmadım. Zillet ittifakı, Sam amcanın gölgesinde yapılan bir ittifak." dedi.
Akbaşoğlu'nun sözleri üzerine Genel Kurulda tartışma yaşandı. Özel, Akbaşoğlu'nun özür dilemesini isterken CHP, HDP ve İYİ Parti milletvekilleri de sıralara vurarak tepki gösterdi.
TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, milletvekillerini uyararak yerlerine oturmalarını istedi. Tartışmanın sürmesi üzerine Bilgiç, birleşime ara verdi. Tartışma verilen arada da bir süre devam etti.
Birleşimin açılmasının ardından konuşan MHP Grup Başkanvekili Muhammet Levent Bülbül, MHP Grubu olarak Mecliste ağır, kaba, yaralayıcı veya hakaret içeren hiçbir sözün söylenmesini doğru görmediklerini kaydetti.
Bülbül, Meclisteki bütün çalışmaları, temiz bir üslupla yürütme gayreti içinde olacaklarını dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı "Öfke, aklın celladıdır." sözünü anımsatarak, "Yalnızca öfkelendirdiğimiz kişilerin aklı için cellat olmayız, aynı zamanda kendi aklımızın da celladı oluruz. Oysa parlamentoda hepimizin niyet ve muradı, millete hizmeti sağlayacak tarzda yasaları müzakere etmek ve bunu da mümkün mertebe öfkelerin, kızgınlıkların, hırsların dışında soğukkanlı bir akılla yapabilmektir." ifadesini kullandı.
Partiler farklı olsa da insan olarak aynı atmosferi teneffüs ettiklerini belirten Bostancı, şunları kaydetti:
"İnsanların ortak mekanlardaki ilişkileri, iletişimleri asgari medeniyetin, asgari nezaketin kurallarına uygun bir şekilde yürüdüğünde orada ortak bir iş mümkündür. Partilerimiz farklı olabilir ama burada bizim, hep birlikte yapmaya çalıştığımız ortak kanunlar, ortak müzakerelerdir. O yüzden öncelikle bu hususlara dikkat eden nezaketli bir dil, işin mahiyeti gereği gereklidir. Aynı zamanda siyaseten de bence doğru olan budur. Söylediğimiz sözler, muhataplarımız tarafından anlaşılsın istiyorsak, onları öfkelendirecek, kızdıracak, yerlerinden fırlatacak laflar, bizim sözlerimizin onlara sirayet edeceği, nüfuz edeceği sözler olmaktan çıkar."
Genel Kurulda, daha sonra partilerin grup önerilerine geçildi.
Genel Kurulda önce İYİ Parti'nin, "bazı bakanların, aile şirketleri aracılığıyla kamudan haksız kazanç elde ettiklerine dair iddialara" ilişkin grup önerisi ele alındı.
İYİ Parti adına söz alan Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin devreye girmesiyle, kabinede görev yapacak bakanların TBMM üyesi olma zorunluluğunun ortadan kalktığını anımsattı.
Bazı bakanlar ve bakanlıklarla ilgili medyaya iddiaların yansıdığını ifade eden Öztürk, "Demokrasi ile yönetilen birçok ülkede en küçük bir nüfuz ticareti emaresi bile olsa istifa, görevden alma ve hesap verme mekanizması anında devreye girmektedir. Ancak ülkemizde son dönemlerde bu usullerin herhangi birine başvurulmadığı gibi, kendi şirketinden başında bulunduğu bakanlığa satış yapan bakana, görevden giderken teşekkür edilmekte, açıkça Kamu İhale Kanunu'na aykırı yapılan bu işlem ve bu işlemi yapanlar hakkında da soruşturma açılmamaktadır." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ise İYİ Parti'nin grup önerisinde, gazete haberlerindeki iddialara yer verildiğini belirterek, "Kimin elinde bilgi ve belge varsa bunları yargıya teslim etmesi gerekir. Tamamen hayali, gerçek dışı, mahkemeler tarafından kabul edilmemiş hususları tekrar ederek gerçekleri saptırmayın." dedi.
HDP'nin "6-8 Ekim olayları"na ilişkin grup önerisi üzerine partisi adına konuşan Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir, bu olaylara ilişkin defalarca araştırma önergesi vermelerine rağmen Mecliste kabul edilmediğini söyledi.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı, AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, HDP'nin çağrılarıyla şiddete dönüşen olayların başladığını, 6-8 Ekim olaylarında yüzlerce kamu binası ile araçların tahrip edildiğini, onlarca vatandaşın yaralandığını, Yasin Börü'nün ise hayatını kaybettiğini anımsattı. Tunç, bu olayların yargı kararlarıyla açıklığa kavuşacağını kaydetti.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada, İYİ Parti ve HDP'nin grup önerileri kabul edilemedi.
