2008-07-23 - 12:00
Hrant Dink Cinayeti Alt Komisyonu Başkanı AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Ocakden, "Hem Emniyet Teşkilatı hem de Jandarma açısından bir ihmalin, kusurun, koordinasyonsuzluğun olduğu sonucuna vardık" dedi.
-TBMM Haber Sitesi- TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde Hrant Dink cinayetini araştırmak üzere oluşturulan Alt Komisyon, hazırladığı 180 sayfalık raporunu açıkladı.
Hrant Dink Alt Komisyonu Başkanı AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Ocaktan, diğer komisyon üyeleri AK Parti Bingöl Milletvekili Kazım Ataoğlu, MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal ve DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ile beraber TBMM'de basın toplantısı düzenledi.
1380 sayfalık evrağın incelendiğini ifade eden Ocakden, inceleme raporu için "Geç oldu ama kapsamlı bir araştırmaydı" dedi.
İnceleme raporunda, otoritelerin, birey veya bireylerin yaşam hakkına yönelen gerçek ve yakın bir tehlikenin varlığından haberdar olması ve bu tehlikeden kaçınabilmek amacıyla yetkileri kapsamında önlem almalarının gerektiği belirtildi.
Raporda ayrıca, tehlikenin gerçek ve yakın tehlike olması halinde bireyin tehlikeye karşı korunması için devletin tedbir alma yükümlülüğü olduğunu kabul ettiği vurgulandı.
Alt Komisyonun İnceleme Raporunu okuyan Ocakden şunları kaydetti:
"Tehlikenin varlığı konusunda, gerek yazılan yazının akıbetinin tam olarak araştırılmamış olması ve gereğinin yapılamamış olması, gerekse Coşkun İğci'nin İl Jandarma Komutanlığının kayıtlı bir haber elemanı olmasa bile kendisinden alınan haberin ve bilginin yeterince araştırılmaması ve değerlendirilememesi sonucunda, idari makamların bu tür bir riski bilebilecek durumda olmalarına rağmen, her kademedeki sorumluların ihmali sonucunda tehlikeyi önlemek için gereken tedbirleri almadığından tehlikenin gerçekleşmiş olduğu ve Hrant Dink adlı vatandaşımızın yaşamını yitirmiş olduğu görülmüştür."
ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER?
İnceleme raporunda, benzer olayların yeniden yaşanmaması için alınması gereken tedbirlere de yer aldı.
Alınması gereken tedbirlerde; İl İdaresi Kanununun hükümlerine göre, il ve ilçelerin güvenliğinden birinci derecede mülki amirlerin sorumlu olduğu ve bundan dolayı kolluk kuvvetlerinin edindikleri bilgileri birbirleriyle ve mülki amirler ile paylaşmaları gerektiği belirtildi.
Jandarmanın, mülki görevleri yönünden, ilgili hüküm uyarınca sadece bakan
ve valiler tarafından denetlenebildiği, kaymakamlarca denetlenemedikleri ve valilerin iş yoğunluğu açısından bu yetkilerini kullanamadıkları hatırlatıldı. Söz konusu durumun jandarmanın fiilen mülki denetim dışında kalmasına neden olduğu ve ayrıca jandarma merkez teşkilatında yer alan mülki görevlerle ilgili iş ve işlem yürüten birimlerin mülki makamlarca
nasıl denetleneceğinin belirtilmediğinin de altı çizildi.
Ülke genelinde istihbarat birimlerinin kullandığı yardımcı istihbarat elemanlarının kaydının ve bilgilerinin tutulduğu ortak bir veri bankası sistemi oluşturulması gerektiği ve bilgilerin karşılıklı olarak paylaşılması için gerekli hukuki düzenleme yapılması gerektiği belirtildi.
JANDARMANIN SORUMLULUK SAHASI...
Raporda şöyle devam edildi:
"Mülki idare amirlerinin ve kolluk Amirlerinin başarı değerlendirilmesi kıstaslarında; önleyici kolluk (Mülki Görev) görevlerini başarı ile yerine getirip getiremediği hususunun öncelikle değerlendirilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Kolluk kuvvetlerinin sorumluluk sahalarının birbirine karışacak şekilde belirlenmesinin sıkıntılara yol açtığı, yetki kargaşası doğurduğu, zaman kaybı ve koordinasyonsuzluğa sebep olduğu, bilhassa istihbarat birimlerinin kendilerinden istifade ettikleri yardımcı istihbarat elemanlarının bazen ikileme düştükleri değerlendirildiğinden, mevzuatın da gereği olarak jandarmanın görev ve sorumluluk sahası belediye hudutları dışarısında belirlenmelidir.
