2016-10-12 - 16:33
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
Genel Kurul'da gündem dışı söz alan AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Miryokefelon Savaşı'nın 840'ncı yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, söz konusu savaşın Anadolu'nun yurt edinilmesi ve Haçlı ordularının Anadolu'dan atılmasında dönüm noktalarından biri olduğunu söyledi.
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, seçim bölgesinin sorunlarına ilişkin yaptığı konuşmada, Artvin'in şu anda öncelikli sorunlarından birinin Cerattepe olduğunu bildirdi. Cerattepe olayına ilişkin davaya giden Artvinlilerin Rize'de yoğun bir şekilde polis aramasına tabi tutulduğunu savunan Bayraktutan, Rize ve Artvin valilerinin tutumlarını eleştirdi.
Şırnak'ın sorularını dile getirmek için gündem dışı söz alan HDP Diyarbakır Milletvekili ve Grup Başkanvekili İdris Baluken, CHP'li Bayraktutan'a destek vererek, yaşam alanlarının sadece Artvin'de değil, Türkiye'nin birçok yerinde talan edildiğini öne sürdü.
Baluken, Şırnak'ta 7 aydır sokağa çıkma yasakları ve ablukaların gündemde olduğunu öne sürerek, "Şırnak'ı yakan, yıkan talan eden zihniyet, Şırnak'a giden en küçük yardımların gitmesine de engel oluyor. Yardımlara valilik tarafından el konuluyor." ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Aydın, eski maliye bakanlarından Kemal Unakıtan'ın vefat ettiğini anımsatarak, "Yakın siyasi tarihimizde önemli görevler üstlenmiş, mizacı ve tavrıyla gönülleri fetheden, gayreti ve özverisiyle ülke ekonomisine ciddi katkılar sunan 58, 59 ve 60'ncı AK Parti hükümetlerinde Maliye Bakanlığı görevinde bulunan Sayın Kemal Unakıtan hakkın rahmetine yürümüştür. Kemal ağabeyimize Allah'tan rahmet diliyoruz, yakınlarına, AK Parti camiasına ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum." dedi.
Aydın, Unakıtan için yarın öğle namazının ardından Süleymaniye Cami'nde cenaze namazı kılınacağını belirtti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12 Eylül darbesinin sorumluları hakkında yürüttüğü soruşturmanın zaman aşımından dolayı takipsizlikle sonuçlandığını anımsatarak, darbecilerle hesaplaşılamadığını savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, hakim ve savcı adaylarının kura çekiminde yaptığı konuşmada "yargı, kolluk kuvvetleriyle samimi davrandığı sürece burada mağdur yok" ifadesini kullandığına değinen Akçay, "Bu ifadeleri hakim ve savcı adaylarına söylenecek sözler olarak kabul etmek mümkün değil. Hakim ve savcılardan bu sözleri dikkate almamalarını tavsiye ediyorum. Onlar adalet terazisinin dengeleridir, bu dengede esas olan hukuk ve kanunlardır." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, AK Parti'nin partisine yönelik soykırım faaliyetinde bulunduğunu savunarak, il ve ilçe yöneticilerinin gözaltına alındığını, parti binalarının hukuksuz şekilde aramaya tabi tutulduğunu öne sürdü.
12 Eylül darbesinin sorumluları hakkındaki soruşturmanın zaman aşımına uğramasını eleştiren Baluken, "AKP hükümetinin duyarsızlığı neticesinde 12 Eylül darbesiyle ilgili yürütülen soruşturma zamanaşımına uğrayarak düştü. Bu bile AKP hükümetinin darbelerle mücadelesinde ne kadar samimi olduğunu yansıtıyor diye düşünüyoruz." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, AK Parti Diyarbakır Dicle İlçe Başkanı Deryan Aktert ile AK Parti Van Özalp İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Muştu'nun terör örgütü PKK'nın saldırıları sonucu hayatlarını kaybettiğini anımsatarak, PKK ve türevleri dahil olmak üzere terör örgütünün tüm eylemlerini lanetlediklerini, kınadıklarını belirtti.
Terörle mücadelenin yoğun şekilde sürdüğü bölgelerdeki vatandaşlara ve AK Partililere teröre lanet okuyan tavırlarından dolayı selamlarını ileten İnceöz, "Terörle mücadeleyi 79 milyondan bir fert dahi kalsa sonuna kadar süreceğiz, 780 bin kilometrekare vatan toprağının bir parçası dahi verilmeyecektir. Terör örgütünün hiçbir kutsalı yok, insani ve ahlakı hiçbir değeri yok, lanetliyoruz." ifadesini kullandı.
İnceöz, HDP'li Baluken'in Şırnak'a ilişkin yaptığı konuşmayı eleştirerek, Şırnak'ta vatandaşların terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin yanında yer aldığını kaydetti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Türkiye OECD'ye üye ülkeler arasında, 2008 yılına kıyasla 2015 yılında istihdam edilen kişi sayısını 5 milyon 425 bin kişilik farkla en fazla arttıran ikinci ülke olmuştur." dedi.