Daha sonra CHP'nin, "gübre fiyatlarındaki artışı" ile ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınmasına dair grup önerisi görüşüldü.
CHP Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan, artan girdi maliyetleri karşısında çiftçilerin kara kara düşündüğünü, gübre fiyatlarının geçen yıla göre yaklaşık 3 kat arttığını belirtti. Çiftçinin desteklenmediğini öne süren Kayan, "Çiftçilerimizin elinden topraklarını alıp, yabancılara satıp döviz elde etmek istiyorsunuz. Bu insafsızlıktır." diye konuştu.
CHP'nin grup önerisi üzerindeki konuşmaların tamamlanmasının ardından iki kez toplantı yeter sayısı bulunamadı.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, birleşimi, 12 Ekim Salı saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
Camiler ve Din Görevlileri Haftası'nı kutlayan AK Parti'li Kılıç, "Camilerimiz, vatanımızın ölümsüz tapuları, medeniyetimizin merkezi; din görevlilerimiz, toplumumuzun ender ve önder kişileridir. İtibar suikastçıları, Diyanetimize, camilerimize ve din görevlilerimize leke süremeyecek, zarar veremeyeceklerdir." diye konuştu.
Din görevlilerinin, donanımlı yetiştirilmesi, sorumluluklarını kuşanması gerektiğini belirten Kılıç, "Kadro dağıtımı ve görevli atamalarında israfa kapı açmayacak şekilde özenle davranılmalıdır çünkü iyi örnekleri yanında kadro ve görevli bekleyen camiler ve cemaatlerle, cemaat olmadığı için atıl kalan kadrolarda boşta kalıp zor duruma düşmüş, çok sayıda görevliler vardır." ifadelerini kullandı.
AK Parti'li Yıldız da kadim geleneklerle üreterek ışıl ışıl gençlerle muazzam bir gelecek inşa ettiklerini anlattı. Yıldız, "Kültürümüzde yer alan imece usulünün bugün takım çalışmasıyla geleceğe taşındığı, memleket sevgisini aklından çıkarmayan gençlerin muazzam bir üretim halkası oluşturuluyor. Buna mutlulukla şahidim. Milli teknoloji hamlesinin lokomotifi olan TEKNOFEST kuşağını sevgiyle selamlıyorum." dedi.
İYİ Parti'li Nuhoğlu, yeni yasama yılından beklentisinin, seçilmiş herkesin ettiği yemine sadık kalması, TBMM'nin yeniden itibar kazanmasına çalışması olduğunu söyledi. Nuhoğlu, "Beklentim, kuvvetler ayrılığının devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmediği, belli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret, sınırlı bir iş birliği olduğu, üstünlüğün yalnızca Anayasa ve yasalarda olduğunun uygulamalarla gösterilmesidir." diye konuştu.
Genel Kurulda daha sonra yerlerinden söz alan milletvekilleri, gündemlerindeki konulara ilişkin görüşlerini dile getirdi.
AK Parti Sivas Milletvekili Semiha Ekinci'nin, 6-8 Ekim olaylarına ilişkin yerinden konuşma yaptığı sırada, MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz ile HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, karşılıklı laf attı. Kılavuz'un HDP sıralarına yürümesi üzerine gerginlik yaşandı. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Bilgiç, milletvekillerini yerlerine oturmaları konusunda uyardı. Bilgiç, tartışmanın sürmesi üzerine birleşime ara verdi. Tartışma verilen arada da bir süre devam etti.
Genel Kurulda, gündem dışı konuşmalardan sonra grup başkanvekilleri yerlerinden söz aldı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, hükümetin, süreci daha fazla uzatmadan 3600 ek göstergeyi yasalaştırmasını istedi. Dervişoğlu, polisler, öğretmenler, din görevlileri ve sağlık çalışanlarının gözü kulağının 3600 ek göstergede olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 3600 ek göstergeye ilişkin 2022'nin sonunu işaret ettiğini belirterek, "2022 sonunu işaret etmesi şundan; seçim 2022'de olacak ya, 'Bu CHP iktidara gelir. 2022 sonuna varmadan da 3600'ü verir' diyor. Kimse bizim üzerimizden müjde vermesin." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, herkesin, 3600 ek göstergeyle ilgili müsterih olmasını isteyerek, "Bu konuda en ufak bir tereddüt yok. Her sözümüzü gerçekleştirdiğimiz gibi bu sözümüzü de gerçekleştireceğiz." diye konuştu.