Mülki idare amirlerinin kolluk birimleri üzerinde, kolluk birimine göre değişen yetkileri bulunmaktadır. Bu durum inceleme konusu olayda da olduğu gibi (Jandarma personelinin, emniyet personeli gibi görevden uzaklaştırılamaması ve bunun sonucu olarak Jandarma personelinin korunduğu ve kendilerine dokunulamadığı vb.) kamuoyu tarafından yanlış
değerlendirilebilecek ve kurumların imajını da haksız yere zedeleyebilecek bir kanaat oluşturmaktadır. Bu hususun düzeltilmesi için; mülki idare amirlerinin kolluk birimleri (mülki görevleri yönüyle aynı işi yapan) üzerindeki yetki farklarını ortadan kaldıracak mevzuat düzenlemesi hayata geçirilmeli; askeri yapılanma içinde olan kolluk birimlerinin özellikle barış döneminde, öncelikli görevlerinin ve bağlılıklarının tereddüte yer vermeyecek şekilde teşkilat kanunlarında yapılacak değişikliklerle belirlenmelidir."
İSTANBUL ÖZEL HİZMET TAZMİNATI...
Açıklanan inceleme raporunda, İstanbul şehrinin gerek nüfus yoğunluğu gerekse bu nüfusun
kozmopolitliği düşünüldüğünde, polis sayısının son derece yetersiz olduğu vurgulandı.
Raporda; "İstanbul'daki polis sayısının arttırılmasının ve polisin İstanbul'da çalışmasının özendirilmesine yönelik tedbirlerin alınması, bu çerçevede özellikle polis memuru ve emniyet amiri kadrosuna kadar olan personel için İstanbul özel hizmet tazminatı uygulanmalıdır." ifadesine yer verildi.
OCAKDEN: "HEM EMNİYET TEŞKİLATI HEM DE JANDARMA AÇISINDAN BİR İHMALİN, KUSURUN, KOORDİNASYONSUZLUĞUN OLDUĞU SONUCUNA VARDIK."
Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ocakden, "İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürünün ihmali var mı?" sorusunun sorulması üzerine, gazeteciye, "Böyle tuzak sorular sorma" yanıtını verdi. Ocakden, inceleme raporunda genel bir değerlendirme yaptıklarını, ihmalleri tespit ettiklerini söyledi.
Bir gazetecinin Alt Komisyonda CHP'li üye olmadığını hatırlatılması üzerine Ocakden, "Komisyonun bütün çalışmaları süresince ciddi tartışmayı bırakın, sesin yükseldiği bir tartışma bile olmadı, Çetin beyle de olmadı." ifadesini kullandı.
Hrant Dink cinayetine ilişkin olarak emniyet müdürü hakkında soruşturma izni verilmemesini nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine de Ocakden, inceleme raporunda raporda kişilere yönelik bir suçlamada bulunmadıklarını belirterek, "Hem Emniyet Teşkilatı hem de Jandarma açısından bir ihmalin, kusurun, koordinasyonsuzluğun olduğu sonucuna vardık."
Hrant Dink Alt Komisyonu Başkanı AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Ocaktan, diğer komisyon üyeleri AK Parti Bingöl Milletvekili Kazım Ataoğlu, MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal ve DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ile beraber TBMM'de basın toplantısı düzenledi.
1380 sayfalık evrağın incelendiğini ifade eden Ocakden, inceleme raporu için "Geç oldu ama kapsamlı bir araştırmaydı" dedi.
İnceleme raporunda, otoritelerin, birey veya bireylerin yaşam hakkına yönelen gerçek ve yakın bir tehlikenin varlığından haberdar olması ve bu tehlikeden kaçınabilmek amacıyla yetkileri kapsamında önlem almalarının gerektiği belirtildi.
Raporda ayrıca, tehlikenin gerçek ve yakın tehlike olması halinde bireyin tehlikeye karşı korunması için devletin tedbir alma yükümlülüğü olduğunu kabul ettiği vurgulandı.
Alt Komisyonun İnceleme Raporunu okuyan Ocakden şunları kaydetti:
"Tehlikenin varlığı konusunda, gerek yazılan yazının akıbetinin tam olarak araştırılmamış olması ve gereğinin yapılamamış olması, gerekse Coşkun İğci'nin İl Jandarma Komutanlığının kayıtlı bir haber elemanı olmasa bile kendisinden alınan haberin ve bilginin yeterince araştırılmaması ve değerlendirilememesi sonucunda, idari makamların bu tür bir riski bilebilecek durumda olmalarına rağmen, her kademedeki sorumluların ihmali sonucunda tehlikeyi önlemek için gereken tedbirleri almadığından tehlikenin gerçekleşmiş olduğu ve Hrant Dink adlı vatandaşımızın yaşamını yitirmiş olduğu görülmüştür."
ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER?
İnceleme raporunda, benzer olayların yeniden yaşanmaması için alınması gereken tedbirlere de yer aldı.
Alınması gereken tedbirlerde; İl İdaresi Kanununun hükümlerine göre, il ve ilçelerin güvenliğinden birinci derecede mülki amirlerin sorumlu olduğu ve bundan dolayı kolluk kuvvetlerinin edindikleri bilgileri birbirleriyle ve mülki amirler ile paylaşmaları gerektiği belirtildi.