Müezzinoğlu, TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin sözlü sorularını cevaplandırdı.
Kayıt dışı istihdam oranının 2002 yılında yüzde 52,14 iken 2016 Haziran ayı itibarıyla yüzde 34'e düştüğünü ifade eden Müezzinoğlu, kayıt dışı istihdamla mücadele konusunda, 5 ve daha fazla işçi çalışan iş yerlerinde ücretlerin bankalar aracılığıyla ödenmesi zorunluluğunun getirildiğini, idari para cezalarının artırıldığını anlattı.
Bakan Müezzinoğlu, 2004-2016 yılları arasında; kamu tarafından sigorta prim teşviklerine aktarılan kaynakların toplam tutarının 67 milyon 696 bin lira, sigorta prim teşvikleri kapsamında bildirilen toplam iş yeri sayısının 1 milyon 345 bin 3 ve sigorta prim teşvikleri kapsamında bildirilen toplam sigortalı sayısının da 9 milyon 551 bin 883 kişi olduğunu söyledi.
Müezzinoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2005-2015 yılları arasında sektörler bazında istihdam artışları hakkında bilgi vererek, şöyle devam etti:
"Tarım yüzde 6,4, sanayi yüzde 27,5, hizmet yüzde 44,4, inşaat yüzde 72'dir. 2014 Eylül ve 2015 Eylül dönemi arasında kadın istihdamı yüzde 5,8, genç istihdamı yüzde 6,3 artmıştır. Türkiye genelinde 2015 yılı sonu itibarıyla İŞKUR tarafından 260 bin 848 kadın, 242 bin 527 genç, 2016 yılı Ocak-Ağustos döneminde ise 162 bin 898 kadın, 135 bin 449 genç işe yerleştirilmiştir.
OECD verilerine göre Türkiye, 2009 yılında bir önceki yıla göre istihdamını 77 bin kişi, 2010 yılında 1 milyon 322 bin kişi ve 2011 yılında 1 milyon 507 bin kişi arttırmıştır. Bu artış rakamları en yüksek 2014 yılında gerçekleşmiş olup, 2014 yılında bir önceki yıla göre 4 milyon 411 bin kişilik istihdam artışı yaşanmıştır. Bu çerçevede, Türkiye OECD'ye üye ülkeler arasında 2008 yılına kıyasla 2015 yılında istihdam edilen kişi sayısını 5 milyon 425 bin kişilik farkla en fazla arttıran ikinci ülke olmuştur."
Türkiye'nin 2008-2015 döneminde yüzde 3,3'lük ortalama yıllık istihdam artış oranıyla OECD üyesi ülkeler arasında üçüncü, Avrupa Birliği'ne üye ve aday ülkeler arasında ikinci sırada yer aldığını belirten Müezzinoğlu, Türkiye'nin, Avrupa'da istihdam oranını en fazla artıran üçüncü ülke olduğunu vurguladı.
Bakan Müezzinoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarında engelli çalıştırma yükümlülüğü kapsamında kabul edilen dolu memur kadro sayısının toplam 2 milyon 132 bin 637 olduğu bilgisini verdi.
Engellilere tahsis edilmesi gereken kadro sayısının 64 bin 191, bu kadroların 43 bin 151'inin ise dolu durumda bulunduğunu ifade eden Müezzinoğlu, 2016 yılı Ağustos ayında 6 bin 113 kadro belirlendiğini, bunun da 5 bin 812'sine yerleştirme yapıldığını, böylelikle tüm adayların ataması yapıldığında engelli personel sayısının 48 bin 963'e ulaşacağını kaydetti.
Bakan Müezzinoğlu, 2016 yılı Temmuz ayı itibarıyla kamuda en yüksek memur olan Başbakanlık Müsteşarının net maaşının 9 bin 271 lira, en düşük maaş olan hizmetli maaşının da net 2 bin 512 lira olduğunu söyledi.
Müezzinoğlu, 2016 Ocak-Eylül döneminde teftişi yapılan iş yerlerinden 32'sine "Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümlerini ihlalden idari para cezası uygulanmasının istendiğini, Ocak 2012-Ekim 2016 arasında işin yürütümü ile iş sağlığı ve güvenliği yönünden programlı ve program dışı olmak üzere 123 bin 844 teftiş gerçekleştirildiğini, 15 bin 989 genç, 6 bin 448 çocuk işçiye rastlanıldığını ve 208 işyeri hakkında idari para cezası uygulanması istendiğini anlattı.
Bakan Müezzinoğlu, 2016 yılı Ocak ayı itibarıyla 18 yaş altında çalışan sayısının, çırak, aday çırak ve işletmelerde mesleki eğitim görenlerden bakmakla yükümlü olunanlar hariç, 133 bin 3 kişi olduğunu belirtti.
