2010-04-08 - 13:38
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı. Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165. yıldönümünün kutlanmasının ardından, gündemdışı konuşmalara geçildi. AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Danıştayın, aralarında TEKEL işçilerinin de bulunduğu geçici işçilere yönelik kararının ekonomiye maliyetinin, yaklaşık 100 milyon lira olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Türk polis teşkilatının kuruluşunun
165. yıldönümü kutlandı.
Genel Kurul, Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı.
Akşener, birleşimi açtıktan sonra Türk polis teşkilatının kuruluşunun
165. yıldönümünü kutladı.
Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165. yıldönümü dolayısıyla AK Parti,
CHP ve MHP grup başkanvekilleri ile bazı milletvekilleri de yerlerinden söz
aldı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Türk polisinin son zamanlarda
milletin teveccühüne mazhar olduğunu ifade ederek, emniyet mensuplarını
kutladı.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu da polisleri kutlayarak,
özveriyle görev yapan polislerin sorunlarının çözümü için Meclisin harekete
geçmesini istedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da Türk polis teşkilatının
kuruluşunun 165. yıldönümünü kutladıktan sonra, ''Hükümeti ve iktidar partisini
uyarıyorum; seçimlerden önce polislere verdiğiniz sözleri tutun. Kuru kuruya gün
kutlamakla olmaz. Polislere özlük haklarına ilişkin verilen sözler tutulmalıdır''
dedi.
Genel kurulda daha sonra, gündemdışı konuşmalara geçildi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş,
Danıştayın, aralarında TEKEL işçierinin de bulunduğu geçici işçilere yönelik
kararının ekonomiye maliyetinin, yaklaşık 100 milyon lira olduğunu söyledi.
BDP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine, TBMM Genel
Kuruluna, kamudaki geçici personele ilişkin verdikleri araştırma önergesinin
bugün görüşülmesi için grup önerisi getirdi.
Grup önerisi aleyhinde söz alan Elitaş, TEKEL işçilerinin de aralarında
bulunduğu geçici personelin 4-C'ye geçiş için kendilerine süre tanındığını, 2 bin
500-3 bin işçinin, istihdam edilmek üzere başvuruda bulunduğunu, bazı işçilerin
eylemine devam ettiğini anımsattı.
Danıştayın, 4-C'li işçilerin eylem yapmasına fırsat verecek yeni bir
karara imza attığını ifade den Elitaş, ''Bununla birlikte şu anda 4-C
kapsamındaki işçiler, 8 aya kadar asgari ücretin 2 katı kadar ücret almayı hak
edecek. 8 aya kadar da bu eylemlerini sürdürme imkanı bulacaklar. Danıştayın, bu
kararın ekonomiye maliyeti yaklaşık 100 milyon liradır'' dedi.
Elitaş, 4-C kapsamındaki işçilere iş imkanı sağladıklarını, ancak
Danıştayın, Hükümetin yaptığı işlemlere karşı bir direnişi, eylemi desteklemek,
teşvik etmek amacıyla bu kararı verdiğini savundu.
Mustafa Elitaş, yapılan işin hukukun temel kavramlarına, kurullarına
aykırı olduğunu iddia ederek, ''İnsanlar açta, açıkta kalmıyorlar. Asgari ücretin
577 lira olduğu bir dönemde, 900 lira ortalama ücret alındığı düşünülürse,
hükümet, bu insanları geçmiş dönemdeki gibi mağdur etmemiştir'' diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, 4-C'nin geçici statü anlamına geldiğini ancak bu işçilerin, devletin
asli ve süreklilik arz eden işlerini yaptığını kaydetti. Kalaycı, ''İşçiler, bu
statüde emekli olabiliyorlar. Bu nasıl geçicilik?'' diye sordu.
AK Parti'nin bu uygulamasının, hukuka, vicdana sığmadığını ifade eden
Kalaycı, 4-C maddesinin yürürlükten kaldırılması ve bu işçilerin daimi kadroya
alınması için verdikleri yasa teklifinin ele alınmasını istedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Cevdet Selvi ise öneri lehindeki konuşmasında,
çağa, demokrasiye ve hukuka uygun olmayan bu sorunun, kangren haline
getirildiğini ifade ederek, konunun bir an önce çözülmesi gerektiğini söyledi.
Selvi, 4-C uygulamasının, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu
savunarak, ''4-C insanlık dışı bir çalışma biçimidir. Kölelik anlayışında,
istihdam şeklidir'' dedi.
