2008-10-15 - 13:00
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, gazetecilere,
rüşvet karşılığı Silivri'deki bir arsanın imara açılması için AK Parti Sakarya Milletvekili Şaban Dişli ile bir belge imzaladığı iddia edilen Mehmet Karasu'nun, Silivri Belediye Başkan Yardımcısı Namık Öndeş'e 80 bin YTL gönderdiğine ilişkin banka dekontu dağıttı.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu,
TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gazetecilere,
rüşvet karşılığı Silivri'deki bir arsanın imara açılması için AK Parti Sakarya
Milletvekili Şaban Dişli ile bir belge imzaladığı iddia edilen Mehmet Karasu'nun,
Silivri Belediye Başkan Yardımcısı Namık Öndeş'e 80 bin YTL gönderdiğine ilişkin
banka dekontu dağıttı.
Daha önce, Silivri'de satılan bir arsa dolayısıyla ''gözü doymaz
işadamına, siyasetçi ve bürokratın desteğiyle sağlanan 11 trilyonluk ranta
ilişkin protokolü'' açıkladığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''48 saat içinde, bir
işadamına 11 trilyonluk rantı sağlayan bir belediye başkanı, hangi çağdaş
demokratik ülkede sorgulanmaz?'' diye sordu. Kılıçdaroğlu, ''Türkiye, çağdaş,
demokratik bir ülkeyse, hukukun egemenliği geçerliyse, bu soruyu, İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a benden önce Başbakan'ın sorması
gerekirdi'' görüşünü dile getirdi.
Kemal Kılıçdaroğlu, '' Bir belediye başkanı, ne zamandan beri
yandaşlarına rant sağlamakla kendini görevli hissediyor? 11 trilyonluk rantın bir
karşılığı olmaz mı? '3 Y' ile mücadele edeceğim diye iktidar olanlar, yandaşları
yolsuzluk yapınca niçin gereğini yapmaktan kaçınırlar?'' diye sordu.
-''YİYENLER PARTİSİ''-
Çankaya Belediyesindeki yolsuzluk iddiası nedeniyle, soruşturma
açıldığını, İçişleri Bakanlığının, müfettiş görevlendirdiğini anımsatan
Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Silivri Belediyesi ekseninde
ortaya çıkan bu olayda ise savcıların harekete geçmediğini, bakanlığın müfettiş
görevlendirmediğini belirtti.
Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin, bu yolsuzluk iddialarını sorgulamak ya da
araştırmak için bir komisyon kurmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Peki o zaman sormazlar mı; Kardeşim madem ki yolsuzluklar karşısında
bunları yapmayacaktın o zaman partinin adına niçin AK diyorsun? Bence AKP'nin
adına yakışan kısa sözcük AK Parti değil, Ye Parti'dir. Gelişmeler de bunu
doğruluyor.
Bunu gerekçelendiren bir olayı geçen haftalarda yaşadık. AKP'nin ikinci
adamı, AKP'nin bir Genel Başkan Yardımcısı, hayali ihracatçıdır. Kendi
şirketinde yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönemde hayali ihracat yapmış ve bu
suçu Danıştay kararıyla kesinleşmiştir. Hayali ihracat, devleti tokatlamak ve
dolayısıyla fakir fukaranın rızkını cebe indirmek için yapılır. Bunu yapan bir
kişi ortada kapı gibi bir mahkeme kararına rağmen AKP'nin Genel Başkan
Yardımcılığı görevini hala sürdürürse artık o parti kendine AK Parti diyemez. O
parti artık bir yiyenler partisidir.''
-BANKA DEKONTU-
Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Silivri Belediyesindeki
yetkililerin, AK Parti'nin özel koruması altında olduğunu savunarak, ''O kadar
ciddi bir koruma var ki artık rüşvet belgelerine imza atmaktan milletvekilleri
bile çekinmemektedir'' dedi.
CHP'li Kılıçdaroğlu, 15 Şubat 2008 tarihli bir banka dekontu göstererek,
''gözü doymaz işadamı, Şaban Dişli olayının baş aktörü, bankalardan kredi
alabilmek için Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in yeğenine rüşvet verilmesine
ilişkin olayda adı geçen'' Mehmet Karasu'nun, Silivri Belediye Başkan Yardımcısı
Namık Öndeş'e banka havalesiyle 80 bin YTL gönderdiğini belirtti.
''Bu 80 bin YTL'lik dekont ne anlama geliyor? Bir belediye başkan
yardımcısı, Karasu'dan 80 bin YTL'yi niçin alır?'' sorularını yönelten
Kılıçdaroğlu, Silivri Belediyesi yolsuzluk ayağının bir kısmının ortaya çıktığını
ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ayağının hala karanlıkta olduğunu öne
sürdü.
Kılıçdaroğlu, Topbaş ve imar komisyonu üyelerinin, bir an önce mal
varlıklarını açıklamasını istedi.
''Rüşvetin adeta yasallaştığı bir süreci'' yaşadıklarını ileri süren
Kılıçdaroğlu, ''Sözleşmeler imzalanıyor, banka dekontlarıyla paralar alınıyor.
Çünkü yolsuzluklar AKP'nin koruması altında. AKP, yolsuzlukların hamisi
konumunda. Bu kadar yolsuzluk batağına saplanan bir ülkede haydi kuldan
utanmıyorsunuz diyelim, Allah'tan da mı korkmuyorsunuz'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, ayrıca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'e, ''17
Aralık 2007'de İstanbul WOW Otelde İsrail Enerji Bakanı ile bir araya geldiniz
mi? Geldinizse hangi konuyu konuştunuz? Oteldeki yemek masraflarını hangi şirket
karşıladı?'' diye sordu.
TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gazetecilere,
rüşvet karşılığı Silivri'deki bir arsanın imara açılması için AK Parti Sakarya
Milletvekili Şaban Dişli ile bir belge imzaladığı iddia edilen Mehmet Karasu'nun,
Silivri Belediye Başkan Yardımcısı Namık Öndeş'e 80 bin YTL gönderdiğine ilişkin
banka dekontu dağıttı.
Daha önce, Silivri'de satılan bir arsa dolayısıyla ''gözü doymaz
işadamına, siyasetçi ve bürokratın desteğiyle sağlanan 11 trilyonluk ranta
ilişkin protokolü'' açıkladığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''48 saat içinde, bir
işadamına 11 trilyonluk rantı sağlayan bir belediye başkanı, hangi çağdaş
demokratik ülkede sorgulanmaz?'' diye sordu. Kılıçdaroğlu, ''Türkiye, çağdaş,
demokratik bir ülkeyse, hukukun egemenliği geçerliyse, bu soruyu, İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a benden önce Başbakan'ın sorması
gerekirdi'' görüşünü dile getirdi.
Kemal Kılıçdaroğlu, '' Bir belediye başkanı, ne zamandan beri
yandaşlarına rant sağlamakla kendini görevli hissediyor? 11 trilyonluk rantın bir
karşılığı olmaz mı? '3 Y' ile mücadele edeceğim diye iktidar olanlar, yandaşları
yolsuzluk yapınca niçin gereğini yapmaktan kaçınırlar?'' diye sordu.
-''YİYENLER PARTİSİ''-
Çankaya Belediyesindeki yolsuzluk iddiası nedeniyle, soruşturma
açıldığını, İçişleri Bakanlığının, müfettiş görevlendirdiğini anımsatan
Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Silivri Belediyesi ekseninde
ortaya çıkan bu olayda ise savcıların harekete geçmediğini, bakanlığın müfettiş
görevlendirmediğini belirtti.
Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin, bu yolsuzluk iddialarını sorgulamak ya da
araştırmak için bir komisyon kurmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Peki o zaman sormazlar mı; Kardeşim madem ki yolsuzluklar karşısında
bunları yapmayacaktın o zaman partinin adına niçin AK diyorsun? Bence AKP'nin
adına yakışan kısa sözcük AK Parti değil, Ye Parti'dir. Gelişmeler de bunu
doğruluyor.
Bunu gerekçelendiren bir olayı geçen haftalarda yaşadık. AKP'nin ikinci
adamı, AKP'nin bir Genel Başkan Yardımcısı, hayali ihracatçıdır. Kendi
şirketinde yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönemde hayali ihracat yapmış ve bu
suçu Danıştay kararıyla kesinleşmiştir. Hayali ihracat, devleti tokatlamak ve
dolayısıyla fakir fukaranın rızkını cebe indirmek için yapılır. Bunu yapan bir
kişi ortada kapı gibi bir mahkeme kararına rağmen AKP'nin Genel Başkan
Yardımcılığı görevini hala sürdürürse artık o parti kendine AK Parti diyemez. O
parti artık bir yiyenler partisidir.''
-BANKA DEKONTU-
Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Silivri Belediyesindeki
yetkililerin, AK Parti'nin özel koruması altında olduğunu savunarak, ''O kadar
ciddi bir koruma var ki artık rüşvet belgelerine imza atmaktan milletvekilleri
bile çekinmemektedir'' dedi.
CHP'li Kılıçdaroğlu, 15 Şubat 2008 tarihli bir banka dekontu göstererek,
''gözü doymaz işadamı, Şaban Dişli olayının baş aktörü, bankalardan kredi
alabilmek için Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in yeğenine rüşvet verilmesine
ilişkin olayda adı geçen'' Mehmet Karasu'nun, Silivri Belediye Başkan Yardımcısı
Namık Öndeş'e banka havalesiyle 80 bin YTL gönderdiğini belirtti.
''Bu 80 bin YTL'lik dekont ne anlama geliyor? Bir belediye başkan
yardımcısı, Karasu'dan 80 bin YTL'yi niçin alır?'' sorularını yönelten
Kılıçdaroğlu, Silivri Belediyesi yolsuzluk ayağının bir kısmının ortaya çıktığını
ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ayağının hala karanlıkta olduğunu öne
sürdü.
Kılıçdaroğlu, Topbaş ve imar komisyonu üyelerinin, bir an önce mal
varlıklarını açıklamasını istedi.
''Rüşvetin adeta yasallaştığı bir süreci'' yaşadıklarını ileri süren
Kılıçdaroğlu, ''Sözleşmeler imzalanıyor, banka dekontlarıyla paralar alınıyor.
Çünkü yolsuzluklar AKP'nin koruması altında. AKP, yolsuzlukların hamisi
konumunda. Bu kadar yolsuzluk batağına saplanan bir ülkede haydi kuldan
utanmıyorsunuz diyelim, Allah'tan da mı korkmuyorsunuz'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, ayrıca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'e, ''17
Aralık 2007'de İstanbul WOW Otelde İsrail Enerji Bakanı ile bir araya geldiniz
mi? Geldinizse hangi konuyu konuştunuz? Oteldeki yemek masraflarını hangi şirket
karşıladı?'' diye sordu.