Terör örgütü PKK'nın elebaşı Duran Kalkan'ın, "HDP bizim kontrolümüzde. CHP de HDP'ye muhtaç." sözünü hatırlatan Akbaşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İYİ Parti ile olan ilişkiyi CHP üzerinden, HDP ile ilişkilendirmek suretiyle denklemi kurmuşlar, hep beraber parlamenter hükümet sistemini ortaya koyuyorlar. Bu yamalı bohça ittifakı bileşenlerinin orada ortaya koydukları; biri diyor ki 'Ben cumhurbaşkanı olacağım.' Biri diyor ki 'Ben başbakan olacağım.' Diğeri de 'Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağım, bakanlık isterim ha.' diye hepinize değneği gösteriyor. Oradan hepiniz ulufe dağıtımına giriyorsunuz. Parlamenter sistemi talep edenlerin ortak noktası; milletin doğrudan cumhurbaşkanını seçme hakkını geri almak istiyorlar. Millete, bu hak ve yetkinin doğrudan verilmesine maalesef bu zillet ittifakı rıza göstermemiş. Bu ittifak, millete bu hakkı çok görüyor. Millete bu hakkı çok görenlerin, bu hakkı tanımayanların millete söyleyecekleri sözü olamaz. Milletimiz bunu maşeri vicdanında tartacaktır. Bu partilerin tabanlarından kopuk yönetimlerine, zihniyetlerine, takiyeci yöneticilere söylüyorum. Hiç kimse seçmene, millete bir şey söylediğimize dönük bir çarpıtmada bulunmasın."
Bu sırada CHP ve HDP milletvekilleri, Akbaşoğlu'na tepki gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, "İttifakımız adını milletten alıyor. Sen millete 'zillet' yakıştırması yapmaya başlarsan bu, siyasi iktidarın gücünden değil, tükenmişliğinin itirafından başka bir şey değildir." diye konuştu.
Türkiye'de psikolojik iktidarın el değiştirdiğini savunan Özel, "Kendisine 'zillet' diye lakap takılan millet, siyasi iktidarın el değişmesi için gün saymaktadır, seçimi beklemektedir." ifadesini kullandı.
Sataşmadan söz alan Akbaşoğlu, CHP'li Özel'e, "Kendi tabanlarını dahi kandıran ittifaka dönük bir değerlendirme yaptım. Asla bunun dışında başka bir değerlendirmem olmadı. PKK, 'Kürt' diyerek aldattı, FETÖ 'hizmet' diyerek aldattı. Siz de 'Millet İttifakı' diyerek milleti aldatıyorsunuz, vurguladığım şey buydu." karşılığını verdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Dervişoğlu ise "Sayın Akbaşoğlu söyledikleriyle kendini, mensubu bulunduğu zihniyeti tarif ediyor. Şimdi 'PKK şunu kandırdı', 'FETÖ bunu kandırdı' diye söylüyorsunuz. Hem PKK hem de FETÖ önce sizi kandırdı. Dolayısıyla biz ham, hımbıl, anlama, kavrama ve yorumlama kabiliyeti olmayan adamlardan sayılmıyoruz. Bizi aldatmak ve kandırmak öyle kolay değil. Aslında siz aldatılıp kandırılmışlar da değilsiniz, işinize geldiği için öyle davrananlardansınız." görüşünü savundu.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, "Milleti doğrudan 'zillet' ilan etmek meselesini, milletin takdirine bırakıyorum. 'Zillet' dedikleri halk, sandıkta kendilerine çok yakın bir zamanda gerekli cevabı verecek. Çok acele etmesinler, sabırlı olsunlar." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, "Hiç kimsenin şahsını, bulunduğu yeri rencide etmek için konuşmadım. Zillet ittifakı, Sam amcanın gölgesinde yapılan bir ittifak." dedi.
Akbaşoğlu'nun sözleri üzerine Genel Kurulda tartışma yaşandı. Özel, Akbaşoğlu'nun özür dilemesini isterken CHP, HDP ve İYİ Parti milletvekilleri de sıralara vurarak tepki gösterdi.
TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, milletvekillerini uyararak yerlerine oturmalarını istedi. Tartışmanın sürmesi üzerine Bilgiç, birleşime ara verdi. Tartışma verilen arada da bir süre devam etti.
Birleşimin açılmasının ardından konuşan MHP Grup Başkanvekili Muhammet Levent Bülbül, MHP Grubu olarak Mecliste ağır, kaba, yaralayıcı veya hakaret içeren hiçbir sözün söylenmesini doğru görmediklerini kaydetti.