BDP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis de 4-C'li işçilerin yılda 11 ay
çalıştığını, aldıkları ücretin 12 aya bölünmesi halinde, bunun asgari ücretin
altında kaldığını söyledi.
Halis, ''4-C mağduriyeti giderilmeli'' diye konuştu.
Görüşmelerin ardından BDP'nin grup önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulunda, BDP Şırnak Milletvekili
Hasip Kaplan ve BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, ''Türk Bayrağı ile bir
sorunlarının olmadığına'' yönelik sözleri üzerine, AK Parti Mersin Milletvekili
Kürşad Tüzmen, bunun yetmeyeceğini, ''Türk bayrağı bizim bayrağımızdır'' demeleri
gerektiğini söyledi. Kaplan, nüfus cüzdanını göstererek, ''Burada Rus bayrağı
yok'' diye tepki gösterdi.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle TRT'nin
özerkliğine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesine dair grup önerisi
getirdi.
Öneri üzerinde konuşan Kaplan, TRT'de, kapatılan DTP'ye, geçen yıl sadece
2 saat yer verildiğini ileri sürerek, bu durumu eleştirdi. AK Parti Mersin
Milletvekili Kürşad Tüzmen'in kendisine laf atması üzerine Kaplan ''Siz
şovmenlikten başka bir şey yapmazsınız'' diye tepki gösterdi.
Bayrağa karşı saygılarının sonsuz olduğunu ifade eden Kaplan, yakasındaki
rozeti gösterdi, ayrıca cüzdanından, nüfus cüzdanını çıkartarak, ''Burada Rus
bayrağı yok'' dedi.
Bayrağın, bu ulusun değeri olduğunu belirten Kaplan, kaçakçının,
çetelerin, katillerin de o bayrağı eline aldığını ve ortak değeri kirlettiğini
söyledi. Kaplan, bayrak ve Kuranıkerim üzerinden siyaset yapanların, yanlış
yaptığını kaydetti.
Kaplan'dan sonra yerinden söz alan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık,
kendilerinin bayrakla bir sorunlarının bulunmadığını ifade ederek, ''Bu zat,
mevki, makam kaybettiği için sığınacak liman arıyor. Biz bu liman değiliz. Bizim
üzerimizden siyaset yaptırmayız'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan Tüzmen'in, ''Uslu uslu oturuyordum,
laf gelince dayanamadım. Bu arkadaşlar, bayrakla sorunlarının olmadığını
söylüyorlar. Bu yetmez. 'Türk bayrağı bizim bayrağımızdır' deyin, bunu
istiyorum'' sözlerine, BDP'liler tepki gösterdi.
Bunun üzerine, ''Ben hepinizi seviyorum'' diyen Tüzmen, AK Parti Grup
Başkanvekili Suat Kılıç ile İstanbul'dan Ankara'ya giderken kapatılan DTP Genel
Başkanı Ahmet Türk ve milletvekilliği düşürülen Aysel Tuğluk'u gördüklerini,
elindeki bavulunun ağır olması nedeniyle ''kendisi gibi bir adamın'' Tuğluk'un
çantasını taşıdığını anlattı.
Tüzmen, ''Belki ben senden daha fazla Kürdüm, belki sen daha fazla
Türksün, kim bilebilir. Hazreti Adem Türk mü Kürt müydü?'' diye konuştu.
Sakık, sataşma gerekçesiyle kürsüye çıkarak, Tüzmen'in her gün sinirli
bir şekilde Genel Kurul salonuna gelerek, sert bir biçimde çantasını masaya
vurduğunu ve sataşacak bir yer aradığını savundu. Bir düşünürün, ''Her alçağın
en son sığınacağı limanlar, bu kutsal değerlerdir'' dediğini öne süren Sakık, hiç
kimsenin, bu kutsal değerlere sığınarak, başkasına haksızlık edemeyeceğini
söyledi.
Dayatmayla bayrağın sevdirilemeyeceğini ifade eden Sakık, ''Niye bölgede
insanlar bayrağa tepki gösterdi. Çünkü panzerlere bayrağı takıp, ev yaktılar.
Bayrak, resmi din, üniter yapıyla hiçbir sorunumuz yok, sorunumuz; tek ırktır.