Yabancı istihdamına ilişkin bir soruya ise Müezzinoğlu, şöyle yanıt verdi:
"Türkiye dışında ikamet eden yabancıların son üç yıldaki başvurularının ağırlık olarak lise, yüksekokul ve üniversite mezunu olduğu görülmüş olup, 2013'te 6 bin 19'u erkek, 9 bin 192'si kadın olmak üzere toplam 15 bin 211; 2014'te 6 bin 648'i erkek, 12 bin 755'i kadın olmak üzere toplam 19 bin 403; 2015'te ise 11 bin 805'i erkek, 19 bin 3'ü kadın olmak üzere toplam 30 bin 808 yabancıya izin verilmiştir.
Son üç yılda ağırlıklı olarak konaklama ve yiyecek hizmet faaliyetleri, hanehalklarının işverenler olarak faaliyetleri, imalat ve inşaat sınıflarında olmak üzere 2013'te 17 bin 426'sı erkek, 28 bin 402'si kadın olmak üzere toplam 45 bin 28; 2014'te 20 bin 999'u erkek, 31 bin 307'si kadın olmak üzere toplam 52 bin 306; 2015'de ise 26 bin 908'i erkek, 37 bin 632'si kadın olmak üzere toplam 64 bin 80 yabancıya izin verilmiştir."
Müezzinoğlu, "4C'li üniversiteli işçilerin memur kadrosuna alınmasıyla ilgili bir çalışma var mıdır?" sorusuna da Bakanlığın ilgili kanun hükümlerince çalışmaları sürdürdüğü yanıtını verdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in taşeron işçilerin ne zaman kadroya geçirileceği, 4C'lilerin statüleriyle ilgili düzenlemelerin ne zaman yapılacağı ve emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili çalışma olup olmayacağı sorularına ise "Üç konuda da net cevabım; biraz sabır." şeklinde karşılık verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Meclis tatile girmeden önce görüşmelerine başlanan ilk KHK olan 667 sayılı KHK, temel kanun şeklinde iki bölüm halinde ele alınıyor.
HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, partisi adına yaptığı konuşmada, darbe girişimine gelinceye kadar yapılan bütün işlemlerde, son 14 yılın hükümeti olarak AK Parti'nin çok belirleyici rolü, sorumluğu bulunduğunu savundu.
Bank Asya'nın açılış törenindeki fotoğraflara bakıldığında, kimlerin bir arada, hangi sevinç ve heyecanla bankanın açılışını yapıp, kutladığını soran Sancar, "Taraftarlarını o bankaya yatırım yapmaya yönelten AKP yönetimiydi.O gün bankanın kurulmasını sağlayan, bütün işlemlerin altında imzası yer alan siyasilerin hiçbiri, hiçbir şekilde hesap vermeyecek ama orada hesap açmış bir kişi, terör örgütü üyesi olduğu suçlamasıyla işinden edilecek. Böyle bir adaletsizliği nasıl kabul edebildiğinizi anlayamıyoruz." diye konuştu.
Sancar, kapatılan 15 üniversitenin kuruluşunda kimin imzası olduğu, üniversiteleri denetlemekle yükümlü hangi siyasi, idari makamların görevlerini yerine getirmediği sorularını yönelterek, şöyle devam etti:
" Eğer bu Türkiye tarihinin en kanlı terör örgütüyse ki sık sık böyle söylüyor iktidar sözcüleri, onu bugüne kadar besleyen, koruyan, bilerek bilmeyerek güçlenmesini sağlayan, devlete yerleşmesini sağlayan kim varsa, öncelikle onların hesap vermesi gerekiyor. Allah katında da bu hesap verilecek ama çağdaş hukuk sistemleri öbür dünyaya havale etmiyor. Sizler de 'Hesabı soracağız, bu dünyada soracağız, hukuk çerçevesinde soracağız.' diyorsunuz ama hukuku uygulamıyorsunuz. Asıl sorumlular burada otururken, asıl sorumlular mevcutken, her gün gözümüzün önündeyken yüz binlerce insanı mağdur etmek adaletsizliklerin en büyüğüdür. Bu adaletsizliği gidermediğiniz sürece, bu adaletsizliği düzeltmediğiniz sürece sizin darbe girişimiyle mücadele ettiğinize kimseyi inandıramazsınız, en azından bizi inandıramazsınız."
MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, FETÖ üyesi hainlerin, Türk milletine silah doğrulttuğunu, Türk tarihinde nadir görülecek bir ihanete imza attığını ifade etti. Aksu, buna kalkışan kim varsa ismi, unvanı ne olursa olsun hesap vermesi, bedelini ödemesi gerektiğini kaydetti.
Aksu, görevden almalarda itiraz mekanizmalarının sağlıklı şekilde işletilmesini, acilen kamuda uygulama birliğinin oluşturulmasını istedi.