Bülbül, Meclisteki bütün çalışmaları, temiz bir üslupla yürütme gayreti içinde olacaklarını dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı "Öfke, aklın celladıdır." sözünü anımsatarak, "Yalnızca öfkelendirdiğimiz kişilerin aklı için cellat olmayız, aynı zamanda kendi aklımızın da celladı oluruz. Oysa parlamentoda hepimizin niyet ve muradı, millete hizmeti sağlayacak tarzda yasaları müzakere etmek ve bunu da mümkün mertebe öfkelerin, kızgınlıkların, hırsların dışında soğukkanlı bir akılla yapabilmektir." ifadesini kullandı.
Partiler farklı olsa da insan olarak aynı atmosferi teneffüs ettiklerini belirten Bostancı, şunları kaydetti:
"İnsanların ortak mekanlardaki ilişkileri, iletişimleri asgari medeniyetin, asgari nezaketin kurallarına uygun bir şekilde yürüdüğünde orada ortak bir iş mümkündür. Partilerimiz farklı olabilir ama burada bizim, hep birlikte yapmaya çalıştığımız ortak kanunlar, ortak müzakerelerdir. O yüzden öncelikle bu hususlara dikkat eden nezaketli bir dil, işin mahiyeti gereği gereklidir. Aynı zamanda siyaseten de bence doğru olan budur. Söylediğimiz sözler, muhataplarımız tarafından anlaşılsın istiyorsak, onları öfkelendirecek, kızdıracak, yerlerinden fırlatacak laflar, bizim sözlerimizin onlara sirayet edeceği, nüfuz edeceği sözler olmaktan çıkar."
Genel Kurulda, daha sonra partilerin grup önerilerine geçildi.
Genel Kurulda önce İYİ Parti'nin, "bazı bakanların, aile şirketleri aracılığıyla kamudan haksız kazanç elde ettiklerine dair iddialara" ilişkin grup önerisi ele alındı.
İYİ Parti adına söz alan Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin devreye girmesiyle, kabinede görev yapacak bakanların TBMM üyesi olma zorunluluğunun ortadan kalktığını anımsattı.
Bazı bakanlar ve bakanlıklarla ilgili medyaya iddiaların yansıdığını ifade eden Öztürk, "Demokrasi ile yönetilen birçok ülkede en küçük bir nüfuz ticareti emaresi bile olsa istifa, görevden alma ve hesap verme mekanizması anında devreye girmektedir. Ancak ülkemizde son dönemlerde bu usullerin herhangi birine başvurulmadığı gibi, kendi şirketinden başında bulunduğu bakanlığa satış yapan bakana, görevden giderken teşekkür edilmekte, açıkça Kamu İhale Kanunu'na aykırı yapılan bu işlem ve bu işlemi yapanlar hakkında da soruşturma açılmamaktadır." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ise İYİ Parti'nin grup önerisinde, gazete haberlerindeki iddialara yer verildiğini belirterek, "Kimin elinde bilgi ve belge varsa bunları yargıya teslim etmesi gerekir. Tamamen hayali, gerçek dışı, mahkemeler tarafından kabul edilmemiş hususları tekrar ederek gerçekleri saptırmayın." dedi.
HDP'nin "6-8 Ekim olayları"na ilişkin grup önerisi üzerine partisi adına konuşan Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir, bu olaylara ilişkin defalarca araştırma önergesi vermelerine rağmen Mecliste kabul edilmediğini söyledi.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı, AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, HDP'nin çağrılarıyla şiddete dönüşen olayların başladığını, 6-8 Ekim olaylarında yüzlerce kamu binası ile araçların tahrip edildiğini, onlarca vatandaşın yaralandığını, Yasin Börü'nün ise hayatını kaybettiğini anımsattı. Tunç, bu olayların yargı kararlarıyla açıklığa kavuşacağını kaydetti.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada, İYİ Parti ve HDP'nin grup önerileri kabul edilemedi.
Daha sonra CHP'nin, "gübre fiyatlarındaki artışı" ile ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınmasına dair grup önerisi görüşüldü.
CHP Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan, artan girdi maliyetleri karşısında çiftçilerin kara kara düşündüğünü, gübre fiyatlarının geçen yıla göre yaklaşık 3 kat arttığını belirtti. Çiftçinin desteklenmediğini öne süren Kayan, "Çiftçilerimizin elinden topraklarını alıp, yabancılara satıp döviz elde etmek istiyorsunuz. Bu insafsızlıktır." diye konuştu.
CHP'nin grup önerisi üzerindeki konuşmaların tamamlanmasının ardından iki kez toplantı yeter sayısı bulunamadı.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, birleşimi, 12 Ekim Salı saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