Biz Türk değiliz. 'Biz kardeşiz' diyorlar. Böyle kardeşlik batsın, böyle
kardeşlik istemiyoruz. Bu kardeşlik değil, efendi, köle ilişkisidir'' görüşünü
savundu.(13:38)
165. yıldönümü kutlandı.
Genel Kurul, Başkanvekili Meral Akşener'in başkanlığında toplandı.
Akşener, birleşimi açtıktan sonra Türk polis teşkilatının kuruluşunun
165. yıldönümünü kutladı.
Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165. yıldönümü dolayısıyla AK Parti,
CHP ve MHP grup başkanvekilleri ile bazı milletvekilleri de yerlerinden söz
aldı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Türk polisinin son zamanlarda
milletin teveccühüne mazhar olduğunu ifade ederek, emniyet mensuplarını
kutladı.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu da polisleri kutlayarak,
özveriyle görev yapan polislerin sorunlarının çözümü için Meclisin harekete
geçmesini istedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da Türk polis teşkilatının
kuruluşunun 165. yıldönümünü kutladıktan sonra, ''Hükümeti ve iktidar partisini
uyarıyorum; seçimlerden önce polislere verdiğiniz sözleri tutun. Kuru kuruya gün
kutlamakla olmaz. Polislere özlük haklarına ilişkin verilen sözler tutulmalıdır''
dedi.
Genel kurulda daha sonra, gündemdışı konuşmalara geçildi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş,
Danıştayın, aralarında TEKEL işçierinin de bulunduğu geçici işçilere yönelik
kararının ekonomiye maliyetinin, yaklaşık 100 milyon lira olduğunu söyledi.
BDP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine, TBMM Genel
Kuruluna, kamudaki geçici personele ilişkin verdikleri araştırma önergesinin
bugün görüşülmesi için grup önerisi getirdi.
Grup önerisi aleyhinde söz alan Elitaş, TEKEL işçilerinin de aralarında
bulunduğu geçici personelin 4-C'ye geçiş için kendilerine süre tanındığını, 2 bin
500-3 bin işçinin, istihdam edilmek üzere başvuruda bulunduğunu, bazı işçilerin
eylemine devam ettiğini anımsattı.
Danıştayın, 4-C'li işçilerin eylem yapmasına fırsat verecek yeni bir
karara imza attığını ifade den Elitaş, ''Bununla birlikte şu anda 4-C
kapsamındaki işçiler, 8 aya kadar asgari ücretin 2 katı kadar ücret almayı hak
edecek. 8 aya kadar da bu eylemlerini sürdürme imkanı bulacaklar. Danıştayın, bu
kararın ekonomiye maliyeti yaklaşık 100 milyon liradır'' dedi.
Elitaş, 4-C kapsamındaki işçilere iş imkanı sağladıklarını, ancak
Danıştayın, Hükümetin yaptığı işlemlere karşı bir direnişi, eylemi desteklemek,
teşvik etmek amacıyla bu kararı verdiğini savundu.
Mustafa Elitaş, yapılan işin hukukun temel kavramlarına, kurullarına
aykırı olduğunu iddia ederek, ''İnsanlar açta, açıkta kalmıyorlar. Asgari ücretin
577 lira olduğu bir dönemde, 900 lira ortalama ücret alındığı düşünülürse,
hükümet, bu insanları geçmiş dönemdeki gibi mağdur etmemiştir'' diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da öneri aleyhinde yaptığı
konuşmada, 4-C'nin geçici statü anlamına geldiğini ancak bu işçilerin, devletin
asli ve süreklilik arz eden işlerini yaptığını kaydetti. Kalaycı, ''İşçiler, bu
statüde emekli olabiliyorlar. Bu nasıl geçicilik?'' diye sordu.
AK Parti'nin bu uygulamasının, hukuka, vicdana sığmadığını ifade eden
Kalaycı, 4-C maddesinin yürürlükten kaldırılması ve bu işçilerin daimi kadroya
alınması için verdikleri yasa teklifinin ele alınmasını istedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Cevdet Selvi ise öneri lehindeki konuşmasında,
çağa, demokrasiye ve hukuka uygun olmayan bu sorunun, kangren haline
getirildiğini ifade ederek, konunun bir an önce çözülmesi gerektiğini söyledi.
Selvi, 4-C uygulamasının, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu
savunarak, ''4-C insanlık dışı bir çalışma biçimidir. Kölelik anlayışında,
istihdam şeklidir'' dedi.