Demokrasi üzerinde dolaşan kara bulutları kovmanın, antidemokratik eğilimlerin önünü kesmenin siyasetçilerin önde gelen sorumluluğu olduğunu belirten Aksu, bu günlerde birlik ve beraberliklerini daha da güçlendirmenin, bu sorumluluğun gereği, aynı zamanda tarihi bir zorunluluk olduğunu söyledi. Aksu, devletin ve milletin bekasının, her türlü siyasi gayenin üstünde olduğunu dile getirdi.
CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, son darbe girişiminden çok korktuğunu, bunun çok hain bir darbe girişimi olduğunu söyledi.
Bunun, herkesin canına kast eden, en değerli kurumlara karşı bir darbe girişimi olduğunu dile getiren Sarıhan, halkın, Meclisin tepki verdiğini anımsattı.
Sarıhan, OHAL'in de bir hukuk rejimi, hukuki olay olduğunu, birçok ülkenin anayasasında da bulunduğunu ifade ederek, "Ancak yapılması gereken OHAL ilanı değil. OHAL ve sıkıyönetim ilanı bir hukuk rejimi ise o zaman onun hukukla sınırlı olması, hukuk içinde hareket edilmesi gerekir. Ancak elimizdeki kararnameler, hukuka uymayı değil adeta uymamamızı söylüyor. Fetullah sadece ülkemize değil bütün dünyaya mikrop yayıyor. Fakat Fetullah ile mücedele edelim derken başka haksızlıklara fırsat vermeyelim. Yaparsak zararımıza olur." görüşünü dile getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım, OHAL'in, demokratik bir düzenin oluşturulmasında engel teşkil eden vesayetçi aktör ve yapıların kaldırılmasını hedeflediğini belirtti.
Siyaset tarihinde daha önce de pek çok kez OHAL'in uygulandığına işaret eden Yıldırım, "15 Temmuz öncesi sayısız karşılaştığımız, yaşadığımız terör olayına rağmen OHAL ilan edilmemişti. Ama 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ilan etmeyeceğiz de ne zaman ilan edeceğiz?" diye sordu.
Darbe girişimine karşı ayakta kalan kurumlardan birinin de siyaset kurumu olduğunu vurgulayan Yıldırım, siyasilerin kahraman halka, gazi ve şehitlere karşı can ve şükran borcu olduğunu, Yenikapı ruhunu korumaları gerektiğini söyledi.
Yıldırım, FETÖ'nün bir cemaat değil aynı zamanda dini tahrip etmek isteyen, Haşhaşi ruhlu, sinsi, cani yapı olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kaset, kumpas, şantaj yoluyla ekonomiyi, siyaseti hedef alan, devletin tankını millete çeviren silahlı örgütlüdür. FETÖ sadece AK Parti zamanında ortaya çıkmış bir örgüt değildir. Tam aksine diğer siyasi iktidar zamanında mücadele edilmeyip, AK Parti zamanında kararlılıkla mücadele edilen bir örgüttür. FETÖ, 40 yılı aşkın süredir sinsice, parlamenter sistemin de zayıflığından ve bürokratik oligarşiden de yararlanarak devlet kurumlarına yerleşmiş, hain bir örgüttür. Eğer böylesine hain ve sinsi örgüte karşı AK Parti ve onun kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı, hiç kimse bu milli mücadeleyi bu kadar başarılı sürdüremezdi. İlk kez darbe girişimine karşı direnen, şapkasını alıp gitmeyen bir lider ve onun etrafında kenetlenen aziz millet vardı. Eğer 27 Mayıs, 12 Eylül'de tüm darbelere karşı siyasi liderler karşı çıksaydı belki bugün Türkiye darbeler tarihi olan bir ülke olmayacaktı."
TBMM Genel Kurulu'nda, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK'nin görüşmelerinde söz alan Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, 15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişiminin yaşandığı akşam Mecliste grubu bulunan tüm siyasi partilerin darbeye karşı dik bir duruş sergilediğini söyledi.
Elvan, FETÖ ile mücadele için "Yenikapı ruhunun" devam ettirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Olağanüstü hal uygulamasının uzatılmasına ilişkin eleştiriler bulunduğunu anımsatan Elvan, "FETÖ'nün ne kadar hain olduğunu, nasıl gizli yapılanma içerisinde çalıştığını hep birlikte gördük. Bu terör örgütünün tamamıyla yok edilmesi, kökünün kazınması için bu mücadelenin sürdürülmesi gerekiyor. Olağanüstü halin uzatılmasının tek ve tek nedeni Fetullahçı terör örgütünün tamamıyla ortadan kaldırılmasıdır." dedi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da 15 Temmuz gecesi Meclis Başkanı İsmail Kahraman ve milletvekillerinin darbeye karşı bombalar altında ciddi bir duruş sergilediğini vurgulayarak, "Tüm milletvekillerine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Farklı partilerde siyaset yapabiliriz ama söz konusu bayrak, söz konusu vatan, söz konusu milletse gerisi teferruattır diyor, hepinize teşekkür ediyorum." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, kanun hükmünde kararnamenin (KHK) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Başkanvekili Aydın, verilen aranın ardından, komisyonun yerini almaması üzerine, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
Genel Kurul'da gündem dışı söz alan AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Miryokefelon Savaşı'nın 840'ncı yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, söz konusu savaşın Anadolu'nun yurt edinilmesi ve Haçlı ordularının Anadolu'dan atılmasında dönüm noktalarından biri olduğunu söyledi.