Jandarmanın, mülki görevleri yönünden, ilgili hüküm uyarınca sadece bakan
ve valiler tarafından denetlenebildiği, kaymakamlarca denetlenemedikleri ve valilerin iş yoğunluğu açısından bu yetkilerini kullanamadıkları hatırlatıldı. Söz konusu durumun jandarmanın fiilen mülki denetim dışında kalmasına neden olduğu ve ayrıca jandarma merkez teşkilatında yer alan mülki görevlerle ilgili iş ve işlem yürüten birimlerin mülki makamlarca
nasıl denetleneceğinin belirtilmediğinin de altı çizildi.
Ülke genelinde istihbarat birimlerinin kullandığı yardımcı istihbarat elemanlarının kaydının ve bilgilerinin tutulduğu ortak bir veri bankası sistemi oluşturulması gerektiği ve bilgilerin karşılıklı olarak paylaşılması için gerekli hukuki düzenleme yapılması gerektiği belirtildi.
JANDARMANIN SORUMLULUK SAHASI...
Raporda şöyle devam edildi:
"Mülki idare amirlerinin ve kolluk Amirlerinin başarı değerlendirilmesi kıstaslarında; önleyici kolluk (Mülki Görev) görevlerini başarı ile yerine getirip getiremediği hususunun öncelikle değerlendirilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Kolluk kuvvetlerinin sorumluluk sahalarının birbirine karışacak şekilde belirlenmesinin sıkıntılara yol açtığı, yetki kargaşası doğurduğu, zaman kaybı ve koordinasyonsuzluğa sebep olduğu, bilhassa istihbarat birimlerinin kendilerinden istifade ettikleri yardımcı istihbarat elemanlarının bazen ikileme düştükleri değerlendirildiğinden, mevzuatın da gereği olarak jandarmanın görev ve sorumluluk sahası belediye hudutları dışarısında belirlenmelidir.
Mülki idare amirlerinin kolluk birimleri üzerinde, kolluk birimine göre değişen yetkileri bulunmaktadır. Bu durum inceleme konusu olayda da olduğu gibi (Jandarma personelinin, emniyet personeli gibi görevden uzaklaştırılamaması ve bunun sonucu olarak Jandarma personelinin korunduğu ve kendilerine dokunulamadığı vb.) kamuoyu tarafından yanlış
değerlendirilebilecek ve kurumların imajını da haksız yere zedeleyebilecek bir kanaat oluşturmaktadır. Bu hususun düzeltilmesi için; mülki idare amirlerinin kolluk birimleri (mülki görevleri yönüyle aynı işi yapan) üzerindeki yetki farklarını ortadan kaldıracak mevzuat düzenlemesi hayata geçirilmeli; askeri yapılanma içinde olan kolluk birimlerinin özellikle barış döneminde, öncelikli görevlerinin ve bağlılıklarının tereddüte yer vermeyecek şekilde teşkilat kanunlarında yapılacak değişikliklerle belirlenmelidir."
İSTANBUL ÖZEL HİZMET TAZMİNATI...
Açıklanan inceleme raporunda, İstanbul şehrinin gerek nüfus yoğunluğu gerekse bu nüfusun
kozmopolitliği düşünüldüğünde, polis sayısının son derece yetersiz olduğu vurgulandı.
Raporda; "İstanbul'daki polis sayısının arttırılmasının ve polisin İstanbul'da çalışmasının özendirilmesine yönelik tedbirlerin alınması, bu çerçevede özellikle polis memuru ve emniyet amiri kadrosuna kadar olan personel için İstanbul özel hizmet tazminatı uygulanmalıdır." ifadesine yer verildi.
OCAKDEN: "HEM EMNİYET TEŞKİLATI HEM DE JANDARMA AÇISINDAN BİR İHMALİN, KUSURUN, KOORDİNASYONSUZLUĞUN OLDUĞU SONUCUNA VARDIK."
Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ocakden, "İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürünün ihmali var mı?" sorusunun sorulması üzerine, gazeteciye, "Böyle tuzak sorular sorma" yanıtını verdi. Ocakden, inceleme raporunda genel bir değerlendirme yaptıklarını, ihmalleri tespit ettiklerini söyledi.
Bir gazetecinin Alt Komisyonda CHP'li üye olmadığını hatırlatılması üzerine Ocakden, "Komisyonun bütün çalışmaları süresince ciddi tartışmayı bırakın, sesin yükseldiği bir tartışma bile olmadı, Çetin beyle de olmadı." ifadesini kullandı.
Hrant Dink cinayetine ilişkin olarak emniyet müdürü hakkında soruşturma izni verilmemesini nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine de Ocakden, inceleme raporunda raporda kişilere yönelik bir suçlamada bulunmadıklarını belirterek, "Hem Emniyet Teşkilatı hem de Jandarma açısından bir ihmalin, kusurun, koordinasyonsuzluğun olduğu sonucuna vardık."