BDP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis de 4-C'li işçilerin yılda 11 ay
çalıştığını, aldıkları ücretin 12 aya bölünmesi halinde, bunun asgari ücretin
altında kaldığını söyledi.
Halis, ''4-C mağduriyeti giderilmeli'' diye konuştu.
Görüşmelerin ardından BDP'nin grup önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulunda, BDP Şırnak Milletvekili
Hasip Kaplan ve BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık'ın, ''Türk Bayrağı ile bir
sorunlarının olmadığına'' yönelik sözleri üzerine, AK Parti Mersin Milletvekili
Kürşad Tüzmen, bunun yetmeyeceğini, ''Türk bayrağı bizim bayrağımızdır'' demeleri
gerektiğini söyledi. Kaplan, nüfus cüzdanını göstererek, ''Burada Rus bayrağı
yok'' diye tepki gösterdi.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle TRT'nin
özerkliğine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesine dair grup önerisi
getirdi.
Öneri üzerinde konuşan Kaplan, TRT'de, kapatılan DTP'ye, geçen yıl sadece
2 saat yer verildiğini ileri sürerek, bu durumu eleştirdi. AK Parti Mersin
Milletvekili Kürşad Tüzmen'in kendisine laf atması üzerine Kaplan ''Siz
şovmenlikten başka bir şey yapmazsınız'' diye tepki gösterdi.
Bayrağa karşı saygılarının sonsuz olduğunu ifade eden Kaplan, yakasındaki
rozeti gösterdi, ayrıca cüzdanından, nüfus cüzdanını çıkartarak, ''Burada Rus
bayrağı yok'' dedi.
Bayrağın, bu ulusun değeri olduğunu belirten Kaplan, kaçakçının,
çetelerin, katillerin de o bayrağı eline aldığını ve ortak değeri kirlettiğini
söyledi. Kaplan, bayrak ve Kuranıkerim üzerinden siyaset yapanların, yanlış
yaptığını kaydetti.
Kaplan'dan sonra yerinden söz alan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık,
kendilerinin bayrakla bir sorunlarının bulunmadığını ifade ederek, ''Bu zat,
mevki, makam kaybettiği için sığınacak liman arıyor. Biz bu liman değiliz. Bizim
üzerimizden siyaset yaptırmayız'' dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan Tüzmen'in, ''Uslu uslu oturuyordum,
laf gelince dayanamadım. Bu arkadaşlar, bayrakla sorunlarının olmadığını
söylüyorlar. Bu yetmez. 'Türk bayrağı bizim bayrağımızdır' deyin, bunu
istiyorum'' sözlerine, BDP'liler tepki gösterdi.
Bunun üzerine, ''Ben hepinizi seviyorum'' diyen Tüzmen, AK Parti Grup
Başkanvekili Suat Kılıç ile İstanbul'dan Ankara'ya giderken kapatılan DTP Genel
Başkanı Ahmet Türk ve milletvekilliği düşürülen Aysel Tuğluk'u gördüklerini,
elindeki bavulunun ağır olması nedeniyle ''kendisi gibi bir adamın'' Tuğluk'un
çantasını taşıdığını anlattı.
Tüzmen, ''Belki ben senden daha fazla Kürdüm, belki sen daha fazla
Türksün, kim bilebilir. Hazreti Adem Türk mü Kürt müydü?'' diye konuştu.
Sakık, sataşma gerekçesiyle kürsüye çıkarak, Tüzmen'in her gün sinirli
bir şekilde Genel Kurul salonuna gelerek, sert bir biçimde çantasını masaya
vurduğunu ve sataşacak bir yer aradığını savundu. Bir düşünürün, ''Her alçağın
en son sığınacağı limanlar, bu kutsal değerlerdir'' dediğini öne süren Sakık, hiç
kimsenin, bu kutsal değerlere sığınarak, başkasına haksızlık edemeyeceğini
söyledi.
Dayatmayla bayrağın sevdirilemeyeceğini ifade eden Sakık, ''Niye bölgede
insanlar bayrağa tepki gösterdi. Çünkü panzerlere bayrağı takıp, ev yaktılar.
Bayrak, resmi din, üniter yapıyla hiçbir sorunumuz yok, sorunumuz; tek ırktır.
Biz Türk değiliz. 'Biz kardeşiz' diyorlar. Böyle kardeşlik batsın, böyle
kardeşlik istemiyoruz. Bu kardeşlik değil, efendi, köle ilişkisidir'' görüşünü
savundu.(13:38)