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, seçim bölgesinin sorunlarına ilişkin yaptığı konuşmada, Artvin'in şu anda öncelikli sorunlarından birinin Cerattepe olduğunu bildirdi. Cerattepe olayına ilişkin davaya giden Artvinlilerin Rize'de yoğun bir şekilde polis aramasına tabi tutulduğunu savunan Bayraktutan, Rize ve Artvin valilerinin tutumlarını eleştirdi.
Şırnak'ın sorularını dile getirmek için gündem dışı söz alan HDP Diyarbakır Milletvekili ve Grup Başkanvekili İdris Baluken, CHP'li Bayraktutan'a destek vererek, yaşam alanlarının sadece Artvin'de değil, Türkiye'nin birçok yerinde talan edildiğini öne sürdü.
Baluken, Şırnak'ta 7 aydır sokağa çıkma yasakları ve ablukaların gündemde olduğunu öne sürerek, "Şırnak'ı yakan, yıkan talan eden zihniyet, Şırnak'a giden en küçük yardımların gitmesine de engel oluyor. Yardımlara valilik tarafından el konuluyor." ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Aydın, eski maliye bakanlarından Kemal Unakıtan'ın vefat ettiğini anımsatarak, "Yakın siyasi tarihimizde önemli görevler üstlenmiş, mizacı ve tavrıyla gönülleri fetheden, gayreti ve özverisiyle ülke ekonomisine ciddi katkılar sunan 58, 59 ve 60'ncı AK Parti hükümetlerinde Maliye Bakanlığı görevinde bulunan Sayın Kemal Unakıtan hakkın rahmetine yürümüştür. Kemal ağabeyimize Allah'tan rahmet diliyoruz, yakınlarına, AK Parti camiasına ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum." dedi.
Aydın, Unakıtan için yarın öğle namazının ardından Süleymaniye Cami'nde cenaze namazı kılınacağını belirtti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12 Eylül darbesinin sorumluları hakkında yürüttüğü soruşturmanın zaman aşımından dolayı takipsizlikle sonuçlandığını anımsatarak, darbecilerle hesaplaşılamadığını savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, hakim ve savcı adaylarının kura çekiminde yaptığı konuşmada "yargı, kolluk kuvvetleriyle samimi davrandığı sürece burada mağdur yok" ifadesini kullandığına değinen Akçay, "Bu ifadeleri hakim ve savcı adaylarına söylenecek sözler olarak kabul etmek mümkün değil. Hakim ve savcılardan bu sözleri dikkate almamalarını tavsiye ediyorum. Onlar adalet terazisinin dengeleridir, bu dengede esas olan hukuk ve kanunlardır." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, AK Parti'nin partisine yönelik soykırım faaliyetinde bulunduğunu savunarak, il ve ilçe yöneticilerinin gözaltına alındığını, parti binalarının hukuksuz şekilde aramaya tabi tutulduğunu öne sürdü.
12 Eylül darbesinin sorumluları hakkındaki soruşturmanın zaman aşımına uğramasını eleştiren Baluken, "AKP hükümetinin duyarsızlığı neticesinde 12 Eylül darbesiyle ilgili yürütülen soruşturma zamanaşımına uğrayarak düştü. Bu bile AKP hükümetinin darbelerle mücadelesinde ne kadar samimi olduğunu yansıtıyor diye düşünüyoruz." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, AK Parti Diyarbakır Dicle İlçe Başkanı Deryan Aktert ile AK Parti Van Özalp İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Muştu'nun terör örgütü PKK'nın saldırıları sonucu hayatlarını kaybettiğini anımsatarak, PKK ve türevleri dahil olmak üzere terör örgütünün tüm eylemlerini lanetlediklerini, kınadıklarını belirtti.
Terörle mücadelenin yoğun şekilde sürdüğü bölgelerdeki vatandaşlara ve AK Partililere teröre lanet okuyan tavırlarından dolayı selamlarını ileten İnceöz, "Terörle mücadeleyi 79 milyondan bir fert dahi kalsa sonuna kadar süreceğiz, 780 bin kilometrekare vatan toprağının bir parçası dahi verilmeyecektir. Terör örgütünün hiçbir kutsalı yok, insani ve ahlakı hiçbir değeri yok, lanetliyoruz." ifadesini kullandı.
İnceöz, HDP'li Baluken'in Şırnak'a ilişkin yaptığı konuşmayı eleştirerek, Şırnak'ta vatandaşların terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin yanında yer aldığını kaydetti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Türkiye OECD'ye üye ülkeler arasında, 2008 yılına kıyasla 2015 yılında istihdam edilen kişi sayısını 5 milyon 425 bin kişilik farkla en fazla arttıran ikinci ülke olmuştur." dedi.
Müezzinoğlu, TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin sözlü sorularını cevaplandırdı.
Kayıt dışı istihdam oranının 2002 yılında yüzde 52,14 iken 2016 Haziran ayı itibarıyla yüzde 34'e düştüğünü ifade eden Müezzinoğlu, kayıt dışı istihdamla mücadele konusunda, 5 ve daha fazla işçi çalışan iş yerlerinde ücretlerin bankalar aracılığıyla ödenmesi zorunluluğunun getirildiğini, idari para cezalarının artırıldığını anlattı.
Bakan Müezzinoğlu, 2004-2016 yılları arasında; kamu tarafından sigorta prim teşviklerine aktarılan kaynakların toplam tutarının 67 milyon 696 bin lira, sigorta prim teşvikleri kapsamında bildirilen toplam iş yeri sayısının 1 milyon 345 bin 3 ve sigorta prim teşvikleri kapsamında bildirilen toplam sigortalı sayısının da 9 milyon 551 bin 883 kişi olduğunu söyledi.
Müezzinoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2005-2015 yılları arasında sektörler bazında istihdam artışları hakkında bilgi vererek, şöyle devam etti:
"Tarım yüzde 6,4, sanayi yüzde 27,5, hizmet yüzde 44,4, inşaat yüzde 72'dir. 2014 Eylül ve 2015 Eylül dönemi arasında kadın istihdamı yüzde 5,8, genç istihdamı yüzde 6,3 artmıştır. Türkiye genelinde 2015 yılı sonu itibarıyla İŞKUR tarafından 260 bin 848 kadın, 242 bin 527 genç, 2016 yılı Ocak-Ağustos döneminde ise 162 bin 898 kadın, 135 bin 449 genç işe yerleştirilmiştir.
OECD verilerine göre Türkiye, 2009 yılında bir önceki yıla göre istihdamını 77 bin kişi, 2010 yılında 1 milyon 322 bin kişi ve 2011 yılında 1 milyon 507 bin kişi arttırmıştır. Bu artış rakamları en yüksek 2014 yılında gerçekleşmiş olup, 2014 yılında bir önceki yıla göre 4 milyon 411 bin kişilik istihdam artışı yaşanmıştır. Bu çerçevede, Türkiye OECD'ye üye ülkeler arasında 2008 yılına kıyasla 2015 yılında istihdam edilen kişi sayısını 5 milyon 425 bin kişilik farkla en fazla arttıran ikinci ülke olmuştur."
Türkiye'nin 2008-2015 döneminde yüzde 3,3'lük ortalama yıllık istihdam artış oranıyla OECD üyesi ülkeler arasında üçüncü, Avrupa Birliği'ne üye ve aday ülkeler arasında ikinci sırada yer aldığını belirten Müezzinoğlu, Türkiye'nin, Avrupa'da istihdam oranını en fazla artıran üçüncü ülke olduğunu vurguladı.
Bakan Müezzinoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarında engelli çalıştırma yükümlülüğü kapsamında kabul edilen dolu memur kadro sayısının toplam 2 milyon 132 bin 637 olduğu bilgisini verdi.
Engellilere tahsis edilmesi gereken kadro sayısının 64 bin 191, bu kadroların 43 bin 151'inin ise dolu durumda bulunduğunu ifade eden Müezzinoğlu, 2016 yılı Ağustos ayında 6 bin 113 kadro belirlendiğini, bunun da 5 bin 812'sine yerleştirme yapıldığını, böylelikle tüm adayların ataması yapıldığında engelli personel sayısının 48 bin 963'e ulaşacağını kaydetti.
Bakan Müezzinoğlu, 2016 yılı Temmuz ayı itibarıyla kamuda en yüksek memur olan Başbakanlık Müsteşarının net maaşının 9 bin 271 lira, en düşük maaş olan hizmetli maaşının da net 2 bin 512 lira olduğunu söyledi.
Müezzinoğlu, 2016 Ocak-Eylül döneminde teftişi yapılan iş yerlerinden 32'sine "Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümlerini ihlalden idari para cezası uygulanmasının istendiğini, Ocak 2012-Ekim 2016 arasında işin yürütümü ile iş sağlığı ve güvenliği yönünden programlı ve program dışı olmak üzere 123 bin 844 teftiş gerçekleştirildiğini, 15 bin 989 genç, 6 bin 448 çocuk işçiye rastlanıldığını ve 208 işyeri hakkında idari para cezası uygulanması istendiğini anlattı.
Bakan Müezzinoğlu, 2016 yılı Ocak ayı itibarıyla 18 yaş altında çalışan sayısının, çırak, aday çırak ve işletmelerde mesleki eğitim görenlerden bakmakla yükümlü olunanlar hariç, 133 bin 3 kişi olduğunu belirtti.
Yabancı istihdamına ilişkin bir soruya ise Müezzinoğlu, şöyle yanıt verdi:
"Türkiye dışında ikamet eden yabancıların son üç yıldaki başvurularının ağırlık olarak lise, yüksekokul ve üniversite mezunu olduğu görülmüş olup, 2013'te 6 bin 19'u erkek, 9 bin 192'si kadın olmak üzere toplam 15 bin 211; 2014'te 6 bin 648'i erkek, 12 bin 755'i kadın olmak üzere toplam 19 bin 403; 2015'te ise 11 bin 805'i erkek, 19 bin 3'ü kadın olmak üzere toplam 30 bin 808 yabancıya izin verilmiştir.
Son üç yılda ağırlıklı olarak konaklama ve yiyecek hizmet faaliyetleri, hanehalklarının işverenler olarak faaliyetleri, imalat ve inşaat sınıflarında olmak üzere 2013'te 17 bin 426'sı erkek, 28 bin 402'si kadın olmak üzere toplam 45 bin 28; 2014'te 20 bin 999'u erkek, 31 bin 307'si kadın olmak üzere toplam 52 bin 306; 2015'de ise 26 bin 908'i erkek, 37 bin 632'si kadın olmak üzere toplam 64 bin 80 yabancıya izin verilmiştir."
Müezzinoğlu, "4C'li üniversiteli işçilerin memur kadrosuna alınmasıyla ilgili bir çalışma var mıdır?" sorusuna da Bakanlığın ilgili kanun hükümlerince çalışmaları sürdürdüğü yanıtını verdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in taşeron işçilerin ne zaman kadroya geçirileceği, 4C'lilerin statüleriyle ilgili düzenlemelerin ne zaman yapılacağı ve emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili çalışma olup olmayacağı sorularına ise "Üç konuda da net cevabım; biraz sabır." şeklinde karşılık verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Meclis tatile girmeden önce görüşmelerine başlanan ilk KHK olan 667 sayılı KHK, temel kanun şeklinde iki bölüm halinde ele alınıyor.
HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, partisi adına yaptığı konuşmada, darbe girişimine gelinceye kadar yapılan bütün işlemlerde, son 14 yılın hükümeti olarak AK Parti'nin çok belirleyici rolü, sorumluğu bulunduğunu savundu.
Bank Asya'nın açılış törenindeki fotoğraflara bakıldığında, kimlerin bir arada, hangi sevinç ve heyecanla bankanın açılışını yapıp, kutladığını soran Sancar, "Taraftarlarını o bankaya yatırım yapmaya yönelten AKP yönetimiydi.O gün bankanın kurulmasını sağlayan, bütün işlemlerin altında imzası yer alan siyasilerin hiçbiri, hiçbir şekilde hesap vermeyecek ama orada hesap açmış bir kişi, terör örgütü üyesi olduğu suçlamasıyla işinden edilecek. Böyle bir adaletsizliği nasıl kabul edebildiğinizi anlayamıyoruz." diye konuştu.
Sancar, kapatılan 15 üniversitenin kuruluşunda kimin imzası olduğu, üniversiteleri denetlemekle yükümlü hangi siyasi, idari makamların görevlerini yerine getirmediği sorularını yönelterek, şöyle devam etti:
" Eğer bu Türkiye tarihinin en kanlı terör örgütüyse ki sık sık böyle söylüyor iktidar sözcüleri, onu bugüne kadar besleyen, koruyan, bilerek bilmeyerek güçlenmesini sağlayan, devlete yerleşmesini sağlayan kim varsa, öncelikle onların hesap vermesi gerekiyor. Allah katında da bu hesap verilecek ama çağdaş hukuk sistemleri öbür dünyaya havale etmiyor. Sizler de 'Hesabı soracağız, bu dünyada soracağız, hukuk çerçevesinde soracağız.' diyorsunuz ama hukuku uygulamıyorsunuz. Asıl sorumlular burada otururken, asıl sorumlular mevcutken, her gün gözümüzün önündeyken yüz binlerce insanı mağdur etmek adaletsizliklerin en büyüğüdür. Bu adaletsizliği gidermediğiniz sürece, bu adaletsizliği düzeltmediğiniz sürece sizin darbe girişimiyle mücadele ettiğinize kimseyi inandıramazsınız, en azından bizi inandıramazsınız."
MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, FETÖ üyesi hainlerin, Türk milletine silah doğrulttuğunu, Türk tarihinde nadir görülecek bir ihanete imza attığını ifade etti. Aksu, buna kalkışan kim varsa ismi, unvanı ne olursa olsun hesap vermesi, bedelini ödemesi gerektiğini kaydetti.
Aksu, görevden almalarda itiraz mekanizmalarının sağlıklı şekilde işletilmesini, acilen kamuda uygulama birliğinin oluşturulmasını istedi.
Demokrasi üzerinde dolaşan kara bulutları kovmanın, antidemokratik eğilimlerin önünü kesmenin siyasetçilerin önde gelen sorumluluğu olduğunu belirten Aksu, bu günlerde birlik ve beraberliklerini daha da güçlendirmenin, bu sorumluluğun gereği, aynı zamanda tarihi bir zorunluluk olduğunu söyledi. Aksu, devletin ve milletin bekasının, her türlü siyasi gayenin üstünde olduğunu dile getirdi.
CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, son darbe girişiminden çok korktuğunu, bunun çok hain bir darbe girişimi olduğunu söyledi.
Bunun, herkesin canına kast eden, en değerli kurumlara karşı bir darbe girişimi olduğunu dile getiren Sarıhan, halkın, Meclisin tepki verdiğini anımsattı.
Sarıhan, OHAL'in de bir hukuk rejimi, hukuki olay olduğunu, birçok ülkenin anayasasında da bulunduğunu ifade ederek, "Ancak yapılması gereken OHAL ilanı değil. OHAL ve sıkıyönetim ilanı bir hukuk rejimi ise o zaman onun hukukla sınırlı olması, hukuk içinde hareket edilmesi gerekir. Ancak elimizdeki kararnameler, hukuka uymayı değil adeta uymamamızı söylüyor. Fetullah sadece ülkemize değil bütün dünyaya mikrop yayıyor. Fakat Fetullah ile mücedele edelim derken başka haksızlıklara fırsat vermeyelim. Yaparsak zararımıza olur." görüşünü dile getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırım, OHAL'in, demokratik bir düzenin oluşturulmasında engel teşkil eden vesayetçi aktör ve yapıların kaldırılmasını hedeflediğini belirtti.
Siyaset tarihinde daha önce de pek çok kez OHAL'in uygulandığına işaret eden Yıldırım, "15 Temmuz öncesi sayısız karşılaştığımız, yaşadığımız terör olayına rağmen OHAL ilan edilmemişti. Ama 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ilan etmeyeceğiz de ne zaman ilan edeceğiz?" diye sordu.
Darbe girişimine karşı ayakta kalan kurumlardan birinin de siyaset kurumu olduğunu vurgulayan Yıldırım, siyasilerin kahraman halka, gazi ve şehitlere karşı can ve şükran borcu olduğunu, Yenikapı ruhunu korumaları gerektiğini söyledi.
Yıldırım, FETÖ'nün bir cemaat değil aynı zamanda dini tahrip etmek isteyen, Haşhaşi ruhlu, sinsi, cani yapı olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kaset, kumpas, şantaj yoluyla ekonomiyi, siyaseti hedef alan, devletin tankını millete çeviren silahlı örgütlüdür. FETÖ sadece AK Parti zamanında ortaya çıkmış bir örgüt değildir. Tam aksine diğer siyasi iktidar zamanında mücadele edilmeyip, AK Parti zamanında kararlılıkla mücadele edilen bir örgüttür. FETÖ, 40 yılı aşkın süredir sinsice, parlamenter sistemin de zayıflığından ve bürokratik oligarşiden de yararlanarak devlet kurumlarına yerleşmiş, hain bir örgüttür. Eğer böylesine hain ve sinsi örgüte karşı AK Parti ve onun kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı, hiç kimse bu milli mücadeleyi bu kadar başarılı sürdüremezdi. İlk kez darbe girişimine karşı direnen, şapkasını alıp gitmeyen bir lider ve onun etrafında kenetlenen aziz millet vardı. Eğer 27 Mayıs, 12 Eylül'de tüm darbelere karşı siyasi liderler karşı çıksaydı belki bugün Türkiye darbeler tarihi olan bir ülke olmayacaktı."
TBMM Genel Kurulu'nda, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK'nin görüşmelerinde söz alan Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, 15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişiminin yaşandığı akşam Mecliste grubu bulunan tüm siyasi partilerin darbeye karşı dik bir duruş sergilediğini söyledi.
Elvan, FETÖ ile mücadele için "Yenikapı ruhunun" devam ettirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Olağanüstü hal uygulamasının uzatılmasına ilişkin eleştiriler bulunduğunu anımsatan Elvan, "FETÖ'nün ne kadar hain olduğunu, nasıl gizli yapılanma içerisinde çalıştığını hep birlikte gördük. Bu terör örgütünün tamamıyla yok edilmesi, kökünün kazınması için bu mücadelenin sürdürülmesi gerekiyor. Olağanüstü halin uzatılmasının tek ve tek nedeni Fetullahçı terör örgütünün tamamıyla ortadan kaldırılmasıdır." dedi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da 15 Temmuz gecesi Meclis Başkanı İsmail Kahraman ve milletvekillerinin darbeye karşı bombalar altında ciddi bir duruş sergilediğini vurgulayarak, "Tüm milletvekillerine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Farklı partilerde siyaset yapabiliriz ama söz konusu bayrak, söz konusu vatan, söz konusu milletse gerisi teferruattır diyor, hepinize teşekkür ediyorum." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, kanun hükmünde kararnamenin (KHK) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Başkanvekili Aydın, verilen aranın ardından, komisyonun yerini almaması üzerine, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapattı.
